|
Tweet | Tarih: 06-02-2026 13:03 |
MEHMET ERDAL
(Yirmi ikinci Bölüm)
ESKİ DATÇA, ARTIK CAN YÜCEL'İN ESKİ DATÇASI DEĞİL!
Söyleşinin bir yerinde “Her şeyi Can Yücel'e endekslemeyelim” anlamına gelecek bir söz söyledin (“Can Yücel nedeniyle Eski Datça Mahallesi popüler olmadı ama Can Yücel'in yarımadanın genel algısına katkısı büyük...”/ 18. Bölüm) ama Can Yücel adı Eski Datça Mahallesi ile bir şekilde bütünleşti.
“Eski Datça'nın şu anda dönüştüğü hal, Can Yücel'in çektiği ilgiden daha çok herhangi bir restore edilmiş turistik bir kasaba, turistik köy gibidir. Yani bir Alaçatıvari, bir Şirince gibi... Dedim ya, kitle turizmi işin içine girdiği zaman senin oradaki o mistik eski Rum köyü esintin Türkiye'nin her yerinde bulabileceğin kafe ve restoranlara boğdurulduğu zaman o mistiklik kayboluyor. “
Eski Datça'nın şu anki durumundan mesela Eski Datça Muhtarının, mesela mahallede yerleşik bazı vatandaşların rahatsız olduğunu biliyorum...
“Eski Datça'yı gezip dolaşmaktan keyif almıyorum. Uzun zamandır da gitmek istemiyorum. Çünkü, gidip dolaştığım sokaklar benim çocukluğumdaki güleç yüzü köylülerin, işte daha basit hayatın, sonra Can Yücel ile yerleşen entelektüel insanların Eski Datça'sı değil. O insanların da artık yavaş yavaş satıp çekilmek niyetinde olduğunu, azaldıklarını, arkadaşlarına Eski Datça'da yaşamayı önermediklerini biliyorum. Şu anda Eski Datça'yı İtalya'da, Yunanistan'da, Fransa'da, İspanya'da falan fark edilip önlem alındıktan sonra ne kadar doğru bir iş olduğunu gördüğümüz kasabalar var, mesela saydım ya sana, işte Portofino, Positano, işte Toskana Vadisindekiler, İspanya'sında, Portekiz'inde bu tarz fotografik, yani fotoğraflamalık, özellikle İtalya'da her köy öyledir, korunmuş, insanı da kendi içinde yaşayan, turizmini de onların yaptığı yerler yerine her yıl el değiştiren, İstanbul'dan gelip, deneyip, batıp arkadaşına ölü parasına devredip çekilen insanların işlettiği, daha Datça'yı öğrenmeye vakti olmadan Datça'dan çıktığı bir turizm modeline boğdurmaktayız; bu durumun ve gidişin doğru olduğunu düşünmüyorum.”
ESKİ DATÇA'NIN ŞU ANKİ HALİNDEN HERKES RAHATSIZ AMA ...
Aslında, bu durumdan herkes şikayetçi.
“Herkes şikayetçi ama sezon açılırken her yer el değiştirip yine sezona giriyor. Ondan sonra, sezon sonunda bakıyorlar Eski Datça'yı görmeye gelen tur otobüslerinden inenler çekirdek çitleyip, iki tur atıp 'Aaa burası bitmiş' deyip binip gidiyor. Ne sende yemek yiyor, ne barında bir şey içiyor. Eee çark dönmüyor. Sen süslemişsin güzelce taş evden mekanı, hazırlanmışsın...”
Onu söylüyorum; herkes memnun değil ama çözüm yok. Bu nasıl bir şey?
“Çözüm konusu...”
Yerel yönetim de şikayetçi, benim anladığım. Sen konuşurken, aslında bir yerde yerel yönetimin de duygularını ifade ediyorsun.
“Ya belediye adına konuşuyor gibi oluyorum, bunu söylüyorlar.”
YARIMADAYI ÖZEL YAPAN ŞEYLERİ ÖLDÜRÜYORUZ!
Oradan geldiğin içindir.
“Oradan geldiğim için de bunu çok gözlemledik, çok konuştuk. Birçok meclis üyesiyle, uzmanlar, dışarıdan gelen gazeteciyle bunlar hep paylaştık. 'Ne yapabiliriz, nasıl dönüştürebiliriz?' üzerine çok kafa yorduk ama bunlar hiç uygulanmadığı sürece senin varacağın yer, Datça için de Eski Datça için de Palamutbükü için de dünyada birçok örneği olan, sıradanlaşmış bir mekan olur. Yarımadayı özel yapan şeyleri, öldürüyoruz. Benim en büyük üzüntüm, bu. O yüzden bu söyleyişte hep oraya dönüp dolaşıp geliyoruz. Halen daha yapılabilecek çok şey var ama bir ilçenin gelişimini belirleyici tek şey, esnafın bakış açısı olmamalı. Çünkü esnaf kısıtlı sezonda, bu enflasyonda, büyük şehirlere bu kadar uzakken hayatta kalma mücadelesinde mecburen kendinden ödünler vermek durumunda. Bu ödünler çapı aştığı zaman, bir yerden sonra senin özgürlüğün kalktığı zaman insanların buraya gelme sebebi, herhangi bir sahil kasabasına gitmekten farksız hale geliyor.”
İşletmeler de memnun değil. Şimdi gitsek, sorsak şurada memnun işletme kaç tane buluruz bilmiyorum.
“Özel işleri konusunda maalesef anlattığın zaman hak veriyorlar, 'Doğru. Evet. Öyle yapalım...' falan diyorlar ama ayakta kalma mecburiyetinden kaynaklı olarak onlar da tutmuş modelleri zorlamıyorlar. Ben, mesela bir imkanım olsa, bu insanlar o adalara, Avrupa'ya gidiyor, geliyor falan ama bunları Rodos'ta, atıyorum Simi'de, Kos'ta, başka Yunan adalarında, İtalya'da İspanya'da, Portekiz'de tutmuş turizm modellerini canlı görmeye, oranın yerel yönetimleriyle konuşmaya, oradaki bu işi yapan ailelerin yorumlarını dinlemeye davet etmeyi hakikaten isterim. Yani, ilk bir iki sene zor geçebilir ama senin oturtacağın Datça kimliği, Datça atmosferi, o aura, o yaşam tarzı bir yerden sonra karşılığını bulur diye düşünüyorum ya. Beyaz yakalı? Bu sene, Yunanistan KDV'yi vs. indirdi, daha da saldırgan olacak ve beyaz yakalı, TL'nin bu kadar değerli kalması karşısında oraya gidecek ama senin kendinin 'orijinal, farklı ve değerli bir yer' olduğunu vurgulamaya devam etmen gerekiyor; başka yolu yok ya. Yani, fiyat kırarak, atıyorum işte onların istediği her türlü yemeği pişirerek, eller havaya vs. ile adalardakiyle mücadele etme şansın yok.”
ESKİ TANITIM MODELLERİNDE ISRARCI OLMAMALIYIZ
Benim gördüğüm, şu an bizim merkezi yönetimin, özellikle yeni Turizm Bakanının, ben Datça'daki yerel işletmelerin şikayetlerini de bildiğim için söylüyorum, bu dediğiniz türden, yerelin lokal özelliklerini geliştirme anlamında bir perspektifi yok. Kendisi büyük bir turizmci zaten, küçükleri yok etmeye çalışıyor. Peki yerelde de böyle bir irade yok mu? Şu dediğin gibi bu işletme sahiplerini alacak, götürecek, canlı olarak yerinde gösterecek, eğitecek yönlendirecek...
“Şöyle: Mesela, kurumu eleştiri olarak bunu söylemiyorum kesinlikle...”
Söyleyelim, ne var bunda?
“Başka bir şey söyleyeceğim. Şimdi mesela, turizm fuarına gidilecek. Bunun için turizmciler bir araya geldiler. Ellerini taşın altına sokmaya hazırlar. Datça'nın algısını değiştirmek için işte yerel mutfaktan vs. sunumlar yapılmasını düşünmüşler ama doğru tanıtım modelleriyle hareket etmek gerekiyor. Yani şöyle söyleyeyim sana, mesela yapay zeka dünyasına giriyoruz artık, arama motorları devre dışı kalıyor, Datça'nın yapay zeka motorlarında görünürlüğünü sağlayacak şekilde İnternet siteleri, tanıtımlar, metinler, Youtube videoları vs. ile falan hareket edip de işte 'Bu yaz huzurlu, sakin ama kaliteli bir tatil için nereyi önerirsin ChatGPT (yapay zeka)?' dediğinde, 'Türkiye'de Datça var. Bence orası.' dedirtebildiğin zaman mesela, avantaj sağlarsın; ilk aklıma gelen örnek. Bunun benzeri tanıtım atağı modeli bir sürü önerebilirim ama eski modeller üzerinden ısrarla hareket ettiğin zaman bu kaynakları oraya harcayınca, bir ikinci harekete gücün kalmıyor. Çünkü esnafın, turizmcinin de gücü belli. Yani butik, küçük tesisler oldukları için, Yunan adalarıyla rekabeti bu sene de yaşamak durumunda kalacaklar, bu işe ayıracakları bütçeler, imkanlar kısıtlı olacak. Başka modellere kafa yormak gerekir. Bilgimi, soran herkesle kesinlikle paylaşırım ama değişmekte olan çağı ıskalamamak gerekir diye düşünüyorum. Mesela sosyal medya hesaplarına bakıyorum arkadaşların, hepsi birbirinin aynısı. Yani Alaçatı'daki, Çeşme'deki, Bodrum'daki, atıyorum sana Marmaris'teki kaliteli lokasyondan kaynaklı olarak, havaalanına yakınlığından, şundan, bundan ya da önceden duyulmuş olmasından kaynaklı olarak, prestij için yapılmış sayfalardaki aynı modeli taklit ettiğin zaman onların arasından sıyırılamıyorsun. Zaten senin handikapların fazla. Yani, adam İzmir'den binmiş arabasına Çeşme'ye, Alaçatı'ya gitmesi kolay ya da havaalanından Marmaris'e gelivermesi kolay ve bütün gününü dolduracak kadar çok şey Sedir Adası'ndan tut da Bozburun'una kadar, Marmaris'in etrafında bir sürü şey var yapabileceği, antik kentler, şunlar bunlar, akşam hayatı. Senin bununla, onun tanıtım modeliyle hareket ederek aradan sıyırılman zor. Senin farklı modeller yaratman gerekiyor.”
(Devam edecek)