|
Tweet |
NEVZAT ÇAĞLAR TÜFEKÇİ
Yürüyüş için yapılan çağrıda, “Tüm Türkiye halkları ve inanç grupları, kadınlar, gençler, emekçiler, işçiler, işsizler ve tüm ezilenler olarak barış için yürüyoruz,” denilerek, şu ana başlıkların duyurusu yapıldı: “Demokrasi, eşitlik, özgürlük ve adalet için; Kürt Meselesinin demokratik çözümü için; Özgürlük yasalarının çıkarılması için; Kayyım rejimine son verilmesi için; Anadilde eğitim hakkı için; Hasta ve siyasi tutuluların serbest bırakılması için; Anti-demokratik tüm uygulamaların son bulması için.”
İLÇE EŞBAŞKANI YILMAZ’IN KONUŞMASI
Atapark’ta önce DEM Parti Milas ilçe Eşbaşkanı Mehmet Hanefi Yılmaz konuştu. Yılmaz şunları söyledi: “Sayın grup başkanvekilim, kıymetli halkımız ve değerli basın emekçileri hepiniz hoşgeldiniz. Tüm Türkiye halkları, kadınlar, işçiler, emekçiler, tarihi bir süreçten geçtiğimiz bir günde barışa yürüyoruz. Barış talebimizi bir kez daha yineliyoruz. Sayın Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat barış ve demokratik çağrısı üzerinden tam 15 ay geçti. Hem devlette hem küresel düzeyde büyük bir yankı uyandıran bu çağrı; yüz yılı bulan Kürt meselesinin çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için başta Kürt halkı olmak üzere tüm Dünya halklarında büyük bir umut yarattı. Sayın Öcalan’ın çağrısının ertesi günü silah bırakıldı. Otuz kişilik bir grup silah yakarak 40 yılı aşkın süredir devam eden silahlı mücadeleyi sona erdirme iradesi gösterildi.”
GRUP BAŞKANVEKİLİ TEMELLİ’NİN KONUŞMASI
Daha sonra DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli konuştu. Temelli şunları dile getirdi: “Bugün burada, Milas’ta barış için bir adım atmak üzere biraraya geldik. Barış için adım atmak istiyoruz. Muğla’da, Şırnak’ta, Kars’ta, Van’da, Edirne’de, İzmir’de, Türkiye’nin her yerinde sokaklarda, alanlardayız. Barış istiyoruz. Barış için adım atıyoruz. Barış herkes için iyi olandır. Barışın olmadığı bir ülkede özgürlükten, adaletten, demokrasiden söz etmek mümkün değil. Neden bu ülkede barış yok? Bu ülkede barış yok çünkü savaşı, şiddeti isteyenler; o otokratik yönetimler, yıllardır Kürt meselesinin çözümünden kaçmışlardır.
Barışı kalıcılaştıracak tek çözüm yolu
Kürt meselesinin demokratik çözümü, bu ülkede barışı kalıcılaştıracak yegâne çözüm şeklidir. İşte bu nedenle 27 Şubat 2025 tarihinde, yani bundan 15 ay önce Sayın Öcalan, bir manifestoyu Dünya halkları ile buluşturdu. Barış için bir adım attı. İşte biz de o yolun takibindeyiz. Barış için adım atmaya devam ediyoruz çünkü o deklarasyonda dedi ki artık demokratik siyaset stratejisiyle Kürt meselesinin demokratik çözümünü sağlamak mümkün. Bu mümkün olanı hayata geçirmek için mücadele ediyoruz. Bu ülkede, barış, demokrasi ve adalet mümkündür. Bunu istemeyenler, dün olduğu gibi bugün de geçmişin kodlarıyla, geçmişin anlayışıyla karşımıza çıkıyorlar. Halâ bahaneler üretip, zamana yayarak, oyalayarak barışı geciktiriyorlar ama Türkiye Halkları barışa hasrettir ve şimdi barış için yanyana geliyorlar.
Adalet yerine kumpas davaları
Türkiye’nin her yerinde, farklı inanç gruplarıyla, Alevi’siyle Sünni’siyle birarada. Bu manifestoyu Türkiye halkları kabul etmiştir. Ortadoğu halkları kabul etmiştir. Bunun gereğini yapmak için herkese sorumluluk düşmektedir. En büyük sorumluluk da icra makamı olan iktidara düşmektedir. Gereği bir an önce yapılmak zorundadır. Bu ülkede ve zindanlarında adalet yok. Hasta ve yaşlı tutsaklar adalet bekliyor. Cezaevleri ağzına kadar dolu. Bu ülkede adalet yerine kumpas davaları var. Bu davalar yüzünden Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Leyla Güven gibi birçok arkadaşımız cezaevinde. Neden? Bu ülkede Kürt meselesinin demokratik çözümünü isteyenlere, bu zulüm dayatılıyor.
Demokratik Cumhuriyet
Bu ülkenin neresine bakarsanız bakın, adalet yok. Neden? Bu otoriter rejimler, oldum olası, bu ülkeden adaleti esirgediler. Adaletsizlik üzerine iktidarlarını inşa ettiler. Bu nedenle barıştan kaçıyor, barıştan korkuyorlar. Yanyana gelenler olarak, ısrarla barış istemeye devam edeceğiz. Bunun bir tane yolu vardır; demokratik Cumhuriyet! Demokratik Cumhuriyet’e erişebilmek için, eşit yurttaşlık temelinde bir hukuk devletine, bir hukuk düzenine ihtiyacımız var. İşte onu var etmek için yollardayız. İktidar ve Meclis, bir an önce bunun gereğini hayata geçirmelidir.