|
Tweet | Tarih: 08-03-2026 22:50 |
Milas Kadın Dayanışması, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü nedeniyle Milas Şehir Parkında açıklama yaptı. Açıklama Platform adına Aynur Mert tarafından okundu.
Açıklama şöyle:
Sevgili Kadınlar, Değerli Basın Emekçileri,
Emeğimizin sömürülmesine, görünmez kılınmasına, ayrımcılığa; her türden baskıya ve şiddete karşı direnişi simgeleyen bir mücadele günü 8 Mart. Günde en az 3 kadın katlediliyor. Türkiye 'de aynı gün içinde 6 kadın katledildi. 2026'nın ilk ayında 22 kadın öldürüldü. 14 kadının ölümü ise kayıtlara "şüpheli" olarak geçti. İlçemiz Milas'ta Ağustos ayında 2 çocuk annesi 43 yaşındaki Kezban SÜNE, Bülent KOCA tarafından sokak ortasında av tüfeği ile vuruldu. Şubat ayında 3 çocuk annesi 38 yaşındaki Özlem ARSLAN boşanma aşamasındaki eşi Nihat ARSLAN tarafından sokak ortasında bıçaklanarak yaşamdan koparıldı.
Yine Şubat ayında 35 yaşındaki Bahar TAŞ teknede şüpheli bir şekilde ölü olarak bulundu. Bizler bu metni yazarken Fatma Nur ÇELİK öğretmen İstanbul'da öğrencisi tarafından bıçaklanarak hayatını kaybetti. Akabinde adaşı Fatmanur ÇELİK isimli kadın ve 8 yaşındaki kızının cansız bedenleri denizden çıkarıldı. Her gün maalesef bu liste uzayıp gidiyor. Bu kadınlar birer sayı veya istatistik değil!
Bu cinayetler bir ihlale, politika boşluğuna ve sistematik cezasızlığa işaret ediyor. Cezasızlık ve hukuksuzluk nedeniyle failler kadınlar için tehdit olmaya devam ediyor.
Dünyada ve bölgemizde devam eden savaşlar çatışmalar, ekonomik ve toplumsal krizleri derinleştiriyor. Bu koşullarda emekçiler, halklar ve kadınların içinde bulunduğu şartlar daha da ağırlaşıyor. Afganistan'da kadınların ve kız çocuklarının okula gitmesi, spor yapması, çalışması, şarkı söylemesi, seyahat etmesi yasaklandı. Birkaç gün önce dünyanın gözleri önünde İran'da yaşları 7 ile 12 arasında değişen 150'den fazla kız çocuğunun İsrail ve Amerikan bombalarıyla acımasızca hayattan koparılmasını izledik. Hem ülkemizde hem dünyada kadınların, kız çocuklarının, LGBT bireylerin bu kıyımına karşı artık "yeter!" diyoruz acımız öfkemiz yasımız bitmek bilmiyor. Ve tüm kız kardeşlerimize sesleniyoruz, gün bugündür.
Uyan!
Uyan!
Uyan!
O gün geldi. Yüz yıllardır süren gaflet uykusunu bitir. At üzerinden ölü toprağını, haydi. Silkelen. Kuşan. Aslına dön. Vakittir… Hakiki güneşin doğma vaktidir.
Kalk!
Kalk!
Kalk!
Bilmez misin ilk adımı atmak için ayakta olmak, dik durmak gereklidir. Şüphesiz, ayakta olanlar, zafer gününün onurlu neferleridir.
Yürü!
Yürü!
Yürü!
Üstüne üstüne yürü. Büyüklük taslayanın, seni bunca yıl uyutanın, ruhunu
kurutanın, görmeni istemeyenin, bilmeni engelleyenin üstüne yürü. Öyle yürü
ki yer sarsılsın. Ayak seslerin Cihan’a yayılsın. Kurtuluşun başlasın.
Bağır!
Bağır!
Bağır!
Tüm avazınla. Yüzüne yüzüne haykır. Haykır ki en uzaktaki de duysun sesini. Tüm sağır kulaklara ulaşsın nidan. Yüreklerine korku sal o gafillerin. Onlar ki senin içindeki kudreti bilmezden geldiler. Sesini boğmak istediler. İşte şimdi sıra sende.
Diren!
Diren!
Diren!
Bütün gücünle diren. Ezilenlerin, yok sayılanların, hâkir görülenlerin hepsi adına, onları başarabileceklerine yeniden inandırmak için diren. Mevzileri, mevkileri sakın terketme! Onlara rehber ol! Ol ki ardından gelenlere yol açılsın. Saflar sıklaşsın...
Aç!
Aç!
Aç!
Gözlerini aç. Renkleri gör. Sıkı sıkıya kapanmış perdeleri aç. İçine hapsetmek istedikleri ebedî karanlığa inat ışık sızsın, bahar dolsun içeri. Unutma ki onlar, beyazın değil siyahın yanında saf tutanlardır. Onlar gündüzün değil gecenin bekçiliğini yapanlardır. Doğrunun değil yanlışın iflah olmaz savunucularıdır. Onlar meleklere değil şeytana yakın duranlardır. O gafillerin hınçla ördükleri kalın duvarları yık. Göreceksin un ufak olacaklar. Ve dahi üzerine kilitledikleri kapıları da aç. Kır paslı zincirleri. Taş sokaklara…
Korkma!
Korkma!
Korkma!
Üzerine salacakları kaba güçten korkma. Cesaret senin yüreğinde, güç senin bileğinde saklıdır. Haklı olan sensin. İhtişamlı saraylarından ürkme. Saray dedikleri altından oyma kulübe. Şüphesiz ki o şatafat o saltanat yalnızca bir göz aldatmacasıdır.
Gör!
Gör!
Gör!
Sen ki göremez denileni gören, duyamaz denileni duyansın. O halde dikil karşılarına, göster marifetlerini. Şüphesiz en kâmil hikmet sahibi sensin. Kaldır başını. Şaşırt onları. Sindi sansınlar, korktu bilsinler. Yenildi, kaybetti bellesinler. Ve güçsüzdür direnemez, bizimle baş edemez dedikleri anda göster kendini. Sen ki, o emekçi ellerinle taşı aş edensin. Sen ki, yaraları ondurup şifa verensin. Sen ki, azı çoğaltan, acıyı sağaltansın. Sen kadınsın. Bilmezler mi, ezelden ebede tahtı da, bahtı da kuran sensin.
Gül!
Gül!
Gül!
İnadına gül. Onlar, gülmenin sihrini bilirler ve bu güçten çekinirler. Oysa gülmek direnmektir ve dahi bilenmektir. Mani olamazlar bu haklı harekete. Ne yapsalar ne etseler kudretleri yetmez. Hadi sokaklar, alanlar süslensin. Gökyüzü yedi renge boyansın. Davullar gümlesin. Şenlik başlasın...
Kadınlar yaşasın!