|
Tweet | Tarih: 03-06-2026 12:40 |
MEHMET ERDAL
(Dördüncü Bölüm)
“İkametgah” konusuyla ilgili olarak bir önceki bölümde okuduğunuz tepkiler çerçevesinde öncelikli olarak şunların bilinmesini isterim:
SAPLA SAMAN BİRBİRİNE KARIŞTIRILIYOR
Bir, “İkametgah” konusunu, “genel seçim” düzleminde değil, 2024 Datça Yerel Seçim sürecinde tartışmaya başladık ve hala “yerel seçim” düzleminde tartışmaya devam ediyoruz.
İki, Konuyu tartışmaya başladığımda, Sol Parti Datça İlçe Örgütü Başkanıydım. Sol Parti'den Datça Belediye Meclisi Üyeliği için bir partili kadın arkadaşım ile birlikte aday olmuş ve seçim çalışması yürütüyorduk. Belediye başkanlığı seçiminde, o günkü öznel koşullarda, “çok ekstrem” bir durum (gelişme, aday vb.) olmaması halinde CHP Datça Belediye Başkan Adayını destekleme kararımız vardı. CHP'nin 11 belediye başkan aday adayından ikisinin ikametgahının Datça'da bulunmamasını, bu iki aday adayından birisinin CHP Datça Belediye Başkan Adayı ilan edilmesi halinde “seçimin kazanılmasının riske girebileceği” noktasından hareketle ele almış ve tartışmaya açmıştım. ((Bknz: https://haberveinsan.com/saydam-olmanin-zarari-yoktur/3946/)
Üç, “Osman Akın ile Datça'nın Dünü ve Bugünü Üzerine” başlıklı söyleşinin 40. Bölümünde bu konuya atıfta bulunmuş ve şunları yazmıştım: “...2024 Yerel Seçiminde CHP'nin Datça Belediye Başkan Adayını belirleme sürecinde ikametgahı bile Datça'da olmayan CHP'li iki aday adayı yarışa katılmıştı ve bunlardan birisinin kuvvetle muhtemel CHP Datça Belediye Başkan Adayı, haliyle Datça Belediye Başkanı olacağı konuşuluyordu. Ben, o süreçte 'Datça'da ikametgâhı olmayı' esas alarak 'Yerel seçim, yereldekilerin seçimidir.' ekseninde bir görüş ortaya koymuştum. Yaptığım haberler ve yazdığım yazılar ile açıktan bu olasılığa karşı çıkmış ve bu çerçevede de bu tezi savunmuştum. Böyle bir adayı, belediye başkanlığı düzeyinde oy verdiğim CHP değil MHP, AKP... kim gösterirse göstersin karşı çıkarım. Böyle bir adayın gösterilmesini, Datça'da yaşayan bir Datçalı olarak, hele hele 'Sıradan insanların bile yönetici olabileceği, olması gerektiği' şeklindeki sol bir dünya görüşünü savunan birisi olarak kendime hakaret sayarım.” (Bknz: https://haberveinsan.com/osman/akin-ile-datca-nin-dunu-ve-bugunu-uzerine-40/6037/)
Dört, O bölüm ile ilgili paylaşılan linkte bu sözler değil de başka bir bölüm öne çıkarıldığından olsa gerekir, “ikametgah” konusu ile ilgili tek söz söylenmedi. Ne zaman ki söyleşinin 50. Bölümünün linkinde “İkametgahı bile Datça'da olmayan, Datça'yı tanımayan birisi nasıl olur da belediye başkanlığına aday olmayı düşünür ve hadi düşündü, nasıl olur da kendisini sol, sosyalist olarak tanımlayan kişilerce desteklenir?” (Bknz: https://haberveinsan.com/osman/akin-ile-datca-nin-dunu-ve-bugunu-uzerine-50/6116/) paragrafı öne çıkarıldı, bir önceki bölümde tepkilerini okuduklarınızdan bazıları alışkanlıkları gereği yazının tamamını bile okumadan, sadece okudukları bu paragraf üzerinden veryansın etmeye başladılar.
Beş, Bir belediye başkan adayında mutlaka aranılması gerektiğini savunduğum “İkametgah”, yazılarımın tartışma düzlemi olan Datça'da kuşaklar boyu Datça'da yaşaya gelenleri, Datça'da doğup büyüyenleri... değil, kuşaklar boyu Datça'da yaşaya gelsin ya da gelmesin, Datça'da doğsun ya da doğmasın “Datça'yı hayatının merkezi haline getirip resmi konut adresi gösteren...” herkesi içerir. Bu nedenle “ikametgah”, “yerli-yabancı” ayrımını (mikro milliyetçiliği), “bölgeciliği” içermez, bu anlamda kimseyi dışlamaz; bir kişi 100 yıldır ya da 1 yıldır “Datça'yı hayatının merkezi haline getirip konut adresi” gösteriyor olabilir, fark etmez, hepsini içerir. Daha iyi anlaşılsın diye örnek vereyim: Rahmetli belediye başkanlarından Savaş Özalp'i olduğu gibi Erol Karakullukçu'yu, gazeteci Osman Akın'ı olduğu gibi gazeteci Sedat Kaya'yı, şimdiki belediye meclis üyelerinden Serdar Ören'i olduğu gibi eski belediye meclis üyelerinden Orhan Keskinsoy'u, İskele Mahallesi Muhtarı Meriç Bora'yı olduğu gibi Eski Datça Muhtarı Rıdvan Çevik'i, beden eğitimi öğretmeni ve spor salonu işletmecisi Sayit Demirelli'yi olduğu gibi elektrikçi Yakup Çınar'ı, CHP Datça İlçe Başkanı Ege Curacı'yı olduğu gibi MHP İlçe Başkanı Oğuzhan Özçelik'i, TİP İlçe Başkanı Zehra Kahraman'ı, DEM PARTİ İlçe Başkanı Emrah Fatih'i, Sol Parti İlçe Başkanı Abidin Akbulut'u, zabıta müdürü Mert Eser'i olduğu gibi beni de içerir...
Altı, “İkametgah”ın “liyakat”, “vizyon”, “meyve veren ağaç”, “solculuk”, “sağcılık”, “yerel yönetimde hısım, akraba kayırma”... gibi kavramlar ve konular ile alakası yoktur.
Yedi, “Yasal olarak hiçbir sorun olmasa da” (Bknz: (Bknz: https://haberveinsan.com/bu-baskan-aday-adaylari-kimler/3944/), bir belediye başkan adayının aday olduğu yerde “ikametgah”ın olup olmaması, kendisine olsun oy kullanıp kullanamaması oy istediği seçmenin onu sahiplenmesi ve samimiyetine inanması açısından çok önemlidir ve seçimin kazanılıp kazanılamaması açısından can alıcıdır. (Bknz: https://haberveinsan.com/saydam-olmanin-zarari-yoktur/3946/)
Seçmen, oy vermeyi düşündüğü adayın belediye başkanı seçildikten sonra asıl olarak kime (kendisini seçenlere, seçildiği yere ve seçildiği yerde yaşayan herkese mi yoksa kim tarafından “atanmış”, “gönderilmiş”, “yönlendirilmiş”, “çağırılmış”... ise ona/onlara mı) hizmet edeceğine dair kendi içerisinde bir yargıya varır; o yargısına göre ya sandığa gider ya da gitmez, gider ise düşündüğü adaya ya da rakibine ya da lalettayin bir adaya oy verir veya boş oy kullanır.
Genel seçimde olduğu gibi yerel seçimde de “herhangi bir iddiası olmadan şu ya da bu nedenle aday çıkarma” olaylarını bir tarafa koyarsak, bir siyasi partinin aday çıkardığı yerde seçimi kazanmak gibi gerçekten bir iddiası var ise adayını belirlerken, seçmenin oy vereceği adayı “sahiplenme ve adayın samimiyetine inanma” duygusunu hesaba katması gerekir.
SOL, SOSYALİST, SIRADAN İNSANI “ÖZNE” YAPMAYA ÇALIŞANDIR!
Sekiz, Kendisinin de bir parçası olduğu 26.000 küsur Datçalıdan “liyakatli”, “vizyon sahibi”, “belediyeye personel alırken” ve “uygulama yaparken”... herhangi bir kimseye ve kesime ayrıcalık tanımayacak bir belediye başkan adayının çıkamayacağını düşünerek “ithal başkan adayı” aramaya çıkmak, solculuk, sosyalistlik, devrimcilik... falan değil, kendisi de dahil 26.000 küsur Datçalıyı alenen aşağılamaktır. Solculuk, sosyalistlik, devrimcilik sıradan insanın bir “özne” olarak kendi kaderi ile ilgili her konuda karar verebilecek hale gelmesi gerektiğini savunmak ve bunun için çalışmaktır. Biz böyle düşündüğümüz için Fatsa ve Terzi Fikri tarih sahnesindeki yerini aldı. Dikili'de Osman Özgüven, Ovacık'ta Fatih Maçoğlu bu çerçevede düşünüldüğü için ortaya çıktılar. Eğer bu yerlerde de bir kişinin bol etiketli CV'nin olup olmadığına bakılarak belediye başkan adayları belirlenseydi, bugünden geriye doğru baktığımızda hala gurur duyduğumuz ve örnek aldığımız/örnek gösterdiğimiz bu belediye başkanlarımız asla olmayacaktı.
Datça özgülündeki eksikliklerden yola çıkarak hayallerindeki “belediye başkan adayını” Datça dışından “ithal” etmeye çalışanlar, belki de öncelikle dönüp aynada kendilerine bakmalıdırlar; neden örgütlü bir mücadeleden uzak durduklarını ve hayal ettikleri “adayı” 26.000 küsur Datçalının içerisinden çıkarmaya çalışmadıklarını ya da içerisinde yer aldıkları partilerde partili arkadaşlarının kendilerine neden inanmadığını, hiçbir partiyi beğenmiyorlar ise neden tek başlarına ya da yeni bir parti, örgüt kurarak yola revan olmadıklarını, olamadıklarını... sorgulamalıdırlar. Aradıkları “aday” uzaklarda değil, her gün selamlaştıkları, birbirlerine hal hatır sordukları arkadaşlarının, komşularının, berberin, bakkalın, şoförün, inşaat işçisinin, evinde herhangi bir arızayı tamir eden ustanın, inşaatçının, bir belediye çalışanın, hastaneye gittiğinde onunla ilgilenen hemşirenin, doktorun... arasındadır.
Yeter ki yüzlerini onlara çevirsinler. Gerisi gelir!
(Bitti)