|
Tweet | Tarih: 05-02-2026 20:06 |
Gönderdiği Sesli Mesaj Şöyle:
Nevzat Bey, sizinle tanışmadık ama ben sizi takip etmeye çalışıyorum. Yaptıklarınızla çok övünüyorum, çok da hoşuma gidiyor. Hakiki bir Milaslı olarak çalışmalarınızı çok takdir ediyorum. Ellerinize sağlık. Size güç/kuvvet dilerim. Geçen gün siz bana “Milas’ın geleceği için neler yapılmalı” diye bir mesaj gönderdiniz. Ben onunla pek ilgilenemedim çünkü bir ameliyat durumu vardı. Hastaneden yeni geldim. Toparlanmaya çalışıyorum. Merak edilecek bir şey yok. Benim size verebileceğim bir tavsiye veya beraber çalışırsak yapabileceğimiz şey; benim en çok kıymet verdiğim, içinde böyle, değer bulduğum kavram, girişimciliktir.
Bu devirde galiba bize en çok lazım olanı, bilhassa Türkiye gibi bir ülkede, eğer biz iyi girişimciler, bilgili girişimciler, ayağı yere iyice değen, yere sağlam basan girişimciler, yaratabilirsek; sanırım, bizim ülke olarak, Atatürk’ün dediği gibi çağdaş ülkeler seviyesine, yaklaşmamız daha kolay olur, daha çabuk olur.
Bunu nasıl yapacağız?
Benim, İSKA olarak, İstanbul Kalkınma Ajansının Üsküdar Üniversitesine verdiği bir proje vardı. Şöyle bir 10-15 sene önce. Ben onlar için bir girişimcilik programı hazırlamıştım. 14 günlük ya da haftada bir yaparsanız, 14 haftalık. Bunun ayağını yaparız. Bu dert değil ama mesele ortaya bir şey koymak. Bir gün, daha uzun konuşalım. Ben sizinle de yüzyüze konuşmak, tanışmak isterim. Biraz daha vakit geçince onu da yapalım.
Ben şöyle bir teklifte bulunayım size. Eğer Milas’ı haritada herkese göstermek istiyorsak, Karya Kralının dediği gibi, “Niye Milas’ın kıymetini bilmiyorsunuz?” Eğer Milas’ın kıymetini bilmek istiyorsak, o vakit, öyle bir girişimcilik merkezi kuralım ki Türkiye’de yıldız olsun, herkes Milas’a aksın. O girişimcilik teşebbüsüne dahil olmak, ondan yararlanmak için. Bu yapılır. Ben size anlatacağım, nasıl yapılacağını. Neler yapılacağını. Kafa kafaya vereceğiz, konuşarak bulacağız. Milas hakkında benim bilmediğim çok şey var. Bilhassa bölge hakkında.
15 yaşındayken çıktım Milas’tan ama 15 yaşıma kadar öyle bir Milaslı oldum ki Sodra dağının topraklarında yürümekten ayaklarım kan içinde kalırdı. Sodra dağına annemden saklı, yalınayak çıkardım. Ayağıma dikenler batmış, kan içinde dönerdim eve ama o tepedeki rüzgâr ve Karyalılar’ın oraya koydukları bekçinin hikâyesi benim bütün acılarımı dindirir, kanamalarımı geçirirdi. Şimdi de Sodra dağının kökboyalarından yapılmış Milas halılarının üstünde gezerek, Sodra dağındaki o hislerimi hatırlamaya çalışıyorum. Milaslılar beni Sodra Dağının ve Milâs’ın sevdalısı olarak bilsinler yeter. Ben işte öyle bir Milaslıyım!
Yaparız, biz bunu yaparız. Siz bana biraz vakit verin. Bir ara buluşalım. Telefonla konuşalım, WhatsApp’la yazışalım. Hatta bir defayla olmaz. Haftada bir ya da belli aralıklarla devamlı konuşarak… Bana biraz izin verin şu durumdan bir kurtulayım, ondan sonra sizin istediğiniz her şeyi yaparız. Çok memnun oldum. Bana yazdığınız için. Hakiki Milaslıları ben hissediyorum, sizin duygularınızı. Çünkü bende de aynı duygular var.
Milas’ı tabii ki çok seviyoruz. Ben fırsat buldukça gelirdim Milas’a. En son, arkeologların katıldığı, sanırım 15. Karya Sempozyumuydu. Ona gelmiştim. Çok memnun olmuştum. Milashan’da kalmıştık.
Bunları konuşuruz, planlarız. Lütfen benimle temasınızı kesmeyin. Biliyorum çok meşgulsünüz. Fırsat buldukça bana bir iki not atın. Ben mutlaka fırsat bulup cevap veririm. Beraber çalışırız. Haydi, çok çok saygılar, sevgiler, görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın. By by.
Yayına hazırlayan: Nevzat Çağlar Tüfekçi
Yazının tamamını Milas'ın vizyon sitesi www.milasvizyon.com 'da okuyabilirsiniz.