|
Tweet | Tarih: 08-09-2025 13:47 |
MEHMET ERDAL
(Son Bölüm)
UĞUR DOĞAN OLARAK, BENİM KİŞİLİĞİM BU
Uğur Doğan, Ferdi Zeyrek'in il başkanı seçildiği CHP Manisa İl Örgütü Kongresi öncesi süreçte örgüt içerisindeki yarışı ve Ferdi Zeyrek'in yanında duruşunu anlatırken söyleşinin bir yerinde şöyle bir cümle kurdu: “Benim adım Uğur Doğan. 78 kuşağı devrimci gelenekten gelen Uğur Doğan olarak benim kişiliğim şu: Ben bir şeyi yapacağımı söyledim mi yaparım (yaptığımı da sonuna kadar savunurum) ve mağdurun yanında dururum; benim dünya görüşüm bu.”
Uğur Doğan, bu kişiliğinin ve dünya görüşünün farklı koşullarda örneğin 1999-2024 yılları arasında ÖDP kontenjanından girdiği DSP Manisa Belediye Meclis Üyesiyken, “Ulupark'ıma Dokunma Platformu”, “Beyaz Fil Yıkılmasın Platformu” ve Manisa Yurttaş İnisiyatifi içerisinde çalışırken, CHP Manisa İl Örgütü üyesiyken ve MASKİ Genel Kurul Üyesi olduktan sonra kendisine oda tahsis edilirken, odası donatılıp düzenlenirken, kamu araçlarını kullanırken, personel ile ilişki kurarken, bir sorunu nedeniyle bir Manisalı yurttaş kapısını çalıp yanına geldiğinde... farklı ortaya çıkış biçimlerini anlatırken, “Bu anlayışı neye borçluyuz?” diye soruyor ve yanıtını şöyle veriyordu: “ Daha 17 yaşında, devrimci mücadele içerisinde edindiğimiz örgüt disiplinine. Biz, o zamanlar 'halk' için mücadele ediyorduk. Devrim yapabilseydik, böyle bir yönetim anlayışıyla hükümet olur muyduk, o günkü kadrolarla ülkeyi yönetebilir miydik bilemiyorum ama edindiğimiz bir tecrübe, deneyim vardı, işte Terzi Fikri (Sönmez) dedik, Direniş Komiteleri dedik... Bugünkü mevzuata ne kadarı uyabiliyorsa, ne kadarını sığdırabiliyorsak, yazılı mevzuatlar çerçevesinde, kanunlar çerçevesinde bunları uygulamaya çalışıyorduk, temel yaklaşımımız böyleydi..” (BKNZ: 3. Bölüm)
SİYASİ KÖRLÜK
Ferdi Zeyrek ile ilişkisine şaşıran ve kendisine “Sen bu Ferdi Zeyrek de ne buluyorsun?” diye soran partili arkadaşlarını ve Manisalı sosyalistleri anlatırken Uğur Doğan'a son soru olarak, aynı ya da benzer bir sorunun sol, sosyalist kesimin dışındaki siyasi partilerden ya da çevrelerden sorulup sorulmadığını sordum.
“Şu oldu: Mesela, Manisa Yurttaş İnisiyatifi bünyesinde benim adıma davalar açarken Manisa'da su kayıplarına ilişkin bir rapor hazırlamıştım, Manisa'da suyun dağıtımı sırasında ortaya çıkan kayıp kaçak oranlarına dair; sade bir yurttaş olarak. Benim araştırma ve tespitime göre %44 oranında bir kayıp-kaçak vardı ama MASKİ'nin kurum kayıtlarında resmi anlamda böyle bir kaçaktan, kayıptan söz edilmiyordu. Ben, değişik kaynaklardan aldığım bilgiler çerçevesinde bu raporu hazırlamıştım; bana göre bu, ciddi bir kayıptı. Mesela, bu kayıpların önlenmesiyle su fiyatlarının ucuzlatılabilmesi mümkündü. Çünkü, girdi maliyetlerinin düşürülmesiyle suyun maliyetini düşürürsen, halka da bunu yansıtabilirsin. Bu anlamda, bu da kamucu bir yaklaşımdır.
O raporu hazırladığım dönemde Gelecek Partisi, DEVA Partisi yöneticileri benim bu çalışmamı bir biçimde öğrenmişler ve bu konuda benden brifing istemişlerdi.
Ben CHP'nin üyesiyim. Bir rapor hazırlıyorum, yurttaş Uğur Doğan olarak; CHP kimliğimle değil, Manisa'da yaşayan duyarlı bir yurttaş olarak böyle bir rapor hazırlıyorum. Kendi sosyal medya hesabımda paylaşıyorum. Örneğin DEVA Partisi arıyor, 'Bu raporu bizimle paylaşır mısın? Yönetim olarak bu konuda bize bir brifing verir misin?' diye soruyor. Üyesi olduğum partimden henüz böyle bir talep gelmemişti.
Ben de şöyle bir tavır sergiledim: 'Ben CHP üyesiyim, parti üyesi olarak kendi partimin de içinde olduğu ortak bir toplantıda bu rapor hakkında bilgi verebilirim ayrı ayrı brifing vermem doğru olmaz.' Normalde paylaşırım, hazırladığım bir raporu ya da bir bilgiyi. Zira bilgi paylaşılırsa kıymetli olur ama gidip bir başka partiye brifing verirsem, CHP Manisa İl Örgütü'nün içinde olmadığı, olaya sahiplenmediği düşünülür. Oysa böyle bir teklifi üyesi olduğum parti yapsaydı ben önce kendi partime, partimin yönetimine sunmuş olsaydım, diğer partilerin talebini de gönül rahatlığıyla karşılardım. Hatta bunu basında konu yapardım, haber olarak basında çıkardı. O dönem için böylesi bir raporun önemini kavrayamamak siyasi körlüktü.
O dönem henüz Ferdi Zeyrek il başkanı olmamıştı, il başkanı olur olmaz ilk işi bu raporla birlikte 'Manisa'da suyu nasıl ucuzlatabiliriz' derdine düşmüş ve bana 'Uğur abi bana bu konuda bir rapor hazırlar mısın?' demişti; hazırladığım 11 sayfalık bu rapor ışığında da seçmene Manisa'da ilk 2 ton su 1 TL, diğer kademelerde yüzde 30 indirim sözünü verdi. Manisa halkı Ferdi'yi önce sevdi, sonra ona inandı ve onu CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in bile alamadığı Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı yaptı. Ferdi'nin en büyük hayali Manisa'yı marka bir şehir yapmaktı. Ömrü buna yetmedi, 1,5 yıllık icraatlarıyla yapamadığı marka şehir sözünü vefatı sonrası yüz binleri arkasına katarak cenaze töreniyle yapmıştı.
Özlem ve saygıyla anıyorum...”
Yapmaya karar verdiğimiz andaki beklentilerimi aşan ve şahsen benim için çok yararlı, çok öğretici olan bu uzun söyleşiyi bu noktada bitiriyorum.
Umarım, maksat hasıl olmuştur!