Bugun...


“Kadınlar, Bu Ülkenin Yarınlarını Kuranlardır”
Tarih: 09-03-2026 00:44:30 Güncelleme: 09-03-2026 00:44:30 + -


Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Eskişehir’de gerçekleştirilen “Katlanmak Zorunda Değilsiniz, Çare Eşitlikte”, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Programına katıldı.

facebook-paylas
Tarih: 09-03-2026 00:44

“Kadınlar, Bu Ülkenin Yarınlarını Kuranlardır”

Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Bu ülkenin emeğini omuzlarında taşıyan, bu ülkenin umudunu büyüten ve yan yana durduğu, birlikte yol yürüdüğü, hak mücadelesi verdiği kadınlarla birlikte hepimizin geleceğe dair olan umutlarını büyüten Türkiye’deki tüm kadınları, kadın hareketini, kadın örgütlerine ve ayrı ayrı tüm kadınları saygıyla selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz” dedi. Özel, şöyle konuştu:

“KADINLAR BU ÜLKENİN YARINLARINI KURANLARDIR”

“Sizler en karanlık zamanlarda bile direncinizle, mücadelenizle umudu ayakta tutanlarsınız. Tarlada, fabrikada, ofiste üreten ve alın teri döken, aynı zamanda evinde görünmeyen emeği ile bu ülkenin yarınlarını kuranlarsınız. Tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü hem kendi adıma bir birey olarak, Özgür Özel olarak; hem de Cumhuriyet’in kurucu partisinin Genel Başkanı olarak kutluyorum. İyi ki varsınız. Kadın Kolları Genel Başkanımız bugünü Eskişehir’de geçirmeyi önermişti. Bundan iki yıl önce de yine Eskişehir’de seçim takvimi sırasında günde üç, dört, beş miting yaptığımız günlerde 8 Mart’ta mitingimizi Eskişehir’de yapmıştık. O gün Eskişehir’e şöyle demiştim; ‘Zor bir göreve talip olan birisi var. Çünkü Yılmaz Büyükerşen gibi efsane bir rektörden, efsane bir belediye başkanından sonra bu göreve Eskişehir’de bir kadın talip.

O çok zor bir göreve talip ama biz ona çok inanıyoruz, çok güveniyoruz. Onu size emanet ediyoruz.’ Eskişehir sevgili Ayşe Ünlüce’ye sahip çıktı, destek verdi. O günden sonra da Eskişehir’de hem Eskişehirli kadınların desteğiyle, hem erkek belediye başkanlarımızın, hem kadın belediye başkanlarımızın desteğiyle omuz omuza bu çok zor yükü omuzladı. Hem Eskişehir’de, hem Türkiye’de, hatta verdiğimiz görevlerle Avrupa Konseyi’nde Yerel Yönetimler Türkiye Delegasyonu’nun da başkanı olarak bizim kendisine duyduğumuz güveni, inancı hiç boşa çıkarmadı. Güçlü bir kadın olarak hepimizi gururlandırdı. Ben onun şahsında Eskişehir’e teşekkür ediyorum.”

 “100 YIL ÖNCE BAŞLAMIŞ DEVRİMİN GECİKMİŞ ADIMLARI…”

“Biz bugün toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için ne söylersek, ne yaparsak 100 yıl önce başlamış bir devrimin çok gecikmiş adımlarını tamamlama telaşı içinde olduğumuz için yapıyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak eşit temsile inanıyoruz. Kadın kotası, Cumhuriyet Halk Partisi’nde yüzde 20’den yüzde 33’e çıkmıştı. Tüzüğümüze bunu her yaptığımız kurultayda bir adım ileriye giderek üç kurultay sonra, yani iki, üç yılda bir yapıldığına göre altı ila 10 yıl içinde yüzde 50 eşit temsil sağlamayı koyduk ve oybirliği ile geçirdik. 2019’da kadın belediye başkan sayımızı 3.5 kat artırdık. Öyle bir durumdaydık ki İzmir gibi bir şehirde bile Cumhuriyet tarihimiz itibarıyla 30 ilçemiz var, daha önce daha azdı tabii.

Bütün ilçelerde toplam sadece altı kadın belediye başkanı seçilmişti bütün partilerden. Biz son seçimde dokuz kadını aday gösterebildik ve sekiz kadın İzmirliler tarafından göreve getirildi. Yeterli değildir, eksiktir. İzmir’de 30’da 15 olmadıkça o eksiktir. Türkiye’de bu işin yarı yarıya temsiliyet rakamı yakalanmadıkça eksiktir. Nüfusu 300 binin üzerinde olan metropol ilçelerde; Adana’da Seyhan‘ı, Denizli’de Merkezefendi’yi, İzmir’de Karşıyaka, Konak ve Karabağlar’ı, Kocaeli’nde İzmit’i, İstanbul’da Maltepe, Üsküdar ve Bakırköy’ü kadın belediye başkanları yönetmektedir. Bu geçmişe göre atılmış çok önemli, çok kararlı bir adımdır. Ama yarısı kadın, yarısı erkek olana kadar eksiktir, kararlılıkla düzeltmeye muhtaçtır.”

“KADINLARIN HAYATINI DEĞERSİZLEŞTİREN BU DÜZEN KATLANILABİLİR DEĞİL”

“Diğer taraftan aile meselesini, geçtiğimiz yıllarda emekli yılıydı emeklinin canını okudular. Şimdi aile yılı yaptılar. Aileler büyük bir yoksullukla, işsizlikle, genç işsizliğiyle, kadın işsizliğiyle karşı karşıyalar. Ve maalesef Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 Küresel Cinsiyet Uçurumu raporuna göre; kadınlarla erkekler arasındaki eşitsizliğin kapanması için dünya genelinde 130 yıla ihtiyaç olduğu söyleniyor. Türkiye’de tablo çok daha ağır. Dünya Ekonomik Forumu'nun Küresel Cinsiyet Eşitliği raporunda 148 ülke arasında maalesef bu iktidarın yönettiği ülkemiz 135’nci sırada. 135’nci. Bizim önümüzdeki üç ülkenin isimlerini söyleyeceğim. Bakın gerimizde değil, cinsiyet eşitliğinde önümüzdeki üç ülke: Suudi Arabistan, Papua Yeni Gine ve Umman Türkiye’nin önünde toplumsal cinsiyete eşitliğinde. Bugün Türkiye’de kadınlar yoksulluğun en ağır yükünü çekiyorlar.

Ülkemizde 15-24 yaş arası 1 milyon 889 bin kadın ne eğitimde ne istihdamda. Yani bu genç kadın nüfusunun yüzde 34’ü demek. Ne okuldalar ne de işe yerleştirilmişler. Evde oturuyorlar ev gençleri olarak, yüzde 34. Geniş tabanlı verilere göre kadın işsizliği yüzde 40. Yani TÜİK kendi hesaplarında geniş tabanlı işsizlikte kadın yüzde 40. Ne demek geniş tabanlı işsizlik? İşsiz olan, iş aramadan yılmış olan ya da iş arasa da bulamama umuduyla ‘İşim olsa çalışırım’ diyen ama çalışmayan ya da hak ettiği gibi bir işte değil, kısa zamanlı, gündelik, bölük pörçük işlerde çalışan. Belli bir yaşın üzerindeki kadınların üçte birinin hiçbir geliri yok, hiçbir geliri. Çalışan kadınların ise yüzde 30’u kayıt dışı çalışıyor. Hal böyle olunca da işsizlik büyük sorun. Ama kadın işsizliği çok daha büyük bir sorun. Kayıt dışı çalışma Türkiye’de sorun, ama kadınların kayıt dışı çalıştırılması çok daha büyük bir sorun. Bir yandan da maalesef iş cinayetleri ve orada kaybettiğimiz kadınlar var.

“KADIN CİNAYETLERİ BİR TEK O YIL GERİLEMİŞ”

“Ben birçok yerde anlatıyorum. ‘Ya bu AK Parti hiç mi iyi bir iş yapmadı?’ diyene, ‘Yaptı’ diyorum. Hatta bana bir nazar boncuğu ver ‘Onu AK Parti‘ye takacaksın’ dersen aha gel takıyorum diye İstanbul Sözleşmesi’nden dolayı ‘Bu işi doğru yaptınız’ diyeceğim tek iş oydu. İstanbul Sözleşmesi İstanbul’da, İstanbul’un adını anarak, adını alarak kabul edildi bütün dünya ülkeleri tarafından. Biz hemen açıklama yaptık. ‘Meclis’e hemen getirin oy verelim’ diye. Ve İstanbul Sözleşmesi 2011 yılında kabul edildi, biz Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili olarak iki elimizi birden kaldırmıştık destek vermek için, AK Parti’nin döneminde yapılan bir işe. Ve 2011 yılı öyle bir yıl ki kadın cinayetlerinin geriye düştüğü ilk yıl oldu. Ve tek yıl oldu maalesef. Neden olduğunu söyleyeyim. Hepinizi hatırlayacaksınız. Eskiden kapkaç diye halen olan ama şimdi milyonda bir olan, binde bir olan ama eskiden her gün yaşanan motorlu kapkaç olayları vardı. Kadınların kolundaki çantayı kapar, bazen bırakmayan bazen kolu takılan kadın yerlerde sürüklenir. Yapanlar yakalanır, bu kapıdan girer bu kapıdan çıkardı. Her gün haberde. ‘Üçüncü kez kapkaç yaptı yine tutuksuz yargılanıyor.’ Bu toplumun bir gün burasına geldi. Ben de Meclisteydim.

Hepimizin burasına geldi. Nihayet Adalet ve Kalkınma Partisi, ‘Şu kapkaçı çözelim’ dedi. Partilerin bu konuyu iyi bilen milletvekilleri oturdular, iyi bir çalışma yaptılar. Adalet Bakanlığı’ndan da bilgiler alındı. Bir kanun çıktı kapkaç için. Eskiden bir yıl ceza, bir yılla üç yıl falan, filan. Yatarı yok, çıkıyorlar devamlı. Kapkaça öyle şeyler yazdı ki hukukçular; ‘Efendim bu suçu nitelikli hale getirelim.’ ‘Getirin kardeşim.’ ‘İki kişi olursa bunlar, çeteye sokalım.’ ‘Sokun kardeşim.’ ‘Kadın sürüklenirse, kasten öldürmeye teşebbüse sokalım.’ ‘Sokun kardeşim.’ Bir kanun çıkardık. Kapkaççı dedi ki o gün ‘Bunlar kafaya taktı, ben bu işi yaparsam bir daha gün yüzü görmeyeceğim. 15 yıldan az yatmayacağım.’ O gün bugün kapkaç kalmadı. Şimdi İstanbul Sözleşmesi de bütün milletvekillerinin oybirliği ile geçince kadın cinayetleri bir tek o yıl geri gitmiş. Sonra AK Parti İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya başladıkça, üstüne düşenleri yapmadıkça, en sonunda da koca Meclis’in onayladığı anlaşmadan bir başına Tayyip Erdoğan tek imzayla çıkınca ki bence çıkmadı. Bizzat da dava açtım, kadın örgütleri de dava açtı. Ama Danıştay’da üç kişi ‘evet’ dedi, iki kişi bizi destekledi diye çıkmış gibi muamele gördü. Ne oldu biliyor musunuz?

‘Kadına Karşı Şiddeti Engelleme Kanunu duruyor ya.’ Duruyor da aynı kapkaççıda olduğu gibi ‘Bunlar hep beraber bu işi kafaya taktılar’ demiyor şimdi kimse. Diyor ki ‘Zaten İstanbul sözleşmesinden çıkıldı.’ Yani Tayyip Erdoğan o gün attığı imzayla devleti kadının arkasından çekti. Katile de dedi ki ‘Ben eskisi kadar kararlı değilim. Ben kadın cinayetleri, kadına karşı şiddet konusunda bu mutabakattan caydım.’ Bu örtülü bir talimat gibi savcının da kulağına gidiyor, hâkimin de kulağına gidiyor bilinçaltında. Polisin de gidiyor, bu olaya müdahale etmesi gereken herkesin gidiyor. Otomatikman birileri de bu işlerden cesaret buluyor.”

“İLK İŞ, İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİ ONAYLAMAK OLACAK”

“Onun için biraz önce Kadın Kolları Genel Başkanımız da söyledi. Bazen siyaset hem umutla, hem kararlılıkla, hem iddia koymakla yapılan bir iş. Böyle zaman zaman önemli iddialar koyuyoruz. Arkadaşlarıma da diyorum ki ‘Er ya da geç bu seçim yapılacak. Seçimi de Cumhuriyet Halk Partisi, Allah’ın izniyle kazanacak. İnşallah Cumhuriyet Halk Partili bir Cumhurbaşkanı olacak. O Cumhurbaşkanı’nın Meclis’e yollayacağı ilk iş, İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden onaylamak olacak. Bende de bir kalem duruyor arkadaşlar. Daha önce bunu bir yerde söyledim galiba ama bu kadar açık bir yerde söylememiş olabilirim. Şimdi sağ olsunlar burada da diyorlar ya ‘Genel Başkan, kadınlarla birlikte mücadele veriyor ve kadın temsilinin artması için emek sarf ediyor’ diye.

24’üncü dönem kadın milletvekillerimiz, ilk dönem birlikte olduklarımız bir araya gelmişler, ben Genel Başkan olunca beni ziyarete geldiler. Böyle kadınların çok sevdiği bir dolma kalem almışlar bana, taşlı maşlı. Dediler ki ‘Sen çok kadın dostu birisin. Bu kalemi sana hediye ediyoruz. İnşallah kadınlarla ilgili güzel kararlara imza atarsın.’ Ben de kalemi Özel Kalem’im Gülen Hanım’a verdim. O da emekçi bir kadın. Dedim ki ‘İçine de bunun mor mürekkep çektirin.’ Mor mürekkebi de çektirdik. Kalem Gülen‘de duruyor. Ne zaman iktidar olacağız, Cumhurbaşkanımız İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden onaya yollayacak. İlk imzayı bu kardeşiniz o kalemle ve mor mürekkeple atacak.”

 




Bu haber 342 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
YUKARI