|
Tweet | Tarih: 26-10-2025 11:51 |
MEHMET ERDAL
Saat 14.15 gibi Datça Demokrasi Evi önünden başlayan yürüyüş sonrası saat 15.00'de Cumhuriyet Meydanı'nda miting ile sona eren protesto eylemine çok sayıda siyasi parti, dernek, sendika ve platform kendi bayrak ve flamaları ile katıldı.
İzin başvurusu çok önceden yapılan bugünkü yürüyüş ve miting öncesi İsrail ile Filistin arasında ateşkesin imzalanmış olması, bugün saat 13.00'te Yaka'da (mahalle) ve saat 16.00'da Yazı'da (mahalle) Datça'da çok sevilen iki Datçalının cenazelerinin kaldırılması yürüyüş ve mitinge olası katılımı bir miktar düşürdüğü söylenebilir.
Faşist Netanyahu yönetimindeki Siyonist İsrail'in çocuk-yaşlı, kadın-erkek demeden bütün Gazze halkını iki yıl boyunca bombalaması, yaşam belirtisi olarak değerlendirdikleri her yeri yerle bir etmesi, her yaştan binlerce çocuğun da bombalardan ya da açlıktan can vermesinin özellikle annelerde yol açtığı infial nedeniyle olabilir, bugünkü yürüyüşün öne çıkan sloganı “Çocuklar Ölürken, Sessiz Kalınmaz” ve ağırlıklı katılımcıları da kadınlar idi.
Yürüyüşe katılan pek çok kadın ve erkeğin, yürüyüş başlama öncesinden itibaren iki seyyar satıcı tarafından satılan Filistin Bayrağı'nı ve Filistinlilerin “Kefiye” denilen boyuna sarılan veya başa takılan kareli siyah beyaz eşarbını “Filistin ile dayanışmanın” bir ifadesi olarak satın alıp yürüyüş ve miting boyunca onları taşıması da bugünkü yürüyüş ve mitingin ayırt edici özelliklerindendi.
Mitingin bitiminde iki katılımcı tarafında okunan yazılı metinde ise şunlar dile getirildi:
GAZZELİLER, İNSANLIK ONURUNU SAVUNUYOR!
“Sevgili Datça halkı, dostlar, komşular; bugün yine, yanı başımızda yaşanan katliamlara
karşı sesimizi dünya halklarının sesiyle birleştirmeye geldik. Çağrımız Datça halkına, yüreğimiz Gazze’ye, sesimiz Filistin’e ve bütün sömürge halklara…
Sevgili Datça Halkı,
Bugün Datça’nın rüzgârı, özgürlüğün ağıtını fısıldıyor; denizi, umudun gözyaşlarını kucaklıyor. Ege’nin bu güzel köşesi, taşında, toprağında, dalgalarında bir halkın çığlığını saklıyor. Ancak bugün, Datça’nın yüreği kendi kıyılarında değil, kilometrelerce ötede, Gazze’nin kanayan topraklarında atıyor. Orada, emperyalist güçlerin karanlık gölgesinde, insanlık bir soykırımın pençesinde can çekişiyor. Çocuklar, bir lokma ekmeğe, bir yudum suya hasret; minik yürekler, sütsüz, aç, sevgisiz, bombaların gölgesinde titriyor. Gençler, hayallerini savaşın küllerine gömerken; anneler, babalar, dedeler, nineler, 'Ben Gazzeliyim' diyerek Siyonist barbarlığın hedef tahtasında oturmuş duruyor. Bu vahşet, insanlığın vicdanına saplanan bir hançer; sessizlik ise bu hançeri yüreğimize daha derine gömen bir ihanet.
Gazze’de çocuklar, oyuncak yerine moloz taşırken, gözleri gökyüzünde barış yerine bomba arıyor. Minik eller, annelerinin sıcak kucağına değil, soğuk betonlara sarılıyor. Anneler, evlatlarının gözlerindeki korkuyu silemeden, bir sonraki patlamanın dehşetiyle sarsılıyor. Babalar, ailelerini korumak için çaresizce direnirken, yaşlılar, bir ömrün anılarını yıkıntılar arasında arıyor. 'Biz buradayız!' diye haykıran Gazzeliler, bombaların, açlığın, susuzluğun ortasında insanlık onurunu savunuyor. Ancak bu haykırış, yıkılmış evlerin, hastanelerin, okulların arasında kayboluyor. Siyonist işgal, emperyalist güçlerin onayıyla bir halkı yok etmeye yeminli. Bu, sadece Gazze’nin değil, hepimizin acısı; çünkü bir çocuğun gözyaşı, bir annenin feryadı, bir halkın direnişi, insanlığın ortak yarasıdır.
SUSMA, SESSİZLİK ZALİMİN EKMEĞİNE YAĞ SÜRER
Gazze’de bir halk, bombaların altında, açlığın ve susuzluğun gölgesinde, insanlık onurunu savunuyor. Onlar, umutlarını kaybetmeden, çocuklarının geleceği için direniyor. Datça halkı, bu direnişe omuz ver! Yüreğin Gazze’yle ağlasın, sesin Filistin’le haykırsın, öfken zulme karşı bir volkan gibi patlasın. Susma, çünkü sessizlik, zalimin ekmeğine yağ sürer. Yürü, çünkü her adım, bir çocuğun gözyaşını siler. Haykır, çünkü her çığlık, insanlığın uyuyan vicdanını sarsar. Hadi gari, Datça! Filistin’in özgürlüğü, senin de özgürlüğündür. Gazze’nin çocukları için, kadınları için, o yaralı topraklar için birleş, diren, haykır! Bu mücadele, sadece Gazze’nin değil, sömürge halkların, hepimizin, insanlığın mücadelesidir.
Sevgili Datçalılar, ateşkes önemli bir adımdır ancak tek başına bir çözüm değildir. Kaldı ki, ortada bir ateşkesin olduğu bile doğru değildir. Ateşkes sonrası bildirilen İsrail eylemleri bunu kanıtlıyor: 13 Ekim’den bu yana İsrail güçleri Gazze’de hava saldırıları, topçu bombardımanları ve drone saldırıları düzenleyerek, 19 Ekim’e kadar en az 55 Filistinlinin ölümüne neden oldu; bunlar arasında sığınaklardaki ve insani bölgelerdeki siviller de var. Yardım teslimatları yarıya indirildi veya tamamen engellendi, Refah geçişi ise İsrailli rehine kalıntılarının iadesi konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle hâlâ kapalı. İsrail ordusu, bu eylemleri iddia edilen militan faaliyetlerine yanıt olarak gerekçelendiriyor; ancak eleştirmenler, bunların anlaşmayı baltaladığını ve Gazze’nin bazı bölgelerinde kıtlık benzeri koşulları kötüleştirdiğini savunuyor. Örneğin, yalnızca 19 Ekim’de birden fazla konum vuruldu; Nuseirat kampındaki bir okul sığınağı dahil olmak üzere, en az dört kişi (kadın ve çocuklar dahil) öldü ve düzinelerce kişi yaralandı. İsrail ayrıca Gazze’de 'sarı çizgi' olarak işaretlenen bir bölgeyi geçiş yasağı alanı olarak onayladı ve ihlal edenlere ateş açma emri verdi; ayrıca yeniden inşaat ekipmanlarını yasakladı, bu da 55 milyon ton enkazın temizlenmeden bırakılmasına yol açtı. Yani Gazze’de ateşkes, bir aldatmacadan fazlası değildir. Sahici bir ateşkes ve onurlu bir barış yolu, Filistin için bulunduğumuz her yerde demokratik direnişten geçiyor; Sumud filosu bize bunu bir kez daha göstermiş oldu.
Özgür Filistin: Demokratik Orta Doğu’ya Giden Yolun Temel Taşı
Orta Doğu, tarih boyunca medeniyetlerin beşiği olmuş, ancak aynı zamanda çatışmaların, otoriter rejimlerin ve emperyal müdahalelerin gölgesinde kalmış bir coğrafya. Bu karmaşık bölgede gerçek bir demokrasinin yeşermesi, adaletin, eşitliğin ve halkların kendi kaderini tayin hakkının ön plana çıkmasıyla mümkün olabilir. İşte burada, Özgür Filistin kavramı devreye girer: Filistin’in özgürleşmesi, sadece bir halkın mücadelesi değil, tüm Orta Doğu için demokratik bir dönüşümün yapı taşlarından biridir.
Ne Diktatörler Ne Sömürgecilik
Yolumuz yaşasın halkların kardeşliği diyen, Deniz Gezmiş’lerin, Bora Göze’lerin yoludur. Siyasal öncülerimizin Emperyalistlere ve diktatörlere karşı başka bir Filistin mümkün şiarı bize rehberlik etmeye devam ediyor.
Dün olduğu gibi bugün yine, Filistin’in tozlu sokaklarında, rüzgârın taşıdığı çığlıklar yankılanıyor; bir halk, zulmün pençesinde kıvranıyor. Sömürgeci eller, toprağı kana buluyor, evleri enkaza çeviriyor, umutları küle dönüştürüyor. Bu vahşetin arkasında, uzak diyarlardan uzanan gölgeler var: açgözlü güçler, kendi çıkarları uğruna masumları ezerken, vicdanlarını sessizliğe gömüyor. Karşılarında duran tek kalkan, ezilenlerin birliği; omuz omuza verilen mücadele, zincirleri kıran bir ateş gibi yayılıyor.
Hemen yanı başımızda, dün yaşanan acılar hâlâ taze: Alevi, Ezidi, Kürt topluluklarının uğradığı katliam, bitmeyen bir yara gibi kanıyor. Bu yangın, emperyalistlerin bölgeye yerleştirdiği kuklalarla besleniyor; diktatörler, tahtlarını korumak adına halklarını satıyor, özgürlüğü boğuyor. Hayır, ne bu zalim yöneticilere ne de onların efendilerine yer var burada. Yaşasın özgür Filistin, yaşasın direnişin bayrağı!
Emperyalist ağlar ve onların yerel işbirlikçilerine karşı, Türk, Fars, Kürt, Arap, Alevi, Sünni farklı inançtan halklar el ele verse, özgür bir Ortadoğu doğabilir. Bu birlik, dağları aşan bir nehir gibi akar, sınırları siler, adaleti getirir. O zaman, halkların kardeşliği boş bir nakarat olmaktan çıkar; dünyayı sarsan, dönüştüren bir eylem haline gelir. Her adımda, her sözde, bu kardeşlik filizlenir, kök salar, çiçek açar.
Gökyüzü altında, aynı yıldızlara bakan gözler, aynı acıları paylaşan kalpler… Bu dayanışma, sadece hayallerde değil, gerçekte de zaferi müjdeler. Filistin’in özgürlüğü, tüm ezilenlerin özgürlüğüdür; bir halkın kurtuluşu, diğerlerini de aydınlatır. Zalimler er ya da geç yenilecek, çünkü tarih, direnenlerin yanında durur. Karanlık geceler bitecek, şafak sökecek; özgür bir dünya, birleşik ellerle inşa edilecek.
Özgür Filistin, Demokratik Ortadoğu/Yaşasın Halkların Dayanışması”