Bugun...


Osman Akın ile Datça'nın Dünü ve Bugünü Üzerine (25)
Tarih: 20-02-2026 23:07:40 Güncelleme: 20-02-2026 23:07:40 + -


ilk festivalden beri doğru yapılan bir iş var, yani bu festivali başlatan hanımefendiden Datça Belediyesi'ne geçtikten sonraki uygulamalarda karar verilmişti, Yerel Mutfak Yarışması, En İri Badem Yarışması, En Hızlı Badem Kıran Yarışması, Bakımlı Bahçe Yarışması; bunlar, doğru kavramlardı. Hele bu yılki yemek yarışmasında sunulan yemekler hakikaten çok başarılı, çok enteresandı.

facebook-paylas
Tarih: 20-02-2026 23:07

Osman Akın ile Datça'nın Dünü ve Bugünü Üzerine (25)

MEHMET ERDAL


(Yirmi Beşinci Bölüm)

YARIŞMALAR, İLK FESTİVALDEN BERİ GÜZEL YAPILAN İŞLERDENDİR!

Bu festivaller biraz ticarileşti mi? Hani Japonya'daki Sakura (Kiraz Çiçeği) Festivali'nin çıkış kaynağının Samuraylar (Bir Japon savaşçı sınıfı) olduğunu söylemiştin, sanırım o festival ilk çıktığı anda ticari amaçlı değil, o yörede yaşayan halkın kendine yönelik yaptığı bir festivaldi; şimdi bizde olanlar ise biraz farklı değil mi?

“Sakura Festivali biraz tarih biraz yerel kültür vurgulu, yani Samuraylara vs. atıfta bulunan, kendi kültürüyle, tarihiyle gurur duyma ile ilgili göndermeleri olan, estetik yönleri de olan bir festival. Sen, sırf 'görüntüsü güzel' diye bir kavram üzerinden yola çıkıyorsan ki bu konuda ilk festivalden beri doğru yapılan bir iş var, yani bu festivali başlatan hanımefendiden Datça Belediyesi'ne geçtikten sonraki uygulamalarda karar verilmişti, Yerel Mutfak Yarışması, En İri Badem Yarışması, En Hızlı Badem Kıran Yarışması, Bakımlı Bahçe Yarışması; bunlar, doğru kavramlardı. Hele bu yılki yemek yarışmasında sunulan yemekler hakikaten çok başarılı, çok enteresandı. Daha önce Reşadiye'de falan yapılmıştı yemek yarışması, bu sefer Betçe'ye, Palamutbükü'ne taşındı. Tamamen, Betçe'nin insanları katıldı ve bizim bile çocukluğumuzda yediğimiz ama şimdi unuttuğumuz pek çok yemeği hatırlattılar. Yani, yemek de tarihin ve kültürün bir parçasıdır. Mesela, yerel kurgulu yemeklere öncelik verildi. Hatta jüri, yarışmacı annelerden bir tanesi tümüyle kendi bahçesinin yetiştirmesi olan kerevizden, portakaldan 'Portakallı Kereviz Yemeği' yapmış, onu bile değerlendirmeye almadılar, 'yerelliği' yok diye. Anadolu'nun her yerinde, Dünyanın her yerinde olan bir yemek. Ne kadar iyi yapsan da, ne kadar yerel ürün kullanmış olsan da göndermesinde bir tarihsellik, bir yerellik yok ama mesela, katılanların bayağısının kendi işletmeleri, kafeleri falan var, genç olan arkadaşlardan bir tanesi 'Ne yapalım, ne edelim? Yerel mi sunalım?' derken, çocukluğumdan, benim bile unuttuğum Bedel vardı. Doma Bedel ile Yassı Bedel.' Doma Bedel, deniz salyangozudur. Bildiğimiz kara salyangozun denizde olanıdır. Yassı Bedel de kaya istiridyesi, yapışık olan. Çıkmış, giymiş çizmeleri, dolaşmış kayalıkları. Onlardan toplamış. Güzel bir sos ile o yemekten yaptı. Herkes şaşırdı, 'Uff biz bunu unutmuşuz. Çocukluğumuzda yerdik falan' diye. Vardır ya midye çıkan yerlerde çocukken güzelce çıkartır, tenekede pişirir hemen yersin. O yemek çok güzel bir gönderme oldu. Ondan sonra Kaşık Helvası... Yemeklerin çok büyük bir kısmı çok yerel ve çok başarılıydı. Birinciyi de bütün Datçalıların son derece hak vereceği bir sunum şekli vardır, bir balık, Sokkan, Sokkan bir Datçalı için Lüfer, Levrek bilmem ne falan değil 'Gara Sokkan' denilince...”

BOKLU KEBAP”, BALIKÇI KAHVALTISIDIR!

Çorbası yapılıyor?

“Değil. O İskorpit. Bu, bildiğin daha basit, daha az eti olan bir balıktır. Yine İskorpitgiller familyasından, kırmızısı da vardır ama 'Gara Sokkan' dediğin zaman Datça'nın belli yaş üzerindeki herkesin favori balığıdır. Festivale de çok emek veren bir kız kardeşimiz, Betçeliler yeme içmeyi severler, alkolü severler, rakıdan çok şarabı severler, 'Balıkçı Kahvaltısı' vardır onların. Tekne denizden geldiği zaman hemen giderler, taze Sokkan varsa hemen o Sokkan alınır. Boklu Kebap yaparlar. Yemeğin orijinal adı da o idi, ben bunu kendi sosyal medya hesaplarıma da koymuştum.”

Gördüm.

“'Boklu Kebap'. Diğer adıyla 'Gara Sokkan.' 'Boklu Kebap' diye bir yemeğin yarışmada birinci olması, herkesi şaşırttı. 'Ne bu ya?' falan dediler. İşte oradaki oltalamayı, ilgi çekmeyi yakalıyorsun ya bu tip şeyler olmalı festivalde yarışma da olsun, sunum da olsun, isimlerde olsun şaşırtacak detaylar olmalı. Yani o kızımız eski ve yamuk bakır tepsi ki muhtemelen ninesinden kalmış, ondan sonra Gara Sokkanları, o zaten içi, boku, bağırsağı temizlenmeden pişiriliyor, içini yerken çıkarıyorsun. Tamam mı? Onlardan koymuş. Ondan sonra yanına basit bir köy salatası ve bardaklarda az az beyaz şarap; bunu tepsi ile getirdi, eski usul, kıtırak ekmeği ile peksimetin burada olanının adı kıtıraktan, onun üzerine su koymuş, yumuşatmış. Tam eski usul. Yani, kahvaltıda onu yiyorsun, azıcık da yanında bir bardak şarap atıyorsun, neşeleniyorsun, gün ondan sonra başlıyor şeklinde. Jüriye sert gelebilir diye orijinalinde normalde onun orada bulunan köylüler 'Bu böyle mi olur?' falan dediler, biz 'Sunumda hata mı var?' dedik, 'Yok' dediler, 'Hepsi doğru da şarap yanlış.' 'Nasıl yanlış?' dedik, 'Ne güzel'. Doluca mı, Kavaklıdere mi ne idi, 'İyi kalite'. 'Onunla mı içili o, kırmızı Evin olacak.' dediler. 'Kan yapar, kahvaltıda onu çakacaksın. Ondan sonra çıkacaksın denize mi dönüyorsun, tarlaya mı gidiyorsun' falan diye, hak verdik. Hakkaten hatırladık, çocukluğumuzda kırmızı Evin şarabı ile, Sevilen'in falan olması lazım.”

Çocukluğumuzda babamın köyde bir bakkal dükkanı vardı, orada satıldığından biliyorum. Evin'in büyük şişelerde satılanları vardı.

“Evet, ağzı da mantar değil plastiktir. Açmak için uğraşmaz, bıçak ile keser geçersin. Yani oradaki nostalji, Gara Sokkan hakkatten çok lezzetlidir. Ekonomik balık değildir, çünkü eti çok azdır. Kilo basmaz. Doyumluk balık değil yani. Bir Hamsi'den yaparsın 2 kg, bol bol yersin de Sokkan'ı şu ara tutması da zor zaten.”

GELENİN DİKKATİNİ ÇEKMEK, “MERAK DUYGUSU” UYANDIRMAK GEREKİR

Yani, şöyle mi?: Bu festival için tarihsel bir nedenden değil, badem çiçeğinin kendisinden yola çıktığın için belki farklı nedenlerle sözünü ettiğimiz Japonya'daki Sakura (Kiraz Çiçeği) Festivali ile Datça Badem Çiçeği Festivali'ni aynı kategoriye koyamayabiliriz ama Datça'da yapılan Badem Çiçeği Festivali'ni yerel kültür ile buluşturmalıyız. Bu buluşturmayı başarabildiğimiz ölçüde bu festival bir anlam mı kazanacaktır? Kalıcılık da buradan mı geçiyor?

“Evet. Kastettiğim şey de o idi. Yani, insanların kafasında 'Bir tek çiçek gördük, fotoğraf çektikten' öte 'Datça ne ilginç bir yermiş ya. Yarışmada birinci gelen yemekleri Boklu Kebap idi.' 'Ya öyle şey mi olur?', 'Valla öyle.'..”

O zaman, gelenin zihninde kalıcı şeyler mi oluşturmak lazım?

“Gelen buradan nereye gitti? Ankara'ya, Kayseri'ye döndü. Arkadaşına anlatırken 'Badem Çiçeği Festivaline gittik. Badem çiçekleri çok güzeldi. Merak ettik. Fotoğraf çektirdik. Kış günü gönlümüz açılsın diye gittik ama öyle ilginç şeyler yaşadık ki Datça denilen yerde, Datçalıların öyküleri, mitolojileri... Bir köy varmış, yarısı İspanyol, yarısı zenci, atıyorum, her köyde zenci var, aile kökleri Afrika'dan.', 'Ne alaka ya?' falan... İşte ondan sonra efsane kendi kendini üretmeye başlıyor. Ben, bundan 15 yıl kadar önce sosyal medya yeni yeni başlarken dikkat çekmek için çok arardım; 'Ne bulsam da dikkat çeksem?' diye. Çok beğeni alan paylaşımlardan birisi de yıllardır döndü, hatta Twitter de falan sabit gönderiydi, en tepedeydi, 'Datça'ya gelmek için 40 neden?' diye bir liste çıkarmıştım. Tamam, bu 40 neden sadece görülecek, gezilecek yerler değil, yaşanacak deneyimler, mesela, atıyorum sana Hacetevi, Hızırşah Kilisesi, Hızırşah Camii, Cumhuriyet Meydanı'nın basamakları, yerel şarap, yerel mutfak... Hatta, ilk başta 'Datça'ya gelmek için ve Datça'da yapılacak 100 şey' diye. Sonra '100 taneyi okutamam' diyerek ayıklaya ayıklaya 40'a indirdim. 100 nedene bakarsan, işte atıyorum sana 'Merdivenli Koyu görmeden dönmeyin', 'Alavara'ya mutlaka gidin. Alavara'daki Dev Mezarını görün'...”

Merdivenli Koy” dediğin, Burgaz'daki merdivenle inilen “Yedi Kat' diye bilinen koy mu?

“Değil. Yarımadanın öbür tarafında, Ege tarafında.”

FESTİVAL, DATÇA TURİZMİNİN, DATÇA'YA GELİŞLİN TETİKLEYİCİSİ OLMALI

Bu saydığın ve daha da sayabileceğin yerleri festival programına, turlara eklemek mi gerekiyor, “Meraklılar gitsin!” anlamında?

“Hayır. Değil. Bir haftalık Datça tatili için düşündüğüm bir şey bu. Bu festivalde bu yerlerin adını duyurursak, 'Ya biz badem çiçeği için gelmiştik ama bu kadar da ilginç şey varmış, biz bir-iki defa daha Datça'ya geleceğiz anlaşılan.' gibi dedirttiğin zaman festival bir işe yarar. Gelip gidip burada yemek yedirip 'tezgahtan satış yaptım, arada para döndü' dersen, o olmuyor. Festivalin daha uzun vadeli ve daha kaliteli bir festivali tetikleyici olması gerekir. Yani, o 40 nedeni her otobüse, her rehbere hatta mümkünse 5 bin tane bastırıp her ziyaretçiye verebildiğin zaman dönerken incelerler. O fotoğraflara bakarlar. Minik minik ikişer satırlık öykülerini okurlar falan.”

Yani o zaman “merak duygusu” tetiklenir ise belki yaz sezonunda bu merak ettiği şeyleri görmek için gelirler.

“Amaç o olmalı zaten. Kış turizmi güzel ama ne kış boyunca herkes Datça'da tatil yapmaya gelir bu havada ne işletmeler kışın iş yerlerini açmanın maliyetini gözeterek, para zaten klimalara gidecek elektrik parası olarak, kış boyu açmak isterler, elemandan vs... kaynaklı. Bizim yapmamız gereken, kışın bu tarz bu tür tetikleyiciler ile bir can suyu vermek ekonomiye ama yaz sezonunu uzatacak şekilde turizmi geliştirmeyi hedeflemek olmalı. Bir ara 6-7 hatta 8 aya kadar çıktıydık Datça turizminde ama işte Yunanistan'ın karşı atağı, TL.'nin Dolar karşısında çok değerli olması, işte vize kolaylığı... gibi nedenlerden sezonumuz yine kısaldı. Sezonu uzatmanın yollarından birisi olarak kışın yapılan bu tür festivallerin tetikleyici rolünü önemli görüyorum. Yani, Akdeniz'den Ege'ye Yürüyüş'ten tut, Kış Yüzme Maratonu'na kadar. Kış Yüzme Maratonu'na 500 kişi geldi, bir gece kalan kaldı, kalmayanlar geceleyin Marmaris'e döndü ama bir hoşluk yarattık; basında çıktık. Buradaki demeçlerde 'Ne kadar yüzdük?', 'Kışın bile Datça şöyle, böyle' falandan öte 'Datça'yı kışın gördünüz ama yazın da çok fazla güzel şeyimiz var. Sizi asıl yazın bekleriz' e döndürmen lazım. Kışın turizmi canlandırmak, kış koşulları nedeniyle Türkiye'de kısıtlı meraklısı, paralısı için. Onlar da Erzurum Palandöken'inden tut Uludağ'ına kadar alternatifleri olan yerlere gidiyorlar ya da belirli bir kitle vizeli-vizesiz işte Sırbistan'dan tut da atıyorum sana Budapeşte'ye kadar kışın gezilecek, sokaklarında kaybolunacak gizemli kentleri tercih ediyor. Senin Datça'da kışın gelenleri oyalayabileceğin malzemen o kadar çok yok. Kaç gün badem tarlası gezdireceksin?

(Devam edecek)

 




Bu haber 523 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SÖYLEŞİ Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
YUKARI