Bugun...


BÜYÜK GÖÇ VE TERSİNE GÖÇ HİKAYELERİ (5)
Tarih: 30-08-2025 22:30:03 Güncelleme: 30-08-2025 22:30:03 + -


Nazif Suat Tunca arkadaşımızın ilk 4 bölümde okuduğunuz anlatılarının ilk bölümü yayınlandıktan sonra, Gökçeada Öğretmen Okulu 5 ve 6. sınıflarda birlikte okuduğumuz Muzaffer Ok arkadaşım şimdi okuyacağınız anısını gönderdi.

facebook-paylas
Tarih: 30-08-2025 22:30

BÜYÜK GÖÇ VE TERSİNE GÖÇ HİKAYELERİ (5)

MEHMET ERDAL-MUZAFFER OK

(Son Bölüm)

VASFİ, BİR BULGARİSTAN GÖÇMENİ

“Yazdıklarınızı okuyunca, 1989-1990 yıllarına gittim. O yıllarda da duyarlı bir yurttaş olarak, gelişmeleri yakından izledim.

O yıllar, Ezine'nin Pınarbaşı Köyü'nde çalışıyorum. Büyük kızım ortaokulda okuyor, Çanakkale'de oturuyoruz ve her gün 36 km geliş-gidiş, toplam 72 km yapıyoruz.

Pınarbaşı, 1971-1972 öğretim yılında (Aralık-Ocak 1,5 ay) bizim sınıftan (6-A) Süleyman Eroğlu'nun, Nizamettin Bedir'in, İlyas Yöntem'in, Şinasi Altıntaş'ın staj yaptığı köy.

O ve yakın köylerde çalışan öğretmen, Halk Eğitim Usta Öğreticisi ve sağlık ocağında çalışan sağlık memurları olarak servis oluşturduk.

Bu servis arkadaşlarımızdan birisi de Mahmudiye Sağlık Ocağı'nda çalışan sağlık memuru Vasfi. Vasfi, Bulgaristan'dan gelen ilk kişilerden birisi; Bulgaristan'da, 3-5 bin kişinin yaşadığı yerlerde doktor ile sağlık memuru arası bir kadroda çalışan sağlıkçı. Bulgaristan Güreş Milli Takımında 6 yıl güreşmis, dünyayı dolaşmış uyanık mı uyanık ama içten davranan samimi birisi. Mahmudiye Sağlık Ocağı'nda, 'Çevre Sağlığı Bölümünde' çalışıyor. Çok kısa süre içerisinde çalışma yaşamını ve çalışma düzenini çözmüş. Geliş ve gidişlerde birlikte oturuyoruz.

Bir gün dönüşte, çantasından 5-6 tane 200 mili gramlık kahverengi renkli, içleri kuyu ve çeşmelerden alınmış su örnekleri dolu şişeler çıkardı; Çanakkale İl Sağlık Müdürlüğü Laboratuvarı'na götürüyormuş. Bana, 'Bunların hepsini aynı yerden doldurdum ama hepsi için farklı rapor verilecek' dedi.

Aradan belirli bir zaman geçti, ben sordum, 'Götürdüğün suların raporları ne oldu?'. 'A be sana söylediğim gibi, her şişenin raporu farklı çıkmış.' dedi. Sonuçları alınca, laboratuvar görevlilerine 'A be, ben bunları aynı çeşmeden doldurmuştum.' demiş, laboratuvar görevlilerinden 'Sakın bir daha böyle bir şey yapma' yanıtını almış.

Vasfi, bir gün bana bir anısını anlattı: Eşi ve kızı ile birlikte göçün ilk günlerinde kara yoluyla Türkiye'ye gelmiş. Hemen iş aramaya başlamış. Sağlık Bakanlığı, onu Çanakkale, Ezine, Mahmudiye Köyü Sağlık Ocağı'nda görevlendirmiş.

Çok kısa süre içerisinde göçmen sayısı 300, 400 binleri bulunca, hükümet (Özal dönemi) sınır kapısını kapatmıştı. Bu gelişme üzerine, Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç etmek isteyenlerin bazıları başka ülkeler üzerinden hava yoluyla Türkiye'ye gelmişti.

Vasfi'nin dayısı da İtalya üzerinden Türkiye'ye, İzmir'e gelenler arasındaymış. Geleli henüz 10-15 gün olmuş, gelip Vasfi'yi bulmuş. 'Yeğenim, ben geriye döneceğim' demiş. Vasfi 'Dayı, ne oldu? Uçaktan indikten sonra toprağı öperken çekilen fotoğraflarını, gazetelerde gördüm.' demiş. Dayısı, 'Doğru, öptüm, öptüm ama orası da b.k burası da b.k; orada baskı var, asimilasyon var, burada da açlık var.' demiş ve geriye dönmüş. (*)

(*) Vasfi, emekli oldu. Kepez'de yaşıyor ve görüşüyoruz.”

BİTTİ

Akhisar

 




Bu haber 3268 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER TOPLUM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
YUKARI