|
Tweet | Tarih: 19-09-2026 12:02 |
Konuk Yazar: Prof. Dr. Ahmet Tuncay TURGUT / Hekim, Akademisyen, Sivil Toplum Gönüllüsü
Bunu daha anlaşılır söyleyelim: 2000 yılında Muğla’nın kişi başına geliri Türkiye ortalamasından 26,2 puan daha yüksekti. 2024’te bu fark sadece 4,7 puan. Yani Muğla’nın Türkiye ortalamasına göre sahip olduğu gelir üstünlüğünün yaklaşık %82’si 25 yılda eridi; 100 birimlik farkın yaklaşık 82 birimi ortadan kayboldu.
Üstelik Muğla’nın ekonomisi küçülmedi. Tam tersine turizm büyüdü, milyonlarca turist geldi, su ürünleri ihracatı 800 milyon doların üzerine çıktı, maden ihracatı 122 milyon dolara ulaştı, toplam ihracat 1,3 milyar dolara yaklaştı ve gayrimenkul değerleri katlandı.
Fakat ekonomik büyüme, Muğlalının refahına aynı ölçüde dönüşmedi. Ev almak zorlaştı, kiralar yükseldi, gençlerin kendi kentlerinde gelecek kurması güçleşti. Turizm büyürken çalışanların önemli bir bölümü sezonluk ve düşük ücretli işlerde kaldı. Esnafın cirosu artsa bile kira, enerji, personel ve tedarik maliyetleri kazancını eritti. Üretici daha fazla üretip daha fazla ihracat yaparken, artan maliyetler nedeniyle elinde kalan pay aynı ölçüde büyümedi.
İşte asıl soru burada: Muğla’da yaratılan ekonomik değerin ne kadarı Muğlalının refahına dönüşüyor? Bir otel doluyor, turist geliyor, döviz kazanılıyor; ama o otelde çalışan kişi kendi kentinde ev kiralamakta zorlanıyorsa bu büyüme onun hayatında ne ifade ediyor? Bir arsanın değeri milyonlara çıkıyor; ama o arsanın bulunduğu kentte yaşayan genç ev alamıyorsa, bu zenginlik kimin zenginliği?
Mesele Muğla’nın büyümesine karşı çıkmak değil. Mesele, Muğla’nın toprağı, denizi, emeği ve kaynaklarıyla yarattığı ekonomik değerin Muğlalıya daha iyi ücret, ulaşılabilir konut, güçlü kamu hizmetleri ve güvenli bir gelecek olarak dönmesini sağlamak.
Çünkü bir kentin zenginliği yalnızca turizm gelirleriyle, ihracat rakamlarıyla, maden üretimiyle veya yükselen gayrimenkul fiyatlarıyla ölçülmez. Asıl ölçü, o kentte yaşayan insanın ay sonunda elinde ne kaldığı, kendi kentinde ev sahibi olup olamadığı ve emeğiyle yarattığı değerden ne kadar pay alabildiğidir.
2000 yılında Türkiye ortalamasının %26,2 üzerinde olan Muğla’nın 2024’te yalnızca %4,7 üzerinde kalması bize önemli bir şey söylüyor: Muğla büyümüş olabilir; ancak bu büyümenin refahı Muğlalıya aynı ölçüde ulaşmamış.
O halde artık sadece “Muğla ne kadar büyüdü?” diye sormayalım.
Asıl soruyu soralım: Muğla büyürken kim zenginleşti?
Çünkü mesele sadece Muğla’nın ne kadar zenginlik ürettiği değil; ürettiği zenginliğin kimin hayatını değiştirdiğidir.
Muğla’nın toprağı değerleniyor, turizmi büyüyor, ihracatı artıyor. Peki Muğlalının hayatı neden aynı hızla iyileşmiyor?
Eğer bir kent zenginleşiyor ama o kentin insanı kendi kentinde yaşayamaz hale geliyorsa, artık büyümenin kendisini değil, büyümenin nasıl paylaşıldığını sorgulamak zorundayız.
Çünkü mesele sadece büyümek değil; Muğla büyürken Muğlalının da büyümesini sağlamaktır.