Bugun...


Osman Akın ile Datça'nın Dünü ve Bugünü Üzerine (26)
Tarih: 23-02-2026 02:56:42 Güncelleme: 23-02-2026 02:56:42 + -


O zaman, ne yapmalı? “Turizmi, zemheride, kışın ortası değil Mart'ta başlatırsın; trekkinglerle, kaya tırmanışlarıyla, foto safarileriyle, kuş gözlemleriyle... Atıyorum sana, Datça'daki balık kartallarını fotoğraflamaya çıkartırsın gelenleri... gibi daha erken başlayıp daha geç biten bir turizme de çevirebilirsin."

facebook-paylas
Tarih: 23-02-2026 02:56

Osman Akın ile Datça'nın Dünü ve Bugünü Üzerine (26)

MEHMET ERDAL

(Yirmi Altıncı Bölüm)

DAHA ERKEN BAŞLAYAN VE DAHA GEÇ BİTEN BİR TURİZME EVRİLEBİLİRİZ!

O zaman, ne yapmalı?

“Turizmi, zemheride, kışın ortası değil Mart'ta başlatırsın; trekkinglerle, kaya tırmanışlarıyla, foto safarileriyle, kuş gözlemleriyle... Atıyorum sana, Datça'daki balık kartallarını fotoğraflamaya çıkartırsın gelenleri... gibi daha erken başlayıp daha geç biten bir turizme de çevirebilirsin. İşte bağ bozumu şenlikleri, işte 'Zeytin topluyoruz' festivalleri, atıyorum sana, daha geç olur. Yazın Ağustos'ta denizden gelene 'Haydi badem topluyoruz' demenin bir esprisi yok. Çağla Festivali yaparsın, 'Badem Çiçeği Festivalinin yavrusu' dersin, atıyorum, konsept olarak. Çağlayı tarlalarında toplayıp, isterse yine gezip, fotoğrafını çekip papatyaların, anemonların, şunların bunların, dağ otlarını, işte yenilenleri toplayıp doğayla iç içe olur ama şu anki soğuk havada bunları yapamazsın, mesela.”

DATÇA TURİZMİNİ, YARIMADANIN GENELİNE YAYMAK MÜMKÜN

Bu yılki Badem Çiçeği Festivali'nden de yola çıkarak, daha başka neler söyleyebilirsin, bu konuda?

“Şöyle: Halk bir türlü tetiklenemedi köylere. Belediyenin gücü, imkanı belli. Sanatçı getirmesi, onun getirdiği yük ile baş etmesi kolay değil, içerisinden geldiğim için biliyorum. Gene de baya bir ucundan tuttuk, hanım ile gittik yarışmasına vs... Omuz verdik falan ama bu yıl merkez, Eski Datça, Reşadiye ve Palamutbükü, 4 yerde festival organize edildi. Mesela Palamutbükü'nde yapıldı diye Betçe'nin diğer köyleri gönül koydular. Hepsi kendi potansiyelinin keşfedilmesini ve öne çıkmasını bekliyor. Yani bir Reşadiye ve Hızırşah da ikinci bir Eski Datça olmayı istiyor, mesela.”

Birkaç yıl önce Datça mahalle muhtarları ile yaptığım söyleşilerin Reşadiye ayağında Reşadiye'nin önceki dönem muhtarı Sami Akkın “Reşadiye'nin turizm potansiyeli Eski Datça'dan kat be kat daha fazladır. Günlük yaşamınızı sürdürmek için neye gereksiniminiz var ise süttür, yumurtadır, peynirdir... onu burada bulabilirsiniz. Aynı zamanda tarihi havayı da soluyabiliyorsunuz. Bu nedenle, hani cıstak cıstak tarzı var ya, müzikli, eğlenceli bir turizme değil de butik türü bir turizme yönelinebilirse çok iyi olacak.” (Bknz: https://haberveinsan.com/datca-resadiye-muhtari-sami-akkin-yasadiğimiz-pek-cok-sorunun-nedeni-buyuksehir-yasasi-dir/3606/) demişti.

“Eski Datça'nın Can Yücel'den, entelektüel kitlesinden, tam bir Rum mimarisinden kaynaklı özelliklerini konuşmuştuk ya, Reşadiye'nin de ara sokakları fena değildir gidip gezdiğin zaman, mimarisiyle, insanlarıyla falan.”

Ben beğeniyorum.

“Güzel ama yerel tarih dersinde oralı bir ablamız ile sohbet ettik. O da diyor ki 'Bir Çeşmeköy'ün, Yaka'nın, Yazı'nın potansiyeli daha mı az?' Haklı. Yani o sokakları tertemiz badana edeceksin, begonviller, zakkumlar dikeceksin, sardıracaksın o binaların dış cephesine, yazacaksın tabelalara o evin tarihçesini, burada yaşamış enteresan insanların öykülerini... Bu 'köy turizmini' ilk deneyenler İtalyanlardı. Sonra Yunanlılar. İspanyollar, Portekizliler, Fransızlar arkadan geldi. 'Köy turizmi' ama bizim anladığımız anlamda Harran Ovası'na götürmek gibi değil, köyün o güzel mistik dokusuyla, köylülerin Yunan adalarında en ücra, en tepe dağ köyünde küçük bir meyhanecik vardır; kendi yaptıkları şarabı, kendi yedikleri yemekleri koyarlar ve komşusuna hangi fiyattan veriyor ise sana da o fiyattan verir. Tadı damağında kalır. Bir sonrakine de gitmek istersin ya da arkadaşlarına önerirsin. Yani bizim turizmimizde 'merkezi' hedef alan zihniyeti kırmamız gerekiyor. Kışın bu mahallelerde etkinlik yapmak bir nebze zor olabilir ama çok büyük bir şey yapmazsın, bir meddah, bir sokak çalgıcısı gönderirsin. Bunları da festival ile ilgili hazırlanan afişe, broşüre, İnternet sitesine koyarsın ve o köyün küçük bir tarihçesini, hikayesini anlatırsın. Böyle yapınca hem o köy onore edilmiş, teşvik edilmiş olur hem insanlar belki merak eder, gider; 4 noktaya sıkıştığın zaman, buraları zaten turizmden payını alıyor. Belki en az alanı Reşadiye. Onun dışında Eski Datça'nın, merkezin, Palamutbükü'nün turizm sorunu yok ki.”

Anladığım, Datça turizminin Datça Yarımadası'nın geneline yayılması gerekiyor.

“Söylediğim gibi kolay değil ama merkeze kurduğun sahne büyüklüğünde olmaz da söylersin, atıyorum, 'cumartesi günü saat 17.00'de yemek yarışması falan bittiğinde, dönerken yolunuzu Çeşmeköy'den geçirin. Çeşmeköy'de o saatlerde işte yerel gençlerimiz bir saat Muğla türküleri çalacak. Kulak verin. Ne dersiniz?' diye ekleyiver, bir şey olmaz. Gençler o saatte orada biraz dıngırdatacak. Geçenler fotoğrafları çeker. Köy fotoğraflanır. Bir şeyler olur. Köylüler toplaşır. O zaman sahaya çıkmak daha fazla olur festivalde, diye düşünüyorum.”

TURİZMDE CİN FİKİRLİLİK GEREKİYOR!

Tartıştığımız konunun başka bir boyutuna geçelim: Festivalleri konuşurken “Buradaki iş yerlerinin, kurumların eti ne budu ne?” diyerek Datça Belediyesi ve Muğla Büyükşehir Belediyesi'nden destek alınarak örgütlendiğini söylemiştin.

“Destek istenildiği zaman Datça Belediyesi de Muğla Büyükşehir Belediyesi de destek veriyor. Daha önce Turizm ve Kültür Bakanlığı'ndan da baya destek alırdık Sinema Festivali'nde; mesela bugün afişlerini paylaştım sosyal medya hesabımda, aklıma geldi konuşurken, arşivlerimden çıkmıştı. Sinema Festivalleri yapardık ama mesela Sinema Festivali işini bir belediyenin, Datça Belediyesi'nin tek başına üstlenmesi zor. Neden zor? Çünkü sinema pahalı bir sektör, sinemacılar pahalı insanlar, gelişleri, uçuşları, kalışları, ağırlanmaları herhangi bir müzisyen gibi olmuyor. İster istemez o bile kendi başına bir yük bindiriyor, gelecek olan basın ona göre, yani en azından büyük TV. kanallarının muhabirlerini vs. buraya getireceksen özgül bir bütçe yaratman gerek. Sinema Festivali'nin bu saatten sonra getirisi, sosyal medya çağında, hatta yapay zeka çağında eskisi kadar olur mu artık ondan da emin değilim. Yani ünlülerin Datça'yı TV'ye, gazeteye taşımasına ihtiyaç duymayacak bir 'isme' geldik ama ismimiz cismimizden büyük, cismen halen daha o kadar güçlü değiliz.

Aklıma şu örnek geliyor: Belki bu söyleşi dizisinin önceki bölümlerinde de vermişimdir, pandemi öncesinde yurtdışı fuarlarına da asılıyorduk ya bir şekilde bakanlıktan stant buluyorduk, Muğla Büyükşehir Belediyesi bir şekilde bize destek oluyordu falan, yüklüyorduk broşürü, malzemeyi, gidiyorduk. Çoğuna da birkaç kez ben gittim, Datça Belediye Meclis Üyeleri falan da gelirlerdi. Ben orada, hep fikir avcılığı yapmaya çalışıyordum. Yani, 'Küçük ama butik turizmi olan ülkeler kendilerini öne çıkarmak için ne yapıyorlar?' diyerek. İki örnek çok hoşuma gitmişti. Bir tanesi, Yunanistan'dan, küçük bir Yunan adasından. Adamlar, bildiğin minik köy bakkalını, bakkal dediğin büfe irisini, ahşaptan, ön tarafı beyaz taşlardan, mavi boyalı çerçeveli, işte gazeteler asılı, sigara, yerel ürünler, uzo, çipuro, metaxa falan. Bilirsin, hemen her şeyi satmaya çalışan minik köy bakkalı esprisi...”

1970'lerden önce bizim de köyümüzde bir bakkal dükkanımız vardı, anlattığının benzeri, bilirim.

“Sahibini ikna ederek sökmüşler belediye aracılığıyla, sahibi dahil olmak üzere yüklemişler kamyona, götürmüşler, uygun bir yere monte etmişler. Kenarından begonvili sardırıp çatısından sarkıtmışlar. Fonda hafif bir ses tonuyla sirtaki çalıyor. Amca büfemsi bakkalın içerisinde oturuyor, gözlüğü burnunun üzerine düşürmüş. Çat pat İngilizcesi ile adayı anlatıyor. Bir şey almak isteyene de bakkalda olanları satıyor. Herkes onu fotoğraflıyor. Bu fikri ben de çok beğenmiştim. Rodos gibi büyük bir ada değil ha daha küçük bir ada; Kalimnos, Nisiros belki olabilir ya da benzeri küçük bir ada olabilir. 'Biz işte böyle yaşıyoruz, arkadaş. Bizde sunilik yok. Sana sempatik geldi ama Yunan hayatı, Egeli, Akdenizli olmak böyle bir şey.' fikrini bu büfemsi bakkal dükkanı konseptiyle vermişler. 'Bu' dedim, 'güzel bir numara.' Yüzlerce böyle fotoğraf çekmiştim.

İkincisi de, Nepal Katmandu'dan. Nepalliler neyi söküp getirmişler biliyor musun? Katmandu'dan Everest'e tırmanış noktası vardır ya...”

Bilmiyorum, hiç gitmedim!

“Gidip görmedik tabi de o rota üzerindeki bir tane dışarıdaki taştan yapılma köy tuvaletini. Alaturka şeklinde ama dışındaki taşlarında simgeler falan var. Hela, çok eski, belki 50-100 yıllık. Taşları aşınmış falan. Ondan sonra dışına İngilizce ve Nepalce tuvalet yazılı plakasına kadar tahtaya yazılmış. Bu helayı sökmüşler. Getirmişler. Pisliği ile değil, helayı getirmişler. Hela, bildiğimiz alaturka hela. Yarım yamalak kapanan bir tahta kapısı var. Eski usul, mandalıyla kapanıyor. Oraya koymuşlar. Fuara gelenler gösterişli salonları geziyorlar falan, sonra Nepal standına geliyorlar, orta yerde alaturka eski bir hela. Herkes onun fotoğrafını çekiyor. 'Bunun öyküsü ne? Neden bunu getirdiniz?.. falan.' Rehber anlatıyor soranlara. 'Üzerindeki bu simge şu demektir de arkasında Everest, Himalaya manzarası vardır...' bilmem ne. Orada çok da abuk sabuk gelmeyecek bir detayla rol çalıyorlar. Yani, cin fikirlilik gerekiyor. Madem bir bütçen yok, Marmaris’le, Bodrum ile yarışacak halin yok, ikisi de Büyükşehir Yasası'ndan sonra bir sürü belediye ile birleşerek devasa hale geldiler. Eskiden küçük küçük belediyelerdi. İçmeler, Armutalan, Beldibi, Turunç, Bozburun falan Marmaris'e katıldı. Bodrum'da 12 belediyeyi birleştirdiler. Datça Belediyesi tam tersine, köyleri de belediyeye bağladılar. Sorumluluk arttı. Gelir akışı yok ki Datça Belediyesi'nde. O yüzden, 'Turizmi nasıl uzatırız? Nasıl çeşitlendiririz? Nasıl daha güçlü hale getiririz?' Bütün bunlar bu tür detaylardan geçiyor.

(Devam edecek)




Bu haber 751 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SÖYLEŞİ Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
YUKARI