|
Tweet | Tarih: 17-09-2026 21:25 |
Yunus Emre / YENİ Parti Genel Sekreteri
Hiçbir siyasi yapı kendisini toplumsal hareket ilan ettiği için toplumsal hareket haline gelmez. Bu sözü ilk defa şimdi kongreler sürecinde uygulamaya geçireceğiz. Kongrelerimizde yalnızca yöneticilerimizi seçmeyecek; üyeyi karar sahibi yapan, farklı toplumsal kesimleri eşit kurucular olarak buluşturan ve iktidara bugünden hazırlanan yeni siyaset anlayışını kendi örgütümüzde hayata geçireceğiz. Böylece antidemokratik bir müdahale karşısında açtığımız yolu, bir mağduriyetin geçici adresine değil, Türkiye’nin demokratik dönüşümünü taşıyacak kalıcı bir toplumsal harekete dönüştüreceğiz...
Demokratik siyaset alanının giderek daraltıldığı, yurttaşın kararlar üzerindeki etkisinin zayıfladığı ve siyasi partilere duyulan güvenin aşındığı bir dönemde Yeni Parti’nin siyasi kuruluşu yalnızca kendi mensuplarını ilgilendiren bir parti meselesi değildir. Bu kuruluş, toplumdaki değişim talebinin kalıcı bir örgüte, demokratik mücadelenin güvenilir bir iktidar seçeneğine dönüşmesi bakımından Türkiye için önem taşımaktadır.
Heyecanımız yeni bir tabelanın altında toplanmaktan değil; siyaseti yeniden bir toplumsal görev haline getirecek, üyeyi karar sahibi yapacak ve Türkiye’yi demokratik bir iktidarla buluşturacak yeni bir hareketi birlikte kuruyor olmaktan kaynaklanıyor. Tam da bu eşikte, nasıl bir parti kurmak istediğimizi, eski tip siyasetten hangi yönleriyle ayrıldığımızı ve Türkiye’ye ne vaat ettiğimizi açıkça ortaya koymanın ortak bir sorumluluk olduğuna inanıyorum.
Demokrasi mücadelesinden demokratik iktidarı kuracak toplumsal harekete
Türkiye yeni siyasi partilerin kuruluşuna yabancı değil. Siyasi hayatımızda birçok parti, mevcut partilerde yaşanan ayrışmaların, liderlik mücadelelerinin veya seçim hesaplarının sonucunda ortaya çıktı. Bu nedenle bir partinin kendini “yeni” olarak tanımlaması, onun gerçekten yeni olduğu anlamına gelmez. Bir siyasal yapının yeniliği; kuruluş tarihiyle değil, siyaset yapma biçimiyle, yurttaşla kurduğu ilişkiyle ve iktidara yüklediği anlamla ölçülür.
Yeni Parti’nin taşıdığı asıl iddia da burada ortaya çıkıyor. Yeni Parti, Türkiye’de siyaset yapma tarzını değiştirmek için kurulmuştur. Eski tip, merkezden yönetilen ve yurttaşı seçimden seçime hatırlayan bir parti olmak yerine; üyelerin doğrudan söz ve karar sahibi olduğu, toplumun tüm kesimleriyle sürekli ilişki kuran, siyaseti hayatın bütün alanlarına taşıyan ve toplumsal hareket olarak örgütlenmiş bir parti olmayı amaçlamaktadır.
Bu toplumsal hareketin açık bir siyasi yönü ve somut bir iktidar hedefi vardır. Yeni Parti yalnızca antidemokratik müdahalelere karşı direnmek, muhalefette yeni bir adres oluşturmak veya belirli bir siyasi geleneğin devamlılığını sağlamak için kurulmadı. Yeni Parti, Türkiye’yi yönetmek, ülkenin sorunlarını çözmek ve demokratik Cumhuriyeti yeniden kurmak için iktidara gelmek üzere yola çıktı. Bu aşamada, parti tüzel kişiliğinin sınırlarını aşan güçlü bir toplumsal harekete ihtiyaç vardır ve ancak böyle bir hareket mücadeleyi başarıya taşıyacak direnç, süreklilik ve toplumsal meşruiyeti yaratabilir.
Yeni Parti’yi doğru değerlendirebilmek için bu üç niteliği bir arada düşünmek gerekir: Toplumsal bir hareket olmak, antidemokratik saldırılara karşı mücadele etmek ve demokratik bir iktidar seçeneği oluşturmak. Bunlar birbirinden ayrı hedefler değil, aynı siyasal stratejinin birbirini tamamlayan parçalarıdır.
Bir zorunluluktan doğan kalıcı siyasal iddia
Yeni Parti olağan bir siyasal dönemde, partiler arasındaki boş bir alanı doldurmak amacıyla kurulmadı. CHP’ye, üyelerinin iradesine ve demokratik siyasetin meşru alanına yönelen müdahale, yeni bir yol açılmasını zorunlu hâle getirdi. Eski yol kapatıldığında geri çekilmek, millet iradesine yönelik müdahaleyi kabullenmek anlamına gelecekti. Yeni Parti’nin kuruluşu, bu müdahale karşısında siyaseti ve mücadeleyi sürdürme iradesinin sonucudur.
Ancak bir partinin hangi şartlarda kurulduğu ile neden varlığını sürdüreceği aynı şey değildir. Antidemokratik müdahale Yeni Parti’nin kuruluş anını açıklayabilir; fakat kalıcı varlık nedenini tek başına belirleyemez. Şunu çok iyi biliyoruz ki mağduriyet bir başlangıç noktası olabilir, kalıcı bir siyasal kimlik olamaz. Bir siyasi hareket, yalnızca kendisine yapılan haksızlığı anlatarak ülkenin geleceğini kuramaz.
Bu nedenle Yeni Parti’nin kuruluş gerekçesi ile tarihsel amacı arasında açık bir ayrım yapmak gerekir. Kuruluşu zorunlu kılan, demokratik siyasete yönelik müdahaledir. Varlığını anlamlı kılan ise Türkiye’nin demokratikleşmesi ve ülkenin yönetimine talip olan yeni bir iktidar seçeneğinin oluşturulmasıdır.
İtiraz geçicidir, program kalıcıdır
Yeni Parti CHP’ye veya CHP seçmenine karşı kurulmuş bir parti değildir. Cumhuriyetçilik, halkçılık, laiklik, sosyal demokrasi, kamuculuk, bağımsızlık ve demokratikleşme mücadelesi, sahip çıktığımız tarihsel birikimin özüdür. Bir siyasal kuruluştan vazgeçmek zorunda kalmak, tarihsel amaçlardan ve değerlerden vazgeçmek anlamına gelmez.
Ancak bu mirasa sahip çıkmak, geçmişin bütün örgütlenme kalıplarını ve siyaset yapma alışkanlıklarını olduğu gibi sürdürmek demek de değildir. Yeni Parti’nin yaklaşımı geçmişi reddetmek veya tekrarlamak değil, onu kapsayıp aşmaktır. Cumhuriyeti demokrasiyle, laikliği özgürlükle, kamuculuğu verimlilikle, sosyal adaleti üretimle, eşit yurttaşlığı çoğulculukla tamamlamaktır.
Bu nedenle Yeni Parti bir bekleme odası, geçici bir zorunluluk veya başka bir yapıya geri dönüş planı değildir. Demokratik mücadelemizin yeni ve kalıcı siyasal adresidir.
Yeni nesil parti örgütlenmesi
Türkiye’de siyasal partiler uzun zamandır toplum ile devlet arasında demokratik bir köprü olma işlevini yeterince yerine getirememektedir. Birçok parti, yurttaşların siyasete katıldığı yapılardan çok, seçim zamanlarında harekete geçen merkezi aygıtlara dönüşmüş durumdadır.
Eski tip siyasal partide üyenin görevi çoğunlukla seçimlerde oy vermek, toplantılara katılmak, merkezden alınan kararları savunmak ve seçim döneminde çalışmaktır. Politikalar dar kadrolar tarafından hazırlanır, adaylar sınırlı çevrelerce belirlenir, delege sistemi zamanla profesyonel siyasetçilerin denetim mekanizmasına dönüşür. Kadınlar, gençler, emekçiler ve farklı toplumsal kesimler de karar süreçlerinin gerçek aktörlerinden çok listelerde temsil edilmesi gereken kategoriler olarak görülür.
Böyle bir yapıda toplum siyasetin öznesi değil, hedef kitlesidir. Yurttaşlara söz ve karar hakkı verilmez; onlardan destek istenir. Yeni Parti’nin itirazı yalnızca mevcut iktidarın antidemokratik uygulamalarına değil, siyasetin bu daralmış biçiminedir. Devlette şeffaflık isteyen bir parti siyasi etik anlayışını kurumsallaştırmak; iktidardan liyakat talep eden bir parti kendi kadrolarını liyakatle belirlemek; millet egemenliğini savunan bir parti de önce kendi üyelerinin iradesine saygı göstermek zorundadır.
Siyasal parti biçiminde örgütlenen bir toplumsal hareket
Toplumsal hareket olmak, siyasal parti kimliğini reddetmek anlamına gelmez. Yeni Parti elbette seçimlere katılacak, aday gösterecek, Meclis’te mücadele edecek, hükümet programını hazırlayacak ve Türkiye’yi yönetmeye talip olacaktır. Devleti demokratikleştirmek, ekonomik düzeni değiştirmek ve sosyal adaleti sağlamak için seçim kazanmak ve iktidar olmak gerekir.
Fakat siyasal parti olmak, siyaseti genel merkez binalarına, parlamento çalışmalarına ve seçim kampanyalarına hapsetmeyi gerektirmez. Yeni Parti’nin iddiası, bir siyasal partinin kurumsallığını ve yönetme kapasitesini, bir toplumsal hareketin enerjisi ve yaygınlığıyla birleştirmektir. Toplumsal hareket olmak örgütsüzlük değil örgütü toplumsallaştırmak; kuralsızlık değil kuralları üyelerle birlikte oluşturmak ve herkese eşit biçimde uygulamaktır.
Böyle bir parti, toplumun yalnızca kendisine gelmesini beklemez; kendisini toplumun içinde örgütler. İnsanların yalnızca oylarına değil, bilgilerine, deneyimlerine, eleştirilerine ve çözüm üretme kapasitelerine de ihtiyaç duyar. Yeni Parti ne yalnızca seçim kazanmaya göre kurulmuş bir seçim makinesi ne de yalnızca tepki üreten bir protesto platformu olacaktır. Toplumla birlikte düşünen, mücadele eden ve yönetmeye hazırlanan kalıcı bir siyasal hareket olacaktır.
Üyeyi yeniden siyasetin öznesi yapmak
Yeni Parti’nin siyasi hayatımıza getirmek istediği en önemli yeniliklerden biri, üyeliğe yüklediği anlamdır. Üyelik yalnızca bir kayıt işlemi, kimlik veya aidiyet değildir. Üyelik; karar süreçlerine katılmak, sorumluluk üstlenmek, yöneticileri belirlemek, politika üretmek, hesap sormak ve gerektiğinde hesap vermektir.
Yeni Parti’yi yönetenler üyeleri değil, üyeler partiyi yönetenleri belirleyecektir. Mahalle, ilçe ve il meclisleri yalnızca örgütsel toplantıların yapıldığı yapılar olmaktan çıkarılarak yerel sorunların tartışıldığı, çözüm önerilerinin geliştirildiği, parti politikalarının değerlendirildiği ve yöneticilerin denetlendiği gerçek katılım alanlarına dönüştürülecektir.
Genel başkandan yerel yöneticilere kadar mümkün olan bütün görevler doğrudan üyelerin iradesine dayanacaktır. Delege sistemi, üye iradesini sınırlayan ve dar çevrelerin iktidarını yeniden üreten bir mekanizma olmaktan çıkarılacak; yalnızca zorunlu yasal ve teknik işlevlerle sınırlandırılacaktır.
Dijital katılım kanalları da yüz yüze siyasetin yerine değil, onu tamamlamak üzere kullanılacaktır. Üyenin güçlenmesi yönetimin zayıflaması anlamına gelmez. Gücünü kapalı çevrelerden değil geniş bir demokratik meşruiyetten alan yönetim daha etkili ve dayanıklı olur. Bunun için hangi kararın üyeler, hangi kararın seçilmiş organlar tarafından alınacağı açıkça belirlenecek; yetki ile sorumluluk arasında gerçek bir denge kurulacaktır.
Yeni Parti’de üyeler yöneticilerin çevresi değil, partinin gerçek sahibi olacaktır.
Kimse misafir değil, herkes eşit kurucu
Eski siyaset anlayışı farklı toplumsal kesimlere çoğu zaman “Partimizde size de yer var” diye seslendi. Ancak bu yaklaşım, farkında olunmadan bir ev sahibi-misafir ilişkisi kuruyordu. Yeni Parti’de kadınlar, gençler, emekçiler, çiftçiler, esnaf, girişimciler, engelliler, farklı inanç ve kimliklerden yurttaşlar, bilim insanları, sanatçılar ve meslek sahipleri bu hareketin misafirleri değil, eşit kurucularıdır.
Yeni Parti, “herkesin partisi” olmak gibi içeriği belirsiz bir iddianın peşinde değildir. Herkesin aynı düşünmek zorunda olduğu değil, herkesin eşit olduğu; hiç kimsenin kimliğini kapıda bırakmak zorunda kalmadığı ve ortak demokratik değerler etrafında birlikte siyaset yapılabildiği bir parti olmayı amaçlamaktadır.
Kadın hareketi, işçi hareketi, çevre hareketi, kent hareketi ve gençlik hareketiyle bağımsızlıklarına saygı gösteren, sürekli ve eşit bir paydaşlık ilişkisi kurulacaktır. Her toplumsal kesimin Yeni Parti’ye katılması gerekmeyebilir; ancak herkes partinin politikalarına ve mücadelesine katkıda bulunabilmelidir. Sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, sendikalar, kooperatifler, üniversiteler ve yerel girişimler seçim zamanı hatırlanan çevreler değil, siyasetin sürekli ortakları olacaktır.
Toplumsal hareket olmanın özü, toplumu partiye taşımaktan önce partiyi toplumun içinde konumlandırmaktır.
Temsil, kadro ve siyasal yenilenme
Bir partinin programı ne kadar demokratik olursa olsun, görevler dar çevrelerin pazarlıklarıyla belirleniyorsa o program inandırıcılığını kaybeder. Yeni Parti’de üyelerin iradesini esas alan doğrudan seçim yöntemleri temel olacaktır. Ancak demokratik seçim, adaylık için gerekli bütün niteliklerin kendiliğinden ortaya çıkacağı anlamına gelmez. Adayların toplumsal karşılığı, mesleki ve siyasi yeterliliği, etik sicili, kazanma kapasitesi ve demokratik dönüşüme bağlılığı birlikte değerlendirilmelidir.
Farklı bölgelerin, mesleklerin, toplumsal kesimlerin ve hayat deneyimlerinin karar organlarında karşılığı bulunacaktır. Kadınlar, gençler, engelliler, esnaf, emekçiler ve siyasette yeterince temsil edilmeyen kesimler yalnızca haklarında politika üretilen gruplar değil, bu politikaları hazırlayan aktörler olacaktır.
Siyaset, ömür boyu sürdürülen bir mesleğe dönüşmemelidir. Dönem sınırlarıyla yenilenmenin ve yeni kuşakların önü açılacaktır. Parti içi yarışları kaybedenlerin siyasetin dışına itildiği, seçimi kazananların ise bütün yetkiyi ele geçirdiği bir anlayış yerine farklı birikimlerin ortak amaçlar doğrultusunda değerlendirildiği kapsayıcı yönetim modelleri geliştirilecektir.
Parti okulu, eğitim programları ve uzmanlık temelli katılım kanalları aracılığıyla yeni siyasetçilerin yetişmesi sağlanacaktır. Yeni Parti, mevcut siyasi kadroların yeniden yerleştiği bir yapı olmanın ötesinde, yeni kuşakların sorumluluk alabildiği bir siyaset okulu olacaktır.
Bilgiye dayanan ve çözüm üreten siyaset
Toplumsal hareket olmak, uzmanlığı ve bilimsel bilgiyi değersizleştirmek anlamına gelmez. Tam tersine, toplumun deneyimi ile bilimsel bilgiyi buluşturmayı gerektirir.
Üniversitelerin, meslek örgütlerinin, sendikaların ve alan uzmanlarının bilgi birikimi, yurttaşların gündelik hayatta karşılaştığı sorunlarla bir araya getirilecektir. İllerden ve ilçelerden düzenli sorun ve çözüm raporları hazırlanacak; bu raporlar parti programına, hükümet programına, parlamento çalışmalarına ve yerel politikalara yansıtılacaktır.
Politika üretimi kapalı odalarda hazırlanan metinlerden ibaret kalmayacaktır. Çiftçiler tarım politikasının, öğretmenler eğitim politikasının, işçiler çalışma hayatına ilişkin düzenlemelerin, gençler teknolojik dönüşümün, kent sakinleri ise yerel yönetim politikalarının hazırlanmasına doğrudan katılacaktır.
Siyasetin dili de buna göre değişecektir. Türkiye’de yurttaşlar hayat pahalılığını, işsizliği, adaletsizliği, niteliksiz eğitimi ve barınma sorununu bizzat yaşamaktadır. Sorunları yeniden tarif etmekle yetinilmeyecektir. İnsanların asıl sorusu olan “Bunu nasıl çözeceksiniz?” sorusuna açık, somut ve inandırıcı cevaplar verilecektir.
Yeni Parti yalnızca itiraz eden değil, çözüm üreten; yalnızca teşhis koyan değil, uygulama kapasitesi geliştiren bir parti olacaktır. Siyaseti sloganların yarışından çıkarıp çözümlerin yarışına dönüştürecektir.
Temiz siyaseti önce kendi içinde kurmak
Türkiye’de siyasete duyulan güvensizliğin temel nedenlerinden biri, partilerin başkalarından talep ettikleri şeffaflığı kendi içlerinde göstermemesidir. Yeni Parti için temiz siyaset anlayışı yalnızca iktidara yöneltilen bir eleştiri konusu değildir. Temiz siyaset ve etik davranış kuralları önce kendi içimizde uygulayacağımız bağlayıcı ilkeler olacaktır.
Mal varlığı ve gelir bildirimleri, bağışların ve harcamaların açıklanması, hediye kabulüne ilişkin sınırlar, çıkar çatışmalarının önlenmesi ve siyasi görevlerin kişisel menfaat için kullanılmaması açık kurallara bağlanacaktır. Bu kurallar yalnızca belgelerde kalmayacak; bağımsız denetim, düzenli raporlama ve etkili yaptırım mekanizmalarıyla uygulanacaktır.
Partinin mali kaynaklarının nereden geldiği ve nasıl kullanıldığı üyeler ve kamuoyu tarafından görülebilecektir. Şeffaflık, yöneticilerin iyi niyetine bırakılan bir tercih değil, kurumsal bir zorunluluk olacaktır.
Antidemokratik ortamda bir mücadele partisi
Türkiye, demokratik siyasetin olağan kurallar altında yürüdüğü bir dönemden geçmiyor. Seçilmiş yöneticilere, siyasi partilere, belediyelere, medyaya, sivil topluma ve ifade özgürlüğüne yönelik baskılar siyasi rekabetin alanını giderek daraltıyor. Hukukun siyasi amaçlarla kullanılması yalnızca belirli kişilerin veya partilerin sorunu değildir. Bu durum, yurttaşların kendi geleceklerini seçimler yoluyla belirleme hakkını tehdit etmektedir.
Yeni Parti bu şartlar altında normal zamanların rutin muhalefet partisi olmayacaktır. Demokratik siyaset alanını savunacak, toplumu baskılar karşısında örgütleyecek ve millet iradesine yönelen müdahalelere karşı etkili bir dayanışma kuracaktır.
Bu anlamda Yeni Parti bir mücadele partisidir. Yeni Parti’nin mücadelesi iki yönlü olacaktır. Bir yandan demokratik siyaset alanını, seçme ve seçilme hakkını, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü savunacak; diğer yandan demokratik iktidarın programını, kurumlarını ve kadrolarını bugünden hazırlayacaktır. Bir yandan direnecek, diğer yandan inşa edecektir.
Yeni Parti, hukuksuzluğa karşı çıkarken her alanda adaletin sağlandığı bir düzeni kuracak politikaları geliştirecek; baskılara karşı dayanışmayı büyütürken Türkiye’yi yönetecek kadroları yetiştirecektir. Direnmek ile inşa etmek birbirinin alternatifi olmayacaktır. Demokratik mücadele, demokratik bir iktidar seçeneğine dönüştürülecektir.
Demokratikleşme bir geçiş başlığı değil, iktidar programıdır
Türkiye’nin demokratikleşmesi Yeni Parti açısından seçimlerden sonra ele alınacak ikincil bir reform başlığı olmayacaktır. Demokratikleşme; siyasal katılımdan hukuka, ekonomiden eğitime, sosyal politikalardan dış politikaya kadar bütün alanların ön koşulu olarak ele alınacaktır.
Hukukun öngörülebilir olmadığı bir ülkede kalıcı yatırım ve nitelikli üretim olmaz. Kamu yönetiminin liyakate dayanmadığı bir yerde sosyal devlet etkili çalışamaz. İfade özgürlüğünün bulunmadığı bir ülkede bilim, eğitim ve kültür gelişemez. Yerel yönetimlerin yetkisiz ve kaynaksız bırakıldığı bir düzende yurttaş yönetime katılamaz. Medyanın özgür olmadığı bir ülkede seçimler yalnızca sandığın kurulmasıyla adil hale gelmez.
Bu nedenle demokratikleşme, Yeni Parti’nin birçok vaadinden biri değil, bütün iktidar programını taşıyan ana eksendir. Bağımsız ve tarafsız yargının, etkili parlamenter denetimin, özgür medyanın, güçlü yerel yönetimlerin, şeffaf kamu yönetiminin, örgütlenme özgürlüğünün ve adil siyasi rekabetin güvence altına alındığı yeni bir demokratik düzen kurulacaktır.
Yeni Parti açısından iktidar, yalnızca devralınacak makamlar bütünü değildir. İktidar; devleti yeniden milletin hizmetine vermenin, hukuku güvence altına almanın ve yurttaşı ülkenin gerçek karar sahibi haline getirmenin aracı olacaktır.
İktidar olmak için yola çıktık
Yeni Parti muhalefette kalmak için değil Türkiye’yi yönetmek, ülkenin sorunlarını çözmek ve demokratik dönüşümü gerçekleştirmek için iktidara gelecektir.
Seçimleri kazanmak, devletin sorumluluğunu üstlenmek ve ortak programı hayata geçirmek için topluma güven veren kadrolar, ayrıntılı politikalar ve gerçek bir uygulama kapasitesi oluşturulacaktır. Bu hazırlık seçimden sonraya bırakılmayacak; uzmanlık kurullarından il ve ilçe raporlarına, parti okulundan iktidarın ilk günlerinde uygulanacak eylem planlarına kadar bütün çalışmalar bugünden yürütülecektir. Çünkü iktidar iddiası yalnızca seçim kazanma isteği değil, yönetmeye hazır olma sorumluluğudur.
Yeni Parti mağduriyetinden değil, milletin güveninden meşruiyet alacaktır. Farklı toplumsal sınıfları, kimlikleri, dünya görüşlerini ve bölgeleri ortak demokratik gelecek etrafında buluşturacak geniş bir toplumsal çoğunluk oluşturulacaktır. Bu kapsayıcılık değerleri belirsizleştirmek anlamına gelmeyecektir. Yeni Parti’nin siyasi yönü açık olacaktır: demokrasi, laiklik, hukuk devleti, eşit yurttaşlık, sosyal adalet, üretim, adil bölüşüm, kamusal yarar, bağımsızlık, bilim ve yenilenme.
Biz yalnızca iktidardaki kişileri değiştirmek için değil, iktidar anlayışını değiştirmek için yola çıktık. Muhalefete alışmaya değil, iktidar olmaya; milleti iktidara getirmeye geliyoruz.
Hareketimiz yola çıktı
Hiçbir siyasi yapı kendisini toplumsal hareket ilan ettiği için toplumsal hareket haline gelmez. Hiçbir parti, adına “yeni” kelimesini eklediği için yenilenmiş sayılmaz. Bu iddia ancak uygulamayla anlam kazanır.
Bu sözü ilk defa şimdi kongreler sürecinde uygulamaya geçireceğiz. Kongrelerimizde yalnızca yöneticilerimizi seçmeyecek; üyeyi karar sahibi yapan, farklı toplumsal kesimleri eşit kurucular olarak buluşturan ve iktidara bugünden hazırlanan yeni siyaset anlayışını kendi örgütümüzde hayata geçireceğiz. Böylece antidemokratik bir müdahale karşısında açtığımız yolu, bir mağduriyetin geçici adresine değil, Türkiye’nin demokratik dönüşümünü taşıyacak kalıcı bir toplumsal harekete dönüştüreceğiz.
Hareketimiz yola çıktı. Bu yolda türlü engellerin olması menzile ulaşmayı imkânsız kılmaz ama yolculuğu anlamlı kılar. Demokratik ve özgür Türkiye onun için mücadele eden ve bedel ödeyen evlatlarının omuzlarında yükselecektir.
Kaynak: https://t24.com.tr/politika/bir-toplumsal-hareket-olarak-yeni-parti-ve-iktidar-yolu,1348310?_t=1789665147447