|
Tweet | Tarih: 15-09-2026 23:20 |
AÇIKLAMA ŞÖYLE:
2026-2027 eğitim-öğretim yılı, Türkiye’de eğitimin yıllardır biriktirilen yapısal sorunlarının ve derinleşen ekonomik krizin gölgesinde başlamaktadır. Milyonlarca öğrenci ve eğitim emekçisi okullara dönerken, veliler daha eğitim yılı başlamadan ağırlaşan eğitim harcamalarıyla karşı karşıya bırakılmıştır.
Türkiye’de eğitim sistemi; kamusal hizmetlerin tasfiyesi, eğitimin piyasalaştırılması ve dinselleştirilmesi, eğitim emekçilerinin güvencesizleştirilmesi politikaları nedeniyle ağır bir kriz yaşamaktadır. Okulların fiziki, hijyenik ve güvenlik sorunları sürmekte; öğrenciler okulda bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemeğe ve temiz içme suyuna dahi erişememektedir.
Eğitim emekçileri ise yoksulluk sınırının altında kalan ücretler, güvencesiz istihdam, Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nun yarattığı hiyerarşi, norm kadro baskısı ve artan idari müdahaleler altında çalışmaktadır.
Bütün bu sorunlar ortadayken Millî Eğitim Bakanlığı’nın yayımladığı “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” konulu 2026/70 sayılı Genelge, Bakanlığın eğitimin gerçek sorunlarından ne kadar uzak olduğunu bir kez daha göstermiştir.
MEB, eğitimin kamusal, ekonomik ve pedagojik sorunlarına çözüm üretmek yerine; önlük uygulamasından norm kadro baskısına, Millî Eğitim Akademisi üzerinden yapılmak istenen düzenlemelerden “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” dayatmasına kadar şekilci, denetimci ve ideolojik yaklaşımını sürdürmektedir.
Öğretmenlerin ihtiyacı önlük talimatı ya da kılık-kıyafet dayatması değildir. Öğretmenin mesleki saygınlığı giydiği kıyafetle değil; ürettiği emek, mesleki özerklik, insanca yaşayabileceği ücret ve güvenceli çalışma koşullarıyla sağlanır. Eğitim emekçilerini biçimsel kurallarla denetlemeye ve baskı altına almaya yönelik uygulamaları kabul etmiyoruz.
Norm kadro fazlası öğretmenlerin resen görevlendirilmesi ve Millî Eğitim Akademisi bünyesinde eğitime alınarak alan değişikliğine yönlendirilmesi, eğitim emekçilerinin çalışma güvencesine açık bir müdahaledir. Plansız öğretmen istihdamının, yanlış norm kadro politikalarının ve idari hataların sorumlusu öğretmenler değildir. Öğretmenlerin diplomalarını, branşlarını ve mesleki birikimlerini işlevsizleştirecek uygulamalardan vazgeçilmelidir.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası olarak siyasi iktidara ve Millî Eğitim Bakanlığı’na bir kez daha çağrıda bulunuyoruz:
Bütün eğitim emekçilerinin ücretleri yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı, insanca yaşam ve çalışma koşulları güvence altına alınmalıdır.
Sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik başta olmak üzere güvencesiz istihdam uygulamalarına son verilmeli, eğitim emekçileri kadrolu ve güvenceli olarak istihdam edilmelidir.
Her okula ihtiyacı oranında doğrudan ve yeterli bütçe ayrılmalı; temizlik, güvenlik ve yardımcı hizmetler için ihtiyaç duyulan personel kadrolu olarak istihdam edilmelidir.
Tüm öğrencilere en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek ile ücretsiz temiz içme suyu sağlanmalıdır.
Geçtiğimiz yıllardan başlayarak ilçemizin birçok okulunda güçlendirme ve kapsamlı tadilat çalışmaları başlatılmış, bazı okullarımızın depreme dayanıklı olmadığına karar verilerek tamamen yıkılmıştır. Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin can güvenliğini sağlamak amacıyla okul binalarının depreme dayanıklı hale getirilmesi elbette hayati bir zorunluluktur.
Ancak, zamanlaması ve planlaması doğru yapılmayan bu inşaat süreçleri, ne yazık ki eğitim öğretim hizmetlerinin aksamasına ve öğrencilerimizle velilerimizin mağduriyet yaşamalarına neden olmaktadır.
İnşaat ve bakım-onarım süreçleriyle birlikte bir çok okulumuz ikili (sabahçı-öğlenci) eğitime geçmiştir. Sabahın erken saatlerinde başlayıp, akşam karanlığında sona eren ikili eğitim modelinde öğrencilerimizin eğitim hakkı, sağlığı ve sosyal gelişimi ciddi tehdit altındadır. Öğrenciler evlerinden uzak okullara yönlendirildiği için, düzensiz ve yetersiz beslenme ile karşı karşıya kalmışlardır. Bu durum çocuklarımızın fiziksel ve zihinsel gelişimini olumsuz etkilemektedir. Sıkıştırılmış programlar ve zaman darlığı nedeniyle okullarda sosyal, sanatsal, sportif ve kültürel faaliyetlere zaman kalmamakta, okul sadece bir dinleme binasına dönüşmektedir.
Ayrıca kış mevsiminin başlamasıyla birlikte, sabahın erken karanlığında okula giden, akşam saatlerinde okuldan dönen öğrencilerimiz trafik güvenliği ve asayiş açısından büyük risk altına girmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın norm kadro yönetmeliğini plansız ve zamansız olarak uygulaması nedeniyle aynı okulda yıllardır görev yapmış öğretmenlerimiz haksız yere norm kadro fazlası olmuş, telafisi çok güç olan mağduriyetler yaşamışlardır. Bir çok öğretmenimiz başka okullara istemek zorunda kalmış, hatta başka ilçelere re'sen atama tehdidiyle karşı karşıya kalmışlardır.
Geçen yıl, Milas İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından köy okulları bağımsız eğitim bölgeleri statüsünden çıkarılarak, bir çok köy okulu birleştirilmiş ve öğretmenler norm kadro fazlası kalarak başka okullara veya başka ilçelere gitmek zorunda kalmışlardır. Bu uygulama ile öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin mağduriyetleri devam etmektedir.
İlçemizdeki Atatürk Teknik ve Mesleki Anadolu Lisesi, Milas Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ve Mehmet Akif Ersoy Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bir arada aynı kampüste eğitime devam etmektedir. Bu okullara ulaşım dar ve virajlı olan bir yoldan yapılmaktadır. Trafik yoğunluğunun fazla olması nedeniyle sanayiden okullarımıza çıkan yol ihtiyaca cevap vermemektedir. Öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz için riskli bir yoldur. Bir an önce bu okullarımıza yeni bir yol yapılmalı veya mevcut yol daha güvenli hale getirilmelidir.
Anayasal bir hak olan eğitimin aksamaması için Eğitim Sen olarak; yetkilileri bir an önce aşağıdaki önlemleri almaya davet ediyoruz.
-Her öğrenciye ücretsiz bir öğün yemek verilmeli ve taşıma desteği sağlanmalıdır.
-Okul giriş-çıkışlarında gerekli güvenlik önlemleri alınmalıdır.
-İnşaat süreçleri hızlandırılmalı ve kısa sürede tamamlanmalıdır.
-Tamamen yıkılmış olarak ve yeniden yapılacak olan Dr. Mete Ersoy İlkokulu ve Cumhuriyet Anadolu Lisesi için bütçeden gerekli pay ayrılmalı ve bu okulların bir an önce inşaatı tamamlanmalıdır.
-Norm kadro yönetmeliğinin plansız uygulanması ile başka okullara atanan öğretmenlerimizin atamaları iptal edilmeli ve re’sen atamalar durdurulmalıdır.
Eğitim Sen olarak, 2026-2027 Eğitim Öğretim Yılında da öğrencilerimizin eğitim hakkı, velilerin üzerindeki ekonomik yükün kaldırılması, eğitim emekçilerinin insanca yaşam hakkı ile bilimsel, laik ve farklılıkları gözeten demokratik bir eğitim için mücadelemizi sürdüreceğiz. İlçemiz okullarında yaşanan olumsuzlukların bir an once düzeltilmesi için atılacak adımların da takipçisi olacağız.
Yaşasın Eğitim Sen, Yaşasın KESK!