|
Tweet |
MEHMET ERDAL
(Ellinci Bölüm)
“BEN SİZİ 'KURTARMAYA' GELDİM” KAFASI ÇOK SIKINTILIDIR
31 Mart 2024 Yerel Seçiminde, Mesut Yar ve Mutlu Gürler de CHP Datça Belediye Başkan aday adayları arasındaydılar; biliyorsun. Mesut Yar'ı herkes TV'den bilir. Mutlu Gürler, 2011 yılında yapılan genel seçimde CHP'den Gümüşhane milletvekili adayı gösteriliyor...
“Sonra Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın danışmanlığını yapıyor.”
Bir ara Muğla Büyükşehir Belediyesi'nde daire başkanlığı da yapıyor. 2024 Yerel Seçiminde CHP'den Datça Belediye Başkan aday adayı olmak için Datça'ya geliyor.
“Aday gösterilmeyince seçimden sonra bir daha yüzünü görmedik.”
Mesut Yar ve Mutlu Gürler Datça'da yerel seçimi kazanması kuvvetle muhtemel CHP'den aday adayı olunca, Datça'da yaşamını devam ettiren bazı sol ve sosyalistler ile CHP üyesi bir kısım Datçalı aday adaylıkları sürecinde Mesut Yar'a ya da Mutlu Gürler'e, sonrasında ise bağımsız aday olunca Mesut Yar'a meylettiler, yüksek sesle de bu düşüncelerini dillendirdiler. O yerel seçimde Datça Belediye Meclis Üyeliğine Sol Parti'den aday olan iki kişiden birisi idim. Hem söylemde hem de yaptığım haberlerde “İkametgâhı bile Datça'da olmayan, Datça'yı tanımayan birisi nasıl olur da belediye başkanlığına aday olmayı düşünür ve hadi düşündü, nasıl olur da kendisini sol, sosyalist olarak tanımlayan kişilerce desteklenir?” diyerek Mesut Yar'ın ve Mutlu Gürler'in aday adaylığını eleştirdim. Kendisini “sol” ve “sosyalist” olarak tanımlayan bazı arkadaşlar, kendilerinde ve Datça'da yaşayanların hiçbirisinde olmayan hangi yeteneklerin onlarda olduğunu varsayıyorlardı da onların aday adaylıklarını ve sonrasında da Mesut Yar “bağımsız aday” olduğunda onu desteklediler, hiç anlayamadım. Bence bu tavrın arka planında sola ait olmayan pek çok “kriteri” ve “değeri” “sol” adına savunmak yatıyor; birilerinin okumuş yazmışlığına ya da başka bir özelliğine, örneğin çokça sertifika sahibi olmasına çok fazla anlamlar yüklemek gibi... Bu, şahsen beni aşağılayan bir gelişmeydi ve ben tam da bu nedenle bu iki aday adayına hiç sıcak bakmadım.
“Bu 'Ben sizi kurtarmaya geldim.' kafası, çok sıkıntılı bir kafadır.”
EROL KARAKULLUKÇU VE CAHİT YAKA ÇOK ONURLUCA HAREKET ETTİLER
İşte bu. Onu anlatıyorum. Bu bakış açısında bir yanlışlık yok mu?
“Şöyle söyleyeyim sana: Bu işlerde benim en takdir ettiğim kişi Cahit Yaka'dır. Cahit Yaka daha önce belediye başkan aday adayı oldu. Çok çalışıp uğraştı falan.”
Onun kardeşi Cumhur Yaka da bir yerel seçimde “CHP Datça Belediye Başkan Adayı” ilan edilmişti ama sonra geri çekildi.
“Normalde aday gösterilmeyen aday adaylarının tümü hemen o gün küser, kimisi partiden istifa eder, kimisi bir daha görünmez olur ortalıkta. Cahit Yaka böyle yapmadı. Erol Karakullukçu da böyle yapmadı; 3. kez aday gösterilmeyi beklerken (2009) bir şey oldu, Ankara'dan döndü adaylığı. Şener Tokcan aday gösterildi. Erol Karakullukçu üzüldü. Haberi aldığı o an ben yanındaydım. Sonra gidip Şener Tokcan'ı da kutladık. CHP'de şöyle bir karar alındı: 'CHP Datça'yı kaybetmeyecek.' Bu karar alındı. Şener Tokcan'ın seçim kampanyasında aktif olarak çalışıldı.”
Erol beyin bu hakkını teslim edelim.
“O kampanyada hiç kopmadan her gün seçim bürosundaydım. Erol Bey hiçbir zaman surat yapmadan, ters konuşmadan her türlü desteği verdi; 'Adayımız Şener Tokcan'dır. Genel merkezimiz onu uygun gördü' falan diyerekten. Sonuna kadar çalıştı. Hiç sorgulamadı. Ses çıkartmadı. Şener Tokcan seçilip mazbatayı aldı, aynı gün Karakullukçu 'Ben bu partide daha fazla kalamam. Çünkü neden aday gösterilmediğimin gerekçesi bana bildirilmedi. Hâlbuki bana seni göstereceğiz denmişti. Artık ne olup bittiğini bile öğrenmek istemiyorum.' dedi ve istifa etti. Olayın Baykal'dan kaynaklı olduğunu düşünüyordu, Baykal başkanlıktan ayrıldığı gün geldi ve partiye tekrar kaydoldu.”
Olayın böyle olduğunu bilmiyordum. Bunu kayda girdiğimiz iyi oldu.
“Erol Karakullukçu'nun hareketi, onurlu bir hareket idi. Bunun benzerini Cahit Yaka da yaptı. Gürsel başkan ile yarıştı (2019). Aday gösterilmemesine karşın ertesi gün ilçe örgütü binasındaydı. Sonuna kadar gitti. Çalıştı. Destek oldu. 'Adayımızdır. Kefilim. Oy verin.' diye onun adına köylerde oy istedi. Bu, olması gerekendi. Peki aday adaylığı seçimini kaybettikten sonra Mutlu (Gürler) bey nerede (*), Mesut (Yar) bey nerede? Mesut Yar evi sattı gitti buradan ki sosyal medya yönetiminden kaynaklı aramız da iyidir. Kendisiyle kişi olarak otursak, şu an çok da muhabbet ederiz.”
Eyvallah. Bu ayrı bir şey. Biz onun siyasetteki tavrını tartışıyoruz.
“Siyaseten bakıldığı zaman bu yapılan yanlıştır. Bir anda sen yazlığın olan, tatile geldiğin yere belediye başkanı olmaya kalkıyorsun, aday gösterilmeyince de bağımsız aday oluyorsun, sonra evi barkı satıp Datça'dan taşınıyorsun. Bir daha da adını anmıyorsun.”
BU GELİŞMELERİ, İNSANLARIN BELEDİYEDEN VE CHP'DEN DUYDUKLARI MEMNUNİYETİN AZALMASINA BAĞLIYORUM
Onların hiç bilmedikleri, oturmadıkları, tanımadıkları bir yerden aday adayı ya da aday olmaları yanlış, peki Datça'da yaşayan bazılarının onları “aday” olarak kabullenmeye hazır olmaları, bunun için çalışmaları yanlış değil mi?
“Abi, madem iyice gerçekçi olacağız, bu olayı insanların belediyeden, CHP'den duydukları memnuniyetin azalmasına bağlıyorum. Yani, burada eylem yaptıklarında, eleştirdiklerinde kızdığımız insanlara acaba yeterince hizmet götürememiş olabilir miyiz? Bu insanları yeteri kadar dinlememiş olabilir miyiz? Bu insanların hayat kalitelerini iyileştirmede hiç adım atmamış olabilir miyiz? Birazcık da iğneyi kendimize batıralım.”
“Mutlu Gürler'e ve Mesut Yar'a yönelişin nesnel koşulları vardı.” diyorsun?
“Nesnel koşulları vardı abi. İnsanların yolunu yapma, evini yapma, dinleme, sadece 'esnaf' odaklı hareket et, yaz sezonu geldiğinde şehrin yaşamını turizme boğdur... Bu insanlar hala bunu sineye çekiyorlar ve 'lanet olsun' deyip karşı tarafa, sağ partilere oy vermek yerine gene CHP'nin bir başka adayı üzerinden çözüm arıyorlar ise burada sen de bir zahmet aynaya bakacaksın. 'Demek ki biz bu insanları kendimize küstürmüşüz' diyeceksin.”
Olayın bir de bu boyutu var tabii, anladım.
“İnsanların Mutlu Gürler'e, Mesut Yar'a meyletmesi, onlarda 'umut' aramasında senin hiç mi suçun yok? Bizim hiç mi suçumuz yok? Eksik kalmışız demek ki.”
Bir CHP'li olarak bu anlattıkların çok önemli. CHP içindeki gelişmelere dıştan bakan birisi olmamdan kaynaklı olabilir, olayın bu boyutunu pas geçiyordum.
(Devam edecek)
(*) Mutlu Gürler, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde bir birimde daire başkanı olarak çalışıyor.