|
Tweet | Tarih: 06-07-2026 23:15 |
NEVZAT ÇAĞLAR TÜFEKÇİ
Milas Emek ve Demokrasi Güçleri platformu olarak, 6 Temmuz Pazartesi günü saat 18:30’da Milas şehir parkında NATO karşıtı bir açıklama yapıldı. Açıklama toplantısına, Milas Emek ve Demokrasi güçlerinin üyeleri ile Belediye Meclsi Üyesi Hüseyin Çöllüoğlu katıldı.
“NATO’ya Hayır” açıklamasında konuşmalar, şu şekilde gerçekleşti:
HÜDAVERDİ GÜNAY (EĞİTİM SEN): Saray rejiminin ayakta kalabilmesi için bu memlekette taşı, toprağı, karıncayı, kuşu, önüne gelen her türlü canlıyı, hepimizi hedefe koyan politikalarını kınayarak başlamak istiyorum. DENİZ GÖKTAŞ’ ta bu düzene kurban olanların en sonuncusudur. Yarın ve sonrası gün NATO zirvesi Ankara’da toplanıyor. NATO girdiği her yere kanı, kini, sömürüyü ve şiddeti taşımıştır. Sebep olduğu savaşlarda başta kadın ve çocuklar olmak üzere halklara en ağır karanlığı yaşatan bir savaş makinası, ölüm makinasıdır.
Karadeniz’den Ortadoğu’ya, Kafkasya’dan Akdeniz’e kadar bölgemiz giderek daha fazla gerilimlerin içine sürüklenmektedir. Halklarımızın ihtiyacı daha fazla silah, daha fazla askeri harcama değil, iş, ekmek, özgürlük, demokrasi ve barıştır.
Bizler Emek ve Demokrasi Güçleri olarak savaşa ve savaş politikalarına karşı barışı savunuyoruz. Silahlanmaya ayrılan kaynakların emekçilerin, gençlerin, kadınların, çocukların ihtiyaçlarına ayrılmasını istiyoruz. Halkların kardeşliğini ve eşitliğini savunuyoruz. Ülkemizdeki yabancı askeri üslerin kapatılmasını savunuyoruz.
Yapılacak zirveye karşı tüm emek ve demokrasi güçlerini ses yükseltmeye çağırıyoruz. NATO’dan çıkılsın! Yabancı askeri üstler kapatılsın. Eli kanlı NATO ülkemizden DEFOL! Emperyalistler, işbirlikçiler 6. Filo’yu unutmayın! Savaş için değil, halk için bütçe! NATO defol, bu memleket bizim!
ÜLKEMİZİN GELECEĞİNİ EMPERYALİZMİN SAVAŞ ÖRGÜTÜ NATO’YA TESLİM ETMEYECEĞİZ
KEMAL FINDIKÇIOĞLU (MİLAS 78’LİLER):
Emperyalizmin savaş örgütü NATO’nun 7-8 Temmuz 2026’da Ankara’da gerçekleştireceği 36. Zirve öncesinde başkentte olağanüstü hâl rejimi yaratılmıştır. Ankara Valiliği’nin duyurduğu yasak kararlarıyla 28 Haziran-10 Temmuz günleri arasında toplantı ve gösteri yürüyüşlerinden basın açıklamalarına, bildiri dağıtımından pankart asılmasına kadar en temel demokratik haklar yasaklanmıştır. NATO zirvesi yapılacağı gerekçesiyle başkentin günlerce baskıcı uygulamalarla kuşatılması, halkın anayasal hak ve özgürlüklerinin fiilen kaldırıldığının en açık göstergesidir.
4 Temmuz'da İstanbul'daki Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Amerika Birleşik Devletleri'nin 250. kuruluş yıl dönümü ve Bağımsızlık Günü dolayısıyla ABD bayrağını temsil eden kırmızı, beyaz ve mavi renklerle ışıklandırıldı. Bunu asla kabul etmiyoruz. Zirve hazırlıkları için 10 milyar liranın üzerinde harcama yapılmış, yollar asfaltlanmış, evler boyanmış, kısacası Ankara’ya makyaj yapılmış ve zirveye katılacak liderlerin her türlü taleplerini karşılayabilmek için harekete geçilmiştir.
Bu hazırlıklara karşı NATO zirvesini protesto etmeye hazırlananlara karşı yoğun baskı ve şiddet politikaları uygulanıyor. Zirvede başta ABD olmak üzere emperyalist devletler ve şirketlerin çıkarları gündem edilecek. Zirve, tekellerin geleceğini güvence altına alan, silah tüccarlarının kasalarını dolduran ve Çin, Rusya ve İran’ı daha fazla kuşatmak üzere yeni savaş planlarının yapılacağı bir zirve olacaktır. Siyasi iktidarımızın varlığını sürdürebilmek amacıyla, ülkemizi NATO’nun saldırgan stratejilerine ortak etmesini, topraklarımızı emperyalist müdahalelerin ve savaş politikalarının üssü haline getirmesini asla kabul etmiyoruz.
NATO, kuruluşundan bu yana halklara ve emekçilere savaş, işgal, yıkım ve istikrarsızlık getirmiştir. Darbelerden kontrgerilla faaliyetlerine, işgallerden bölgesel çatışmalara uzanan sicili bunun en somut kanıtıdır. Bugün de enerji kaynakları, ticaret yolları ve jeopolitik çıkarlar uğruna coğrafyamız yeni savaşların ve gerilimlerin merkezi olmaya sürüklenmektedir. Başta Ortadoğu olmak üzere bölgemiz emperyalist müdahalelerin, işgallerin ve saldırgan politikaların hedefi haline getirilmektedir.
NATO’nun içinde yer alan ABD emperyalizminin, uluslararası hukuku hiçe sayan, savaşları ve işgalleri meşrulaştıran, halkların iradesini yok sayan politikaları, her geçen gün daha tehlikeli boyut kazanmaktadır. Soykırımlara ortak olan, otoriter ve antidemokratik rejimleri besleyen bu kötücül anlayış, dünya halklarını daha fazla yoksulluk, baskı ve çatışma ortamına sokmaktadır.
Bizler çok iyi biliyoruz ki bu savaş politikalarının bedelini tarihin her döneminde olduğu gibi yine halklar ve emekçiler ödemektedir. Silahlanmaya ve askeri harcamalara ayrılan kaynaklar; gıdadan, sağlıktan, barınmadan, eğitimden, üretimden ve kamusal hizmetlerden çalınmaktadır. Emperyalist-kapitalist sistemin yarattığı krizlerin faturası, ülkemiz başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında işçilere, emekçilere, gençlere ve emeklilere daha fazla yoksulluk, güvencesizlik ve geleceksizlik olarak kesilmektedir. Halkların gerçek ihtiyacı savaş politikaları olamaz. Halkların gerçek ihtiyacı barışın, eşitliğin, demokrasinin ve özgürlüğün hâkim olduğu bir yaşamdır.
Ülkemizin geleceği emperyalist merkezlerde, NATO karargâhlarında ya da uluslararası sermayenin çıkar hesaplarında değil, emeğiyle geçinen, üreten ve ülkesine sahip çıkan milyonların örgütlü mücadelesiyle kurulacaktır. Ülkemizdeki tüm NATO üsleri kapatılmalıdır! Bir savaş örgütü olan NATO’dan derhal çıkılmalıdır! Savaşa, işgale, emperyalist müdahalelere ve gericiliğe karşı yaşamı, barışı, demokrasiyi, laikliği ve tam bağımsızlığı savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
KAHROLSUN NATO, YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE!
HÜSEYİN YORULMAZ(SOL PARTİ İLÇE BAŞKANI):
“NATO, savaşların, işgallerin, darbelerin adıdır. Halkların tüm değerlerini sömürgeci güçlere aktaran, yer altı ve yer üstü tüm varlıklarına el koyan, halkları birbirine kırdıran emperyalist bir saldırı örgütüdür. NATO, ABD emperyalizminin askeri karargâhıdır. Kurulduğu günden bu yana tüm dünyada “ittifak” maskesiyle dolaşan bu savaş örgütü, bugün de halklara kan, gözyaşı ve yoksulluktan başka bir şey getirmemiştir.
Kore’den Vietnam’a, Yugoslavya’dan Libya’ya, Afganistan’dan Suriye’ye, NATO’nun olduğu her yerde kan, gözyaşı büyüdü. Şimdi aynı senaryoyu Ukrayna ve Karadeniz üzerinden ülkemize dayatıyorlar. İncirlik, Kürecik, İzmir gibi üsler Türkiye’nin üsleri değil, Pentagon’un ileri karakollarıdır. Ülkemiz Ortadoğu’daki her çatışmada hedef tahtası olmaktadır.
Bir yılda NATO’ya, silah baronlarına aktarılan para ile milyonlarca yurttaşa iş, aş, konut sağlanabilirdi. Bizim vergilerimizle oluşturulan kaynaklarımız, bu katil örgütün taşeronlarına aktarılmaktadır. Dış politikamız Washington’da, Brüksel’de yazılamaz. Türkiye egemen bir ülkedir ve NATO’ya zincirlenemez. Kaderimizi ABD, NATO, Trump değil; biz belirleriz.
İktidar, Trump ve katil NATO’nun kanlı planları için milyarlarca dolar harcıyor; havaalanları ve yollar yapıyor, geçiş güzergâhlarındaki evleri boyuyor, derin yoksulluğun üzerini örtmeye çalışıyor. Yoksulluğa ve savaşa karşı ses çıkaran halka ise adeta bir "fiili OHAL" uyguluyor.
Parti olarak talep ediyoruz:
Bu ülke ne ABD'nin arka bahçesi, ne de NATO’nun savaş olamaz. NATO’dan derhal çıkılmalı ve tüm yabancı üsler kapatılmalıdır. Türkiye, savaşın değil, barışın ülkesi olmalıdır. Halkın kaynakları silah lobilerine değil, halka aktarılmalıdır. ABD Defol, bu memleket bizim! Savaşa, sömürüye, NATO’ya geçit yok! Saraysız Saltanatsız tam bağımsız Türkiye! Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!”
NATO'YU ÜLKEMİZDE İSTEMİYORUZ!
NİHAT YAVUZ (TİP MİLAS İLÇE YÖNETİM KURULU ÜYESİ):
“Bugün Milas Emek ve Demokrasi Güçleri'nin çağrısıyla bir araya gelerek yalnızca bir basın açıklamasına katılmıyor; emperyalist savaş politikalarına, halkları yıkıma sürükleyen düzene ve NATO'nun dünyaya dayattığı savaş politikalarına karşı sözümüzü büyütüyoruz. NATO, kurulduğu günden bu yana barışın değil savaşın; halkların kardeşliğinin değil emperyalist çıkarların örgütü olmuştur. Bugün Filistin'den Ortadoğu'ya, Ukrayna'dan dünyanın farklı coğrafyalarına kadar milyonlarca insanın yaşamı emperyalist rekabetin bedeli haline getirilmiştir. Bombalanan kentler, yerinden edilen halklar ve yaşamını yitiren siviller, bu savaş politikalarının acı sonucudur.
Türkiye İşçi Partisi olarak biliyoruz ki; savaşlardan kazanan halklar değil, silah tekelleri, enerji şirketleri ve emperyalist güç odaklarıdır. Emekçiler ise yoksullukla, işsizlikle ve geleceksizlikle ve acılarla baş başa bırakılmaktadır. Savaş politikaları içeride baskıyı, dışarıda işgali ve sömürüyü büyütmektedir. Bizler, halkların birbirine düşman olmadığını; düşmanın emekçileri birbirine kırdırarak çıkar sağlayan emperyalist düzen olduğunu yıllardır ısrarla söylüyoruz. Eşit, özgür ve barış içinde bir dünya ancak halkların dayanışmasıyla mümkündür. Bu nedenle bir kez daha haykırıyoruz: İşgale, Sömürüye ve Halk Düşmanı Politikalara Hayır! NATO'yu Ülkemizde İstemiyoruz!”
BİZLER BASKI DEĞİL; DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜK VE ADALET İSTİYORUZ
MEHMET KURT(BİREYSEL): “Bir Kürt demokratı olarak ve sizlerin de şahit olduğu gibi, son günlerde adım adım genişleyen bir baskı rejimiyle karşı karşıyayız. NATO zirvesi sebebiyle baskılar; sokaktan akademiye, sahneye, habere hayatın her alanı kuşatılmıştır. Örneğin Sibel Özbudun ve Temel Demirel’in gözaltına alınması… Numedya 24, Azadiya Welat, Ajansa Welat ve Sendika Dağ’a erişim engeli getirilmiştir. Biz ve sosyalistlere yönelik gözaltılar, münferit baskılar değil; örgütlü bir sindirme politikasıdır.
Ekonomik kriz derinleşirken, gençler geleceksizliğe, emekçiler yoksulluğa, halklar adaletsizliğe mahkûm edilmiştir. Bizim gibi itiraz edenleri, bastırmak, düşüncelerimizi cezalandırmak ve hakikatin sesini kısmak istemektedirler. Biz de yetkililere sesleniyoruz; sözden-sanattan-bilimden- basından ve gerçeklerden elinizi çekiniz. Bizler baskı değil; demokrasi, özgürlük ve adalet istiyoruz.”