|
Tweet |
NEVZAT ÇAĞLAR TÜFEKÇİ
Bir bina deyip geçmemek, onu sadece taş ve ahşaptan ibaret görmemek lazım. Her binanın içindekilerle, o mekânda yaşanmışlıklarla bir öyküsü, bir geçmişi vardır. Bir bina bazen yapıldığı tarihten itibaren günümüze uzanan yaşam serüveni içinde değişik zamanlarda değişik işlevlere sahip olmuştur. O bina, o yapı, adeta yerel tarihin dilidir, hafızasıdır ve belleğidir.
Yerine göre konut olmuştur, yerine göre okul olmuş eğitime hizmet etmiştir. Yerine göre pansiyon olmuş turizme hizmet vermiştir. Belediye binası olarak resmi daire kimliğine sahip olmuştur. Maden işçilerinin yatakhanesi olmuştur. Gümrük binası olarak gemilere hizmet vermiştir.
Böyle binalar, yerel tarihin tanıklarıdır. Her yerde böyle binalara rastlamak mümkündür. Güney-Batı Ege’nin dışa açılan kapısı olarak nitelendirilen Güllük’te böyle bir binanın sahip çıkılarak bugünlere kadar gelebilmesi; korumacılık kültürünün başarısıdır ve Milas için bir kazanımdır.
Korumacılık kültürünün toplumda yaygınlaşması ve bina sahiplerinin bu uğurda çalışma yapan belediyelere, kurumlara destek ve kolaylaştırıcı olmaları gerekir. Milas kent merkezinde, bütüncül anlamda koruma çalışmalarına büyük ihtiyaç bulunmaktadır. Güllük’teki bu tarihi bina gibi Milas merkezde de tarihin tanıkları olan hafıza mekânı çok sayıda yapı bulunmaktadır. Onların birçoğu yıkıldı ama geride kalanları korumak ve geleceğe taşımak da bu kentteki kurumların(Belediye, Kaymakamlık, Odalar, STK’lar, İş insanları vd.) da temel görevleri arasındadır. Korumacılık, elele verilerek başarılacak bir çalışmadır.
Gelelim Güllük’teki palmiyeli tarihi binanın canlı tanıklarının anlattıklarına. Kış ortasında güneşli bir günde, 18 Şubat günü Güllük’e gittik. Bu ziyarette birçok fotoğraf gibi bu binanın da fotoğrafını çekmiş, “Güllük’te Zaman İçinde Değişik Aşamalarda İşlev Sahibi Olan Bina,” başlığı altında facebook’ta yayınlamıştım. Binayla ilgili hiçbir açıklayıcı bilgi yazmadım. Yapılan yorumlar adeta bir “Yerel Tarih Manifestosu”, bir “Yerel Tarih Çalıştayı” gibiydi. Yorumlar, o tarihte Milas’ın çok kültürlülüğünü de ortaya koyuyordu.
İŞTE O AÇIKLAMALAR, YORUMLAR VE GEÇMİŞ ZAMANA YOLCULUK:
Levent Anıl: Güllük halkı burayı mafvel olarak bilir. Sanırım ilk olarak askeri gazino, mahvel, benden önceki neslin hatıralarında. Daha sonra benim anımsadığın Etibank işçi lojmanı, süreçte ortaokul, ilk kuruluş belediye binası, daha sonraki yıllarda sosyal amaçlı kullanılan bir bina ve önünde Güllüğün en yaşlı, Gökyüzüne doğru uzanan, şiddetli fırtınalara dayanıklı palmiye ağacı.
Ersel Siyman(Milas doğumlu Musevi): 73 yıl evvel yazları Güllüğe göç eden az sayıdaki ailelerden biriydik. O zamanın dev binalarından biri olan bu Mahvelin, halâ dimdik ayakta görmek büyük mutluluk. Hey gidi geçmiş zaman hey... Tam hatırlamam mümkün değil, zaten. O zamanlar 7 -8 yaslarındaydım ama Güllük (o zamanki adıyla Küllük) belki de 400-500 nüfuslu bir balıkçı nahiyesiydi. O dönemin başlıca yazlıkçı aileleri hatırladığım kadarıyla: Marko Siymanlar(Ersel Siyman’ın babası), Nesim Şenler, İlya Senler. Dr. Eyüp Amato'lar, Behlül Menteşe'ler, İcracılar, Başkatipler (oğulları Erdal, Ergün) ve de Etibank tesislerinin arazisinin sahipleri olan eşi Güllüklü eski İstanbul Vali yardımcısı Selahattin Beyler. Bu arazi dağdan denize kadar uzanan bir vadiydi ve o zaman 10.000 TL’ye satışa çıkarılmıştı. Herkes te birbirini yakinen tanırdı. Güllüğün acaba şimdi kaç yazlıkçısı var ve nüfus ne oldu?
Meryem Coşkun: Ersel Siyman, 70’li yıllarda kısa bir dönem Milas'ta çalıştım. O yıllarda bile Milas halkı arasında yazlık veya deniz kültürü henüz fazla değildi. Daha evvelki yıllarda dediğiniz gibi Yahudi vatandaşlarda ve bazı Milas ileri gelen ailelerde yazlık geleneği vardı. şimdilerde ise bakıyorum da yazın Milas, boş ve sessiz yazlığı olmayan kalmamış.
Yasar Ciftci: Orası ev değil ortaokul.
Nazmi Arıcan: 70’li yılların ilk yarısında pansiyon olarak bile kullanıldı.
Nuriddin Erdoğan: Uzun zamandır boş iken, Güllük Sağlık Ocağı çok kötü bir yere, neden taşındı?
Gülden Sökelioğlu: Bizim kurs merkezi binamız.
Emine Kaya Yılmaz: Evet eşim Cemal Yılmaz da burada okumuş. Anlatır hep.
İlgin Saylam: Hasan (Özgün) ağabey müstecir iken burada ailecek kalmıştık(1960 öncesi). Daha sonra 2000’li yıllarda rahmetli Prof. Dr. Ayhan Çıkın zamanında burası Milas Yüksek Okulu olarak kullanılıyordu. Mali konularda konferans vermiştim.
Ali Osman Menteşe: "Hilton Hasan"a Rahmet olsun.
İlgin Saylam: 1960 Öncesi ülkemizde henüz turizm yok iken bu bina turizme hizmet ediyordu. Bodrum da dahi bu yıllarda turizm henüz başlamamıştı. Bu nedenle Hasan özgün’ün (Hilton) 1950’li yıllarda pansiyonculuk başlattığı bu bina turizm tarihçilerince bilinmese de Türk yaz turizminin başlangıcında önemli bir yere sahiptir. Çünkü ilktir. Bizler, Milas için kültür ve uygarlık başkenti derken boşuna demiyoruz.
Kaya Tümer: Benim yaşım ortaokul olduğu yılları hatırlamaya yetiyor, iki hafta misafir öğrenci olmuştum, kargı ile sübye avlardık teneffüslerde.
Kayıhan Babacan: Zamanında Güllük Ortaokulu idi
Meryem Coşkun: Yıllar yıllar önce İstanbul'dan Milas'a babaannemle denizden yük gemilerinin ambarlarında, bir hafta süren yolculuk sonunda, Güllük limanına varmış olurduk. Gemi deniz ortasında demir atar, sahile sandallarla inerdik. Küçücük bu şirin limanda gözüme batan ilk heybetli bina bu olurdu. Sahilde, biz gelenlere selam dururdu. Bir gecelik dost evinde misafir kalır ve ertesi gün Güllük’e maden taşıyan at arabalarının Milas'a dönüşlerinde bizler yolcuları olurduk. Giderken arkamızdan bu heybetli bina bizi uğurlar, mendil sallardı. Güllük'de çok şey bitti ama o halâ beni bekler ve mendil sallar uğurlarken.. O adeta benim Güllük simgemdir.
Ersel Siyman: Meryem Coşkun Bu anlattıklarınızın canlı şahidi olarak beni 75 sene geriye götürdünüz, hatıralarımı canlandırdınız, içim sızladı. Nasıl da geçmiş seneler...
Meryem Coşkun: Ersel Siyman, evet yıllar hızla geçiyor. Ben de zaten 75 yıl önceki anılarımı yazdım kısaca. Çok daha fazlasını yaşadım çünkü.
Ayten Güldük: Şimdi kapısı kilitli duruyor!
Mehmet Zührap Aksoy: Askeri mahfel(Toplantı yeri ya da toplanmış kimseler-TDK). Babam teğmen iken burayı kullanmış.