Bugun...


PEDİKÜRCÜ FİLİZ (8)
Tarih: 11-08-2025 10:12:14 Güncelleme: 11-08-2025 10:12:14 + -


Telefonda, annesi yalvarırcasına konuşuyordu. "Kızım kurtar beni.Baban öldürecek." "Anne ne oluyor?Nerdesin?" "Evdeyim kızım.Kapıyı kıracak.Öldürecek beni.Bokunu yiyim kurtar beni." Havanın soğukluğuna aldırmadan kısa kollu tişörtü ve pijamasıyla dışarı fırladı.Arabasını çalıştırıp, Mumcular baraj seti üzerinden, Dörttepe köyünün içinden hızlıca Bodrum yoluna çıktı.

facebook-paylas
Tarih: 11-08-2025 10:12

PEDİKÜRCÜ FİLİZ (8)

ALİ GÖNENLİ / ÖYKÜ

Telefonda, annesi yalvarırcasına konuşuyordu.

"Kızım kurtar beni.Baban öldürecek."

"Anne ne oluyor?Nerdesin?"

"Evdeyim kızım.Kapıyı kıracak.Öldürecek beni.Bokunu yiyim kurtar beni."

  Havanın soğukluğuna aldırmadan kısa kollu tişörtü ve pijamasıyla dışarı fırladı.Arabasını çalıştırıp, Mumcular baraj seti üzerinden, Dörttepe köyünün içinden hızlıca Bodrum yoluna çıktı.Kemikler, Akyol,Koru, Pilavtepe kavşaklarındaki trafik ışıklarının hiç birini umursamadan Beçin yol ayrımından annesinin yaşadığı evin olduğu sokağa döndü.Bahçe kapısına vardığında, komşuların toplanmış, evin içinden gelen annesinin feryadını dinlediğini gördü.Kaldırımdan aldığı yarım kilit taşını avucunun içine yerleştirip bahçe kapısından içeri girdi.Körkütük haldeki babası, O'nun geldiğini görünce küfretmeye başladı.

"Bak bak bak.Kırk y. rak artığı kızı, kahpe anasını kurtarmaya gelmiş."

 Elindeki yarım kilit taşını, babasının burnu ve ağzının tam ortasına tüm gücüyle vurdu.

"Senin gibi g.tverenler yüzünden kahpe olduk pezevenk."

  Babası boş çuval gibi yere devrildi.

  Filiz kapıya vurup annesine seslendi.

"Anne kapıyı aç."

  Zavallı kadın, kapıyı açtığında korkudan titriyordu.Yalınayak dışarı çıkıp kızına sarıldı.

"Beni götür kızım  bu kara yerden."

  Annesinin bir kaç eşyasını alıp evden ayrıldılar.Babası umurunda değildi.Komşularının ambulans çağırdığını, ertesi gün karakola gittiklerinde öğrendi.

"Babanın yüzüne kilit taşını vurmuşsun.Doğru mu? "

  Jandarmanın sorusuna  net yanıt verdi.

"Doğru.Kafasını kavun gibi patlatmadığıma dua etsin."

"Neden yaptın?"

"Annemi sürekli dövüyor.Parasını devamlı ben veriyorum.İçkiden, kumardan başını kaldırmıyor.Hiç çalışmıyor.Kahpe  diyerek bana saldırdı.Keşke öldürseydim."

  İfadeyi alan jandarma  benzer soruları Filiz'in annesine sordu.Yanıtlarda benzerdi.Bir ay kadar sonra mahkemeye çağırdılar.Kendilerini savundukları için, mahkeme herhangi bir ceza vermediği gibi babasına uzaklaştırma kararı aldı.Mahkeme çıkışı ana kız keyifleri yerindeydi.

"Kızım, o ayı beni bi daha dövecek olursa, kafasına taşı ben vurayım."

  Dönüş yolunda, Boğaziçi kavşağına yakın mermer deposuna uğradılar.Kışın sert soğuğu geçmiş, bahar havası ortalığa hakim olmuştu.

"Metin abi kolay gelsin.

Çayın varmı?"

"Hoş geldiniz.Az önce demledim.Siz oturun çayları getireyim."

  Küçük ofisin ortasında ahşap masa ve sehpalar vardı.

"Abi bu sehpaların birini bana ver yoksa çalarım."

  Gülümsedi Metin.

"Bana kalırsa çal. Daha değerli olur.Ben yol kenarlarından sürekli meyve çalarım.Daha tatlı oluyor."

"Abi bizim mermerler ne oldu?Barış sorup duruyor."

"Bir kaç güne gelir.Fabrikaya sipariş vereli çok oldu."

"Barış boş kalmasın diye söyledim."

"Kalmaz kalmaz.O'na iş verdim ben."

"Abi, O neden hiç gülmüyo?"

  Metin'in yüzündeki yumuşak ifade kayboldu.Konuşmak istemediği bir konu olduğu belliydi.

"O'nun başına gelenleri biz yaşasak belki kafayı yerdik."

"Ne olmuş ki?"

"Dört kardeşi dağda çatışmada ölmüş."

"Kardeşleri terörist mi Barış'ın?"

"Sen ne dersen de.Sonra köylerini boşaltmışlar zorla.Geçen sene, bir hafta arayla anası ve babası da son nefeslerini verip O'nu yalnız bırakmışlar."

"Bi suçları vardır da boşaltmışlardır o köyü. "

 Gülümseyerek devam etti Metin.

"Sen bahçende sulamadığın için kuruyan çiçeği de suçlu bulursun böyle düşünürsen."

  Söylenen cümleyi düşünüp Metin abisinin yüzüne baktı.

"Sen bana ders vermek için laf soktun ama tam bi şey anlamadım abi.Sen ne dediysen doğrudur.Bakıyorum da Barış'ı pek sevmişsin."

"Bu yaşta acı olgunlaştırmış O'nu.Dürüst, çalışkan insan.Bu dönemde pek karşımıza çıkmayanlardan."

"Abi biz kalkalım.Ercan'ı okuldan alacağım daha."

"Ayağınıza sağlık.Sizin mermerler gelir gelmez Barış'a haber veririm."

  Okulun önüne vardığında Ercan yola yeni çıkmıştı.Koşarak ablasının yanına geldi.Ön tarafta annesinin oturduğunu görünce şaşırdı.Annesi kapıyı açıp oğlunun kolundan tutarak kucağına çekti.

"Gel bura goca daşşaklı oğlum.Ne bekleyip duruyon dışarda?"

" Arabada seni görünce şaşırdım anne.Milas'ta kalacaksın sanıyordum."

  Filiz kardeşine müjde verircesine konuştu.

"Annem artık hep bizimle kalacak.Mahkeme O'na uzaklaştırma cezası verdi."

"Vallaa mı?"

"Evet.Bize yaklaşamaz."

  Annesi bu konuda emin değildi.

"O kara yüreklinin mahkemeyi kaale alacağını sanmam."

  Evlerine gitmek üzere arabayı çalıştırdı.Ucuz diye bilinen marketin önünden geçerken, elinde poşet Barış'ı gördü.Arabanın camından başını uzatarak Barış'a seslendi.

"Merhaba Barış.Nereye böyle?"

  Her zamanki yüz ifadesi ile yanıt verdi.

"Şantiyeye.Yemeklik aldım.Onları yapacağım."

"Gel arabaya. Bırakayım seni."

"Sağol.Yakın yer. Yürürüm. "

"Sen bilirsin, " deyip arabayı hareket ettirdi.Eve vardıklarında, annesi hemen yemek hazırlamaya başladı.

"Anne az işim var.Yemeğe yetişirim ben."

"Tamam kızım.Bi saate kalmaz hazır olur."

  Dışarı çıkıp yürümeye başladı.Barış'ın kaldığı şantiye binasına varması on dakikayı bulmamıştı.Soğukta üşümesin diye soba alıp gönderdiği günden bu yana uğramamıştı.Odaya çıkma da olsa bir kapı takmıştı.Küçük odayı mutfak yapmış, yemekle uğraşıyordu.Kullandığı odaların alçı ve boyaları yapılmıştı.

"Demek alçıcılar sana torpil yapıp önce buraları yapmışlar."

 Barış hazırladığı yemekten başını kaldırmadan konuştu.

"Ben yaptım."

  Gözleri şaşkınlıktan irileşerek konuştu.

"Sen bu işlerden anlıyor musun?"

"Hee.Kalıp demir hariç inşaatın her işini yaparım."

 İzin almadan Barış'ın odasına girdi.İlk gördüğünde duvarlarında sıvası yapılmayan odanın yerinde pırıl pırıl bir yaşam alanı vardı.Duvarlardaki resimlerin kardeşleri ile anne babasına ait olduğu belliydi.Barış'ın yanına döndü.

"Kusura bakma sormadan girdim odana.Sen ne becerikli adamsın."

"Sağol"

"Yaptığın ne?"

"Musakka."

 "Tek kişi yaşıyorsun ve musakka mı yapıyorsun? "

"Canım istedi."

"Tamam tamam.Bu günlük bu kadar şaşırmak yeter bana.Anneme söz verdim yemeğe geleceğim diye.Musakkayı daha sonra sırf tadına bakmak için yaptıracağım sana.Hadi sana afiyet olsun."

  Şantiyeden çıktığında kafasını sallaya sallaya mırıldanarak eve geldi.Kapıyı açıp içeri girdiğinde gelen mesajın sinyalini duydu.Mesaj Mustafa'dandı.

"Akşam ofise geleceğim.Ona göre plan yap."

 Kısa bir cümle ile yanıt verdi."

"Bu gün gelme kanamam var."




Bu haber 2678 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÜLTÜR-SANAT Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
YUKARI