|
Tweet | Tarih: 06-04-2025 17:00 |
MEHMET ERDAL
Datça Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Cemal Demirtaş, Datça Belediye Meclisi'nin Mart Ayı Olağan Toplantısı'nda Datçalı pazarcılardan her hafta m2 bazında alınmasına oy çokluğuyla karar verilen “tahsis ücreti” konusunda sorularımı yanıtlarken “'Ben yaptım, oldu' olmaz. O zaman sosyalliğin anlamı kalmıyor. Bunların (Datça Belediyesi'nin) şu an izledikleri yol, eleştirdikleri yol ile örtüşüyor. O zaman, bir nevi 'Benim yüzüm kara, seninki de kara' diyorlar. Ben bu işe bir anlam veremiyorum. Yani, sosyallik, bence böyle olmaması lazım,” dedi.
Datça Belediyesinin belediye sınırları içerisindeki pazarlarda satış yapan üreticilerden ve pazarcılardan her hafta m2 başı aldığı “işgaliye harcı” ile birim başına (tezgah) aldığı “evsel katı atık bedeline” ilaveten her hafta m2 başı (üreticilerden 15 TL., pazarcılardan 20 TL.) “tahsis ücreti” alınmasına Datça Belediye Meclisinin Mart Ayı Olağan Toplantısı'nda oy çokluğuyla karar verilmesi konusunda ne düşündüğünü öğrenmek istediğim Cemal Demirtaş ile 05.04.2025 günü öğle sonu İskele Mahallesi Semt Pazarı'nda sohbet ettik.
BU GİDİŞLE, DATÇA'DA ÜRETİCİ DE KALMAZ
Oda başkanı Cemal Demirtaş, “Konudan haberiniz var mı?” şeklindeki ilk soruma şu yanıtı verdi:
“Ben, sabahları erken kalkıyorum. Bugün, pazarı şöyle bir dolaştım. Bu konuda, esnafta, normal üretici olan köylülerimizde de bir sıkıntı var. Bence, belediye meclisimizin sayın üyeleri, nasıl yerel seçim zamanında pazar yerlerine gelip pazarcılarla kucaklaşıyorlarsa, zam yaparken de gelip kucaklaşması, bu yapılan zamları konuşması lazım; 'Ne yapalım?, Ne kadar yapalım?' diye. Her şeyi soruyorlar ya! Vatandaş da, esnaf da dertli. Zaten, Datça'da artık esnaf kalmadı. Herhalde üretici de kalmaz, bu gidişle. Çünkü, Datça'da su sorunumuz var, biliyorsunuz. Her taraf tarım arazisi, onu da biliyorsunuz. Tarım, susuz olmaz. Susuz tarım, ne olur? Zeytin olur. O da olmuyor, günümüz şartlarında. Akarsuyumuz da yok, maalesef. Herhalde onun için zincir marketler Datça'ya bu kadar ilgi gösteriyorlar; bakkal dükkanı gibi her yere şube açtılar. Pazar yerlerinde de vatandaşı, üreticiyi biraz sıkarlarsa onlar da pazara gelmez. Biliyorsunuz, bugünlerde “boykot” gündemde. Pazarcılar da boykot yapsın, açmasınlar tezgahları, en güzeli o. İş, ona gidiyor.”
BU KARAR, HANGİ KANUNUN, HANGİ MADDESİNE GÖRE ALINDI?
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nu 56. maddesine göre, belediyeler pazarcılardan yalnızca tezgah açtıkları gün m2 bazında en fazla 2,5 TL. alabilirler. Ben, Ticaret Bakanlığı'nın İnternet sitesinde (Bknz: https://icticaret.ticaret.gov.tr) “PAZAR YERLERİNDEKİ SATIŞ YERLERİNİN İŞLETİLME USULLERİ” başlıklı bir çalışma okudum; bu çalışma, “Pazarcılardan, başka bir ücret alınamaz” diyor. Siz, bu “tahsis ücreti” konusunda ne düşünüyorsunuz?
“Belediye, şu anda kanunla yürütmüyor işleri ama neye dayanarak yürütüyor, onu da bilmiyorum. Ben, belediyeye sorduğum her sorunun arkasından “Belediye meclisi kararı var.” cevabını alıyorum. Bu belediye meclisi kararı hangi kanunun, hangi maddesine göre alınıyor, onu da ben belediye meclisine soruyorum, buradan. Hakikaten, her kararı belediye meclisinde alıyorlar, evet her konuda belediye meclisi kararı alınması lazım ama belediye meclisi kararı da herhalde yasalardan farklı olmaması lazım.”
Belediye meclisinin aldığı bir kararın bir yasaya dayanması lazım, değil mi?
“Tabii. Aksi halde, yoldan geçen herhangi bir esnafa ya da vatandaşa 'Bir dakika, sana iki tokat atacağım. Bu konuda meclis kararı aldım” olur, buna gelmemesi lazım, işlerin. Bence, yasalarla yürütülmesi lazım her şeyin ama bilmiyorum, sözünü ettiğin yasayı incelemedim, incelemek lazım.”
Yasaya uygun mu, değil mi diye?
“Tabii. Yasaların haricinde iş yapan kişiler o işi yapabilir ama suç işlemiş olurlar. Bunun da şikayet bazında ya da adliye soruşturmasında herkes cezasını alır.”
“BEN YAPTIM, OLDU”, OLMAZ!
Bugün, siz gelmeden önce pazarcılar kendi aralarında imza topladılar; tek tek bütün üreticileri, pazarcıları dolaştılar. Bu pazartesi günü yapılacak olan Datça Belediye Meclisi Nisan Ayı Olağan Toplantısı'nda konunun yeniden görüşülmesini istiyorlar.
“Bence, birileri bağırınca bir şeylerin yanlış olduğunu anlamak doğru değil. Bence, madem ki halkçısınız, bu konuyu gelip pazar yerinde üreticilerle, esnaflarla görüşmeleri gerekiyor. Yani, işte, 'Bakın, hayat şartları buna göre. Sizden aldığımız ücretler, size verdiğimiz hizmetlere yetmiyor. Sizden aldıklarımıza şu kadar zam yapmayı düşünüyoruz' gibi bir yaklaşım göstererek sorsalar, bence bu daha ılımlı ve daha demokratik olur. 'Belediye meclisi kararı aldık.' deyip, her şeyi örtbas etmek, doğru değil. Ben, belediye meclisindeki bazı üyelere de söylüyorum, diyorum ki 'Belediye meclisinde kararı almadan, toplantıyı yapmadan önce halk toplantısı yapın. Bu memleketin turizmcileri var, sivil toplum örgütleri var, işte esnaf ve meslek odaları var, esnafı var, halkı var... Bunlarla, belli kişilerle halk toplantısı yapın, ondan sonra belediye meclisinin toplantısını yapın. Bu yapacağınız işleri, önce halka anlatın ki onlar size doğruyu, eğriyi söyler. Ondan sonra, doğru yolda gidilirse ne ala.' Demokratik olursa adaletli bir düzen olur, hiç kimse karşı gelmez. 'Ben yaptım, oldu' olmaz. O zaman sosyalliğin anlamı kalmıyor. Bunların şu an izledikleri yol, eleştirdikleri yol ile örtüşüyor. O zaman, bir nevi 'Benim yüzüm kara, seninki de kara' diyorlar. Ben bu işe bir anlam veremiyorum. Sosyallik, bence böyle olmaması lazım. Belediye meclis toplantısından önce, halk toplantısı yapılsın, belediyede. Gelip katılmak isteyen gelip katılabilir ya da ne bileyim, örneğin, ilk gelen 30 kişiyi alırsın, ondan sonrasına kapatırsın. O gelenlerle belediye meclisinde alacağın kararları konuşursun. Vatandaşın da fikrini alman gerekiyor. Doğru değil mi?”
BU ALINAN KARAR, BÜYÜK MARKETLERİ DESTEKLİYOR!
Yani, üzerinde konuştuğumuz konuda, pazarcılara danışılmadan, pazarcıların durumu bilinmeden bir karar alınma söz konusu.
“Bunlar, hiçbir şeyi kimseye danışmıyor. Bunlar, 'Her şeyi biz yaptık. Oldu' anlamında hareket ediyorlar. 'Belediye meclisi kararı' demek, 'seçildikten sonra her şeyi biz biliriz' demek değildir. O zaman ileriki tarihlerde, bunun cezasını halktan misli misli alırsınız. Bunu, yerel yönetimler de alır, genel yönetimler de alır. Halkıyla barışık olmayan bir yönetimin, bence ayakta durması zor olur. Ben, böyle düşünüyorum. Bu alınan karar, büyük marketleri destekliyor. Onlar da zaten, belki farkındasınızdır, cumartesi günleri gidiyorsunuz domates 10 TL., pazar günü gidiyorsunuz 15 TL. Onlar da mevcut sisteme uydular ama halk nasıl uyacak bu sisteme? Halkın, çiftçinin üzerindeki yük zaten ağır. Ben, bir çiftçi çocuğuyum. Ben de çiftçilik yapıyorum. Aynı zamanda, esnafım. Yani hepimizin de durumu zor ama belediyemizin işi de zor. Bence her şey yerinde konuşularaktan, adaletli bir şekilde yapılırsa daha doğru olur. İşte burada çiftçiyle, esnafla pazar yerinde sorunumuz var. Denizlerde, tekneci arkadaşlarla sorunumuz var. Yani, herkes birbirinin üzerine yüklenmiş vaziyette. Devlet de yüklenmiş, belediye de yüklenmiş. Ne bileyim, vatandaş dert babası olmuş. Yapacak bir şey yok.”