|
Tweet |
MEHMET ERDAL
(Dördüncü Bölüm)
Uğur Doğan, söyleşinin bir yerinde (Bknz: 2. Bölüm), 31 Mart 2024 Yerel Seçim öncesi, CHP Manisa Büyükşehir Belediye Başkanlığı Adaylığı teklif edilmeden önce Ferdi Zeyrek'in kendisine “Uğur abi, Manisa'da suyu ucuzlatabilir miyiz?” diye sorduğunu, kendisinin de “Tabi ki ucuzlatabiliriz.” dediğini ve Cumhurbaşkanı'nın 15 Aralık 2021 tarihinde yayınladığı 4920 Sayılı Kararnamesine dayanarak, suyu ucuzlatabilmenin yasal dayanağını oluşturan raporu hazırlayıp Ferdi beye verdiğini, Ferdi beyin kendisine “Uğur abi, bu dosya koltuğumuzun altında dursun. Büyükşehir belediye başkan adayımız kim olursa, ben il başkanı olarak ona vereyim.” dediğini söylemişti.
Yerel seçimde Ferdi Zeyrek Manisa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı gösterilir ve CHP, Manisa merkezde Şehzadeler ve Yunusemre Belediyelerinin yanı sıra Manisa Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı da kazanır; seçim öncesi vaatlerden birisi, hatta “mottosu” (sloganı) olan “ilk 2 ton su 1 TL, diğer kademelerde %30 indirimi" hayata geçirme gündeme gelir
VATANDAŞ, VERİLEN SÖZÜN TUTULMASINI BEKLER
“4 Nisan'da mazbatalarımızı alıp 8 Nisan'da göreve başladığımızda Ferdi'ye 'Ferdi başkan, halka bir söz verdik, 'Meskenlerde (konutlarda) her ay ilk 2 ton su 1 TL., diğer kademelerde %30 indirim yapacağız.' dedim. Ferdi başkan, henüz mevzuatı benim kadar bilmiyordu, o nedenle de yanında olmamı istiyordu.”
Uğur Doğan'ın anlatımına göre, 2560 sayılı yasa gereği MASKİ'nin Mayıs ve Kasım aylarında olmak üzere yılda 2 kez olağan, 3 kez de olağanüstü genel kurul yapma hakkı varmış; yasada “genel kurul” olarak yazılsa da bu toplantılar belediye meclislerinin aylık olağan toplantıları benzeri toplantılarmış.
“'Biz hemen tarife hazırlığımızı yapıp, verdiğimiz sözün gereğini yerine getirmeliyiz. Bu konuda, Mayıs ayındaki olağan genel kurulu beklemeyelim; vatandaş, biz görevi alıp ilk Manisa Büyükşehir Belediye Meclis Toplantısını yaptıktan sonra bu hizmeti bizden bekler.' dedim.”
Vatandaş, verilen sözün yerine getirilmesi için MASKİ'nin kendi iç hukuku gereği yapılması gerekenleri bilmez.
“Vatandaş, o prosedürü bilmediği için beklemez de. Vatandaşın aklına 'Hani, suyun 2 tonunu 1 TL. yapacaktınız?' sorusu gelir. Ferdi, 'Uğur abi, tamam, orada yetkili olan sensin. Nasıl yapılması gerekiyorsa, öyle yap.' dedi. 18 Nisan günü için MASKİ'de Olağanüstü Genel Kurul kararı aldık. Benim kurduğum ekip üzerinden, seçim öncesi ne vaat ettiysek o çerçevede ücret tarifesi yaptık.”
İyice emin olmak için yeniden sordum; hem “2 ton su her ay 1 TL.”, hem de “her kademede %30 indirim”, sadece meskenler için geçerliymiş.
CEMEVLERİ DE İBADET MERKEZİDİR
Uğur Doğan, “Orada, çok radikal başka bir karar da aldım.” dedi. Devam etti: “Bu kararı tek başıma aldım. Tek başıma derken, 'MASKİ genel kuruluna sunulacak kararın taslak kısmını' ben yazdım. Bizim, seçim öncesi '2 ton su her ay 1 TL., her kademede %30 indirim.' vaadimiz vardı ama cemevlerine 'ibadethane' statüsü tanıyıp, cemevlerinin suyunu da 'ücretsiz' yapma gibi bir vaadimiz yoktu.”
Anlatımına göre, camilerde kullanılan sudan zaten herhangi bir bedel alınmıyormuş. Camiler dışında başka hangi dini mekanlarda kullanılan sulardan bedel istenmediğini soruyorum, yokmuş.
“Zamanında bu önerilmiş midir, önerilmiş ise neden reddedilmiştir, bilmiyorum. Tarifeler yönetmeliğini incelerken dikkat ettim, Anayasa'nın 'eşitlik' ilkesi gereği camilerde Sünni vatandaşların kullandığı su ücretsiz ise Alevi vatandaşlarımız inanç merkezi olarak kullandıkları cemevlerinde kullanılan suyun da ücretsiz olması gerekiyordu; ikisi de dini mekandı.”
Ona verilen bilgilere göre, Manisa il sınırları içerisinde 17 ilçenin 6'sında cemevi bulunuyormuş; Kula'da bulunan bir cemevinin su aboneliği olmadığından, 5 cemevinde su kullanılıyormuş. Bu 5 cemevinin kullandığı toplam su miktarının aylık tutarı 1750 TL imiş.
“Düşün ki 4,5 milyar TL bütçesi olan MASKİ'de cemevlerinden ayda toplam sadece 1750 TL. ücret almıyorsun. Cemevlerinin bir inanç merkezi olduğunu kabul eden siyasal bir bakış açın olursa, Anayasa'nın 'eşitlik' ilkesi gereği cemevlerini ibadethane olarak görür ve onların da kullandıkları sudan ücret almamayı düşünürsün. Geriye, bu kararı almaya cesaret etmek kalıyor. Ben, bu cesareti gösterip gereken kararı aldım; Ferdi'nin haberi bile yok.
Tarifeleri birlikte hazırladığım personeller dediler ki, 'Başkanım, bu konuda Ferdi başkana danışmayacak mısınız?' 'Kardeşim, ben burada Ferdi Zeyrek'in yetkisini kullanan yetkili değil miyim? Ferdi Zeyrek adına bu kararı veriyorum.' 'Valla başkanım, sizi kutlamak lazım. Cengiz Ergün döneminde böyle bir şey yapılacak, onu yapanı anında aforoz eder.' 'Bizim anlayışımızın farkı bu.'
Bu taslağı, tabi ki son haliyle Ferdi Zeyrek'e götürdüm. Ferdi başkana dedim ki böyle, böyle... O zamanlar Ankara Büyükşehir Belediyesi'nden gelen genel sekreter yardımcısı ki Manisa'yı sıfırdan aldığımız için burada yapılanmada yardımcı oluyurdu, o hazırladığım ücret tarifesi taslağını bir gördü, 'Uğur bey, seni tebrik ederim' dedi. 'Bak, bu olay var ya bu olay', adı Baki Kerimoğlu idi, kendisi bilmiyorum ama Alevi inançlı olduğundan bu karar çok hoşuna da gitmişti, 'ulusal basında haber olacak.'”
Söylediği gibi, MASKİ'nin cemevlerinin kullandığı sudan para almama kararı o günlerde ulusal basında haber olmuş.
“Bir hafta Halk TV'de, TELE 1'de, başka TV kanallarında da alt yazı olarak bant geçti; 'Manisa'da cemevleri inanç merkezi kabul edildi ve kullandıkları su ücretsiz.'
Ferdi Zeyrek'in tanınırlığı, o karar ile başladı.”
Hiç duymamıştım ya da sıradan bir haber gibi görüp, aklımın arka odalarından birisinde unutulmaya terk etmişim; bu, benim ayıbımdı.
SU TÜKETİMİ KIRSALDA ARTTI VE KADEMELENDİRMEYE GİTTİK
MASKİ'nin 18 Nisan tarihli Olağanüstü Genel Kurul'unda alınan 'konutlarda kullanılan suyun ilk 2 tonunu 1 TL.'den tahsil etme ve yine her kademede %30 indirime gitme' kararının su tüketimini artırmaya etkisi olup olmadığını sordum.
“Biz o kararı aldıktan sonra, tam da mevsim gerçeklerine uygun olarak Mayıs ayı itibarıyla kırsal kesimde acyaip bir şekilde su tüketimi arttı. Neden? 6360 Sayılı Yasanın geçici 1. Maddesine göre 'köy' tüzel kişiliğini kaybedip 'mahalle' statüsüne dönüşmüş yerlerde su bedeli 31.12.2025 tarihine kadar en düşük tarifenin %75'ini aşmayacak şekilde indirimli alınıyor, karar uzatılmaz ise, ki uzatılma ihtimali çok yüksek...”
“Kırsal mahalle” statüsü olanlarda devam edecek ama?
“İndirim, o yerlerde hem suda hem de emlak vergilerinde devam edecek; Manisa'da da bazı ilçe belediye meclislerinin aldığı kararlar çerçevesinde 'Kırsal mahalleye' dönüşen ve Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından da onaylanan yerler var.
Hem bu yasal ayrıcalık hem de bizim aldığımız karar çerçevesinde yapılan indirimler nedeniyle suyun fiyatı, kırsal kesimde çok düşmüş oldu. Bu nedenle, kırsal kesimde yaşayan halkımız 'su ucuz' diyerek, o zamanlar kademede yoktu, ha babam suyu her yerde kullanmaya başladılar.
Biliyorsun, merkezdeki bir arızaya müdahale ile kırsaldaki bir arızaya müdahalenin maliyeti de aynı olmuyor.
Bu durumda, kırsaldaki su tüketimi, MASKİ'ye maliyet açısından tamamen 'zarar' yazıyordu. Evet, 'halktan yana' bir politika izliyoruz eyvallah ama kamu kuruluşunu da 'kurumsal' anlamda korumak gerekiyor.
Bu durum karşısında ben istatistiksel bir çalışma yaptırdım: Kırsalda, bizim su indirimimizden sonra Mayıs ayından Kasım ayı sonuna kadar ki süreçte %28-30 arasında su kullanımı artmış. Bu durum çok net görünüyordu. Tamam, fiyatı değiştirmeyeceğimize göre, çünkü söz verdik, bir de 6360 Sayılı Yasaya göre %75 indirim var, o zaman kırsaldaki vatandaşı da tasarrufa teşvik etme adına ne yapabiliriz? Anlat, anlat, kuru kuruya anlat, 'Arkadaşlar, su kıymetlidir. Yer altı sularını tüketiyoruz...' de, ne dersen de. Bizim insanımız, cebine dokunmayınca, tedbir almaz. '31 m3'e kadar ihtiyaç, 31 m3 üstü ihtiyaç fazlası' diye bir kademe koyduk. Bu kademelendirme, şöyle algılandı ve eleştirildi: 'Sen halktan, kamudan yana bunca davaları açmış birisin, şimdi zammı mı savunuyorsun?' 'Ben zammı savunmuyorum. Ben, gelecek nesillere de bırakmamız gereken su kaynağı bitmez tükenmez bir kaynak değildir, su alternatifi olmayan bir kaynaktır. Elektriğin alternatifi vardır; elektriği jeneratörden elde edebilirsin, RES, JES, GES... var. Suyun, içilebilecek suyun alternatifi yoktur diyorum ve bu duyarlılıkla hareket ediyorum.'
Geçenlerde Uşak Kışladağ (Uğur Doğan'ın doğduğu İnay'ın komşu köyü) Altın Madenindeydim. Şöyle bir örnek vereyim: Bir kğ külçe altını şuraya, bir bardak suyu da buraya koy. Bir yudum su içmez ise susuzluktan ölecek olan birisine o bir kğ'lık altını mı yoksa bir bardak suyu mu istersin diye sor; altın, o an için o su içmez ise ölecek olan kişi için ihtiyaç değildir, haliyle onun için hiçbir değeri yoktur. Dolayısıyla, suya saldırır. Karnın doymuş, susuz değilsen ve paran da var ise altın o zaman senin için değerlidir. Bu örnek üzerinden baktığımız zaman biz, bilhassa sosyalistler, devrimciler hem doğaya olan saygımız, hem de gelecek nesiller için bu sorunu sadece bugünkü bir sorunumuz olarak göremeyiz; on yıl, onbeş yıl sonraki kuşaklara sorumluluğumuz gereği suyu tasarruflu kullanmalıyız.
“CAYDIRICI” OLMASI İÇİN, 31 m3 ÜSTÜNE “İHTİYAÇ FAZLASI” DEDİK
Bunu anlatıyoruz, söylüyoruz, faturaların arkasına yazıyoruz ama kimse su kullanım alışkanlığını değiştirmiyor. Bu nedenle, dedik ki '31 m3'ten yukarısı' caydırıcı olması anlamında, 'ihtiyaç fazlası' olarak değerlendirilsin.
Niye 31 m3? Hesap ettik: 10/12 m3'e kadar 'insani ve kullanım suyudur'. Teknolojinin yardımıyla filtreleme yapıldığında, tüketicilerin %70'i konutlarda 8-10 m3 arasında tüketim yapıyor. Demek ki 8-10 m3 arası insani ve kullanım suyu olarak yetebiliyor. %30 kısmı da amaç dışı kullanıyor; aracını yıkama, bahçe sulama vb... O zaman olay şu: Az kullanan ihtiyaç çerçevesinde kullanmış, onlara dokunmayalım. O kesime hiç zam yapmayalım. Ne zamana kadar? Şuraya kadar.”
Uğur Doğan, bir örneğini bana da verdiği kademelendirme cetveli üzerinden açıklama yapıyor.
“Burada (Kasım), sözünü ettiğim o istatiksel çalışma yapıldığında su kullanımının %28-30 arttığını, yani pik yaptığını gördüm. O zaman kademelendirmeye gittik. Şu gördüğün 31 m3 üstü, ihtiyaç fazlasıdır. Kardeşim, evde çamaşır, bulaşık yıkarken kullandığının ve içme suyunun haricinde farklı amaçlarla kullanmaya başladığın zaman bunun bedelini ödeyeceksin. Çünkü su kıymetlidir ve böyle kullanınca, gelecek nesillerin hakkından kullanıyorsun. 'Param var, kullanırım. Sana ne?' diyorsan, o zaman hiç ciyaklamayacaksın. Bana göre, bu da kamucu bir anlayış. Hani, 'çok parası olandan çok vergi, az parası olandan az vergi'. Çok paran varsa çok kullan ama bunun bedelini de öde. Bunu yaptık...
Temel kural şu: Az kullanandan az, çok kullanandan çok alacağız. Kapitalist anlayışla değil, halkçı bir anlayışla; bir şeyi çok tüketiyorsan bedelini ödeyeceksin. Ben bunu açık yüreklilikle savunuyorum.”
Uğur Doğan, “su” konusunu bitirirken Manisa İl sınırları içerisinde “ihtiyaç fazlası” su kullananların sayısına dair yapılan bir çalışmadan söz etti:
“Şu hazırladığım kademelendirme üzerinden çok ciddi su faturası gelen aboneler olmuş, yüksek sesle tepki gösteriyorlar. Bunların çoğu da belki CHP'ye destek, Ferdi Zeyrek'e oy vermişlerdir, bilemiyorum. Talimat verdim: 'İl genelinde filtreleme yapın ve 31 m3 üstü su kullanan kaç konut abonemiz var, bana söyleyin?' Çalıştılar. 598 000 konut abonemizden 417 abone 31 m3'ü aşmış.”
Çok az.
(Devam edecek)