|
Tweet |
MEHMET ERDAL
(İkinci Bölüm)
RAPORUN GÖRÜŞÜLMESİ CHP'li ve AKP'li ÜYELERİN OYLARIYLA KABUL EDİLDİ
MHP Grubu sözcüsü Serdar Ören komisyonların hazırladığı ortak rapora muhalefet ettiklerini ve muhalefet şerhlerini bizzat kendilerinin okumak istediğini dile getirdi. Başkan “Raporun görüşülmesini oylarınıza sunacağım” dedikten sonra gündemin 4. maddesini tekrar okudu. “Oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler?” Parmaklar kalktı ve indi. “Etmeyenler?” Bu kez başka parmaklar kalktı ve indi. “Oy çokluğuyla kabul edilmiştir.” Mazereti nedeniyle salonda olmayan Saffet Tokgöz dışındaki CHP'li Belediye Meclis Üyelerinin oylarıyla raporun mecliste görüşülmesi kabul edildi; öneriye AKP'li Belediye Meclis Üyesi Vedat Erdağı kabul, MHP Grubu ret oyu verdi.
MHP GRUBU: “KARARA RET OYU KULLANIYORUZ”
Serdar Ören muhalefet gerekçelerini okuma isteğini tekrar dile getirdi. Başkan söz verdi. MHP Grubu Üyesi Aylin Kılıç elindeki yazılı metinden okumaya başladı: “Konu.... raporuna muhalefet şerhi: Datça Belediye Meclisi'nin 01.06.2021 tarih, 68 sayılı kararı ile ilçemizde kırsal yerleşik alan olarak değerlendirilecek bir alan olmadığı kararı alınmıştır. Bu karara istinaden Büyükşehir Belediye Meclisi 14.10.2021 tarih, 222 sayılı meclis kararı ile bu karar kabul edilmiştir. Bu karar Yazı, Cumalı, Yaka, Sındı, Karaköy, Hızırşah, Kızlan ve Emecik Mahallelerini kapsayacak şekilde yargıya taşınmış ve mahkeme tarafından hukuka aykırı olduğu idari ve üst mahkemelerce kabul edilmiştir. Muğla 3. İdare Mahkemesi konu idari kararı hukuka aykırılıklarını göz önünde bulundurarak, konu mahallelerde yaşayanların, kırsal mahalle statüsünden yararlanamayarak gelir vergisi ve emlak vergisi muafiyetinden, bazı bina, arsa ve binalarda emlak vergisi indiriminden faydalanamamaları, bazı harçların alınmaması veya harçlardan indirimden faydalanamamaları, iş yerlerinde veya konutlarda kullanılan sularda indirimden faydalanamamaları, ayrıca tarımsal kalkınma destek ve hibelerden ve diğer her türlü kırsal kalkınma destek ve hibelerinden faydalanamama durumu ortaya çıkabileceğini dikkate almış ve bu konu idari kararın telafisi güç zararlar doğabileceğini belirtmiştir. Ayrıca konu bölgelerde lokal planlama çalışmalarının olmasının planlamaların bitmeden değerlendirilemeyeceğini belirterek bu durumun kırsal kimliği ortadan kaldırmak için yeterli olmadığını belirtmiştir. Mahkeme kararlarının idari tarafından yeni bir karar almaya engel olmadığı gerçeği olsa bile mahkeme kararına istinaden 12.01.2023 tarihinde Büyükşehir Belediyesi'nin de aldığı karar ile Kırsal Mahalle olarak belirlenen bölgelerin bu karar tarihinden bugüne kadar olan süreçte ilave planlama, yol çalışması, su veya altyapı çalışması, kırsal niteliğin kentsel niteliğe çevrilmesini sağlayacak hiçbir değişim yapılmadığı görülmektedir. Bu durumun bilinmesine ve görülmesine rağmen kırsal mahallelerin, bazı bölgelerin, kırsal mahalle statüsü dışına çıkartılması teklifinin Kırsal Mahalle ve Kırsal Yerleşik Alan yönetmeliğinin 4. Madde, 2. Fıkrasına istinaden adalet, eşitlik ve genellik prensiplerine aykırı olduğundan dolayı alınacak olan bu kararın tazmini ve telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağı aşikardır. Bu nedenlerle komisyonların aldığı bu karara ret yönünde oy kullanıyoruz. Serdar Ören, Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi, Emrah Kara, İmar Komisyonu Üyesi, Aylin Kılıç Kültür ve Turizm Komisyonu Üyesi, Melis Özlü, Çevre, Sağlık, Eğitim ve Gençlik Komisyonu üyesi.”
CHP GRUBU: “SORUNUN KAYNAĞINDA BÜYÜKŞEHİR YASASI VAR!”
Başkan, Aylin Kılıç'a teşekkür etti ve sözü CHP Grubu Sözcüsü Şinasi Tugay Eser'e verdi. Şinasi Tugay Eser “Başkanım konuyu yaklaşık 3 aydır görüşüyoruz. Bu süreçte muhalefet ile birlikte bir çalışma gerçekleştirdik. Özellikle bu kararın birlikte çıkması bizim için çok önemliydi. Çünkü Datça'nın birlik ve beraberliğine bu karar üzerinden hiçbir siyasi amaç gütmeden bu kararı belediye meclisimizde oylamak istiyorduk. Birazcık konunun evveliyatına gitmek istiyorum.” diyerek büyük ölçüde doğaçlama oldukça uzun bir konuşma yaptı. Yer yer düzeltmeler ve kısaltmalar yapmak zorunda kaldığım konuşması şöyle:
“Biliyorsunuz 2012 yılından sonra AKP hükümetinin çıkarmış olduğu Büyükşehir Yasası vardı. Büyükşehir Yasası, Datça Belediyesi olarak da, bütün Muğla olarak da karşı çıkılmış bir yasaydı. Çünkü (Eski) Datça, İskele, Reşadiye Mahallesi'nden oluşan, ona göre para gelen, ona göre maddi durumu olan Datça Belediyesi, o yasadan sonra diğer mahallelerin eklenmesiyle 12 mahalleye çıkan bir belediyeye dönüştü; belediye, aynı bütçeyle, diğer mahallelere de hizmet etme anlayışıyla karşı karşıya bırakıldı. Tabii ki bunun bir geçiş süreci oldu. Kırsal Mahalle ve Kırsal Yerleşik Alan Yönetmeliği de zaten daha sonra çıkarıldı. Çünkü mahallelerden vergi alınmaya başlanacağı vakit böyle bir yönetmelik ortaya atıldı ki bu yönetmelik de Büyükşehir Yasasının ne kadar yanlış olduğunu bize kanıtlıyor.
Size şöyle ufak bir değerlendirme de yapmak istiyorum: İskele, (Eski) Datça, Reşadiye Mahallesi'ndeki nüfus 17 370. Diğer kalan mahallelerimizde 8 276. Yapı durumuna baktığımızda, Reşadiye, İskele, (Eski) Datça Mahallesinde 17 312 yapı var. Neredeyse nüfusla orantılı bir yapı var. Bu da bize şunu gösteriyor: Datça'daki yapılarda ikametgahlar yok. Yani pandemi sonrası Datça o kadar çok göç almış ki yapı stoğunda bir artış meydana gelmiş. En son 2000'lerde imar yapılmasına rağmen, ondan sonra herhangi bir imarın çıkmamasına rağmen eski imardan kaynaklı yapıların oluşturduğu stok yükünden kaynaklı 17 312 yapı bulunuyor; neredeyse her binaya bir kişi düşüyor. Köylere, diğer mahallelere baktığımızda da toplam 10 000 yapı bulunuyor. Buraları da demek ki kırsal, yani köy statüsünde mahallelerimiz değil. Oraların da oralardaki turizmden kaynaklı göç aldığını, yaz nüfusunun kat be kat arttığını raporda, MUSKİ'den aldığımız su kullanım verilerinden, su kullanımlarına kadar, otellerin, pansiyonların, ofislerin, iş yerlerinin sayısına kadar hepsini rahatlıkla görebilirsiniz. Birkaç örnek de verebilirim:
DATÇA'DA HİZMET 3 MAHALLEDEN ALINAN VERGİLERLE GÖTÜRÜLÜYOR
Kızlan'da, biraz önce de baktım 225 tane turizm işletmesi bulunuyor. Günübirlik ya da iş yerlerinin toplamı gibi sayısal bir veri var elimizde. Yasa 2025'e kadar ötelediği için bu zamana kadar herhangi bir mahallelerimizden gelir almadık. Yani 9 mahalleye hala Datça Belediyesi 3 mahalleden aldığı vergiyle hizmet etmeye çalışıyor. Yani, İller Bankası'ndan gelen payda da herhangi bir artış olmadığı için biz hala daha 3 tane mahalleden aldığımız vergi ve harçlarla hizmet etmeye çalıştığımız için aslında eşitlik ilkesine bu noktada bir darbe vuruluyor. Çünkü ben İskele Mahallesi'nde yaşayan bir vatandaş olarak düşündüğümde ya da herhangi bir vatandaşımız düşündüğünde 'Arkadaş diğer yerlerde 30 milyona ev satılıyor. Onlar şimdi vergi vermiyor mu?' diye benim kafamda bir soru işaretinin yanması gerekiyor. Yani 'O, 30 milyona satıyor, ben burada 1+1'de oturuyorum; fiyatı 3 milyon, 4 milyon. O vergiyle otuz milyonluk evi olan insana hizmet ediyorum ha?' diye bir düşüncenin akıllara gelebileceğini düşünüyorum. Çünkü mahallelere de baktığımızda villa fiyatları 10, 15 milyon, ki şunu da belirtmek istiyorum, burada Kırsal Mahallenin kalktığı bir durum yok. 25.000'lik plan ölçeklerinde olan köyün yerleşim merkezi hala Kırsal Mahalle olarak kalıyor. Sadece ismi şu şekilde oluyor; Kırsal Yerleşik Alan. Bu da yönetmelikte bize önerilen isim. Tanımlara takıldığımızda, şöyle baktığımızda da çok küçük küçük alanlar, bunu da gösteririz sonra.
Mesela otellerin bulunduğu noktalar. Belediye olarak hizmet ettiğimiz otellerden şimdi, örneğin 4 yıldızlı bir otelden Datça Belediyesi vergi ve harç almayacak mı? 1.100, 1.200 tane konutun olduğu siteden Datça Belediyesi vergi almayacak mı? Mesela başka bir mahallemiz var. Bir mahallemizde 1/1000'lik planlar, zaten yönetmelikte de açık bir şekilde yazıyor; 'Nazım imar planında bulunan, uygulama imar planında bulunan bir bölgede orası Kırsal Yerleşik Alan dışı alan ilan edilebilir' diyor. 190 tane yapı stoku bulunuyor. O, 190 yapıda imar, 1/1000'lik planlardan oluşmuş. Bizim bunlardan vergi almamız gerekiyor. Bu da, eğer almazsak asıl geleceğe yönelik sıkıntı yaratacak durum. İleride, 5 yıl sonra, biz gittiğimizde, başka bir yönetim geldiğinde, 'siz bunlardan nasıl vergi almadınız?' diye bizden hesap sorarlar.
“BURALAR KIRSAL MAHALLE DEĞİLDİR” DİYE BİR KARAR ALMADIK
Burada bir yanlış anlaşılma var. Datça Belediyesi'nin, bu belediye meclisinin 'Buralar Kırsal Mahalle değildir' diye aldığı bir karar yok. Büyükşehir belediyesinin aldığı bir karar var. Biz, Datça Belediyesi, daha önce, çıkardıkları yönetmeliğe göre, o yönetmelikte 'bir yerde toplu ulaşım varsa, bir yer altyapı hizmetlerinden yararlanıyorsa, herhangi bir ulaşım problemi yoksa, oralarda imar varsa oralara Kırsal Mahalle diyemezsin' diye yazıldığı için, bu yönetmeliğe dayanarak karar aldık. Datça Belediyesi'nin, Datça'nın kalkınması için, gelir vergilerinin artması için, daha iyi hizmet etmek için niye vergi istemeyelim? Buradaki vatandaşların konforunu arttırmak için niye istemeyelim? Para olduktan sonra inanın her şey çözülecek. Evet parasız hizmetler var. Elimizden geldiği kadar zaten parasız hizmetler yapmaya çalışıyoruz. Vatandaşlarımıza destek çıkmaya çalışıyoruz ama biz buralardan, yani zaten köyün merkezinden, Kızlan'ın merkezinden, Sındı'dan, Yazı'dan vergi almıyoruz. Böyle bir durum yok. Buralar konu dışı. Cumalı'da sadece küçük bir alandan, imar planının yapıldığı alanlardan bahsediyoruz.
MESUDİYE İLE İLGİLİ NEDEN DAVA AÇILMADI?
Şunu da söyleyeyim: Daha önce bir dava açıldı. Büyükşehir belediyesinin aldığı karara göre bir dava açıldı. Bu dava sonucunda 'Kırsal Mahalle değildir' kararı çıkmadı. Büyükşehir Belediyesi'nin aldığı 'Kırsal Mahalle değildir' kararının reddine diye bir karar çıktı. Bu kararda Mesudiye yok. Ben bunu sormak istiyorum. Niye Mesudiye yok? Tamamen siyasi bir durum. Yani, söylemek istemiyorum ama (belediye) başkanı oralı diye Mesudiye'yi çıkarmak, dava açmamak akla mantığa uymuyor. Demek ki mahkeme burada bütüncül bir karar vermiyor. Burada, bilirkişi raporlarıyla da mahkeme kararlarıyla da önümüzün açık olduğu tamamen görülüyor. Öbüründe Datça Belediyesi'nin de daha önce almış olduğu sadece bir Kırsal Mahalle kararı var. Bir de 'Kırsal Mahalle değildir' kararına istinaden de yeni Köy Yerleşik Alanları belirten bir karar alıyoruz.
Bu noktada AK Parti meclis üyemize Vedat Bey'e de teşekkür ederim. Kendileri komisyonlarda olmamasına rağmen davetimizin üzerine geldi. Birlikte çalıştık. O da mutlaka şerhe katkıda bulunmuştur. Birlikte çalışmışlardır. Ama hani komisyonlarda yer almamasına rağmen teşekkür ederim.
MUHALEFET ÜYELERİNİN BİLİNÇLİ OLARAK REDDETTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ
Muhalefet meclis üyelerinin bilinçli olarak bu kararımızı reddettiğini düşünüyoruz. Belediyemizin mali kaynaklarını baltalayan ve halkımıza sunmamız gereken hizmetleri engellemeye yönelik bir davranış olduğunun herkes tarafından bilinmesini istiyoruz. Kırsal mahalle statüsünden çıkarılma kararı Datça halkına daha kaliteli hizmet verebilmek ve belediyemizin bütçesini koruyabilmek için hayati önem taşımaktadır. Bu kararı reddedenler sadece belediyemizin mali gücünü zayıflatmakla kalmayıp Datça halkının çıkarlarını da hiçe saymaktadır. Belediyemizi ve halkımızı zarara uğratmaya yönelik bu tutum hiçbir şekilde kabul edilemez. Siyasi çıkarlar hiçbir zaman Datça'nın çıkarlarının önünde değildir...
Burada kamu zararının oluştuğunu tekrar belirtmek istiyorum. Halkımızın zarar görmesine neden olan bu tür siyasi manevralara karşı durduğumuzu grubumuzun adına söylemek istiyorum. Bütün grubumuza, 10 Cumhuriyet Halk Partisi meclis üyemize teşekkür ediyorum. Bu kararın arkasında durdular. Ne kadar katkı vermek istiyorlarsa o kadar katkı verdiler. Aylardır çalıştılar bunun üzerinde. Datça'mızda Datça Belediyesi'nin maddi gücünü nasıl arttırırızın çalışmasını yaptılar. Herkese teşekkür ederim. Sağ olun.”
MUĞLA'YI BÜYÜKŞEHİR YASASI İLE YÖNETEMEZSİNİZ!
CHP Grubunun sözcüsü Şinasi Tugay Eser konuşmasını bitirince başkan “Şimdi iki tarafın da gerekçeleri, kararları okundu. Burada şunu herkesin bilmesini istiyorum, özellikle toplumun.” diyerek kendisi görüş belirtmeye başladı.
“Biraz önce belirtildi, 2014'te çıkarılan Bütün Şehir Yasası, bakın bunu karıştırmayalım: Bütünşehir Yasası ile Büyükşehir Yasası farklıdır. Büyükşehir Yasası İstanbul, Ankara, İzmir için çıkmışken ve bunun yasaları, maddeleri belliyken aynı yasayla Muğla'yı yönetemezsiniz. Yani Muğla bir anda 2014'te çıkan yasaya göre Bütünşehir olmuş. Muğla'nın İstanbul'un toprağından iki buçuk kat daha fazla alan genişliği var. Mesela İzmir, Büyükşehir Yasası gereği gelişmeleri tamamlanmış. Sonra Bütünşehir Yasası olunca, işte Ödemiş'i Tire'si bunun içerisine girmiş. Bu farklı bir durum. Şimdi Bütünşehir Yasası Muğla coğrafyasının tamamını kapsayan bir yasa ve bugün burada siyasi olarak, gruplar olarak, partiler olarak, ne yazık ki çıkarılan yasayı kimse görmeden, eleştirmeden sonucunu eleştirmek zorunda kalıyoruz. Tekrar söylüyorum, Bütünşehir Yasası Türkiye'de özellikle Bütünşehir olan en son şehirlerimizin ne yazık ki en dezavantajlısı Muğla ili olmuştur. Çünkü Muğla'da her türlü SİT var. Arkeolojik, kentsel, doğal SİT, aklınıza gelecek her türlü SİT bölgesinin olduğu bir yerde, bunların içerisinde özellikle Datça tamamı ÖÇK, yani Özel Çevre Koruma alanında olan Türkiye'de tek ilçeyiz. Bugün bu savunduğumuz ya da karşı olduğumuz birçok fikrin temelinde yasanın Datça Yarımadası'na uymaması yatıyor. Biz burada, meclislerde, Ankara'dan çıkarılan yasaların kendimize uyup uymamasını, tartışmak zorunda kalıyoruz. Bu Datça'ya uyacak bir yasa değil ki. Bir tarafta biraz önce Tugay beyin söylediği hangi şartlarda buna uyum sağlanır? 'Aşağıdaki herhangi birinden hizmet alıyorsa orası Kırsal Mahalle olamaz' diye kanun madde var. Bakıyoruz ulaşımdan, sudan, imardan, yoldan, çöpten faydalanan bir köy Kırsal Mahalle olur mu, olmaz mı yı tartışıyoruz. Yani 'Bu hizmetlerden birini alıyor' ise diye madde var. Birini alıyorsa bile Kırsal Mahalle olmaması lazım.
YASALARI EŞİTLİK VE ADALET İLKESİNE GÖRE UYGULAMAMIZ LAZIM
Şimdi biz bunun bilirkişi raporlarını mahkemeye verdik. Mahkeme 'bilirkişi raporuna göre diye' karar veriyor. Burada yaşayan halkımızın şunu bilmesi lazım: Bizim aslında kanunları eşitlik ve adalet ilkesine göre uygulamamız lazım. Bir kanun siyasi görüşe göre çıkmaz. Temel ilkesi, adalet ve eşitlik kavramı üzerindedir. Biraz önce bahsedildi: Sındı'daki 30 milyonluk villadan 'Kırsal Mahalle' diye vergi alamazsak, Datça'dakinden alırsak, Datça'daki diyecek ki, merkezdeki 'benim paramı oraya niye harcıyorsunuz?' Şimdi oradaki hizmet bekliyor. Yolunu yapacağız, çöpünü toplayacağız, kaldırımını, parkesini, suyunu... Bu eşitlik ilkesine aykırılık ortadayken o zaman sorun 2014'te çıkarılan Bütünşehir Yasasında. Biz yasayı uygulamakla zorunluyuz. Kanunlar bize neyi emrediyorsa biz bunları icra etmekte sorumluyuz. Ama buradaki sorun, tartışma sorunu bu gerçeklerden çıkıp siyasi bir zemine dönüşürse herkes kendi bakış açısını ortaya koymaya çalışır. Tekrar söylüyorum: Bu kanunun 2014'te çıkış şekli yanlıştı. Bugünkü hale dönmesini biz o gün madde madde, mahalle mahalle dolaşarak mahallelerde, köylerde bunu anlatıyorduk. 'Size çok hoş diye sunulacak bu kanunun içerisinde yarın köy mallarının nasıl peşkeş çekileceğini göreceksiniz' diyorduk. Şimdi süreç oraya geliyor.
Burada, geçen mecliste bir kelime kullandım. Kelimeyi herkes istediği tarafından alıyor. Bugün baktığımız zaman oradaki köylünün mağduriyetini, gelir kaynaklarının, yaşam alanlarının nasıl gasp edildiğini, bu kanunlarla göreceğiz. Gittikçe bu iş köylüye ve orada yaşayanlara ait olan bu toprakların bir modelle merkezi alanlara aktarılması. Bu nüfus açısından da böyle. Mesela biraz önce ikametgâh meselesinde, bütçeler, gelirler ikametgâh edenlerin üzerinden hesaplanır. 'Burada yaşıyorsa ikametgâhı buraya almak zorunda' diye bir madde yok. Yani buradan İstanbul'a gideceği zaman, orada yaşayacağı zaman ikametgâhını oraya aldırsın. Şimdi nüfus sayımları gelecek. Bakın yılsonu geliyor. Aralık ayında sonuçlar açıklanacak. Yine bakacağız, 25 600 olan nüfus bu sefer 26 600 olur, çok olsa. Oysa Datça'da yaz kış ortalaması olarak 60 000 nüfus yaşıyor. Bu hizmetleri verebilmemiz için bir sürü çare arıyoruz. Evet söz almak isteyen bu konuda...”
(Devam edecek)