Bugun...



Osman Akın ile Datça'nın Dünü ve Bugünü Üzerine (49)

o insanlar daha önce çok ciddi bedeller ödeyerek, sen de mesela bir örneksin, bugünlere geldiler. Yani bu insanların bu eleştirileri yapma hakları var. Burada kasaba siyasetinde sivrilerek pozisyon yakalamış olmak seni o insanlardan 'daha değerli, daha donanımlı, daha ileri görüşlü, söylediği daha doğru' yapmıyor.

facebook-paylas
Tarih: 08-05-2026 11:37

Osman Akın ile Datça'nın Dünü ve Bugünü Üzerine (49)

MEHMET ERDAL

(Kırk dokuzuncu Bölüm)

SOLUN, SOSYALİSTLERİ BU ELEŞTİRİLERİ YAPMA HAKLARI VAR
Sen söyleşinin başlarında bir ara değindin gerçi o konuya da aslında ben şimdi gelecektim; Datça'da yerel seçimde, elbette CHP'yi kastediyorum, seçimin sonucunu belirleyen benim de oturduğum İskele Mahallesi ve dolayısıyla da sol, sosyalist kesimdir, yalanı yok.

“Evet.”

Sol, sosyalist kesim sana destek veriyorsa CHP olarak senin de onların eleştirilerini dikkate alman gerekir.

“İlk başlarda değindiğim bir konu, bu.”

Güzel. Sen, bu noktada bir sıkıntı olduğuna işaret ediyordun.

“Evet abi, sana kalkan olduklarında güzel ama belediyenin önüne toplanıp da sana eleştiri getirdikleri zaman, 'Bu bozguncular da nereden çıkmış? Geldiler yine 'solculuk' oynuyorlar.' diye bakılma hissini kesinlikle vermemek gerekir. Yani, o insanlar daha önce çok ciddi bedeller ödeyerek, sen de mesela bir örneksin, bugünlere geldiler. Yani bu insanların bu eleştirileri yapma hakları var. Burada kasaba siyasetinde sivrilerek pozisyon yakalamış olmak seni o insanlardan 'daha değerli, daha donanımlı, daha ileri görüşlü, söylediği daha doğru' yapmıyor. Öyle bir kibre kapılmayalım, lütfen. Yani eski tüfek solcuların ön tespitleri halen daha çok kıymetli, cesur ve çıkarsız, beklentisiz, 'el alem ne der?' mevzusundan uzak. Sol eleştiriyi ilk başta getirir, zaten. 'Faydalı' oldukları alanı konuşuyorum, ben şu anda. O insanları kesinlikle kırmamak gerekiyor. Ama bu insanların kendilerine olan eleştirim de 'Şu 1 Mayıs'ı artık bi neşeli hale getirin ya. Hiç olmazsa oradan başlayalım bari.' Facebook'ta yazdım sanırım, 1 Mayıs ile ilgili o önerilerimi bulayım.

Mini tiyatrolar, bambaşka bir sol set çalan DJ, slogan yerine şarkılarla yürümek, Dia de Muertos esintili davullu kortejler, Datça manileriyle kapitalizmi tiye almak, belediye işçilerinin iş kıyafetleriyle tango yapması, abartılı ve vicdansız bir kapitalizm övgüsü nutku…” (*)

“SOL”, SIKICI BİR ŞEY DEĞİLDİR

“Muhtemelen, gene yapmayacaklardır. Gene bayraklarla, sloganlarla kortej halinde gelinecektir, yumruk havada. Ondan sonra, meydana dizileceklerdir. İlk konuşmalarda heyecan sürecektir. 15 dakika sonra yavaş yavaş arkalardan uzaklaşacaklardır. Sona doğru Kelaynak kuşu gibi 3-5 kişi kalacaktır. Ortadaki müzisyen abimiz de halen daha çalmaya devam edecektir ya da oluşturulan minik müzik grubu... Bu, artık benim çok içimi sıkıyor ya. Yani 'sol' sıkıcı bir şey değildir abi. Dünyadaki en keyifli söylemleri, en iyi hicivleri, taşlamaları, sloganları, sosyal medya kampanyalarını, işte siyaset kampanyalarını solcular yapmıştır. Şöyle bir şey, sağcının kapitalistlerindeki güçle baş edemiyorsan, dövüşemiyorsan hiç olmazsa uzaktan küfredersin, dalga geçersin. Kara mizah buradan çıkmıştır. Kara mizah, solun elinde çok önemli bir silahtır. Bu çok önceki zamanlardan başlar: Zamanında amfi tiyatroda Senato'ya ya da Sezar'a karşı nutuk atıp, tiyatro oyununda dalga geçip de ondan sonra Sezar 'Bir daha yaparsanız kafanızı kestiririm' dedikten sonra sözsüz oyunu, pandemiyi icat edersin; elinle, kolunla gene onu anlatırsın. Onunla ne kast ettiğini anlarlar, gene gülerler. 'Söyleme dediniz, söylemedim' dersiniz. Yani solun söyleyecek sözü, metodu, aracı, tekniği, edebiyatı bu kadar kısır değil. O nedenle çok kızıyorum. Şöyle söyleyeyim: 70'lerde dünyada üç tane mizah dergisi 1 milyon satardı: Bir tanesi Amerikan MAD, diğeri Rus Krokodil, öteki de Türkiye'den GIRGIR. GIRGIR'ın 1 milyonu bulduğu sayıyı ben aldım, biliyorum, 'Bu sayı 1 milyon basılmıştır.' diye. Yani Gırgır'dan 'sağ' bir şey çıkar mı? Mümkün mü ya? Ya da Leman'dan, onun devamı olan Uykusuz'dan sağ söylem çıkmaz yani.”

Akbaba'dan.

“Evet, Akbaba, mesela. Türk hicvi, Türk mizahı İncili Çavuş'tan, Nasrettin Hoca'dan, ondan sonra işte Bekri Mustafa'dan tut da işte Neyzen Tevfik'e, Can Yücel'e kadar Türk mizahı çok güçlü bir damardır. Ondan sonra Oğuz Aral'lar, daha sonrasındaki çizerler, yazarlar, Aziz Nesin'ler... Senin böyle bir geleneğin varken sen halen daha beş karış suratla ve bir sonraki cümlesi tahmin edilebilen bir söylemle Cumhuriyet Meydanı'nda her biri 40 dakika nutuk atması... Kalsın abi öyle bir 1 Mayıs, ben almayayım.”

TÜRK SOL'UNDA HERKES REİS'TİR. KIZILDERİLİ BULMAK ZORDUR

Anladım. Birkaç kuşaktır Datça'da yaşayagelen, kendisini 'sol' da tanımlayan, CHP üyesi olan, yıllarca Datça Belediyesi'nde çalışan... birisi olarak hangi konumunla cevaplarsan cevapla, bu noktada şöyle bir sorum var: Datça'da 'göç' ile gelenlere ki 'göç' ile gelenlerin büyük çoğunluğunun laik, seküler yaşam tarzını savunan, hatta kendisini sol, sosyalist olarak tanımlayan insanlar olduğunu biliyoruz...

“Doğru. Genel olarak öyle.”

Bunlara karşı 'negatif' bir önyargı var mı? Nasıl görüyorsun?

“Abi, önyargı şöyle: Teker teker tanıştığın zaman, seviyorsun insanları ama bunlar farklı bir kimlikte hareket ettiği zaman insanlar bu çok az üyeli, etkisi olmayan, çok detay bir fikir ayrılığından kaynaklı ayrışmış particiklere, oluşumlara sıcak bakmıyor, bakmayacaktır da. TİP bir rüzgar yakalamıştı, birleştirmişti baya bir solu, sonra Türk solunun genel hastalığı TİP'e da sıçradı. O da şudur: Türk solunda herkes 'reis'tir, 'Kızılderili' bulmak zordur. Herkes akıl verir ama sahaya çıkılacağı zaman az insan bulursun. Bunu defalarca gözleyince insanlar, gene CHP'ye yakın kalmayı tercih ediyor. Ben istemez miyim burada sosyalist, daha böyle radikal, cesur bir belediye başkanını? Mesela, Fındıklı'daki Cervatoğlu gibi ya da Hopa'daki, Borçka'daki abilerimiz gibi. Tanıştık hepsiyle. Onlar gibi. İMECE'den falan bahsetmiştik ya MECİ falan diye, o tarz. Kravat takmaktan nefret eder mesela Cervatoğlu, Ercüment abimiz. Her zaman sahadadır, işçinin yanındadır. Kendisini saha çalışmalarında falan görürsün. Bu tip insanların, mesela Ovacık'a yazık ettiler. Adamı (Fatih Maçoğlu) sen neden Kadıköy'den (İstanbul) aday gösteriyorsun abi? Böyle bir sivrilik var mı ya? Ondan sonra patladı tabii. Orada olmaz yani. Oradaki solun lokal söylemleri ve politikaları orası ile özdeşleşir. Adam orada başarılı oldu diye bir üste terfi ettirmek, olmuyor. Tunç Soyer örneği de böyledir. Tunç Soyer Seferihisar'da çok iyi iş yaptı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı yaptılar. İyi birisi. Tanıştık. Değerli, çok kibar, dolu ama İzmir'de oradaki Avrupailik İzmir'i götürmeye yetmeyebiliyor.”

YENİ OSMAN ÖZGÜVENLER, TERZİ FİKRİLER ÇIKMALI

Dikili'de Osman Özgüven, Fatsa'da Fikri Sönmez... Yerinde başarılıysa birisi, bırak o yerde kalsınlar. Orada başarılı olsunlar.

“Başka Osman Özgüvenler, başka Terzi Fikriler çıksın.”

O kadar.

“Oradaki adamı lokal politikalarıyla desteklemen gerekiyor.”

Bu yöntem, anlayış, yaklaşım... uygun kelime her ne ise solda olmayan bir şeydir. Sol aslında kişilere çok, olağanüstü özellikler, yetenekler... vehmetmez. Son dönem böyle bir moda da çıktı.

“Abi, onu geçeceksin. Söylediğin söylemde çok doğru.”

Teorik olarak konuşuyoruz zaten, şimdi.

“Teorik olarak ilkelerle hareket edilmeli. Bir gider, bin geliriz. Yeri dolmaz değil... falan.”

Bitti.

“Hala 'Lenin' dendiği zaman hazır ola geçip, ön düğmeleri ilikliyoruz. CHE GUEVERA diye bir önderimiz yok mu bizim ya? Dolu. Dünya kadar idolümüz var.”

Gerçeklikte durum farklı mı?

“Olması da gerekir. Kitleyi ajite edip ateşleyecek, harekete geçirecek, gençliği kazanacak idollerin olması gerekir. Fikir güzel ama bir yere kadar gidebiliyorsun. Hele sosyal medya çağında, okumak yerine bakıp geçme çağındı bazen imgelere ihtiyacın oluyor. CHE GUEVERA ilk aklıma gelen Türkiye'den Yılmaz Güney, Ahmet Kaya, atıyorum sana MARX'ın kendisi. Ondan sonra...”

Deniz.

“Deniz Gezmiş, çok yaşa. Afrika'dan mesela...”

Amilcar Cabral var.

“Afrika'da birkaç tane var.”

HAK EDİLMİŞ “İDOL”LER OLMALI

Nelson Mandela var.

“Mandela'yı sayamayacağım 'sol' olarak da suikaste uğrayan, öldürülen, Afrika'nın CHE GUEVERA'SI diye bilinen Burkina Faso'nun efsanevi lideri Thomas Sankara (ölümü 1987) var. Şu an yenilerde askeri darbe yapan sosyalist bir asker yine, o var, İbrahim Traore (Burkina Faso'da 2022 Eylül ayında darbe yaptı, yüzbaşı) Bu adamlar aynı zamanda kendilerini toplumun daha az eğitimli, ideolojik alt yapısı olmayan kesimlerine karşı bir idol olarak sunmak durumundalar. Toplum mühendisliğinde bunu yapmazsan, büyük bir 'etkileme' fırsatını kaçırıyorsun ya. Ben bunu çok yanlış bulmuyorum. Ha popülizme kayıp da ondan sonra oradan '50 sene bu ülkeyi yöneteceğim' kafasına geçmek ne kadar doğru bilemiyorum. Şu anda aklıma gelen, Fidel'den (Castro) sonra kardeşi devam etti. Herkes 'Bak, olur mu?' dedi. Ulan, devrim yaparken Fidel'in yanı başında mermi sıkıyordu Raul. Raul, Fidel ve CHE ile yan yana yürüdü, Küba devrimi sürecinde. Bu başka bir iş ama Kuzey Kore'de olduğu gibi babadan oğula geçirirsen yönetim erkini, o olmaz.”

Şimdiki Kuzey Kore lideri 3. Kuşak, yani Kim İl Sung'un torunu.

“Doğru. O da başka bir iş. Bu değil ama devrim önderlerinin bu tarz sembollere dönüşmesini çok yanlış bulmuyorum.”

Benim kastım ve anlatmak istediğim şu: Ovacık'ta başardın. Tunceli'de aday gösterildin. Kazandın. Başarılı oldun ya da olmadın. Sonra Kadıköy'den aday gösterildin. Bu olmaz.

“Doğru. O olmaz.”

Mensubu olduğu hareket, parti ya da her ne ise Maçoğlu'da nasıl bir yetenek gördü de onu Kadıköy'de aday gösterdi?.. Aslında burada olup biten popülizmdir, başka bir şey değil. Bu noktada popülizmi tartışmalıyız.

“Yanlıştı.”

Aslında bu noktada kişinin kendisinin itiraz etmesi, “Ben burada başarılıyım. Burada kalayım.” demesi gerekir.

“Vitrine çıkarırsın. Mesela, 2023 Genel Seçiminde TİP Muğla'da oyuncu Mehmet Aslantuğ'u milletvekili adayı gösterdi. Şimdiye kadar hiçbir yerde görmemiştik, bir hafta da çıktı, aday oldu. Kazanamayınca bir daha görmedik. Gene Bodrum'daki villasına geçip oturdu. Sahada çalışan insanlara açmak gerekir, bu tür imkanları. Yani, hak edilmiş bir 'idol' olunması lazım. O bedeli ödeyip, emeği harcayıp ondan sonra duruşuyla vs. cıvıtmazsa bir şekilde bir cürmünde göstermek olur ama anlık popülist çalışma için oyuncuyu, şarkıcıyı, çalgıcıyı oraya dizdiğin zaman iş bittiğinde çekip giderler. Burada, Datça'da da oldu mesela, Mesut Yar CHP'den aday olmaya kalktı...

Şimdi bu konuyu konuşalım.

(Devam edecek)

(*) Daha ayrıntılı bilgi için bknz: https://datcahavadis.com/baska-turlu-bir-1-mayis-mumkun-mu-datcada/
 

 




Bu haber 227 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SÖYLEŞİ Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI