|
Tweet |
Nevzat Çağlar Tüfekçi / Uzm. Sosyolog
Bugün ülkemizde, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmeyen bir hukuksuzluk yaşanıyor. Türkiye’de, ABD emperyalizminin istekleri doğrultusunda, güçlü liderlik, tek adam rejimi ve monarşik bir yönetim kurulmaya çalışılıyor.
Kısaca Erdoğan yönetiminin sürmesi isteniyor. Erdoğan’ın bir ABD ziyaretinde, ABD Başkanı Trump, Erdoğan’a, “size siyasi meşruiyet kazandırdık,” demişti.
ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack da, Antalya Diplomasi Forumunda, “Ortadoğu’da işe yarayan tek şey, güçlü liderlik rejimleri oldu. Yani monarşi türü yapılar. Demokrasi pelerini giyen ve insan haklarını savunan ülkeler ise başarısız oldu,” diye konuşmuştu.
Mutlak Butlan ve Kılıçdaroğlu gerçeğini iyi anlayabilmek için; bu oyun kurucuların politikalarını iyi tahlil etmek gerekir.
Mutlak Butlan ve Kılıçdaroğlu, tam da bu sırada tezgâhlandı
Özgür Özel yönetimdeki CHP, iktidardan memnun olmayan kitlelerin desteğini arkasına aldı ve onların umudu oldu. 47 yıl sonra ilk kez CHP, 2024 yerel seçimlerde birinci parti oldu. Seçim kazanmaya alışmış iktidar, ilk defa yenildi.
Şimdi, CHP kamuoyu araştırmalarında hep birinci parti konumunda.
Planlarının bozulmasını istemeyenler; CHP’nin yükselişini durdurabilmek, CHP’yi seçime sokmamak için, seçim hukukuna aykırı bir şekilde Mutlak Butlan’ı icat ettiler ve Kılıçdaroğlu’nu öne sürdüler.
Kılıçdaroğlu, genel başkanlık yaptığı 13 yıl boyunca CHP’ye hep seçim kaybettirdi. CHP’ye oy verenlerin umutlarını sattı. Ekmeleddin İhsanoğlu vakası, Mühürsüz oylara itiraz etmemesi, Dokunulmazlıkların kaldırılmasına onay vermesi, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde İmamoğlu veya Yavaş’ı aday göstermemesi; onun, faturası ağır olan siyasi hatalarından bazılarıdır.
Şimdi de mutlak butlandan medet umarak, CHP’yi parçalamaya çalışması, CHP’yi iktidar yapmama gibi bir çaba içinde olması; onun iktidar ve ABD işbirlikçisi olduğunun açık bir göstergesidir.
Son olarak Kılıçdaroğlu ekibinde yer alan parti sözcüsü Müslim Sarı’nın, “CHP’nin oy oranı AKP’yi yenmeye yetmemektir,” ifadeleri de niyetin açıkça itiraf edilmesidir.
12 Eylül darbesini, 1970’li yıllarda CIA’nin Türkiye Şefi olan Paul Henze, ABD Başkanı Jimmy Carter’a, 12 Eylül generalleri için, “bizim çocuklar başardı(Our boys did it)" diye haber vermişti.
46 yıl geçtikten sonra, Büyükelçi Tom Barrack da, Trump'a Kılıçdaroğlu ve ekibi için muhtemelen şöyle diyecektir: “Bizim çocuklar, yine başardı.”
Kılıçdaroğlu ve ekibi, kendilerine verilen senaryoyu ve biçilen rolü çok iyi oynuyorlar.
Trump ve yerli işbirlikçileri; Özgür Özel liderliğindeki CHP’yi ne yapıp edip seçime sokmayacaklar. Bu açık ve net! CHP ile seçime girme zorlanmalı ama bunda çok zaman kaybedilmemeli; yeni bir partiyle yola devam edilmelidir.
Henüz parti kurmadan Özgür Özel, kamuoyu araştırmalarında yine birinci durumda. Kılıçdaroğlu başkanlığındaki CHP ise yüzde 3’le 5 arasındadır. Kılıçdaroğlu deşifre oldukça, bu oran daha da düşecektir.
Moralleri bozmadan, kararlılıkla Özgür Özel’in yanında olunmalı. Muhalif cephe ve özellikle sol muhalefet liderini buldu. Özgür Özel destekçilerine düşen görev ise umudu ve örgütlülüğü büyütmektir.
SONSÖZ: Ülkemizde demokrasiyi ortadan kaldırmayı, monarşik yönetim hedefleyen ABD merkezli emperyalist oyunları; 1919-1922 yılları arasında Ulusal Kurtuluş Savaşı veren Mustafa Kemal’in; 1968’lerde 6. Filoya karşı çıkan 68 Kuşağı Mahir Çayan ve Deniz Gezmişler’in; 1974 yılında, haşhaş ekiminin yasaklanmasını isteyen ABD’ye, “Türkiye’de ne ekileceğine biz karar veririz,” diyen Ecevit’in; Tam bağımsızlık, adalet, eşitlik ve demokrasi idealleriyle tarihe geçmiş 78 Kuşağının Anti-Emperyalist bilinç ve mücadele azmiyle bozulacak, planları tutmayacak!