|
Tweet | Tarih: 09-08-2024 15:43 |
MEHMET ERDAL
Datça sokaklarında, elbette her şeyi anında bilmesi hiç olası olmayan ve insani ilişkilerde beyanı esas alan sıradan vatandaşlar açısından yazıyorum, en çok merak edilen konulardan birisi Datça Belediye Başkanı Aytaç Kurt'un ve yönetiminin sahillerdeki işgaller ile ilgili gerçekte ne düşündüğüdür; Başkanın 06.08.2024 günü yapılan Datça Belediye Meclisi Ağustos Ayı Olağan Toplantısında canlı yayında söylediği şu yakışıksız “Halk Dalkavukluğu” sözünden sonra bu merak daha da artmıştır.
ADAY İKEN NE SÖYLEMİŞTİ?
“İnsan aklı unutkanlığıyla meşhurdur” denir. Anımsayalım:
MHP (+AKP)'nin Datça Belediye Başkan Adayı Feyzullah Gülada'nın resmen duyurulmasından epey bir süre sonra CHP de Datça Belediye Başkan Adayı'nın Aytaç Kurt olduğunu açıklamış ve ben muhtemelen Datça'da bir ilk olarak Datça Belediye Başkanlığı seçimini kazanması olası görülen bu iki adaya Şubat ayının ilk günlerinde 11 konuda soru sormuş, yanıtlarını da üç bölüm halinde yayınlamıştım.
Adaylara sorulan 10'ncu soru şöyle idi: “10- Kıyıların MUÇEV ya da işletmelerle ilgili bakanlığın doğrudan sözleşme yaparak özelleştirilmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?”
CHP/ AYTAÇ KURT: “Kıyıları halkımız özgürce kullanmalı. Kamu mülkünde olan kıyı alanlarının çeşitli yollarla özel çıkarlar için kiralanmasını, bu kıyı alanlarında insanları engelleyen düzenlemeleri doğru bulmuyorum. Kıyılar ortak ve doğal varlığımızdır, bunları adeta çitleyip bir şirketin menfaat elde etmesini gözeterek kiralamak bana adil gelmiyor. Datça’ya insanlar huzurlu, güzel bir tatil yapmak için geliyor. Zaten hayat pahalılığı var. Buraya gelen insanları bir de kıyıyı kullanması için para vermeye zorlamak, kıyıların kullanımında insanlar arasında ayrım yapmak anlamına geliyor. Bunu doğru bulmuyorum. Kıyılar halkındır, kamu mülkündeki kıyı alanlarını halkın kullanımına kapatmak, halkı kısıtlamak, kıyıya erişimi paraya bağlamak, şezlongları kıyıya yayarak insanların kıyıyı kullanımını engellemek, bunların hepsini yanlış buluyorum. Bununla ilgili her zaman olduğu gibi halkımızın yanında olacağız, hukuki ve idari mücadeleyi vereceğiz.”
Okudunuz, Aytaç Bey başkan aday iken çok açık bir biçimde kıyılardaki her türlü işgali yanlış bulmuş ve nihayetinde “ Bununla ilgili her zaman olduğu gibi halkımızın yanında olacağız, hukuki ve idari mücadeleyi vereceğiz,” sözünü vermişti.
Başkan hiç şüphesiz seçim çalışmaları sırasında başka başka düzlemlerde de seçmenlerin karşısına çıktı, muhtemelen onların birisinde ya da birkaçında kendisine sahillerin işgali konusunda sorular soruldu ve yine muhtemelen başkan oralarda da yukarıda okuduğunuz çerçevede görüşlerini ifade etti.
Datçalıların önemli bir kısmı başkanın bu ve benzeri pek çok konuda verdiği sözlerin arkasında duracağına ya da durmaya çalışacağına inanarak ya da daha başka bazı nedenlerle ona oy verdi, sonuçta Aytaç bey Datça özgülünde “kıl payı” denilebilecek bir farkla seçimi kazandı.
Sanırım, bu özetleme doğru bir özetlemedir ve itiraz eden de yoktur.
“ORTAK AKIL OLUŞTURARAK SORUNLARI ÇÖZMEYE” ÇALIŞIYOR
Başkan Aytaç Kurt'un sahillere ilişkin ilk icraatı Mayıs ayı içerisinde Kumluk Sahilinde gündeme getirdiği düzenlemedir.
Kumluk Sahilindeki esnafın 20.05.2024 tarihi itibarıyla sahili işgal eden masa, sandalye ve şezlongları geri çektiği, bunun Datça Belediyesi'nin bilgisi ve onayı dahilinde bir uygulama olduğu duyumu üzerine 21.05.2024 günü sabahı makamında ziyaret ettiğim Datça Belediye Başkanı Aytaç Kurt, “Bu uygulamanın Kumluk Sahili ile sınırlı olmadığını, bugün saat 17.00 itibarıyla Sevgi Yolu altında kalan bölgede de aynı uygulamaya geçileceğini, ortak akıl oluşturarak sorunları çözmeye ve yol almaya çalıştıklarını,” söyledi. Başkanın verdiği bilgiye göre önümüzdeki günlerde Taşlık Plajı, Mesudiye, Palamutbükü... sahillerinde de bu uygulama gündeme gelecekti.
Başkanın anlatımına göre belediye öncelikle adı geçen bu bölgelerdeki esnaflar ile toplantı yapıyor. Bu toplantılarda esnaflar ile birlikte bugüne kadar sahillerde fiili olarak var olagelen ve tartışmalara neden olan uygulamayı masaya yatırıyor. Daha iyi bir uygulamanın mümkün olup olmadığını soruyor. Esnafların görüşlerini dinliyor. Yurttaşları, esnafı ve belediyeyi memnun edebilecek bir çözüm doğrultusunda ortak bir akıl oluşturmaya çalışıyor. Sonra da uygulamaya geçiyor. (“ORTAK AKIL OLUŞTURARAK SORUNLARI ÇÖZMEYE ÇALIŞIYORUZ” başlıklı haber)
Ziya Paşa'nın beytinde söylediği gibi “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz”. O hesap, Datça Belediyesi'nin Kumluk Sahili'ndeki bu yaklaşımı çok doğal olarak oy versin ya da vermesin başkanın aday iken verdiği sözler çerçevesinde uygulama bekleyen Datçalılar arasında “Başkan bazı nedenlerle aday iken verdiği sözlerden geri mi döndü? Başkan aslında aday iken de şimdiki gibi düşünüyordu da seçimi kazanmak için mi farklı konuşmuştu?” tartışamalarını tetikledi.
Sahillerin işgali konusundaki ilk hayal kırıklığı bu uygulama sonrasında yaşandı.
TEBLİGATLAR HAYAL KIRIKLIĞINA TAVAN YAPTIRDI
Sahillerdeki işgalin meşrulaştırılması anlamına da gelebilecek olan şu sahillerde belli bir mesafede birbirlerine bağlı olarak konulması gereken dubaların konulması işinin sahillerdeki esnafın sorumluluğuna bırakılması girişimi, ismini yazmaktan imtina ettiğim bir işletme sahibinin kendisiyle yapıp yayınladığım söyleşide çok samimi bir biçimde sahillerdeki işgalin basit bir işgal değil, “organize bir iş” olduğunu deşifre eden sözleri, dahası Taşlık Plajı ve Kargı Koyu sahilindeki esnaflara önlerindeki alanlarda, yani işgal ettikleri alanlarda düzenleme yapmalarını öneren ve yasal boyutu işletmeler tarafından anında deşifre edilen tebligat ve ekindeki kroki gazeteci Sedat Kaya tarafından yayınlanınca hayal kırıklığı tavan yaptı.
Sosyal medyada çok sert bir tartışma başladı: “Belediye başkanı kendisini nerede konumlandırıyor? Seçim öncesi kesinlikle yanlış bulduğunu, hukuki ve idari yollarla mücadele edeceğini söylediği işgalin/işgalcilerin yanında mı yoksa işgale karşı mücadele eden, kendisinden bir şeyler bekleyen, bu nedenle de kendisine oy veren halkın yanında mı?”
Datça Belediyesi'nin uygulamaları konusunda kamuoyuna yeterli, neredeyse hiç açıklama yapmayan ve bu nedenle de derdini anlatamayan sayın başkanın bu sonuçsuz çabaları ile yol açtığı algı, seçim öncesi söylediklerinin yol açtığı algıdan çok farklıydı: “Başkan gerçekte işgale karşı değil mi!”
BELEDİYE MECLİSİNDEN NEDEN YETKİ İSTENMEZ?
Seçim öncesi işgale karşı olduğunu ve işgale karşı mücadele edeceğini söyleyen sayın başkan ve ekibi yukarıda sözü edilen girişimler çerçevesinde ya da ötesinde sorulduğunda “Sahillerde yetkimiz yok” diyorlar.
Merkezi yönetimin sahillere ilişkin yetkiyi Anayasa'ya aykırı bir biçimde de olsa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na verdiği, adı geçen bakanlığın da bu yetki çerçevesinde sahillerin farklı biçimlerde işgal edilmesinin yolunu açtığı, sonuç olarak sahillerin organize bir şekilde işgal edildiği doğrudur.
İyi de bu seçim öncesi de böyleydi, şimdi de böyle; yeni değil ki. Seçim öncesi işgale karşı olduğunu ve işgal ile mücadele edeceğini söyleyen bir başkanın ve yönetiminin şimdi “Sahillerde yetkimiz yok” sözüne sığınması, somut ve sonuç alıcı bir şeyler yapmamasının gerekçesini böyle açıklaması ne ölçüde doğru ve ikna edicidir?
Birkaç gün önce haberini yaptım: Önceki dönem belediye başkanımız olan Abdullah Gürsel Uçar, kendisini ve dönemindeki uygulamalarını beğenelim ya da beğenmeyelim, 2020 ve 2021 yıllarında iki kez Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Muğla İl Müdürlüğü'ne başvurarak sahillerin “tahsisini” talep etmiş, bununla yetinmemiş, “Datça sahillerinin kiralanması” ihalesine katılmak istediğini bildirmiş. Merkezi yönetim ilk başvuruya yanıt bile vermemiş, ikinci başvuruda ise “tamam” demiş ama ihale filan açmadığı için “tamam” demesi fiiliyatta hiçbir işe yaramamış.
Demek ki verili koşullarda yerel yönetimin eli kolu bağlı değilmiş, bir şeyler yapabilirmiş!
Seçim sürecinde işgale karşı olduğunu ve bununla mücadele edeceğini söyleyen bir adayın ve ekibinin seçim kazandıktan sonraki tavrı en azından aynı partiden olan önceki yönetimin yaptığı gibi ilk elde benzer bir başvuruyu yapmak ve sonucunu Datçalılara açıklamak olmalıydı. Dahası, bir adım daha atıp kendisine oy versin ya da vermesin Datçalılara dönüp durumu anlatmak, “Ey Datçalılar, siz benim verdiğim sözlere inanarak bana oy verdiniz. Beni başkan yaptınız. Ben sözlerimin arkasındayım. Bu konuda sonuç alıcı adımlar atabilmek için sizlerden yetki istiyorum. Merkezi yönetimin vermediği yetkiyi sizden istiyorum.” demesiydi. Bu çerçevede Datçalıların düşüncesinin ne olduğunu çok net olarak öğrenebilmek ve bunu merkezi yönetime de gösterebilmek için “referandum sandığını” Datçalıların önüne koyma olasılığı da dahil ilk elde Datçalıların “iş yapsınlar ve sorunları çözsünler” diyerek Belediye Meclisine gönderdiği Datça Belediye Meclis Üyeleriyle bu konuyu tartışabilir, Datça Belediye Meclisinden yetki isteyebilirdi. Datçalıları ilgilendiren toplumsal bir sorunun çözümünde yetki Datça Belediyesi'nde olmayacak da kimde olacak? Merkezi yönetim bu yetkiyi vermiyorsa Datça Belediyesi bu yetkiyi Datçalılardan istemeyecek de kimden isteyecekti? Bu konuda gazeteci Sedat Kaya'nın, benim, Sol Parti Datça İlçe Örgütü Yönetiminden Abidin Akbulut'un kamuoyu önünde farklı zamanlarda yazılı olarak dillendirdiğimiz çok somut benzer önerilerimiz de vardı.
31 Mart 2024 tarihinde seçilen yerel yönetimimiz özetlediğimiz şekli yaklaşımların ötesinde somut ve sonuç alıcı, Datçalıları “Başkan ve yönetimi yapılması gereken her şeyi yapıyor. Haklarını yemeyelim.” dedirtecek şeyler yapmadı ya da yapmaktan kaçındı.
Son söz: Datçalıların, sahillerde kimin işgalden yana kimin işgale karşı, kimin sahillerde yetkinin belediyeye verilmesinden, kimin verilmemesinden yana olduğunu bilme hakkı vardır.