|
Tweet | Tarih: 29-07-2025 19:42 |
ALİ GÖNENLİ / ÖYKÜ
Kulaklarına gelen siren sesi, gözlerini zorlayarak açmasına neden oldu.Ambulansın içinde olduğunu zor da olsa anladı.Karşısında oturan kişinin erkek mi kadın mı olduğunu ayırt edemeyecek kadar bulanık görüyordu.Ambulansın rampayı çıkıp sağa döndüğünü hissedince Milas devlet hastanesine gittiklerini anladı.En son hatırladığı, Filizle konuştukları andı.Acile yanaşan ambulanstan alıp, bir odaya getirdiler Halil'i.Serumu taktıklarından kısa süre sonra görüntüler netleşmeye başladı.Kafasının büyük kısmını sarmışlardı.Üzerindeki elbisenin her tarafı kan içindeydi.Öğleye doğru odasına iki polis girdi.Birinin elinde ifadesini kaydetmek için bilgisayar vardı.
"Geçmiş olsun Halil.Sana bir kaç soru soracağız.Durumun adli vaka."
"Sorun komserim.Fazla bi şey hatırlamıyom."
"Saat kaç gibi oldu bunlar."
"Sarhoştum.Heralde on gibi. Karanlık çökmüştü."
"Yanında kimler vardı?"
"Kimse yoktu komserim.Yalnız başıma Milas'ı seyredip bira içiyordum."
"Sana karşı hasmı olan, sana düşmanlık güden biri yada birileri var mı?"
"Yok komserim. Zaten çok sarhoştum.Birden kafama vurulduğunu hissettim.Gerisini hatırlamıyom."
"Kaç kişi olduğunuda mı hatırlamıyorsun.?"
"Yok komserim. Hatırlamıyom."
"Anlattıklarına göre yediğin dayak yanına kâr kalacak.Bu bilgilerle yapanlar zor bulunur."
"Bildiklerimi söyledim komserim."
"Peki.Hadi sana geçmiş olsun."
Polisler ayrıldıktan sonra, hastane yemeğini getirdiler.Karnını doyurup uzun bir uykuya daldı.Uyandığında, güneşin sıcaklığını yüzünde hissetti.Beçin Kalesi'nin üzerinden gelen güneş ışıklarından rahatsız oldu.Arkasını güneşe döndü.Yan tarafındaki yatakta uzanan adamın kendisine baktığını gördü.
"Geçmiş olsun dayı.Neyin var? "
"Sağol delikanlı.Yaşlılık işte.Sanada geçmiş olsun.Kim vurdu kafana?"
"Bilmiyom dayı.Birden üstüme saldırdılar.Sarhoştum."
"Oğlum ben hakim değil, savcı değilim.Neden yalan söylüyon.Seni dövmemişler.Bi sefer kafana vurmuşlar.Geri kalan yerlerinde heç bi şey yok.Polislere de yalan söyledin.Konuşurken gözlerini kaçırı kaçırıverdin onnardan."
Bu konuşmadan canı sıkıldı Halil'in.Arkasını adama döndü.Hastaları kontrol eden hemşire yanına geldiğinde sordu.
"Ben ne kadar daha burda kalırım."
"Birazdan taburcu ederiz seni.Dikişlerin geldiğinde atılmıştı.Başka bi sorunun yok."
Hemşirenin konuşmasını yan tarafta yatan adam da duymuş, tahminlerinin doğru çıkmasından mutlu olmuştu.Gülümsedi.
Canı sıkılan Halil, hemşireye sordu.
"Öğleden önce çıkarmıyım?"
"Çıkarsın, çıkarsın."
Öğle yemeğinin ardından taburcu oldu.
Arkadaşını arayıp kendisini almasını istedi.Beklerken , Filiz'e mesaj attı.
"Yaptığının karşılığını alacaksın."
Arabaya binmeden önce Filiz'in karşı mesajı geldi.
"Beni bir daha aklına bile getirme.Seni çıktığın deliğe geri sokarım."
Eve vardığında, Halil'in annesi çırpınarak oğluna sarıldı.
"Yavrım kimler bunu sana yaptıysa ocakları sönsün.Allahım onları ataşlara atsın."
"Tamam anne, yok bi şey.Sarhoştum.Kavga ettik.Bi daha olmaz."
"Filiz'in haberi var mı?Neden gelmedi?"
"Filiz yok bundan sonra. Ayrıldık."
"Ah oğlum ah. Adamakıllı bi iş güç sahibi olsan, yurdun yuvan olsa."
Bıkkınlığını dile getiren ses tonuyla konuşup odasına geçti.
"Aman anne başlama gene.Filiz'in de dahasının da geçmişini s.kiyim."
Kahvaltıyı toplamaya başlayan Perihan, Mustafa'nın ofisten çıkması için kapıyı işaret etti.
"Hadi sen git işlerine bak.Manikürlerimi yapacak kız gelecek."
"Şu lokum gibi olan mı?Denk gelirse O'nun da tadına bakarım inşallah."
"Boş boş konuşma Mustafa.Kızın yaşında."
Konuşmayı uzatmadan çıkıp gitti Mustafa.Perihan, ocağa terkrar çay koydu.Filiz'le uzun uzun konuşacakları belliydi.Çay demlenmek üzereyken Filiz geldi.
"Gel bakiyim buraya.Çikin şey.Nerelerdesin? Hanoldu görmeyeli?"
"Çok değil abla.Onbeş yirmi gün anca olmuştur."
"Çok geldi bana.Gel bi sarılıp öpeyim seni."
Sarıldılar uzun uzun.Perihan, durup durup Filiz'in yanaklarından öpüyordu.
"Geç otur.Bu sefer çayları ben koyarım."
"Ayıp olur abla."
"Ne ayıbı gız. Ayıp yorgan altında olur.Kendi elcaazımla çayı vericem sana.Gadersiz kızım benim."
Çayları getirip sehpanın üzerine bıraktı.
"Yanına bi şeyler veriyim mi?
" Yok abla. Yedim evde."
Filiz'in sözlerini umursamadan, sehpa üzerine bir kaç kurabiye ve bisküvi bıraktı.Ardından karşısına geçip oturdu.
"Hadi anlat.Adamı hastanelik etmişsin."
"Kim söyledi abla.O bile ifadesinde böyle bi şey dememiş."
"Ben bilirim kızım.Erkekliğine yediremediğinden şikayetçi olmamıştır.Sen anlat genede."
Yaşadıklarının hepsini anlattı.
"Amma her gün telefonla ya arıyor, yada mesajla tehdit ediyor abla. Ne yapayım bilemedim."
"Şikayetçi ol.Sana yaklaşmasın diye mahkemeden karar aldır.Ceza bile yer."
"Öyle yapacam gibi."
Konuşma arasında gelen mesaja baktı.Ekranı Perihan'a uzatıp gösterdi.
"Rahat rahat gezeceğini sanma" yazıyordu.
"Gördün mü abla. "
"Gördüm, gördüm.Sen bu işi fazla uzatma, git şikayetçi ol."
"Bu gün tatil. Pazartesi ilk işim bunu yapmak olacak abla.Sen nasılsın?"
"Eh işte.Yavaş yavaş pavyon işinden çekilecem gibi. Eskisi kadar beni çağıran olmuyor.Bi kaç içkiyle sabahı ediyom.Mustafa bile ayda bir yatmaya başladı.Şerefsiz.Habire tiktoktan orospu buluyo.Geçenlerde taa Denizli'den birini bulup gitti.Geri geldiğinde enik gibi dili göbeğine iniyordu.Kadın iliğini sömürmüş.Cebini de."
İkisi birden gülmeye başladı.
"Yetmişine varacak, halen daha elinde s. kinnen dolaşıyor kart zampara."
"Abla senin istediklerini yapıyo mu? Ona bak.Boşver gerisini."
"Zaten boş veriyom.Gitsin kimle isterse yatıp kalksın.Bi şey değil, hık deyip karının birinin koynunda ölecek."
Tekrar gülmeye başladılar.
"Geçenlerde sana sulandı.Lokum gibi dedi senin için."
Suratı asıldı Filiz'in. Ancak yorum yapmadı. Çalan telefonu açtı.
"Evet benim.Yapıyorum.Perihan Abla mı verdi numarayı?"
Kendi adını duyunca, Perihan araya girdi.
"Kim kız O? "
"Nazlı.Tanıyon mu?"
"Tanıyom, tanıyom.Numaranı istedi benden.Verdiydim."
Filiz konuşmasına devam etti.
"Tamam.Akşam sekizden sonra gelirim."
Sohbetleri oldukça uzun sürdü.Sonlara doğru, Perihan el ve ayak tırnaklarının bakımını yaptırıp Filiz'i uğurladı.Arastaya geçen Filiz, yeni restore edilen Çöllüoğlu Han'ın önünden geçip, ciğercinin önündeki masalardan birine oturdu.Perihan'la sohbete daldıklarından yemek akıllarına bile gelmemişti.Her zaman geldiği yer olduğu için, mekanın sahibi Onu tanıyordu.
"Hoş geldin kızım.Bir mi bir buçuk mu yapayım?"
"Çok acıktım abi.Bi buçuk olsun."
Fısıltıyla devam etti.
"Bi bardakta rakı verir misin abi?"
"Rakı senin köpeen olsun kızım.Hemen vereyim mi?Ciğerlemi getireyim?"
"Hemen ver abi.İki dilim de kaşık kavunu iyi olur."
"İşi çözmüşsün sen."
İkisi de gülümsedi.Telefon sesi, gülmesini kesti. Arayan Halil'di.Tereddüt etse de açtı.Halil tek cümle konuşup kapattı.
"Yakında sürpriz yapacağım sana."
Yanıt vermeden suratına kapanan telefon yüzünden canı sıkılmıştı.Gelen rakı bardağının yarıdan fazlasını ilk dikişte bitirdi.Ciğerci gelip omzuna dokundu.
"İlk yudumda böyle içersen başında bi tasa var demekki.İnşallah hallolur."
"Olacak abi."
İkinci yudumu içerken, belediye başkanı ile yanındaki bir sürü adam yanından geçti.Tüm siyasetçilerin, tanıdık tanımadık herkese yaptığı başla selam verme hareketini, Filiz kendisine yapılınca fark etti.Aynı şekilde başını salladı.Gün batmak üzereydi.Yemeğini bitirip Arastadan ayrıldı.İlk gördüğü taksiye binip gideceği adresi telefona gelen mesajdan okuyarak söyledi.Menteşte geniş bahçeli evin önüne geldiklerinde taksi durdu.Bahçe kapısını açıp içeri girdi.Evin balkonunda onu bekleyen kadının sarhoş olduğunu ayağa kalkarken anladı.
"Hoş geldin Filiz.Geç otur."
Filiz'in fazla oturmaya niyeti yoktu.
"Çok geç kalmayayım eve.İşimi bitirip gideyim."
"Sen bilirsin.Gel içeri."
Balkondan salona geçtiler.Nazlı'nın elleri ve ayaklarının tırnak bakımlarını yapıp parasını bol bahşişle birlikte aldı.
"Ben gideyim.Ne zaman isterseniz gelirim."
"İhtiyacım olunca ararım."
Bahçe kapısından çıktığında, iki elinin tutulup ağzının bir elle nasıl kapatıldığını anlamadı.O'nu sürükleyerek bir arabanın içine soktular.Araba hareket ettiğinde, böğürtü gibi çıkan sesten, Halil'in arabası olduğunu anladı.Ardından, tiksinti duyduğu Halil'in sesi kulaklarına geldi.
"Hoş geldin eski nişanlım.Az sonra kim kimi çıktığı yere geri sokacak göreceğiz."
Tokadı yemeden önce, Filiz'in ağzından tek kelime çıktı.
"Şerefsiz."
Bordo renkli Şahin böğürtüler çıkararak Kalınağıl yoluna devam etti.