|
Tweet | Tarih: 30-06-2025 01:03 |
ALİ GÖNENLİ / ÖYKÜ
Beçin'in ara sokağı nişan için hazırlanmıştı.Çıktığı işten aldığı toplu paraya acımamış, bembeyaz bir elbise almıştı kendine.Filiz, ev içinin çok sıcak ve küçük olacağını düşünerek, nişanı bahçe ve sokakta olmasını istemişti.Muhtar "çok sürmezse olur" demişti bu isteğine.Halil'de onunla birlikte gelip, takım elbise almıştı.Yakın akrabalarından nişan yapılan hiç bir tanıdığı olmamıştı şimdiye kadar.Kızlar kocaya kaçmış, erkekler kız kaçırmıştı. Bu nedenle kendisini ayrıcalıklı hissediyor, mümkün olduğunca kalabalık bir nişan olmasını istiyordu.Kalabalığı nasıl toplayacağını biliyordu.Yemek verdiğini duyan sokağı doldurdu.Halil'in, böğürtüyü andıran arabasının sesi geldiklerini belli etti.Nişan töreni uzun sürmedi.Gelenler, yemeğini yer yemez ayrıldılar sokaktan.
Nişandan bir hafta sonra Perihan çağırdı Filiz'i.Müteahhit Mustafa'nın ofisinde buluştular yine.Perihan, bir yıldır Müteahhit Mustafa'nın dostu olmuştu.İstanbuldaki karısının yanında durmayan Mustafa, zamanının çoğunu Milas ve Mumcularda Perihanla geçiriyordu.Milas'ta yaptığı dairelerin birinde Perihan yaşıyordu.Kendisi ise Mumculardaki evinde yaşıyordu.Ofiste bir oda ve açık mutfak salon vardı.Perihan ofisin perdelerini kapatıp ayaklarını uzattı.
"Bi kahve yapta içelim Filiz."
"Tamam abla.Nasıl istersin?"
"Şekersiz olsun.Bugün gelmez benimki.Mumcularda işi çokmuş.Zamanın varsa uzun uzun kaynatırız."
"Bir kaç saat var abla."
Kahveleri getirip sehpanın üzerine bıraktı.Perihan uzattığı ayaklarını toplayıp kahveye uzanarak keyfini bozmak istemedi.Sol eliyle "ver" işareti yaptı Filiz'e. İlk yudumdan sonra sordu.
"Nasıl gidiyo nişan? "
Pek istemeden yanıtladı.
'Eh işte abla.İnşallah iyi olacak."
Perihan konuşmadaki hoşnutsuzluğun farkına vardı.
"İyi değil gibi. "
"Yok abla. İyi mi kötü mü bende anlamadım.Bir sene oldu tanışalı ne iş yaptığını doğru dürüst anlamadım.Nişanlandık yine anlamadım.Araba alıp satıyorum dedi.Ailesi bize gelmiyor, benimkiler onlara gitmiyor.Kafam karmakarışık."
"Sen bu nişanlını bana göstersene.Mustafa'ya söyleyeyim kim olduğunu soruştursun."
Perihan'ın bu teklifi, Filiz'in yüzünü güldürdü.
"Çok iyi olur abla.Annemin yaşadığı evlilik gibi istemiyorum."
Filiz tüm becerilerini göstererek Perihan'ın el ve ayak tırnaklarını güzelleştirdi.Uzun uzun sohbet ettiler.Filiz, ayrılmaya yakın nişanlısını arayıp, kendisini almasını istedi.Ofisten ayrılırken Müteahhit Mustafa ile kapı önünde karşılaştılar.Perihan, ofisin perdesini aralayıp Filiz'in arabaya binmesini seyretti.Arabayı kullanan kişinin Halil olduğunu görünce tüm ofisi çınlatacak şekilde bağırdı.
"O.rospu çocuğu g.tveren."
Mustafa iç odadan koşarak geldi.
"Ne oldu kız?"
Perihan ne yapacağını şaşırmış, ofisin içinde ellerini kafasına, beline dolaştırıp duruyordu. Mustafa, Perihan'ın kolunu tutup sorusunu tekrarladı.
"Ne oldu dedim. Duymadın mı?"
Elini çekip koltuğa oturdu.
"Duydum duydum.Az önce kapıdan çıkan kızı gördün mü?"
"Görmez miyim hiç.Lokum gibi."
"Şerefsizlik yapma Mustafa.Yirmi yaşında yeni nişanlandı.Nişanlısı olacak deyus, pavyonlarda çalışanlara müşteri bulan bi pezevenk.Kızcağız öğrenmemiş yaptığı işi. Araba alıp satıyom demiş."
Perihan'ın söyledikleri Mustafa'nın umurunda değildi.
"Bize ne yav bunlardan.Hadi bana bi bardak rakıyla bi kaç dilim peynir hazırla.Kafam s.kildi bu gün.Adam çok sıkı pazarlık etti amma evi sattım sonunda.Mumcularda ev satmak zorlaşmaya başladı.Doğudan gelenler piyasayı bok etti.Adam sülalesini getirip ucuz ucuz çalıştırıyo.Biz de iki misli paraya adam bulamıyoz.Bundan sonra Milas'ta iş yapıcam."
Mustafa'nın konuşması da Perihan'ın ilgisini çekmiyordu.Dolaptan rakıyla peyniri çıkarıp Mustafa'nın önündeki sehpaya bıraktı.İç odaya geçip, en kısa eteği ile göğüslerinin yarısından çoğunu dışarda bırakan askılı tişörtünü giydi.Her zamanki gibi, sütyenini de çıkarttı.Bir bardak rakıyı kendisi için doldurup Mustafa'nın yanına oturdu.
Gün doğmak üzereyken kalkan Perihan, klima yüzünden vücudunun tutulduğunu hissetti.Klimayı kapatıp, ocağa çaydanlığı koydu.Ardından Mustafa'nın yanına gelip alçak sesle uyandırmaya çalıştı.
"Mustafa Mustafa. Hadi kalk.Duşa giriyorum.İstersen sende gel.Akşam bi şey yapmadık.Banyoda yaparız.Bugün salı pazarı. Bi şeyler alacağım."
Mustafa'nın iniltiyle karışık yanıtı Perihan'ın istediği gibi değildi.
"Sen git. Yatıcam ben.Cüzdandan ihtiyacın olan kadar al pazara giderken."
Ardından başını çevirip uyumaya devam etti. Perihan duşa girmeden önce Filiz'e mesaj attı.
"On birde salı pazarının orda köfte yediğimiz yere gel."
Duştan çıkıp telefonuna baktığında Filiz'den gelen mesajı gördü.
"Tamam abla.Onbirde ordayım."
Üzerine aldığı havluyu göğüslerinin üstünden vücuduna sarıp ocağı kapattı.Çay demlenmişti.Bir kaç kahvaltılığı Mustafa'nın yanındaki sehpanın üzerine koyup çayını büyük bardağa doldurdu.Mustafa uyanacak gibi değildi.Karnını doyurduktan sonra elbiselerini giydi.İşaret edilen yerdeki pantolondan cüzdanı çıkardı.Pazar alış verişi yapacağı kadar parayı aldı.Cüzdanı tekrar geriye koyarken pantolonun ağırlığı dikkatini çekti.Ceplerinde, bankadan alındığı belli olan tomarla paraların olduğunu farkettiğinde gülümsedi.Mustafa'nın her ev satışında bu duyguyu yaşıyordu. Bir deste parayı alıp çantasına koydu.Giyinip dışarı çıktı.Buluşmaya zamanı vardı.Önce, Milas salı pazarının yanındaki hesap açtırdığı bankaya gitti.Mustafa'nın cebinden aldığı paranın tamamını hesabına yatırdı. buluşma yerine vardığında Filiz gelmiş köftesini yiyordu.
"Geçmi kaldım kız."
"Yok abla.Ben erken geldim.Buraya sabahta gelsem köfte yerim ben."
"Afiyet olsun."
"Sağol abla. Sanada söyleyeyim.Birlikte yeriz."
"Yeni kahvaltı yaptım. Seni neden çağırdığımı söyleyim mi?"
"Söyle abla.İnşallah kötü bir haber değildir."
"Nişanlın Halil'in kim olduğunu biliyom.Onun pezevenk olduğunu söylemek için geldim.Bizim çalıştığımız kadınlar o pezevengi iyi tanır.Ondan sana hayır gelmez kızım."
Filiz'in elindeki ayran bardağı yere düşüp parça parça oldu.Ağzında çiğnemeye çalıştığı köfteleri kusar gibi çıkarıp peçeteye doldurdu.Köfteciden kaçarcasına dışarı fırladı.Perihan arkasından tüm gücüyle bağırıyordu.
"Filiiz dur bekle."