MEHMET ERDAL
Akşamdan başlayan ve yoğun bir şekilde yağan yağmur nedeniyle 10 dakika gecikerek saat 14.10'da başlayan panel sonrası hem panelin örgütlenmesi sürecinde aktif olarak yer alan hem de panelin moderatörü olan çalışma grubu üyesi Haluk Koşar sorularımızı yanıtladı.
1- Datça Kent Konseyi bünyesinde "Emeğin Gücü Çalışma Grubu" nu neden kurdunuz?
“Datça bir turizm bölgesi. Bu özelliği ile büyük çoğunluğun algısında ilçe doğal güzelliği, güzel tatil imkanı, huzurlu ortamı vb. nitelikleriyle ön plana çıkıyor. Fakat bu görünen kısmın arkasında muazzam bir emek yatıyor. Öncelikle turizm sektöründe, sonra hizmet ve perakende sektörlerinde çok yoğun bir emek var. Diğer yandan her ne kadar ilçe için yetersiz olsa da çok miktarda kamu çalışanı mevcut. Bunun dışında göçmen emeği ve mevsimlik tarım emeği de söz konusu.
Ve fakat emek görünür değil. Haliyle emeğin sorunları da görünür değil. Yazın sıcağında koca marketlerde bir ya da iki gencecik çalışanın kan ter içinde tatilcilere hizmet verirken düştükleri durumları, kargo çalışanlarının o sıcakta siparişleri yetiştirme çabalarını, kamuda çalışanların kısıtlı imkanlara rağmen harcadıkları emeği ve yaşanan sorunları da muhataplarıyla birlikte görünür kılmak için bu çalışma grubunu kurduk.
Kent Konseyi yerelde yaşayan halkın yönetime katılımını teşvik eden kurumlar olarak emekçileri de kapsamalıdır dedik ve kolları sıvadık.”
2- Datça'da "Mobbing" konusunda panel yapmanızın gerekçesi nedir?
“Çalışma grubunu kurduğumuz ilk günlerde çalışanlarla en iyi bağ kurmanın yolu onların örgütleridir diyerek sendikalarla ilişki kurmaya başlamıştık. Datça'da faaliyet gösteren, temsilciliği olan ya da sadece üyeleri bulunan çoğu sendikayla bire bir tanıştık ve onlarla sohbet ettik. İrili ufaklı toplam 35 sendika ile temas ettik. Belki daha da vardır ama sora sora bu kadarına ulaştık. İşçi, memur ya da konfederasyon ayrımı yapmadan gerçekleştirdik bu görüşmeleri.
Sohbetlerimiz sırasında mobbing konusu hep üst sıralarda yer aldı. Keza bir de geçtiğimiz yıl hastane ve adliyede yaşanan olaylarla birlikte bu sorunu konuşmak üzere gündemimize aldık.”
3- Panelin örgütlenme sürecinde neler yaptınız?
“Öncelikle konuşmacı olarak bir akademisyen ve bir hukukçu olması gerektiğini kararlaştırdık. Biri olayın akademik karşılığını diğeri de hukuksal karşılığını vererek bütünlüklü bir yaklaşım oraya koyacaktı. Böylece Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi'nden çalışma grubumuzdan bir arkadaşımızın da hocası olan Çalışma Ekonomisi ve Endüstriyel İlişkiler Ana Bilim Dalı üyesi Profesör Doktor Recep Kapar'a ulaştık. Hocamız son derece olumlu yaklaştı ve davetimizi kabul etti. Hukukçu olarak da yine çalışma grubumuzdan avukat arkadaşımız Cem Gök ile konuşmacı kısmını kesinleştirmiş olduk.
Sonra panelden üç hafta önce panelin duyurularını yapmaya başladık. Araya bayramın da girmesi ile erken başlamak kaçınılmaz olmuştu. Bastırdığımız el ilanlarını tek tek sendika temsilcilerine ve kamu ile özel iş yerlerinde çalışanların büyük kısmına elden ulaştırdık. Elden ulaştırmak önemliydi çünkü bu faaliyet ile çalışanlarla yüz yüze görüşme ve konuşma imkanımız oldu. Yüzlerce insanla konuştuk. Mobbing hakkında ve iş yerlerinde yaşadıkları farklı sorunlar hakkında çoğu çalışanla sohbet ettik. Esasında sahada yaptığımız bu çalışma panelin kendisi kadar değerli ve önemliydi.
Bayram haftası da bastırdığımız afişleri Datça'nın her yerine ama özellikle de iş yerlerinin etrafında görünür yerlere astık. Amacımız olabildiğince çalışanların gündemine girmekti. Bunun da büyük ölçüde başarıldığını son hafta yaptığımız dağıtımda gördük. Panelden önceki hafta merkezde ve Dörtyol'da öğlen vakti çalışanların yemek yemek için gittikleri mekanlarda dağıtımlar yaptık. Buralarda oldukça etkili sohbetler gerçekleşti. Özellikle banka çalışanlarının mobbing konusunda yaşadıkları çok çarpıcıydı. Keza kargo işçilerinin, zincir market çalışanlarının anlattıkları da son derece önemliydi.
Bir de etkinlikten üç gün önce sosyal medyadan yaptığımız paylaşımlara reklam vererek etkili bir duyuru gerçekleştirdik.”
4- Bu çalışmalar sırasında neleri gözlemlediniz?
“Çalışanlarla yaptığımız sohbetler dışında çalışanların mobbing konusunda oldukça bilgili olduğunu gördük. Neyin mobbing olduğunu çok iyi biliyorlar. Ama mobbinge karşı yapılacak şeyler konusunda ise bir boşluk var. Bu da genel olarak örgütsüz olmaktan kaynaklanıyor. Dayanışma bilinciyle bir araya gelme duygusu oldukça kaybolmuş gözüküyor. Kamu çalışanları ise konuşmaktan kaçınıyorlar haliyle. Ama gözleriyle konuşan çok çalışan var. Biz konuyu anlatırken sesli söylemeseler de gözleriyle mobbingi onaylayan ve yapılan işe sessizce destek veren çok fazla sayıda çalışan mevcuttu.”
5- Panele katılım nasıldı ve ne tür tepkiler oldu?
“Panel günü yağan sağanak yağmur ve fırtına etkinliği olumsuz etkiledi. Elliye yakın kişi oldukça ıslanmış olarak geldi salona. Hava muhalefetine rağmen paneli gerçekleştirdik. Sunumlar sonrası katılımcıların aldıkları sözler ise yapılan etkinliğin tek taraflı olmadığını sorunun ve çözümün toplumsallaşması noktasında önemli bir adım olduğunu gösterdi. Etkinlik bittikten sonra bir çalışanın "böyle kaliteli etkinlikleri özlemişiz, bunu her ay yapmalı" sözleri ise çalışma grubundaki arkadaşları yeni etkinlikler için cesaretlendirdi.”