|
Tweet | Tarih: 01-09-2022 22:54 |
AYDIN BODUR / MENTEŞE
1 Eylül Dünya Barış Günü Muğla Sınırsızlık Meydanında Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından da kutlandı. Alanda kadınlar daha kalabalıktı ve Kadınlar Savaş İstemiyor sloganları sıklıkla atıldı. Savaşa Hayır, Barış Hemen Şimdi ve Yaşasın Halkların Kardeşliği sloganlarının atıldığı toplantıda barış bildirisi okundu. Alanda yer yer Kürtçe barış sloganları da atıldı. Değişik siyasi parti, sendika ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin katıldığı basın açıklamasında savaşa ve sömürüyekarşı barış ve eşitlik istiyoruz denildi. Metnin tamamı çöyleydi:
SAVAŞA VE SÖMÜRÜYE KARŞI BARIŞ VE EŞİTLİK İSTİYORUZ
Nazi Almanya'sının 1 Eylül 1939'da Polonya'ya saldırarak 2. Dünya Savaşı'nı başlatmasının üzerinden tam 83 yıl geçti. Ardında, gaz odalarında, toplama kamplarında soykırıma uğrayan milyonlar, yerinden yurdundan edilen insanlar, nükleer silahlarla bombalanan şehirler ve yıkık kentler bırakan bu savaşın başladığı tarih olan 1 Eylül, DÜNYA BARIŞ GÜNÜ olarak tarihteki yerini aldı. Ancak, aradan geçen bunca yıl içinde emperyalist güçler ne savaştan, ne de kan dökmekten vazgeçtiler.
Emperyalist-Kapitalist sistem, içinde bulunduğu krizden hegemonya savaşlarıyla çıkmaya çalışırken; silah şirketleri daha fazla silah satarak karına kar katıyor.Tüm dünyada küresel savunma harcamaları 2 trilyon doların üstüne çıkarken, Türkiye’de, iç ve dış güvenlik bahaneleriyle 350 milyar liradan çok daha fazla bir kaynak yani bütçenin %20’sinden fazlası askeri harcamalara ayrılıyor. Militarizmin kurmayları, elitleri, savaş baronları ve silah sanayii tekelleri bu çarkın dönmesi için nefreti büyütmeye, adaletsizlikleri derinleştirmeye, çatışmaları kışkırtmaya milyarlarca dolar yatırıyorlar.
Ne yazık ki, bu savaşların ve çatışma ortamının bedelini savaşları çıkaranlar değil, ucuz emek sömürüsüne, işsizliğe, açlığa sefalete sürüklenen milyonlar ödüyor. Savaşa karar verenler kendi çocuklarını cephenin uzağında tutarken, burada da fatura yine yoksul halkın çocuklarına kesiliyor.
Savaşın faturasını işçi ve emekçilerin, halkların, yoksulların ödemesine izin vermeyeceğiz.
Emperyalizm aynı zamanda emperyalistler arası rekabet ve çatışma demektir. ABD ve Rusya arasındaki hegemonya çatışması nedeniyle başlayan Ukrayna savaşı ve Ortadoğu’daki bölgesel savaşlar yeni bir dünya savaşının başlangıcı niteliğinde. Türkiye’de ise AKP-MHP iktidarı sürdürdüğü savaş politikaları ile Doğu Akdeniz, Ege, Libya, Sudan, Somali ve Yemen'e kadar uzananbir coğrafyada paylaşımdan pay kapmaya çalışırken; bir taraftan da Suriye ve Irak Kürdistan Bölgesi’nde Kürt halkının eşitlik ve özgürlük taleplerini bastırmak, yeni nüfuz alanları elde etmek için işgal bölgeleri yaratmakta. İktidarının bekasını her zamanki gibi kürtlere saldırmak üzerinden sürdüren, iç siyaseti savaş politikalarıyla dizayn etmeye çalışan bu akıl; Nisan ayından bu yana Irak Kürdistan’ını savaş uçaklarıyla 3000 kez bombalamış,yüzlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olmuştur.
Bu savaşların yol açtığı yıkım nedeniyle oluşan göç dalgasımilyonlarca sığınmacının yaşamını alt üst etmiş, Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan 5 milyon Suriyeli devletler arasında pazarlık ve şantaj konusu yapılmıştır.
İktidarların tüm kışkırtmalarına, halkları birbirlerine düşman etme çabalarına rağmen bizler barış içinde kardeşçe ve eşit olarak bir arada yaşama iradesini göstereceğiz.
Savaş, militarizm, milliyetçilik; patriarka ve kapitalizmin icadıdır. Düşmanını yok etmek için her türlü yöntemi kullanır. Savaş herkes için korkunç ama kadınlar, çocuklar,LGBTİ+lar için taciz, tecavüz, yoksulluk ve bin türlü travma demek.. Çatışmalardan kaçarak göç yollarında, sığındıkları ülkelerde tacize, tecavüze uğrayan, yaşamları yok edilen kadınlar, çocuklar, LGBTİ’+larin hayatları ne yazık ki, savaşlarda kayıptan sayılmıyor.
5 bin yıllık erkek egemen sistemle oluşan savaş kültürünü sınır ötesi dayanışmalarla, savaş karşıtı mücadeleyle alt edeceğiz.
Kapitalizmin sistemsel krizi ve hegemonya rekabetinin yarattığı savaş nasıl ki,insanlar için sömürü, açlık, yoksulluk, ölüm anlamına geliyorsa, bölgede yaşayan tüm canlılar ve ekosistem için de yok olma anlamına geliyor. Fosil yakıtlara bağımlı savaş endüstrisinin, silahların üretim aşamasında başlayan çevresel tahribatıçatışma bölgelerinde yaban hayatın yok olması, toprağın yapısının bozulması, suların tükenmesi, kuraklık gibi geri dönülmez bir ekolojik yıkıma neden oluyor.
Biliyoruz ki, kapitalizm, emperyalizm ve patriyarka var olduğu sürece; savaşsız, sömürüsüz, doğaya ve bütün canlı hayatına saygıyı esas alan bir yaşam yeryüzüne egemen olamayacak.
Bizler, işçiler, işsizler, halklar, kadınlar, gençler, tüm ezilenler olarak;
SINIRSIZ, SINIFSIZ, SÖMÜRÜSÜZ, EŞİTLİKÇİ, ÖZGÜR ve BARIŞÇIL BİR DÜNYAYI KURANA KADAR MÜCADELEDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ