beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi sex hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort kıbrıs escort kıbrıs escort
Bugun...


Zeytin ve Zeytin Üreticileri Üzerine (1)
Tarih: 11-10-2026 13:50:33 Güncelleme: 11-10-2026 13:50:33 + -


Akhisar'dan itibaren, yolun her iki tarafı zeytinlik idi. Yolda, birden çok yerde önümüzde giden ve içerisi yeşil zeytin dolu plastik kasalar taşıyan traktör ve tır boyutunda açık kasa kamyon gördük. Yer yer gittiğimiz yola bitişik konumda farklı firmalara ait işletmeler vardı. Zeytinliova girişindeki işletmeler ise oldukça büyüktü. İşletmelerin bazılarının önünde, açık ya da kapalı kasa bir ya da birden fazla tır vardı.

facebook-paylas
Tarih: 11-10-2026 13:50

Zeytin ve Zeytin Üreticileri Üzerine (1)

MEHMET ERDAL / AKHİSAR

(Birinci Bölüm)

10.10.2026,Cumartesi günü itibariyle zeytin üreticilerinin bir haftalık “zeytin toplamama”, aynı zamanda zeytin üreticisi de olan komisyoncuların “elekleri çalıştırmama” boykotu yapmaya başladıkları Zeytinliova'ya, Sol Parti Akhisar İlçe Örgütü Başkanı Cemalettin Gülmen ile birlikte bir gün öncesi (09.10.2026, Cuma) gitmiş, Sol Parti Akhisar İlçe Örgütü Tarım ve Ekoloji Grubu Üyesi M. Ali Özer'i ziyaret etmiştik.

AKHİSAR-ZEYTİNLİOVA ARASI HER YER ZEYTİNLİK

08.10.2026 günü akşamı Cemalettin, “Akhisar-Zeytinliova arası 20-25 dakika, bilemedin yarım saat sürer. Mehmet Ali bizi saat 15.00 gibi bekliyor. Yarın, saat 14.30 gibi yola çıkalım.” dedi. Her olasılığa karşı yola biraz önce çıkma düşüncesinde olduğumdan, “Saat 14.00-14.30 arası gelir seni alırım.” dedim. Saat 14.15 gibi yola çıktık.

Akhisar'dan itibaren, yolun her iki tarafı zeytinlik idi. Yolda, birden çok yerde önümüzde giden ve içerisi yeşil zeytin dolu plastik kasalar taşıyan traktör ve tır boyutunda açık kasa kamyon gördük. Yer yer gittiğimiz yola bitişik konumda farklı firmalara ait işletmeler vardı. Zeytinliova girişindeki işletmeler ise oldukça büyüktü. İşletmelerin bazılarının önünde, açık ya da kapalı kasa bir ya da birden fazla tır vardı.

Cemalettin, 2014 yılında çıkarılan Büyükşehir Yasası ile Manisa Büyükşehir olunca belediyelikten mahalleye dönüşen Zeytinliova'nın eski adının “Yayaköy” olduğunu söyledi. Yayaköy'ün ne zaman neden “Zeytinliova” olduğunu bilmiyordu. (İnternetteki bilgilere göre, yörede zeytin ağacının çok olması nedeniyle, Bakanlar Kurulu'nun 27 Ekim 1969 tarihli toplantısında hazırlanan bir kararname ile “Yayaköy” adı “Zeytinliova” olarak değiştirilmiş. Zeytinliova'nın adı, “Yayaköy” den de önce “Yağköy, ondan da önce “Palamut” imiş.)

Mehmet Ali, gittiğimiz gün zeytin toplamaya başlamış. O nedenle, köye yaklaştığımız andan itibaren, Cemalettin sık sık telefon edip, bulunduğu zeytinliğe gideceğimiz yolu tarif etmesini istedi. Zeytinliova'nın içerisinde o gün pazar kurulmasından da kaynaklı trafik sıkışıklığı yaşadıktan sonra Yatağan Mahallesi'ne giden yolda devam ettik. Yatağan'a yaklaşmışken M. Ali telefon etti: “Nerede kaldınız? Şimdiye kadar gelmiş olmalıydınız.” dedi. Geri döndük. Bizi karşılamak için yola çıkmakta geç kaldığı için biraz önce geçip gittiğimiz bir noktada buluştuk. Araçtan indik. Aracı yolun kıyısına bitişik zeytin tarlasına park ettikten sonra, konuşarak eşinin zeytin topladığı yere doğru yürümeye başladık.

ZEYTİN, ÖTEDEN BERİ ZEYTİNLİOVA'NIN BAŞAT ÜRÜNLERİNDENDİR

İçinde bulunduğumuz zeytin tarlası, yolun kıyısından itibaren 33 dönümmüş. 3 kardeş aralarında bölüşmüşler; her biri, üçte bir hisse sahibiymiş. Hisselerin belirlenmiş resmi sınırlar yokmuş. Her kardeş, kendisine ait olan yeri biliyormuş.

Gömeç'te kaldığımız 1-30 Eylül arası dönemde Kuzey Ege'yi dolaşırken gördüğümüz zeytin ağaçlarının görünümlerinin canlı, zeytinlerin ise parlak oluşuna atıfta bulunarak, bahçelerindeki zeytinlerin yeterince canlı olmamasının nedenini sordum. Bahar aylarından beri yağmur yağmadığını söyledi. Artı, onlara ait zeytinliğin toprağı, profili zayıf bir toprakmış. “Görüyorsun işte, taşlık.” dedi. Zeytinliova'nın her yeri böyle taşlık ve profili zayıf toprak değilmiş. “Adı 'Zeytinliova' ama öyle düz, coğrafi bir 'ova' da değil.” diyerek anlatmaya devam etti. Hem köye gelirken hem de bulunduğumuz yerden bakarken gördüğüm, Zeytinliova sırtını tepelere yaslamış bir yerleşim yeri idi. Köyün adının “Zeytinliova” olmasını, Yayaköylüler talep etmiş.

Zeytin, tütünün Akhisar'ın simge ürünü olduğu yıllarda da Zeytinliova'nın başat tarım ürünlerinden birisiymiş. “O yıllarda, burada zeytin de tütün de üretiliyordu. Şu an tamamen zeytin. Şuraya, tepeye çıkarsan, görürsün.” dedi. Akhisar'ın diğer mahallelerinde olduğu gibi Zeytinliova'da da tütün tarlalarının yerini zeytin tarlaları almış. İçinde bulunduğumuz zeytinlikte zamanında hem tütün hem de zeytin üretiliyormuş. İçimden “Anlaşılan o ki, o yıllarda bu zeytin ağaçları daha yeni dikilmişti.” dedim. Doğup büyüdüğüm Tire/Ayaklıkırı Köyü'nde de benzer durumlar söz konusuydu. “Bu gördüğün zeytinlerin ilk anından bugüne kadar her anında benim emeğim vardır. Aslında, biz 'karma kültür/çoklu ürün' diyeyim, tarım yapıyorduk; tarlamızın bir kısmına ki burası 'gen' (tarlanın uzun süre boyunca hiç sürülmemiş, ekilmemiş ve kendi haline bırakılmış olması) bir yerdi, işte buğday, mısır... ekerdik. Bu yerleri, hayvanla işlerdik o zamanlar. Şimdi 'tek ürüne' kalınca, sadece zeytinde değil bu, genel olarak 'tek ürüne' kalan bütün coğrafyalarda benzer bir durum vardır, tarım alanlarında büyük bir sıkıntı yaşanıyor.” Anlamak için, konuyu açmasını istiyorum. “Şimdi bu ürün, örneğin zeytin, pazara çıkacak. Üretici onu satacak. Elde edeceği gelirle bütün yaşamını idame ettirecek. Haliyle, onu üreten üretici, köylü açısından bu bir sıkıntı oluyor. Zeytin, elbette çok değerli bir ürün. Her yere ekilmesi gereken bir ürün fakat çiftçinin tek ürüne mahkum olması, bütün yaşamsal fonksiyonlarını o tek ürüne bağlaması bir handikap, açmaz.”

Akhisar'ın simge ürünü olan tütünü kimin geri plana ittiğini sordum. “Devlet.” dedi. “Önce, 'kota' getirildi. Sınırlandırıldı. Şimdi de 'sözleşmeli' olarak üretimi yapılıyor. Tütün üretimi, şu an Akhisar'da çok azdır.” Akhisar'da tütün ekilen yerlerin zeytin bahçelerine dönüşmesinin tahmini zamanını öğrenmek istiyorum. 1990'ları işaret ediyor. “Tütünün kısıtlanmaya başlamasıyla başladı bu arayış ve dönüşüm. Alternatif ürün olarak bölgede en iyi bilinen ve coğrafyası da uygun olan ürün, zeytin idi. O nedenle, sadece zeytine dönüşüm başladı. Sen de görüyorsun.” dedi. Akhisar'da gördüğüm, dağ-taş zeytin idi.

Bulunduğumuz yerden bakıldığında, Zeytinliova'nın sırtını yasladığı tepelerde, yer yer “orman” görüntüsüne sahip çam ağaçları göze çarpıyordu. Onların da arkalarında bir yerde, bir tepenin tam üzerinde rüzgar enerjisi sağlayan beton direkler görünüyordu. “Oraya 'Kırtepe' diyoruz. O direkler oraya 5-6 yıldır dikildi. O tepenin kuzeydoğu eteğinde Kırkağaç (Manisa'nın kavunu ile ünü bir ilçesi) var. Oldukça yakın. Osmanlı İmparatorluğu zamanında kervan yolu ya da ulaşım yolu, Zeytinliova'dan, sonra şu vadiden geçiyormuş. Hala orası, 'Kırkağaç Yolu' olarak anılır. Şurada, ileride Ömerler, Habipler (Kırkağaç'a bağlı Bakır Mahallesi içerisinde yer alan semt/küme evler) diye iki küçük köy var. O köylerden devam ediyor.”

ZEYTİNLİOVA, TÜRKİYE'NİN ZEYTİN DEPOSUDUR

Zeytinliova'nın şu anki nüfusunu sordum. “2500 civarında” (2554) dedi. Büyükşehir Yasası çıkmadan önceki dönemde “belediye” statüsünde olan yerlerin nüfusunun en az 2 bin olması gerektiğine atıfta bulunarak, son 12 yılda nüfusunda ciddi bir artış olmamasına şaşırdığımı söyledim. “Nüfus artmıyor, aksine azalıyor.” dedi. “Bir zamanlar çok göç alan bir yermiş. Bizim aile de göç edenlerdendi.” Aile olarak, Balıkesir/Sındırgı'dan gelmişler, 1961 yılında. Sekiz yaşındaymış. Geldikleri köy, Sındırgı'nın hayvancılık yapılan bir orman köyü imiş. Tarım, pek yokmuş.

Zeytinliova girişinde gördüğüm işletmelerden söz ettim. “Zeytinliova, Türkiye'nin zeytin deposudur.” dedi. Bildiğimiz zincir marketlerin pek çoğunun adını saydı. Adını hiç duymadığım bir işletmeden de söz etti. Bu işletme, askeriye dahil pek çok kuruma ürün veriyormuş. Zeytin piyasasını o belirliyormuş. Akhisar-Zeytinliova arasında gördüklerimden hareketle bende oluşan kanıyı doğruluyor: “Bildiğin bütün gıda firmalarının ve zincir marketlerin işletmeleri Akhisar-Zeytinliova arasında, Ballıca'da, Süleymanlı'da... bulunur.”

BirGün Gazetesi'nde o gün yayınlanan Mustafa Bildircin'in haberinde, Yeni Parti Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu'nun açıklamasına atfen “Uslu” türü zeytinden söz edildiğinden bahsederek, Zeytinliova'da hangi tür zeytinin başat olduğunu sordum. “'Domat' ve 'Uslu', Zeytinliova orijinli (kökenli) zeytinlerdir ama sonradan 1970'li yıllarda devlet zeytin fidanı dağıtmaya başladı. Devletin dağıttığı bu zeytin fidanları, 'Trilye' orijinli zeytindir, genel adıyla 'Gemlik' olarak bilinir.” dedi. Doğduğum köyde “Memecik” türü zeytin başat türdü ve biz devletin dağıttığı zeytinlere ki onlar da bildiğim kadarıyla “Gemlik” idi, “Ziraat Zeytini” diyorduk.

(Devam edecek)

 




Bu haber 297 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EKONOMİ Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
YUKARI