beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi sex hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort kıbrıs escort kıbrıs escort
Bugun...


KUZEY EGE GEZİ NOTLARI (7/1)
Tarih: 20-09-2026 00:56:40 Güncelleme: 20-09-2026 00:56:40 + -


16.09.2026, Çarşamba günü yola çıktık; İzmir-Çanakkale kara yolundan kuzeye doğru yol aldık. Burhaniye'yi geride bıraktık. Edremit'ten batı yönüne döndükten bir süre sonra, Kadıköy Mahallesi içerisindeyken, yolun sağında “Yolören” levhasının gösterdiği yola girdik.

facebook-paylas
Tarih: 20-09-2026 00:56

KUZEY EGE GEZİ NOTLARI (7/1)

MEHMET ERDAL

(Birinci Bölüm)

Yolören Mahallesi'ne (köyüne) varmadan önce karşımıza çıkan yol ayrımında, Zeytinli Mahallesi (köyü) yoluna devam ettik. Zeytinli'nin içerisinden geçtik. Beyoba'ya vardık. Beyoba girişinde, Kaz Dağları Milli Parkı kapsama alanında bulunan Hasanboğuldu(*) Göleti Piknik Alanı'na yöneldik.

NAVİGASYON YOLU GÖSTERMESE, ZOR BULURDUK

İzmir-Çanakkale kara yolundan itibaren Beyoba girişine kadar yol oldukça iyi. Yolun her iki tarafı zeytinlik. Zeytinli'den sonra zeytinlerin, yol kıyısındaki ağaçların ve bitkilerin renginin daha koyu yeşil ve canlı olduğunu görünce “Bu bölge sulak.” dedim. Beyoba girişinden Hasanboğuldu Piknik Alanı'na kadar olan bölüm ise hem çok dar hem de çok dolambaçlıydı. Yolun bu bölümünde, Beyobası girişinden sola döndükten bir süre sonra yolun sağ tarafında iki demir çubuğa monte edilmiş bir levha gördük: “Bu zorlu dağ yolu, 1991 yılında Kurmay Albay Selim Okçay tarafından açılmış ve Hasanboğuldu halkımızın hizmetine sunulmuştur.” yazıyordu.

Sevda'nın İnternetten elde ettiği bilgilere göre bu güzergah, ki o nedenle bu güzergahı izledik, Kızılkeçili üzerinden Hasanboğuldu Göleti'ne giden yol güzergahından daha kısa ve daha düzgünmüş.

Navigasyonun yardımıyla yol aldığımız bu güzergahın hiçbir yerinde, Hasanboğuldu Göleti ya da Hasanboğuldu Piknik Alanı'na gidiş yolunu gösteren tek bir levha bile görmedik; öyle ki Beyoba'sı girişinde önce yanlış bir yola saptık. Yanlış yola girdiğimizin ayırdına varınca geriye döndük. Biraz ileride aynı istikamete dönen bir başka yolun köşesinde sağ ve sol taraflarda incir satan yaşlı Beyobalı kadınlara yolu sorduk, “Buradan” dediler.

HASANBOĞULDU PİKNİK ALANI

Piknik alanı girişinde gençten birisi sol elinde kalınca bir deste para tutarak giriş parası topluyordu; araç başına, 225.00 TL. imiş, verdik.

Giriş parası alan genç, Zeytinli Mahallesi'ndenmiş. Burasını, bir arkadaşı bakanlıktan kiralamış; “Artık, her yer kiralanabiliyor.” dedi. Yol boyunca hiçbir yerde yolu gösteren levha görmediğimizi söyledim; “Dikilen levhaları, yol boyundaki işletme sahipleri söküp atıyor. Baş edemiyoruz.” dedi.

Giriş kapısını geçtikten hemen sonra, bizden önce gelenlerin araçlarını park ettiği sağ taraftaki bir yere aracı park ettik.

Geldiğimiz piknik alanında neyin nerede olduğuna dair hiçbir bilgimiz olmadığından, bizden önce gelen birilerine neyin nerede olduğunu sorduk. Girdiğimiz yere yakın bir yerde, sol tarafta SÜTÜVEN ŞELALESİ, daha yukarılarda Hasanboğuldu Gölet'i varmış. Buraya gelişimizin asıl nedeni, Hasan'ın boğulduğu yeri görmekti. “Önce, göleti görelim.” dedik. Yukarıya doğru yürümeye başladık.

Sol tarafta WC (10 TL.), büfe, kafe, restoran, hediyelik eşya satan yerler vardı. Burasının, “Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü./MP, 1958” kontrolünde bir yer olduğunu gösteren birden çok yazı gözümüze çarptı.

Biraz ileride, köprünün hemen öncesinde, yolun sağında ve solunda satış standları, standların başında da bu yöreye has olduğunu düşündüğümüz yiyecekleri, içecekleri ve hediyelikleri satan çoğu kadın yöre insanları vardı. Hava tertemiz ve serin, gördüğümüz manzara çok güzeldi. Akarsu boyundaki ve tepelerdeki çam ğaçları, çınarlar ve diğer ağaç türleri oldukça uzun boylu ve yemyeşildi. Yeşilin envai tonunu görebiliyorduk. Küçük bir köprüden geçtik.

Yukarıdan aşağıya suyun akıp geldiği akarsu yatağı köprüye kadar solumuzda, köprüden sonra sağımızda idi. Bu bölümde, akan suyun sağında-solunda sabit masa ve oturaklar vardı. Bazı masalarda, yanında getirdiği yemeği-içeceği yeyip içen aileler gördük. Masalardan birisine yakın bir yerde, piknik yapanlar ateş yakıp bir şeyler pişirebilsin diye sabit uzun bir ocak da bulunuyordu.

Göletin olduğu yere kadar, demir aparatlar üzerine monte edilmiş tahtadan yapılma yürüme bandında yürümeye başlamadan önce, sol tarafta, çevresi kırmızı şeritle çevrilmiş taştan yapılma eski bir yapı kalıntısı gördük. Bununla ilgili bir açıklama göremedik.

Tahtadan yapılma yürüme bandı oldukça sağlamdı; üzerinde rahatça yürünebiliyordu. Yolun bittiği noktada, göletin rahatça görülebileceği bir yerde yine tahtadan yapılma geniş bir alan vardı.

Bu son noktada, ayrı ayrı levhalar üzerinde Sabahattin Ali'ye ait olduğu söylenen “Hasanboğuldu Şiiri” ile buraya neden “Hasanboğuldu” denilişinin kısa hikayesi yer alıyordu.

HASANBOĞULDU GÖLETİ

Piknik alanında bir panoda yazılı bilgilere göre, Hasanboğuldu Göleti, Kazdağı'nın güney yamacında Kızılkeçili Deresi üzerinde yer alıyor. Kızılkeçili Deresi, Kazdağı'nın zirvelerindeki Karakuyuları Mevkii civarından doğuyor ve Edremit Körfezi'ne dökülüyor. Kaynağı ile denize döküldüğü yer arasında 15,7 KM. bulunuyor. Dar ve uzun bir görünüme sahip havzanın en geniş yeri 3,8 Km olup, yükselti 0 M ile 1760 M arasında değişmekte.

Bu gölet ve yanındaki çınar ağacı ile ilgili bir efsane yörede yıllardır anlatılagelmektedir. “Hasanboğuldu Efsanesi” olarak bilinen bu hikaye, ünlü yazın ustası Sabahattin Ali tarafından 1942 yılında öykülendirilmiş.

HASAN BOĞULDU ÖYKÜSÜ

Ovalı Hasan ile Obalı Emine birbirlerini severler. Ancak, ikisinin de yaşayış tarzları birbirinden farklı olduğu için kavuşmaları zordur ama yine de Emine'yi ailesinden ister. Oba geleneğinde ise Emine'nin Hasan'la evlenmesi için bir şart vardır. Hasan'ın köyden Oba'ya kadar hiç dinlenmeden sırtında bir çuval tuz getirmesi gerekir. Hasan bunu kabul eder. Emine'de Hasan'la birlikte gider. Hasan köyden bir çuval tuzu alır ve yola koyulur. İlk zamanlarda zorlanmaz ama güneşin ve yorgunluğun tesiriyle terler ve çuvaldaki tuzlar sırtını yakmaya başlar. Emine töreyi bozmamak için dinlenmesine izin vermez ve yardım etmez. Hasan bütün gücüyle tuz dolu çuvalı taşımaya çalışır. Ancak belirli bir süre sonra takattan düşer, tuz çuvalıyla yığılır kalır. Bunun üzerine Emine çuvalı alır yola devam eder. Hasan Emine'nin arkasından bağırır, “Emine ben gelemedim, sen benim arkamdan gel” der. Hasan'ı o günden sonra gören olmamıştır. Emine onun gömleğinin bir parçasını derenin kenarında bulur. Hasan'ın sesi sürekli Emine'nin kulağında çınlar. Sürekli Emine'yi çağırır. Emine'nin durumu her gün daha da kötüleşir. En son dere kenarındaki bir ağaca Hasan'ın gömleği ile kendini asar.

HASANBOĞULDU ŞİİRİ

Uzaklardan sesin aldım/Çevreni derede buldum/nereye gittiğin bildim/Hasanım arkandan geldim.

Sarı kahküllü, dal boylum/Saz benizli, ayva tüylüm/Tatlı sözlü, melek huylum/Hasanım ardından geldim.

Köyden, obadan kovulan/Duru sularda boğulan/Toz köpük olup dağılan/Hasanım ardından geldim.

Sarp dağlara getirdiğim/Kavuşmadan yitirdiğim/Ak kefensiz yatırdığım/Hasanım ardından geldim.

Emine'yi yaslı eden/Kerem olup Aslı eden/Dağı taşı sesli eden/Hasanım ardından geldim

BEYOBALI” DEĞİL, “HASANBOĞULDULU”!

Göleti gördükten sonra, Sütüven Şelalesi'ni görmek için piknik alanının giriş bölümüne döndük. Şelaleyi ve akarsu yatağını görmek için dereye indik.

Dereden yukarıya çıktıktan sonra, yanımızda getirdiğimiz kahve ile böreği alarak şelaleye yakın bir yerde de bulunan sabit masaların birisine gittik. Burada da ateş yakmak için uzun bir ocak bulunuyordu.

Hasanboğuldu Piknik Alanı'nı, göleti, şelaleyi, ormanı, yeşilin envai tonunu görmenin verdiği mutlulukla dönüşe geçtik.

Beyobası girişinde yol sorduğumuz yaşlı köylü kadınlardan piknik alanına gelirken sol, geriye dönerken sağ taraftaki hala yerindeydi. Giderken, “Dönüşte bu kadınlardam incir alalım.” demiştik. Durduk. Yaşlı kadın, hemen cama yanaştı. Elindeki kabın içerisi, siyah ve yeşil taze incir doluydu. Ne kadar olduğunu sordum. “150.00 TL.” dedi. Gömeç Pazarında 100-120.00 TL. idi. Söyledim. “Yok. İncir zamanı geçti artık.” dedi. “Tamam. Ver.” dedik. “Bir kg. daha vereyim.” dedi. İstemedik. “Sen Beyobalı mısın?” diye sordum. “Ben Hasanboğuldu köyündenim.” dedi. Yolda, “Beyobası'nın diğer adı Hasanboğuldu mu ki?” dedim. Sevda, “'Hasanboğuldu' adı öne çıkınca, kendisinin oralı olduğunu söyleme gereği duymuş olabilir.” dedi.

Olabilir!

(Bu yazıyı yazarken İnternette sorguladım: “Hasanboğuldu” adında bir yerleşim yeri yok.)

(*) Piknik alanına, gölete ve bir yere verilen ad olduğu için “Hasan Boğuldu” değil, “Hasanboğuldu” şeklinde birleşik yazılması gerekiyor.

(Devam edecek)

 




Bu haber 105 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GEZİ Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
YUKARI