|
Tweet |
MEHMET ERDAL
2022 ya da 2023 yılı içerisinde olabilir, bir nedenle belediyede çalıştığı odaya uğradığım bir gün, Badem Çiçeği Festivali ve daha başka bazı etkinliklerin fikir babalarından olduğunu, Badem Çiçeği Festivali için Japonya'daki Sakura (Kiraz Çiçeği) Festivali'nden esinlenildiğini ama belediye yönetiminin bu önerilere sıcak bakmadığını söyleyince, “Bu konuyu yazmak isterim.” dedim. “Tamam” dedi. Zaman geçti. Bir araya gelip konuşma olanağımız olmadı.
Datça ile ilgili yazılarımın ve yaptığım söyleşilerin linkini ona da gönderiyordum.
2024 Yerel Seçim sürecinde Datça'ya dair endişelerimizin, çabalarımızın ve seçim sürecindeki bazı gelişmelere dair eleştirilerimizin ortak olduğunu gördüm. Bir keresinde, “31 Mart sonrası biz Datça'da yaşamaya devam edeceğiz.” deyince, “Ben de” dedim. “Biliyorum” dedi. Datça bana ikinci bir hayat vermişti. O nedenle, onun gibi ben de her koşulda Datça'dan ayrılamazdım.
2024 Yerel Seçim sonrası biraz içine kapanmış gördüm. Nedenini sorsam söyler miydi, o günlerdeki ilişkimiz onu söyleyebileceği sıcaklıkta mıydı bilemiyorum. Bu konuda hiç konuşmadık.
2025 yılı başları olabilir, yanına uğradığım bir gün emekli olduğunu, talep edildiği için belediyede çalışmaya devam ettiğini söyledi.
Sonrasını biliyorsunuz: Datça Belediyesi adına Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili (“Maalesef doluyuz”) içerikli Tweeti attı ve akabinde belediyeden ayrıldı ya da ayrılmak zorunda kaldı.
KÖRÜN İSTEDİĞİ BİR GÖZ, ALLAH VERDİ İKİ GÖZ
Belediyeden ayrıldıktan bir süre sonra, 2025 yılı yaz sonu-sonbahar başlangıcı olabilir, aradı “Benimle söyleşi yapmak istiyordun. Hala istiyor musun?” dedi. İstemez miyim? “Elbette” dedim.
Merkezi yönetimin ABD'den ithal edilen bademlerden alınan vergiyi sıfırlamasının Datça bademini ve badem üretimini nasıl etkileyebileceği üzerine farklı kesimler ile söyleşiler yapıyordum.
20.10.2025 günü bir araya geldik.
O nasıl düşünüyordu bilemiyorum, ben bir-iki bölümlük bir söyleşi yapabileceğimizi varsayıyordum.
Oturup söyleşiye başladığımızda, ilk sorumdan itibaren verdiği yanıtlardan karşımda Datça'ya dair çok özgün görüşleri olan, görüşlerinin arkasında duran, özgüveni tavan yapmış, konuşurken aklından geçenler ağzından dökülen kelimelerden daha hızlı akan aykırı, farklı, çok okumuş, çok yer gezmiş, çok şey görmüş, çok yönlü, çok yetenekli, sürekli düşünen ve üreten bir entelektüel vardı.
Tam 7 kez bir araya geldik. Konuştuklarımızı “Osman Akın ile Datça'nın Dünü ve Bugünü Üzerine” başlığı altında 51 bölümde yayınladık.
SU, ÇATLAĞINI BULDU
Söyleşilerimizin bir aşamasında, Datça Havadis çok akıllıca bir hareketle kendisine yöneticilik teklif etti.
Yazmaya başladı. Hala yazıyor. Datça'ya dair her konuda yazıyor.
Yazılarının tamamını okumaya ve pek çoğunu kendi sosyal medya hesabımda paylaşmaya çalışıyorum. Osman Akın'ın yazdıkları Datça için çok değerlidir.
Yusuf Ziya Özalp'in ilk iki kitabı için sosyal medyada yaptığım bir paylaşımda “Datça'yı ve Datçalıları tanımak isteyenler Yusuf Ziya Özalp'in kitaplarını okusunlar” ekseninde cümleler kurmuştum.
Datça'yı, Datça'da gördüğünüz ve Datça'ya dair duyduğunuz pek çok şeyin nedenini, niçinini ve anlamını öğrenmek için Osman Akın'ın yazdıklarını da okumalıyız.
Yusuf Ziya Özalp ve Osman Akın, Datça için çok önemli değerlerdir.
İyi ki varlar ve iyi ki durmadan yazıyorlar!