Bugun...



Zeytin Ağaçlarının Zorunlu Göçü!

Bin yıllardır yeniden doğuşun, ölümsüzlüğün, bilgeliğin, aklın, adaletin, barışın ve umudun simgesi olan, sofralarımıza renk ve lezzet katan, kadim ve kutsal zeytin ağaçlarının Türkiye’de 1980’lerde termik santrallerle, madencilik çalışmalarıyla başlayan sıkıntıları 6 Şubat depremleri sonrası artan inşaat ve madencilik faaliyetlerinin de etkisiyle katlanarak artmış durumda.

facebook-paylas
Tarih: 02-07-2026 00:02

Zeytin Ağaçlarının Zorunlu Göçü!

Demet Parlar

“Güçlü bir el silkeledi beni sonra
Sanırım Tanrı’nın eliydi.
Sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan.
Binlerce yeşil gözü olan bir zeytin ağacı gibi,
Çok şey görmüşüm gibi,
Ve çok şey geçmiş gibi başımdan,
Ah… dedim sonra
Ah!”

Didem Madak

Neden ister, inşaat ister enerji ve madencilik faaliyetleri olsun sonuç değişmiyor; zeytin ağaçları onları koruyan yasalara, onlara ihtiyaç duyan, onlar sayesinde geçimlerini sağlayan ailelerin, doğa savunucularının karşı çıkışlarına rağmen ya kesiliyor ya da köklerinden, yurtlarından koparılıyor. Hem köylüler hem zeytin ağaçları zorunlu göçe maruz bırakılıyor. Kendi ekosistemlerinden hoyratça koparılan köylüler de zeytin ağaçları da bambaşka dünyalara savruluyor. Köylüler giderek betonlaşan kentlerde ucuz emek gücü olarak, zeytin ağaçları saksılarda ve kentsel dönüşümle yükselen apartmanların bahçelerinde yaşama tutunmaya, yaşam mücadelesi vermeye çalışıyor.

Şairin Tanrı’nın eli sandığı el, şirketlerin eli olarak silkeliyor kadim ve kutsal hayat ağaçlarını, köylüleri, çiftçileri ve tüm Anadolu insanını.

Oysa biliyoruz ki eski Mısır’dan antik Yunan mitolojilerine, Romalılara ve kutsal metinlere zeytin ağaçlarının önemi, değeri hep anlatılır. Zeytinin tarihi, Akdeniz uygarlığının tarihi kadar eskidir. Önce şifa vermiş, güzellik vermiş insanlara zeytin. Zeytinin yağı yaraları iyileştirmekte kullanılmış. Bedenlere dirilik, saçlara parlaklık vermiş. Sonra sarayları ve tapınakları aydınlatmış zeytinyağı kandilleri. Sofralara girmiş, eşsiz lezzetler sunmuş insanlara yüzyıllar boyunca. Gemiler zeytinyağı dolu amforalar ile birlikte yeni teknikler, yeni fikirler taşımış bir kıyıdan diğerine (1).

Eski Mısır’da insanlar Tanrı Osiris’in karısı Isis’in insanlığa zeytinciliği öğrettiğine inanırlardı. Yunanlılar ise zeytin ağacının Bilgelik Tanrıçası Athena’nın insanlığa bir hediyesi olduğuna inandılar yüzyıllar boyunca. Yunan mitolojisinde birçok yerde geçer zeytin ağaçları, yarı Tanrı Herakles (Herkül) ile de ilişkilendirilir, orman perileri Musalar ile de. Atinalılar gibi Romalılar için de zeytin ağacı önemli bir yere sahiptir. Tanrı soyundan gelip Roma’yı kurduğuna inanılan Romus ve Romulus kardeşlerin de zeytin ağacının altında doğduğuna inanılır (2).

Tek tanrılı dinlerin kutsal kitaplarında zeytin ve zeytinyağı birçok bölümde geçer. Zeytin, antik çağlarda mitolojinin, sonrasında kutsal kitapların ağacıdır. Müslümanlar, Hristiyanlar ve Museviler için barış, bereket, akıl, olgunluk ve uzun ömrü simgeler zeytin ağaçları. Nuh Peygamber için zeytin dalı, tufanın sona erdiğinin müjdesidir. Güvercinin getirdiği zeytin dalı, tanrı ve insan arasında kurulan barışın ve umudun simgesi olur. Aynı zamanda, tufana direnen ağaç olduğu için, ölümsüzlüğün de simgesi olarak kabul edilir zeytin ağaçları (2).

“Yaşadığımız köye çıkan yol sonsuz zeytin ağaçlarının arasından kıvrılarak yükselir. Sabahları üzerine çiğ düşmüş zeytin yapraklarının uzaktan gelen kokusuyla uyanırız. Yazın Ege’nin lacivert sularında yüzerken başımızı kaldırdığımızda kökleri kayaları delerek toprağın derinliklerine tutunan zeytinlikleri görür, kendimizi güvende hissederiz. Soframızda zeytin ağacının nimetleri eksik olmaz. Sabahları yüzümüzü zeytinyağı sabunuyla yıkar, kış akşamlarında ocakta kuru zeytin dalları yakarız. Zeytin ağacı bizim için hayatın ta kendisidir” (1). Gerçekten zeytin ağaçlarının gölgesinde dinlenen, onun nimetleriyle beslenen, onunla şifa bulan herkes için hayatın ta kendisi değil midir zeytin ağaçları?

Günümüzde zeytinlik alanların, Dünya çapında insanlığın ortak değerleri arasında yer alması, geçmişten günümüze kadar zeytinin, farklı medeniyetlerde barışın sembolü olması ve zeytinlik alanların korunmasına dikkat çekebilmek için, UNICEF 2019 yılında, her yıl 26 Kasım’ın, Dünya Zeytin Ağacı Günü olarak kutlanacağını ilan etmiştir.

Bizim ülkemizde de çok daha erken zamanlarda özellikle zeytin ağaçlarının yarattığı önemli ekonomik katkı ve hayatlarımızla kadim bağları nedeniyle Anadolu’da hep korunsun ve zeytincilik gelişsin diye 1939 yılında 3573 sayılı kanun hayata geçirilir.

“Zeytincilik Kanunu” olarak bilinen bu yasanın 20. maddesi, zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 km mesafedeki alanlarda bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılması ve işletilmesini engelliyor. Ayrıca “Zeytincilik sahaları daraltılamaz” ibaresi de yer alıyor. Bu yasaya rağmen 1980’lerden itibaren termik santraller, madencilik ve inşaat faaliyetleri giderek artan bir hızla ve yaygınlıkla zeytinlikleri yok ediyor.

Zeytincilik yasasına dayanarak köylülerin, doğa ve yaşam savunucularının direnişleri arttıkça, 7554 sayılı Maden yasası gibi yeni çıkarılan yasa ve yönetmeliklerle, 6 Şubat depremlerinde olağanüstü hal gerekçesiyle acele kamulaştırmalarla, bu yasanın koruyucu kalkanı kaldırılarak zeytinlikler maden ve inşaat şirketlerinin kullanımına veriliyor ya da verilmesi için hak sahiplerinin açtıkları davalar sonuçlanmadan zeytin ağaçları kesilerek veya köklerinden sökülerek zeytinlikler talan ediliyor.

Kesilmekten, odun olup yakılmaktan, keresteye dönmekten kurtulanlar büyük şehirlere, kentsel dönüşüme uğramış binaların bahçelerine, AVM’lere, yol refüjlerine, restoran ve kafelere doğru zorunlu bir göç yaşıyorlar, doğalarına aykırı başka bir yaşam biçimine zorlanıyorlar.

Binlerce yeşil gözleriyle Akdeniz tarihinin ve Akdeniz Uygarlığının yaşayan bir tanığı olan zeytin ağaçlarının dallarından sayısız “ah!” dökülüyor şimdi. Duyuyor musunuz?

1-BOYNUDELİK, Zerrin İren, BOYNUDELİK, Mahmut, Zeytinin Renkleri: Sanat Tarihinde Zeytin İmgesi, Umur Yayınları, İstanbul, 2011

2-BOYNUDELİK, Zerrin İren, BOYNUDELİK, Mahmut, Zeytin Kitabı: Zeytinden Zeytinyağına, Oğlak Yayınları, İstanbul, 2007

Fotoğraflar: Demet Parlar

 




Bu haber 218 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER ÇEVRE Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI