|
Tweet | Tarih: 17-04-2026 02:23 |
Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ
Eğitim iş kolunda örgütlü olan tüm sendikalar, Siverek ve Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen çok sayıda ölümlü ve yaralanmalı saldırıları protesto etmek için derslere girmeyerek oturma eylemi başlattılar. İlk olarak tüm eğitim sendikaları 15 Nisan Çarşamba günü okullardaki şiddeti protesto eden açıklamalar yaptılar. Daha sonra Türkiye genelinde derslere girmeyerek oturma eylemleriyle bu saldırıları protesto etmeyi sürdürdüler.
Eğitim Sen Milas şubesi ve Eğitim iş, birlikte, Atapark’ta oturma eylemi gerçekleştirdi. Oturma eyleminin Cuma günü için de devam edeceği belirtildi.
Niçin oturma eylemi?
Eğitim Sen Milas Şube Başkanı Hamza Göncü, Eğitim İş’le birlikte gerçekleştirilen oturma eylemi için şunları söyledi: “Öncelikle Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki saldırı, sonra Kahramanmaraş’taki katliam bizleri çok üzdü, derinden yaraladı. Okulların daha güvenli olması öğretmenin hak ettiği duruma gelebilmesi gibi konulara dikkat çekmek, toplumsal bir duyarlılık oluşturabilmek için bugün buradayız. Cuma da burada olacağız. Sessiz bir oturuş, Herhangi bir açıklama yok. Bir anlamda yaşam nöbeti tutuyoruz. Bu oturma eylemi Perşembe ve Cuma iki gün olarak planlandı. Tüm eğitim sendikalarının aldığı ortak karara göre derslere girilmiyor.
Okullardaki Eğitim politikaları gözden geçirilmeli
Eğitim Sen Milas Şube Göncü sözlerini şöyle sürdürdü: “Okullara güvenlik görevlisinin veriliyor olması, okullardaki güvenlik açığının ya da çocuk yetiştirmedeki beceriksizliğin örtbas edilmesi anlamına gelebilir. Öğrenci ve çocuk yetiştirme politikamızın tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor. Okulların buna göre yeniden tasarlanması ve oluşturulması gerekiyor. Burada velilere, merkezi yönetime, yereldeki yöneticilere görev düşüyor. Birini diğerinden ayırmak diğer bileşenlere karşı haksızlık olur. Burada makro düzeyde bir işbirliği, yeniden bir yapılanma, yeniden bir oluşum gerekiyor. İçi boşaltılan eğitsel kavramların, içi boşaltılan çocuk yetiştirme programlarının, sağdan-soldan duydukları x anne, x baba furyaları vardı. X anne ya da X babaların videolarından kurtulup, doğru düzgün pedagojik temellere oturtulması gerekiyor çocuk yetiştiriciliğinin. Eğitimin pedagojik temellere oturtulmadığı, bilimi kendimize rehber almadığımız, bilime sırt çevirdiğimiz sürece; bu tür vakaların önümüzdeki süreçte de olması kaçınılmazdır. “
Küçülen okul Örneği
ABD’deki okulların küçülmeye gittiğini belirten Göncü şöyle devam etti: “Tıpkı ABD’de olduğu gibi. ABD şu anda küçülen okul politikası ve stratejisi izliyor. Öğrenci sayısı az ve okul yöneticisinin bütün öğrencileri tanıyabildiği, ismiyle hitap edebildiği bir topluluk. Bu da bir okul için yaklaşık 200-250 öğrencilik rakamdan söz ediliyor. Bizim buradaki okullarımız için dikkate alınması gereken öğrenci sayısı bu olmalı. Sınıflarda öğrenci sayısı düşük tutulmalı. Okulları biraya getirerek üniversite gibi kampus oluşturmak sorunu çözmeyecektir. Hiçkimsenin kimseyi tanımadığı, herkesin yabancı olduğu, yabancılaşmanın önünün açıldığı bir ortam oluşacaktır. Yabancılaşma beraberinde şiddeti de getirir, zorbalığı da getirir, her türlü olumsuzluğu, madde kullanımını da getirir. Bunun önüne geçebilmek için okul yapılarının, eğitim politikalarının gözden geçirilmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum.”
Öğretmenlerin sık yer değiştirtilmesi; yabancılaşma nedenidir
Göncü son olarak şöyle konuştu: “Milas özelinde konuşursak, öğretmenlerin oradan oraya yer değiştirtilmesi, bu da bir sıkıntı. Bir okuldaki öğretmenin oluşturacak olduğu eğitsel ortam, öğretmenin bir gün orada, bir gün şurada görevlendirilmesi sayesinde; o ortam kaybolup gidiyor. Bu sık yer değiştirmeler sonucunda öğretmen öğrenciyi tanıyamıyor, öğrenci öğretmeni yeterince tanıyamıyor; etkileşim en alt düzeye inmiş oluyor. Tüm bunların sonucunda yabancılaşma, ötekileştirme kaçınılmaz bir şekilde ortaya çıkıyor. Bu da zamanla en küçük bir uyuşmazlık halinde şiddet altyapısına dönüşebilecek bir hale dönüşüyor.”