Gündemin insanları bunaltan haberlerinden biraz olsun kurtulmak için yaşadığım bir olayı sizlerle paylaşmak istedim.
Uzun yıllar önce, ortaokula giden kızım, öğle arasında eve gelirken peşine minik bir yavru kedi takılır. Sokakta dolaştığı için rengi kirli beyaz olan yavru kedi eve kadar kızımı takip eder. Hepimiz kedi sever olduğumuz için yavru kediyi eve aldık, hemen ılık su ve şampuanla yıkadık, kuruladık ve kedi bembeyaz oldu. Sonra veterinere götürdük; iç ve dış parazit aşısını ve diğer aşılarını yaptırdık. Kızım, yavru kediye 'Minnoş' adını verdi. Minnoş, oyunlarıyla bizlere mutluluk kaynağı oldu.
Zamanla iyice büyüdü ve bir gün evden kaçtı. Bir iki gün sonra eve geldi ve sürekli uyuyordu. Zamanla karnı büyüdü.
Yaz tatili olunca hep birlikte yazlığa gittik.
Minnoş'un doğum zamanı gelince yerini hazırladım. Doğum başlayınca bir eliyle divanı tutuyor, diğer eliyle benden destek alıyordu. Kendisi gibi bembeyaz bir yavru doğurdu, onu yaladı ve emzirmeye başladı. Yarım saat sonra yine kasılmaya başladı ve yine benden destek alarak ikinci yavrusunu doğurdu ve gri renkliydi. Doğum olayı bitti diye düşündüm ve yattım. Ama Minnoş, yarı doğurmuş bir durumda yanıma geldi ve beni uyandırdı. Yine benden kuvvet bularak üçüncü yavrusunu doğurdu. Onu da yalayıp canlandırdı; hepsini emzirirken rahatladı ve uyudu. Ben de rahatladım ve uyudum.
Sonraki doğumlarında Minnoş, hep benden destek alarak doğum yaptı. Hep ilgi ve yardım isteyen asil bir kediydi.
Ankara kedisi olan Minnoş'un her yavrusundan biri 'Van Kedisi' gibi renkli gözlü olurdu; biri mavi, diğeri bal rengi ama kulağı sağırdı. Oysa, Van kedileri duyarmış.
Daha sonra iki dişi kedimiz daha oldu. Bir defasında üç kedimiz de aynı anda doğurdu ve hepsini sahiplenditdik. Böylece hem biz çok mutlu olduk, hem de yavruları alan aileler ve çocukları.
Minnoş, çok güzel bir anne olduğu için diğer kedilerin yavrularını da emzirdiğinden bir süre sonra şekeri düşer ve hasta olurdu.
En sonunda hepsini kısırlaştırdık ve yine evimizin bireyi olmaya devam ettiler.
Hayvan sevgisi ile büyüyen çocuklar, hayatlarında daha mutlu ve başarılı olurlar.
Sokak hayvanlarına bir kap su ve yem verelim. Onlara yapılan iyilik, mutlaka iyilik ve mutluluk olarak geri gelecektir.
Başımdan geçen bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum:
Yazlıkta iken denizden eve dönerken rahmetli eşimle birlikte arabayla ana yola çıkmak için ikimiz de bir sağa, bir sola bakıyorduk. Araba yokken ana yola girince anında sıfır bir şekilde yanımızdan son sürat bir araba geçti. Eğer çarpsaydı arabamız ve bizim pestilimiz çıkacaktı. Bu olaydan çok korktuk ve uzun süre etkisinden kurtulamadık.
Çocuklarımıza hayvan sevgisi konusunda örnek olalım.
Sokak hayvanlarına eziyet edenlere en ağır ceza verilsin. Bizler, büyüklerimizin şu sözüyle büyüdük:
" Bir kedi öldürenin, yedi tane cami yaptırması gerekir."
Eziyet eden, öldüren değil; seven ve yaşatan olalım ki, mutluluk ve iyilik olarak olarak bize dönüşü olsun