|
Tweet | Tarih: 16-10-2026 20:53 |
AÇIKLAMA ŞÖYLE:
Bugün zeytin üreticileri olarak yaşadıklarımız, çay, üzüm, fındık, hububat, baklagil, kayısı, incir, sebze ve meyve üreten arkadaşlarımızın yaşadıklarının aynısıdır ne üretirsek üretelim yüksek girdi maliyetleri, düşük ürün fiyatları nedeniyle zarar ediyor, üretemez duruma düşüyoruz. Sırtımızdan kazananlar ise, ürün ticareti yapanlar, aracılar, tüccarlar, ihracatçılar, ithalatçılar, gıda şirketleri oluyor. Girdi maliyetleri hızla artarken, ürün fiyatları baskılanıyor.
Her hasat döneminde gümrük vergisi düşük ithalatlar yapılarak maliyetleri bile karşılayamaz duruma düşürülüyoruz. Bu yıl zeytin fiyatları onurumuzu kıracak noktadır. Zeytin piyasası üç yıl önceki fiyatlarla açılmışken, bir hafta içinde fiyatlar üç kez daha düşürüldü. Bırakın girdi maliyetlerini sadece hasat masraflarını bile karşılamayan ürün fiyatları ile karşı karşıyayız. Bizlere “üretmekten vazgeç, ağaçlarını sök, toprağını terk et ya da tarım ve gıda şirketlerini hizmetine gir, madenlerde çalış, ucuz işgücü ol” deniyor.
“Tarım Kanunu”nda; sözde “bütçenin yüzde biri tarıma ayrılır “ maddesi var, ama bu madde uygulanmıyor. Destekler bize değil tarım ve gıda şirketlerine yapılıyor. Bizler ürettikçe yoksullaşıyoruz, şirketlerin ise önü açılıyor. Bu cendereden kurtulmanın tek yolu gücümüzün, mesleğimizin öneminin farkına varmak. Biz besin üretiyoruz, insanların yaşamlarını sürdürebilmesi için temel ihtiyaçlarını üretiyoruz. Biz üretemezsek şirketlerin eline geçmiş olan gıda üretimi halkın üzerinde bir tehdit aracına dönüşür.
Her üretici arkadaş bizi yoksullaştıran, üretemez haline düşüren tarım politikalarının farkında olmalıdır. Farkında olmak yetmez! Etkili olabilmek için gücümüzü büyütmenin yollarını aramak, araçlarını yaratarak örgütlü olabilmeliyiz. Örgütlü olursak sözümüzü söyleyebilir, sözümüzü dinletebilir, bize dayatılana razı olmayız. Taleplerimizi dayatıp hakkımızı alabiliriz. Örgütlü olursak, uluslararası gıda ve tarım şirketlerinin ve onların yerli işbirlikçilerinin yararına olan tarım uygulamalarından kurtuluruz.
Halkımıza doğru, sağlıklı, uygun fiyatlı gıdaları ulaştırabiliriz. Örgütlü olursak, ürünlerimizin satış fiyatını kendimiz belirleyebilir, toplumumuzun uygun fiyatla sağlıklı besinlere ulaşabilmesini sağlayabiliriz. Çiftçiliği gelecek kuşaklara bırakabilmek, çocuklarımıza, torunlarımıza borçlu olmamak için; İçimizde harlanan isyanı kalıcılaştırmak için; örgütlenelim! Gelin sendikalı olalım, gelin örgütlenerek geleceğimiz için söz ve karar sahibi olalım! Toprak Onur Yaşam!
Yaşasın ÇİFTÇİ-SEN!