|
Tweet | Tarih: 13-04-2025 21:16 |
MEHMET ERDAL
10 SENE SİGORTASIZ ÇALIŞTIM
Datça'da inşaat sektöründe çalışan işçilerin sendikaları, hatta bir dernekleri bile yok, ben öyle biliyorum; sendika olsun, dernek olsun, mesleğinle ilgili herhangi bir örgütlenme deneyimin oldu mu?
“Olmadı. Neden olmadı? Datça'da yaşadığım için olmadı. Datça'da, sözünü ettiğin gibi bir aktivite hiç olmadı. Düşünsene, ben 10 sene sigortasız çalışmışım. Böyle bir örgütlenme olsa, sigortasız çalışılır mı?”
Şükrü usta, bu noktada bunun ne zaman ve hangi inşaatçının yanında çalışırken olduğunu anlatıyor ama bugününe herhangi bir yararı olmayacağı için “ayrıntıyı yazmayalım” diyoruz.
“O kişi bu söyleşiyi okursa, bilir zaten” diyor.
Bu durum, senin emekli olmanı etkiledi mi?
“Tabii. 11 yıl sonra emekli oldum. Çalışırken, sigortalı göstermemişler. Şimdi bile, bu sektörde çalışanlara giriş-çıkış yapıyorlar, tam sigortalı göstermiyorlar.”
Bu olay, sadece sana mahsus bir olay değil, o zaman?
“Evet”
İnşaat sektörü, bu tür mağduriyetlerin çokça yaşandığı bir alan mı?
“Şu an, mesela, bizim “denetimli” (mahkemenin verdiği karar nedeniyle “denetimli” olarak çalışmak zorunda olanlar) çalışanlarımız var, onlara bile sadece giriş-çıkış yapıyorlar.”
Kim yapıyor, bunu?
“Bu 'denetimli' çalışmak zorunda olanlar kimin yanında çalışıyorsa, onlar. Hepsi öyle.”
SSK bu giriş çıkışların “hileli” giriş-çıkışlar olduğunu bilmiyor mu?
“Biliyor. Danışıklı döğüş.”
Devlet, bu duruma bir nevi göz mü yumuyor?
“Tabii.”
Bu iş yerlerini denetlemekle görevli memur, yukarıdan herhangi bir yeşil ışık yakılmasa bu duruma göz yumabilir mi? Yumamaz.
“Sistem laçka olduğu için, öyle oluyor, maalesef. Adam mesela, denetimli çalışıyor ya adamın sigortaya ihtiyacı var, çünkü adam her gün gidiyor imza atıyor.”
Bu noktada, sistemin nasıl çalıştığı üzerine konuşuyoruz.
ÇALIŞANIN, “İŞ” KAYGISI VAR
Sen 10 yıl sigortalı gösterilmedin, bir başkası için giriş çıkış yapılıyor ama tam sigortalı gösterilmiyor. Bu konumda olan işçiler, bu duruma itiraz edemiyorlar mı?
“Edemiyorlar.”
Neden?
“İş kaygısı var.”
İtiraz edenlere iş vermezler mi?
“'İşine geliyorsa, bizde böyle' diyorlar.”
“SİGORTALI OLMAK”, ÖNCEDEN ÖNEMSENMİYORDU
Datça'da inşaat sektöründe şu an adından sıkça söz edilenlerin bazıları, Datça'ya “işçi” olarak gelmişler; onlar halden anlamıyorlar mı?
“Özellikle, onlar yapıyorlar.”
Diyelim ki, böyle birisinin yanında çalışan bir işçi çalışırken iş kazası geçirse, hastaneye gittiğinde sigortalı olmadığı için mağduriyet yaşar mı?
“Abi, öyle çok kazalar yaşadık ki, işçiyi daha hastaneye götürmeden hemen sigortaya girişini yapıyorlar.”
Bu kadarını beklemiyordum.
Datça'ya işçi olarak gelmiş ama sonrasında, senin gibi işçi olarak kalmamış, bir nedenle mal mülk sahibi olmuş...
“Kafayı kullanmış. Benim gibi salak değilmiş.”
Ya da “arkası” sağlammış!
“Aslında, devlet bu sigortayı firma sahibinden kesiyor. İnşaat kaç gün sürer? Şu kadar. Kaç işçi çalışıyor? Şu kadar. Onun maddesi, şusu busu var. Onu alıyor, devlet. Çalışan, 'Benim' diyor, 'eşim, dostum var, mağdur. Benim yerime onu göster.' ya da inşaat sahibi, işçinin giriş çıkışını yapıyor, bir başkasını sigortalı gösteriyor, gerçekte çalışan işçi bu durumdan çok sonra, bir nedenle haberdar oluyor.”
Yani, inşaat sahibi görünüşte “sigortalı işçi” çalıştırıyor ama gerçekte, çalışan yerine başka birisinin sigortası ödeniyor.
“Eskiden, sigortalı olmak, bu kadar önemli değildi. O zamanki kafalar böyleydi.”
Anladım.
“İsteseydik, ben, mesela, çok duyarlı bir insanım, kontrol ettirebilirdim. Hatta beni 10 yıl sigortalı göstermeyen kişi, 'Aslanım, sen emekli oldun mu?' dedi; 'Abi, sayende olamadım' dedim. 'Ne bileyim böyle olacağını, yoksa ben seni sigortalardım' dedi.”
Sonradan yapılan ama hiçbir işe yaramayan pişmanlık, bu.
İNŞAAT SEKTÖRÜNDE, MAĞDURİYET OLAYI ÇOK YAŞANIYOR
Ben, şunu öğrenmek istiyorum, diyelim ki bir iş kazası oldu. Mutlaka olmuştur...
“Ben yaşadım, onu.”
Kazayı geçiren işçi gitti hastaneye, doktor ya da o işçinin hastaneye giriş kaydını yapan görevli, baktı durumuna, sigortası yok; “Sen sigortalı değilsin.” dedi. Bu durumda, o işçinin tedavisi nasıl yapılıyor? Cebinden mi ödüyor? Yanında çalıştığı patronu mu işi hallediyor?
“Bir gün ben iş kazası geçirdim, tabii o zaman ben sigortalıydım. Bu konuda Hasan Özdemir'in hakkını hiç inkar edemem, şimdi hiç kimse sevmez onu ama Datça'yı Datça yapanlardan birisidir...”
Bunu yazacağım. Tamam, bir insan hep kötü ya da hep iyi olamaz. Hasan Özdemir'in kaçak maçak işleri olduğu söyleniyor ama o ayrı, bu ayrı... İyi bir yönü varsa, takdir etmeli.
“Kaçak iş ne ya? Denizden kum çalmış? Deniz kumuyla sıva yapmış.”
Hayır, şu an bile Karaincir'de benim de haberini yaptığım bazı kaçak işleri olduğu söyleniyor.
Bu konuda, biraz konuşuyoruz.
“Adam birisine karşı çıkmıştır, kötülenir.”
O da doğru. İyilik ve kötülük, kişiye göre değişen göreceli kavramlardır.
“Beni de sevmeyen çok kişi vardır.”
Beni de öyle. İstediği gibi yazmadığımı düşünenler sevmiyor, bir diğeri seviyor. Ben umursamıyorum. Doğru olan ne ise bana göre, onu yazmaya çalışıyorum. Konuya dönersek, böyle bir durum olduğunda, nasıl hallediyorlar?
“Burada oldu. İşçiyi hastaneye götürmeden, sigorta girişini yaptırdı.”
Bu olayı yazarım ama benim için şimdi önemli olan, bunu kimin yaptığı değil, bu söyleşileri okuyanların inşaat sektöründe bu tür olayların olduğunu bilmeleridir. Bunlar oluyor, uydurmuyoruz. İnşaat sektöründe çalışanlar çok zor koşullarda çalışıyorlar. O binalar, bu emeklerin, bu mağduriyetlerin üzerine inşa ediliyor; bunu bilsinler.
İŞ KAZASI GEÇİREN, BİR BİÇİMDE İKNA EDİLİR
Diyelim ki, işçi iş kazası geçirdi. Hastaneye gitti. İşveren girişi yaptıramadı. Devlet duydu ve soruşturma açtı. Patron, bu durumu nasıl hallediyor?
“Adam hastaneye gidiyor, inşaattan düştüyse, 'ayağım kaydı' diyor. 'Yolda yürürken' ya da 'ağaca çıkarken'... gibi şeyler söylüyor. İnşaat ile ilgili herhangi bir şey söylemiyor.”
“Bu benim hatam” diyor yani. Peki, aksini söylese, örneğin, “Ben, şu kişinin yanında çalışıyordum. İş kazası geçirdim.” dese, böyle diyen var mıdır bilmiyorum, ne olur? O işçinin iş hayatı biter mi?
“İş hayatı hiç önemli değil. Bir şekilde susturuyorlar. Maddi imkan sağlıyorlar, bilmem ne... Anlıyor musun?”
Bir olay anlatıyor, Datça'da şu an inşaat sektöründe bilinen bir isme dair. O kişi işçi iken bir iş kazası geçiriyor, aslında sigortasız. İş sahipleri, “Ne gerekiyorsa yapalım.” diyorlar; yüklüce bir şeyler veriyorlar. Sonrasında, o kişi yürüyor ve bugünlerine geliyor.
“Yani çalışarak, hiç kimse böyle bir duruma gelemez. Böyle bir şansı yok. Ne kadar kafayı çalıştırırsan çalıştır, arkanda güçlü bir sponsor yoksa...”
Elinden tutan birisi yoksa...
“Aynen. Hiç kimse zengin olamaz. Birebir biliyorum.”
O zaman şöyle diyebilir miyiz? “Babadan, atadan gelen yüklü miktarda para pul yoksa inşaat sektörüne işçi olarak giren birisi hemen parlıyorsa vardır bir sebebi?”
“Evet. Düşünsene abi, bir insan 50 daire yapıyor, kredi filan kullanmadan. Allah için bu nasıl mümkün oluyor? Bu şartlarda çalışarak bir yerlere gelmek çok zor. Çok güçlü olmak gerekir. Çevrenin çok geniş olması gerekir. Bir yerlerden oluk oluk paralar akacak. Sen, onlar adına yapacaksın. Mesela, adam Almanya'da çalışıyor, diyor ki 'Faizli olarak ben sana para vereyim, sen iş yap'...”
BENİ DE KAST EDEREK “EKİBİM VAR” DİYOR
Bu noktada bir şeyi daha öğrenmek istiyorum: Mesela, inşaat yapan bazı firmalar diyorlar ki, 'Benim ekiplerim var.' Bu nasıl bir şey? Bu insanların, işte demircidir, sıvacıdır, marangozdur, elektrikçidir, su tesisatçısıdır... her an devreye sokabileceği ekipleri mi var?
“Abi, ben mesela demirciyim. Benim ekibim var. Ben o inşaatçıya çalışıyorum. Beni kastederek, 'İşte benim ekibim' diyor.”
Anladım da sen o kişiye söz mü veriyorsun, “Ben demirciyim. Benim ekibim var. Senin bütün inşaatlarında çalışacağım” gibi? Böyle bir anlaşma mı var aranızda?
“Zaten hep beraber çalıştığımız için, onu söylemeye bile gerek yok. Ben, şimdi mesela, bir inşaatın içerisindeyim. Dışarıdan bir demirci getirmesi gerekmez. Beni kendi ekibi olarak görüyor. Ben başka yerlerde de iş yapıyorum.”
Anladım. Seni ekibi olarak gören kişi istediği zaman, sen koşup gidip onun işini yapıyorsun?
“Tabii, öncelik onda.”
Aylıkçı değilsin ama onun işini yapan konumundasın?
“Biz taşeron konumundayız. Bizim yaptığımız iş, malzemesiz taşeronluktur. M2 üzerinden iş yapıyoruz ve paramızı alıyoruz.”
İnşaat firmasının “ekibim” dediği şey, aslında onun işini yapan, bunun içerisinde işçisi olur, senin gibi taşeronu olur... insanlardır. Sonuçta, o biliyor ki, bir iş alırsa siz gidip onun o işini yapacaksınız?
“Bize güvenerek işi alıyor ama bağımlı değilsin ona.”
Onun dışında da çalışabiliyorsun?
“Tabii. 'Bizim' diyor, 'işte, 15 gün sonra iş başlayacak. Şu kadar m2 iş. Ona göre kendini ayarla.' Biz de ona göre kendimizi ayarlıyoruz. Sadece ben değil, bütün branşlar için aynı şey geçerli.”
İnşaat sektörü böyle çalışıyor?
“Tabii.”
DEVLET, HER KONUDA GÜÇLÜNÜN YANINDA
Sen, “İşi, götürü alıyorum” diyorsun ya, senin ekibinin sigortalanması nasıl oluyor?
“Ben işi malzemeli yaparsam, deftere tabii olmam gerekir. Biz sadece işçilik yaptığımız için, işçilerin sigortasını işini yaptığımız firma ödüyor. Firma bize soruyor 'Kaç kişisiniz? Sizin girişlerinizi yapayım.' Şimdi düzeldi ortalık, eskisi gibi değil yani. Mesela, Datça'da bazı durumlar oluyor ama Alanya'da giriş yapmadan seni çalıştırmıyor, firmalar.”
Datça'da neden böyle?
“Burada böyle bir yapı yok. Devletin sistemi var ama herkes kafasına göre yapıyor işte. O sisteme uymuyor. Bir çalışan geliyor, 'Ben emekliyim. Beni sigorta yapma' diyor. Şu an emekliler de çalışıyor, işe gereksinimleri var. Geçinemiyorlar. 'Beni sigorta yapma' diyor ama bir kaza olsa firmanın başı derde girecek. Firma sigortalı yapsa, emekli korkuyor, 'Benim paramı kesecek' diye. Böyle bir durum var işte.”
Anladım da devlet, senin tanık olduğun kadarıyla, bu konularda biraz hoşgörülü mü davranıyor? Biraz esnek mi davranıyor? İşte sigorta konusunda, işçilerin mağduriyetleri konusunda vs. Devlet, kimsenin örgütlenmesini sevmiyor, onu biliyorum.
“Devlet değil.”
Kim?
“Firmalar yapıyor.”
Tamam da devlet bu konularda firmaları sıkıştırsa...
“Denetim olmuyor. Denetim yok, Datça'da.”
Bu ne demek? Devlet göz yumuyor demek, bazı konularda? Devlet dese ki “Bir tane bile bu olaylardan duyarsam, senin inşaatçı ruhsatını iptal ederim”. Firmalar, sigortasız işçi çalıştırabilir mi?
“Çalıştırır.”
Yakalarsa, ruhsatı gidecek!
“Devlet, her konuda güçlü firmaların yanında.”
Anladım. Onlar güçlü, her şeyi hallediyorlar. Yani güç, her konuda olduğu gibi bu konularda da sözünü geçiren konumunda mı?
“Aynen. Güçsüzler her zaman ezilir.”
Anladım. Güçsüzler eziliyor. O zaman sen bütün hayatın boyunca hep güçsüzler kategorisindeydin?
“Kesinlikle.”
İyi bir usta olmana, götürü iş yapmana rağmen?
“Güçsüzsen ağzınla kuş tutsan, onların sistemine karşı geliyorsan, boş. Boş yani, ne yaparsan yap. Ben, işte, emekli oldum çok şükür. Benim sigorta girişim 1979. “
İlk girişin?
“Evet.”
Buraya gelmeden?
“Evet. Dayım sağ olsun. Yoksa ben bir 10 sene daha emekli olmayı bekleyecektim. Hatta ben emekli olurken, dayım çok uğraştı benim durumumla. Çok uzun sürdü işlemlerim. Dilekçemin cevabı 8 ay sonra geldi. '15 gün eksik' dediler. Yine çalıştım. Korkumdan 21 gün yatırdım.”
“Fazla fazla yatırayım” dedin?
“Ben pek çok firmayla çalıştım ya çakışmış; elemek onların göreviydi.”
(Devam edecek)