Bugun...


Datça Pazarlarında Tahsis Ücreti Sorunu (1): Belediye, Bize "Gelmeyin" Diyor!
Tarih: 02-04-2025 00:21:36 Güncelleme: 02-04-2025 00:21:36 + -


2025 yılı gelir tarifelerinde “güncellemelerin” yapılması ile ilgili plan ve bütçe komisyonu raporunun görüşüldüğü 03.03.2025 tarihli Datça Belediye Meclisi Mart Ayı Olağan Toplantısında belediye sınırları içerisindeki pazar yerlerinde (İskele ve Palamutbükü) bulunan satış stantlarından “Tahsis ücreti” alınmasına karar verilmesi bu pazar yerlerinde satış yapan üreticilerin ve pazarcıların farklı tepkilerine yol açtı.

facebook-paylas
Tarih: 02-04-2025 00:21

Datça Pazarlarında Tahsis Ücreti Sorunu (1): Belediye, Bize

MEHMET ERDAL

BELEDİYE “KAYNAK” ARAYIŞINDA

Belediyelerin kendi hüküm ve tasarrufu altındaki pazar yerlerinde satış yapan üretici ve pazarcılardan neyi ne kadar alabileceği 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 56. Maddesinde belirtilmiş. Adı geçen yasanın ilgili maddesine göre belediye, pazar yerlerinde satış yapan üreticilerden ve pazarcılardan satış yaptıkları günü esas alarak m2 bazında en fazla 2,5 TL. “işgaliye harcı” alabilir.

Datçalılara hizmet verebilmek, personelinin maaşlarını ve SSK prim borçlarını zamanında ödeyebilmek için “kaynak” arayışına girişen yeni yerel yönetim konut, iş yeri, kurum ve kuruluşlardan aldığı gibi üreticilerden ve pazarcılardan da aldığı evsel katı atık bedelini 30 TL.'den 60 TL.'ye çıkarmakla yetinmiyor; önce, ne olduğu tam olarak anlaşılamaz bir biçimde 2025 yılı gelir tarifelerinde pazar yerlerindeki “üreticilerden” her hafta 30 TL., “pazarcılardan (manav, peynirci, kuruyemişçi, giyim, hırdavat satıcısı vb...)” 50 TL. alınmasına karar veriyor. Sonrasında ise, bu paraların “birim” bazında mı yoksa “m2” bazında mı alınacağı tartışma konusu olunca, mart ayı olağan toplantısında düzeltme gereği duyuyor ve “üreticiden” her hafta (m2) bazında 15 TL., “pazarcıdan” 20 TL. alınacağını kayda geçiriyor. Satış stantı sahipleri, gerçeğin ne olduğunu, ödeme yapan ya da yapmak için belediyeye giden arkadaşlarından öğreniyorlar.

Yukarıda yazıldığı gibi, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 56. maddesi “işgaliye harcı” dışında herhangi bir para alınmasına izin vermediğinden, önceki yerel yönetimler pazar yerlerinde satış yapan üreticilerden ve pazarcılardan her hafta “birim” bazında alınan evsel katı atık bedeli dışında sadece m2'si 2,5 TL.'den “işgaliye harcı” aldılar. Yeni yerel yönetim, örneğin, 6 m2 satış standı olan bir üreticiden her hafta alınan 6x2,5=15 TL.'yi, 15 m2 satış standı olan manavdan alınan 15x2,5=37,5 TL.'yi, 20 m2 satış standı olan bir giyim satıcısından alınan 20x2,5=50 TL.'yi... “yetersiz ve komik” bulmuş olmalı ki arayış içerisine giriyor; yasa gereği m2 bazında alınan 2,5 TL. arttırılamadığından, 2025 yılı gelir tarifelerinde üreticilerden her hafta m2 bazında 15 TL., pazarcılardan 20 TL. “tahsis ücreti” de alınmasını belediye meclisine sunuyor; teklif, oy çokluğuyla kabul ediliyor.

Pazar yerlerinde satış yapmayan okuyucuya bu yazdığım rakamlar “küçük” gelebilir, eyvallah ama kazın ayağı öyle değil: 6 m2 satış yeri olan bir üretici öncesinde her hafta 6x2,5=15 TL, yıl olarak 15x52=780 TL. öderken şimdi 6x 17,5 (2,5+15)=105 TL., yıl olarak 5460 TL ödeyecek (zam oranı %700); 15 m2 satış yeri olan manav öncesinde 15x2,5=37,5 TL., yıl olarak 1950 TL. öderken şimdi 15x 22,5 (2,5+20)=337,5 TL., yıl olarak 17550 00 TL. ödeyecek (zam oranı, %900); 20 m2 yeri olan bir giyim satıcısı öncesinde 20x2,5=50 TL., yıl bazında 50x52= 2600 TL. öderken şimdi 20x22.5 (2,5+20)=450 TL., yıl olarak 23 400 00 TL. ödeyecek (zam oranı, %900). Bunların her birine bir de 60x52=3120 TL. evsel katı atık bedeli eklenecek.

25 yıl pazarcılık yapmış birisi olarak pazar yerlerinde satış yapan esnafın olaya yok “işgaliye harcı”, yok “tahsis ücreti”, yok “evsel katı atık bedeli” olarak değil, olaya günün sonunda “cebinden çıkacak para” olarak bakacağını bildiğimden, 29.03.2025 arefe günü İskele Mahallesi Pazar Yerini dolaşarak, satış standı sahiplerine bu yeni durum hakkında ne düşündüklerini sordum.

ESNAF BUNU KALDIRAMAZ

İskele Mahallesi Pazarına AYDEM tarafındaki girişte deri çanta, kemer satıcısı İbrahim Keleş yeni durumu öğrenince, “Yıllardır, böyle 'tahsis ücreti' diye bir şey yoktu. Bu bir kereye mi mahsus, yoksa her yıl devam mı edecek?” diye sordu. “Devam edeceği anlaşılıyor” dedim. “Olmaz ki. Bu, yılda ne yapar biliyor musun? Fethiye Pazarına da gidiyorum, orada böyle bir şey yok. Fethiye Pazarındaki yerim 6x6= 36 m2. Geçen yıl 11.000 TL. civarında ödedim. Bu yıl, yapılan artış ile 16.000 TL. civarında olmuş. Orası turizm bölgesi ve orada iş potansiyeli, buraya göre çok yüksek. Dahası, burada sezon 3 ay, orada ise 6 ay. Buna rağmen yıllık zam oranı %60 civarında. Burada yapılan zam oranı nerede görülmüş ki? %100 olsa, hadi dersin, Datça Belediyesi'nin durumu belli, paraya ihtiyacı var, kabul. Türkiye'yi bırak, dünyada böyle bir zammı gerektirecek enflasyon yok.” İbrahim Keleş, konuşmasının devamında Ortaca Belediyesinin pazarcıdan aldığı ücreti de örnek verdi. Orada 15 m2'lik 4 yeri varmış (60 m2), her hafta toplam 240 TL. ödüyormuş. Bu paranın içerisine her şey dahilmiş. “Bu zam neden yapılıyor, bilemiyorum. Burada tek pazar kalmış, bunu da mı bitirmek istiyorlar? Bu, esnafı çökertmektir.

Takı, toka satılan yan standın sahibi Zafer Orhan: “Esnaf bunu kaldıramaz. En yakın Marmaris'ten geliyoruz, 75 km geliş, 75 km gidiş. Yakıt parası da ödüyoruz.”

BİZE “GELMEYİN” DİYORLAR

Eşinin adına kayıtlı stantta çocuk giysisi satan ve Marmaris'ten gelip giden Ercan Güngöz: “Bu ücretlerle buraya gelinmez, zarar ederiz. Bize, 'gelmeyin' diyorlar, herhalde. Biz bu paraları ödeyemeyiz. Biz her gün değil, haftanın bir günü satış yapıyoruz, burada. Bir iş yeri bu parayı ödemiyordur belediyeye.”

Eşi Emel Ünal adına kayıtlı stantta eşi ile çocuk giyimi satan ve Muğla'dan gelip giden Süleyman Ünal: “Yapılan zamlar, çok fahiş. Nasıl ki TBMM'de CHP olarak çıkıp hükümetin emekli maaşlarına ya da asgari ücrete yaptığı zamlar ile hayat pahalılığı arasında kıyaslama yapılıyorsa, burada bize yönelik yapılan bu zam da bize 'gelmeyin' demektir. Nasıl ki 'Halkı savunuyoruz' diyerek TBMM'de bulunuyoruz, burada, yönetimde bulunduğumuz belediyelerde halka eziyet yapmak gibi bir şey bu yapılan. Emekliye %17 civarında zam yapıldığında ayağa kalktı insanlar, memura ve asgari ücrete %25-26 civarında zam yapıldı, TBMM'de CHP tepki gösterdi, burada bu yapılan zam aklın, mantığın alacağı bir şey değildir. 'Belki yanlışlıkla yaptılar' diye düşünüyorum, bize nasıl yansıdığını bilmedikleri için. Bu yapılanın yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Sanmıyorum, böyle bırakacaklarını. Bırakırlarsa, harbiden 'Gelmeyin. Ne haliniz varsa görün.' demek oluyor. Biz pazarcılar, Türkiye Cumhuriyeti'nde ticaret yapanların en sonundakileriz. Yani, zurnanın son deliğiyiz. Datça Belediyesi olarak, dükkan sahibi onca esnaf varken bütün yükü pazarcının üzerine yıkmak, bence vicdana sığacak bir şey değildir. Yanlışlık olduğunu düşünüyorum. Hadi %100 oldu, %150 oldu ama bu kadarı olmaz. R. T. Erdoğan'a yaptığı zamlardan dolayı laf söylüyoruz, 10 yılda mazot 6 TL.'den 50 TL.'ye geldi. Bir de bir yılda burada yapılan bu zamma bakın.”

BU, ESNAFA YÜKTÜR

Muğla merkezden gelip giden ve yetişkin erkeklere ait giysiler satan Selçuk Çavuşoğlu: “Bu artış çok. Belediyenin 'el insaf' edip, bunu düşürmesi gerekiyor. Esnafa yardımcı olunması gerekiyor.” Selçuk Çavuşoğlu'nun Muğla merkezde de standı varmış. Standı 25 m2 ve her hafta ödediği 240 TL imiş.

Eşiyle birlikte kadın ve erkek iç çamaşırı satan Cezmi Kaplan: “Bu yapılan uygun değil.” dedi. “Uygun olan ne?” diye sordum. O da Muğla'dan gelip gidiyormuş. Yapılanı çok fazla buluyor. Bu durumun böyle devam etmesi halinde dayanamayanın pazarı bırakacağını düşünüyor. “Başka yerlerde de pazar var.” dedi. Muğla'da da satış yapıyormuş. Orada haftalık 210 TL. ödüyormuş. Evsel katı atık bedeli olarak da yıllık 1200 TL alınıyormuş.

Bozburun'dan gelip giden, 20 yıldır Datça'da satış yapan Ali Dancı: “Bu, çok fazla.” dedi. Yetişkin erkekler için giysi satıyor. “Bu zam, anladığım kadarıyla %1000 görünüyor. Bu normal değil. Bunun düşürülüp, daha makul bir fiyat çıkarılması gerekiyor, benim görüşüm. Ben Marmaris'te Selimiye, Bozburun, Hisarönü... taraflarında da tezgah açıyorum. Orada çöp, evsel katı atık dahil 220 TL., 4 gün için 880 TL ödüyorum. Yerlerimiz 5x5= 25 m2 civarında. Bu anlamda sorunumuz yok. Buraya olan borcumu ödemek için baktım, aylık 2000 TL. borç görünüyor. Ayrıca yanında 250 TL. var. Onu da gördüm. Düşününce, burası 550-600 TL.'ye geliyor, haftalık. Bu çok fazla.” Ali Dancı'nın borcuna bir de 60 TL. evsel katı atık bedeli ekleniyor. “Bu, şu an esnafa yüktür. Şu an pazara gelen esnaf, küçük esnaf. Ticaret yapanların en küçüğü bizleriz.”

DUYUNCA, ŞOK OLDUM

Deri kemer, çanta satan ve Marmaris'ten gelip giden Ekrem Keleş: “Fiyatlar çok yüksek. Biraz düşürülmesini ve makul bir fiyatın belirlenmesini istiyoruz. Fethiye pazarına da gidiyorum. Orası, buradan biraz daha ucuz.”

Farklı nitelikte dökme giysiler satan ve Marmaris'ten gelip giden Tekin Yılmaz: “Dün veznedarı aradım, borcumu öğrenmek için; şok oldum. Ben buraya ve bir de Palamutbükü'ne tezgah açıyorum, başka bir yere de gitmiyorum. Palamutbükü ile buraya 10 aylık (Tahsis ücreti, mart ayında belirlendiği için bu yıl 10 ay üzerinden alınıyormuş) 47.000 00TL: denilince şok oldum. 'Acaba, eskiden kalma borcum mu var ki?” diye sordum, 'Yok' dedi. Böyle deyince, dedim ki 'Biz buraya, Datça pazarına 5.000 TL. civarında bir para ödüyorduk. Zam gelsin, gelsin %100 gelsin, 10.000 TL. olsun. Bilemedin, 15.000 TL. olsun.' Ben 3 tane çocuk büyütüyorum, yalnız başıma. Buraya gelir giderken aracım 1200 TL. mazot yakıyor, günlük 700 TL. işgaliye geldiği zaman 1900 TL. yapar. Yedin, içtin, yattın 3.000 TL. yapar. Ben parça başı 50 TL. karla elbise satıyorum. Kaç tane satacağım ve nereye nasıl yetiştireceğim, vallahi şaşırmış durumdayım. Başkandan ricam, bu fiyatlara bir el atsın. Bu fiyatları düşürmesini istiyorum. Başka da bir şey istediğimiz yok. Bizi başkalarına yem etmesine de gerek yok.”

FIRSATINI BULAN, PAZARCIYA YÜKLENİYOR

Muğla'dan gelip giden İrfan Kasap. Giyim, hırdavat bölümündeki en küçük tezgah onun sayılır. Saat tamir ediyor: “Valla, bu hayat şartlarında biz bunu kaldıramayız. Dünya kadar benzin, mazot parası ödüyoruz. Ne olacak halimiz, bilmiyorum gari. Ben, bırakıyorum.” dedi, “'Datçalılar, bundan sonra kime saat tamir ettirirler ise ettirsinler' mi diyorsun?” diye sordum. O sıra tezgahın önünden tanıdığım emekli bir belediye çalışanı geçiyordu. “Sen ne düşünüyorsun?” diyerek yaklaşmaya çalıştım, kayıt yaptığım telefonu göstererek “Açık mı?” diye sordu. “Evet” deyince, uzaklaşmaya başladı. “Bu milletin hakkını kim savunacak?” diye seslendim uzaklaşırken, “Sana güvenirim ama ben öyle şeyi sevmem.” dedi. Gitti.

Eşi Kezban Akan adına kayıtlı stantta kadın ağırlıklı giysiler satan ve Datça merkezde aynı içerikte satış yapan bir dükkanı bulunan Onur Akan: “Çok kötü. Bindiren bindirene. Fırsatını bulan esnafa, pazarcıya yükleniyor. Pazarcıyı, esnafı 'yontulacak' bir şey olarak mı görüyorlar ne? Başka bir yerden gelir elde etmeyi düşünemeyen insanlar, en kolay yolu tercih edip, parayı esnaftan alma yoluna gidiyor. Başka iş alanları yaratsınlar, gelirlerini oradan elde etsinler. Esnafa bindirerek, esnafa daha fazla maddi külfet getirerek esnafı daha da küçültmüş olacaklar. Esnaf, kime gidecek? Esnaf, bu durumda fiyatı müşterilere mi bindirecek? Katlamalı fiyat mı çekecek? Bunun başka çıkar yolu yok. Kazıklayan kazıklayana... Böyle bir dünyada mı yaşayacağız? Bunun orta bir yolu varsa o orta yol bulunsun. 'Ben yaptım, ettim' olayına gitmesinler. Her yerde, hepimizde bir kriz var. Esnafa mı yüklenecek herkes? Buna 'dur' denilmesi lazım. Bu fiyatların makul bir fiyata çekilmesi lazım. Yetkililerden istediğimiz bu.”

ŞU AN GEÇİNEMİYORUZ

Havlu, çarşaf vb.. satan Özcan Yapıcı: “Can yakıcı. Ben de Datça ve Palamutbükü'ne tezgâh açıyorum. Evimiz kira, Datça'da. İki tane çocuk okutuyoruz. Gerçekten de şu an geçinemiyoruz. Şu fiyatlardan sonra artık Datça'da duracak halimiz kalmadı. Bizim işimiz, yaz sezonunda. Kış aylarında buraya yerimiz iptal olmasın diye geliyoruz. Bak, bugün yağan yağmurdan, yaştan ıslandı benim malım. Islandı mı benim malım, çöptür. Müşteriye satamam. Bitti. Onun için ve bu fiyatlardan dolayı pazarı bırakma durumuna geldik. Belediyenin esnaflara biraz daha kolaylık sağlamasını istiyoruz. Bu şartlarda geçinmemiz mümkün değil ve biz bu artışları müşteriye yansıtamıyoruz. Müşteriye mal satamıyoruz. Müşteri geçen yıl, evvelki yıl sattığımız fiyatları arıyor. Hem belediyemiz, hem de biz kazanalım. Belediye, her şeyi de esnafın üzerine yüklemesin. Ricam, fiyatların biraz daha düşürülmesi ve makul fiyatlara çekilmesidir. Ben burada oturuyorum, evim kira ve bu işin içerisinden çıkılmaz olduğunu görüyorum. Marmaris'ten, Muğla'dan gelen esnafları düşünüyorum, onların işi daha zor.”

BİZ, BU PARALARI ÖDEYEMEYİZ!

Marmaris'ten gelip giden ve eşi Nuray Gökçe adına kayıtlı stantta kadın elbiseleri satan Ali Gökçe: “Belediyeye uğramıştım, orada karşılaştığım bir personel 'Arkadaşlarına söyle, bundan sonra böyle.' dedi. Biz alın teriyle para kazanan insanlarız. 25 yıldır buraya gelir giderim. Burada ve Palamutbükü'nde satış yapıyorum. Eşimin üzerinden sigortalıydım, emekli oldum. Zam yapılır, yapılmaz diye bir şey söylenemez ama bu zammı yaparken de bunun hesabı kitabı yapılır. Biz belediyeden sadaka istemiyoruz. Yerleri bedava da verin demiyoruz. Bedelini alsınlar ama böyle ceza keserek ödetmesinler. Biz bunları ödeyemeyiz. Mümkün değil. Bir ay öderiz, iki ay öderiz, üçüncü ay kimse ödeyemez. Faiz de biner bunun üzerine. Geçmişte örneği var. İşgaliye yıllık 5.000 TL olduğu halde ödenemezken şimdi olmuş 2 yer 57. 000 küsur TL, nasıl ödenecek? Birisi 21 m2, diğeri 24 m2. Palamutbükü'ne zaten kış aylarında tezgâh açılmıyor, buraya da hava yağışlı ya da rüzgârlı iken gelemiyoruz, gelsek de satış yapamadan geriye dönüyoruz. Burasının yağmurunun ve rüzgârını sert olduğunu herkes biliyor. Bunu başkanımızın bilmesi lazım. Birisi mazottan vuruyor tekmeyi, diğeri bilmem neden vuruyor. Herkes esnafa, pazarcıya yükleniyor. Oturulup, bunun bir çözümünün bulunması lazım. Biz bu paraları ödeyemeyiz arkadaş. Duysun, başkan duysun. Ne demek yani, %1500 zam yapmak? Bu nerede görülmüş? Hangi tarihte görülmüş? Ben geçen yıl ödediysem buraya 5-6.000 TL., şimdi de eder 10.000 TL. Hadi ikiye katlayalım, etsin 20.000 TL. 57.000 TL. neyin nesi kardeşim? Neye göre hesap yapıyorsunuz? Sizin hesapçınız kim? Matematik uzmanı kim? Böyle olmaz. Biz bunu ödeyemeyiz. Açık ve net olarak söylüyorum.”

BU ARTIŞ VATANDAŞA YANSIR!

35 yıldır Datça pazarlarında ayakkabı satışı yapan, 18 yıldır da Datça'da kiralık bir evde oturan Mehmet Söylemez: “Bana çok fazla geliyor. Biz Palamutbükü'ne de açıyoruz, belediyenin istediği 52.000 küsur TL., mazot ile 100.000 TL.'yi buluyor. Bu zam vatandaşa yansır. Biz de zam yapmak zorunda kalacağız. Buna bir çare bulmalarını istiyoruz. Bu yapılan artış makul değil.”

BIRAKIRIM

Aydın'dan gelip giden, hafta içerisinde Datça İskele Mahallesi, Palamutbükü ve köylerinde plastikten yapılma ürün satışı yapan, arabasında yatıp kalkan Özcan Ceylan belediyeye uğradığında aldığı borç dökümünden 10 aylık işgaliye bedelinin 71 660 40 TL olduğunu öğrenmiş. Haftada 3.000 TL mazot yaktığını söylüyor. “Bu artışı iyi bulmuyorum. Çok aşırı. Çok abartılı. Bunun işgaliye ile alakası yok. Buna dayanamam. Dayanmaya çalışsam da ne kadar dayanacağım? Ben bu masraflar altında ne kazanabilirim ki? Yerine göre o hafta içerisinde harcadığımız para kadar ciro çekmediğimiz de oluyor. Açamadığımız zaman da oluyor. Görüyorsun, üstümüz açık. Her türlü rezil oluyoruz.”

Kadın giysileri satan İlknur Yardımcı konuyu tam olarak bilmiyormuş. Açıklayınca “O zaman itiraz ediyoruz.” dedi. “Ben mesai saatinde gidip bunun belgelerini alacağım. Eğer gerçekten yapılan zam % 800'lerde ise yeri bırakıyorum.”

Eşi Mine Dişlioğlu ile eşinin adına kayıtlı stantta kadın giysileri satan Adem Dişlioğlu “Ben ödeyemem.” diyerek çok net bir cevap verdi. Keziban Akan'ın tezgâhı ile aralarındaki boş satış yeri için kuraya girmişlerdi; “iyi ki çıkmamış” dedik, karşılıklı. Güldük.

BİZ NE YİYECEĞİZ?

Marmaris'ten gelip giden, Datça ve Palamutbükü pazarlarında kadın ağırlıklı giysiler satan Fatma Koş konuya dair ayrıntıyı öğrenmek istedi. Adına kayıtlı stant yerleri özgülünde hesap yaparak anlattım. “Belediyenin paraya ihtiyacı varmış” dedim. “Bizim paraya ihtiyacımız yok mu? Bizim karnımız aç değil mi? Yapamam. Hemen geri çekilirim. Bu yapılan, olacak iş değil. Olur mu? Olmaz. Bizim karnımız aç. Ben arabama 1000 TL: mazot koyuyorum, Marmaris'ten buraya geliyorum, evime dönüyorum, bitiyor. Yediğim, içtiğim yok içinde. Arabadaki rezilliğim yok içinde. Yer parası da yok, yol parası da yok. Sadece bu. Ben bu durumda ne yeyip içeceğim? Benim evde 4 tane çocuğum bekliyor. Ben onlara ne alacağım? 70.000 TL küsur belediyeye vereceğim, 5 TL yerine koyamayacağım. Bu, olacak şey değil. Buna bir çözüm bulunmalı. Belediyeye gitmemiz mi lazım, imza mı toplamamız lazım, avukat mı bulmamız lazım ya da bir kapıya mı yaslanmamız lazım?” “Bilmiyorum. Ben söylediklerinizi bayramdan sonra yayınlamaya başlayacağım, herkes okuyacak.” dedim. “Çocuğuma bir dilim ekmek parası götüremem, bu durumda. Çobanlık yapmamın, arabada yatıp kalkarak rezil olmanın anlamı var mı?” diye sordu.

(Devam edecek)

(2. Bölümde; kuruyemişçiler, manavlar ve peynirciler)

 




Bu haber 1988 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YEREL YÖNETİM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
YUKARI