Bugun...


Osman Akın ile Datça'nın Dünü ve Bugünü Üzerine (34)
Tarih: 15-03-2026 00:05:42 Güncelleme: 15-03-2026 00:05:42 + -


İnsan malzemesi de önemli. Kent konseyi, sadece derneklerin bol bol konuşup, işte toplanıp, bir çay içip dağıldığı atıl bir yer olursa belediye başkanı ne yapsın? Başkan, 'Bana şunu hazırlayacaksınız' diyemez ki kent konseyine. Ricacı olur ama esas iş kent konseyinin kendi içinden çıkmak durumunda. Oradaki beyinler üretmek durumunda.

facebook-paylas
Tarih: 15-03-2026 00:05

Osman Akın ile Datça'nın Dünü ve Bugünü Üzerine (34)

MEHMET ERDAL
(Otuz Dördüncü Bölüm)
KENT KONSEYİ, DATÇA'NIN ALDIĞI GÖÇ İLE BAĞLANTILIDIR
Bu noktada merak ettiğim şu: Kent konseyi baştan beri Datça'da var ama Muğla'nın bazı ilçelerinde, örneğin Ula'da, bildiğim kadarıyla Yatağan'da, yani CHP'li belediye başkanlarının olduğu bazı yerlerde yok. CHP'yi sosyal demokrat düşünceyle eşleştirirsek, buralardaki CHP'li belediye başkanları gerçekte sosyal demokrat mı değil yoksa Datça'nın öznel durumu ilk andan itibaren kent konseyinin var olmasında belediye üzerinde bir baskılanma mı yarattı? Hangisi?
“'Çünkü biz Datçalıyız. Datçalı böyledir.' demeyi çok isterdim. Bu çok gurur okşayıcı bir cümle olurdu ama iş öyle değil. Datça'nın aldığı ve almaya devam ettiği, ki bu Datça'nın avantajıdır, kaliteli göçten kaynaklanıyor, bu durum. Hatırlarım, 12 Eylül sonrasında burada öyle insanlar görüldü ki daha yüzüne bakınca o insanın çok bilgili, çok kültürlü, iyi eğitim görmüş kaliteli bir insan olduğu belli oluyordu. Dolaşırlardı, bir süre. Sonra kaybolurlardı. Çok sonra öğrendim ki burası, adalar üzerinden Avrupa'ya geçiş noktalarından biriymiş, sahil güvenliğin vs. olmayışından kaynaklı.
Bodrum'da da mesela kent konseyi baya eskidir. Bodrum da çok güzel ve kaliteli göç alıyor eskiden beri; okumuş yazmış, bilgili kültürlü, görmüş, proje üretebilen, yabancı dil bilen, dünyayı tanıyan, toplumsal mücadeleler içerisinde çok bulunmuş, geldiği yerde Kadıköy'de, Eskişehir'de, Çankaya'da bu tip olaylarda çok sonuçlar alabilmiş insanlar geliyorsa bu yerlere, mesela Marmaris'in, Fethiye'nin aldığı bu tip göç bir tık daha azdır. Datça'nın Can Yücel'in, Bodrum'un Halikarnas Balıkçısı'nın (Cevat Şakir Kabaağaçlı) da etkisiyle almış olduğu kaliteli göçten kaynaklı oluşmuş insan malzemesi, zenginliği bu vakalarda hem bir mücadele bilinci, geri adım atmama, kolay kolay pes etmeme, azarlandığı zaman karşılık verme duruşu olan insanlar, hem de bir gelenek olarak bu işleyişten geri adım atmak istemeyen dernekler diyeyim, bu yerlerde işleyen, sonuç alan, fayda da üreten yapılar haline geliyor, ben öyle söyleyebilirim sana. Ula'nın derneklerinin ve insan malzemesinin seviyesi ile buranınki farklı. Burada kent konseyindekilere bakarsan, önemlice bir kısmı büyükşehirden buraya artık biraz dinlenmeye gelip gene de bir sorun gördüğü zaman elini taşın altına sokmaktan çekinmeyen insanlar çaba harcıyorlar, Aytekin (Erdoğan), Orhan Keskinsoy, Bülent Sancaktar başta olmak üzere, mesela. Bu insanlar Datça doğumlu falan değiller. Tülay (Özberk) ve Hayriye (Yılmaz Balkan) hanımlar, buralı.”

KENT KONSEYİ, 2+2'Yİ=5'E ÇEVİREBİLİYORSA İŞ O ZAMAN DEĞİŞİR
Yani, sadece belediye başkanının kent konseyine pozitif bakması yeterli değil.
“İnsan malzemesi de önemli. Kent konseyi, sadece derneklerin bol bol konuşup, işte toplanıp, bir çay içip dağıldığı atıl bir yer olursa belediye başkanı ne yapsın? Başkan, 'Bana şunu hazırlayacaksınız' diyemez ki kent konseyine. Ricacı olur ama esas iş kent konseyinin kendi içinden çıkmak durumunda. Oradaki beyinler üretmek durumunda. Çünkü, belediyenin zaten sorunlara kafa yoran, çözüm üreten organları var. Encümeni var, meclisi var, alt bölümleri var, sosyal bölümleri var. İşte kültür işlerinden, halkla ilişkilerinden tut da kendi bütçesi var, imkanları var. Belediye, kendi kendine yeterli bir yapı, dönen bir yapı. Öyle olmak zorunda. Kent konseyi olmasa da işliyor ama kent konseyi 2+2=5'e çevirebiliyorsa, iş o zaman değişiyor. Yani, aritmetiğin bir adım üstüne çıkabiliyorsan sinerjiyle, yani normal koşullarda ayrı ayrı yapacakları verimden bir araya gelindiğinde daha fazla değer, hani Karl Marks'ın artı değer teorisi vardır ya, üretebiliyorsan, o zaman amacına ulaşmış demektir. Yani, bir de sonuç alındığını gören diğer insanlar, diğer dernekler bu mekanizmaya daha fazla omuz verdiği zaman çok daha iyi işliyor. Belediye şu anda gidip de Kurubük'te eylem yapamaz.”
Toplumda onu isteyen, o eylemi yapmak isteyen bir iradenin, gönüllü bir birlikteliğin oluşmuş olması gerekiyor.
“Belediye tek başına yapmak istese ve 20 kişi ile gitse ses getiremez ama kent konseyi gidip de orada 500 kişiyi aynı anda insan zinciri yaptırdığı ve basın da bunu fotoğrafladığı zaman, başkan da 'Destekliyoruz, doğru yapıyorlar' dediği zaman A Haber'e çıkarsın, ana manşete çıkarsın, o da ses getirir. 'Sinerji' dediğim şey budur. Kent konseyinin fonksiyonu burada devreye girmekte. Eski Roma'nın sembolü vardır, Roma Lejyonları savaşa giderken sancakların dışında bir tane de Lebris diye bir balta taşırlar. Tek yüzlü bir baltadır normal ama baltanın etrafına hayıt değnekleri sarılmıştır.”
Bilmiyordum.
“Komple hayıt değneği sarılmıştır, belki 30, 40, 50 tane, koca bir gövde yapar. Ağır değildir ama görüntü olarak değişiktir. Onun anlamı şudur: Normalde bir tane hayıt değneğini tak diye kırarsın. İkiyi, üçü kırarsın. Haydi 10 tane hayıt değneğini aynı anda kırmaya çalış bakalım. O kırılganlık bir anda çeliğe dönüşür.”

KENT KONSEYİ, “BİRLİKTEYKEN GÜÇLÜYÜZ” DEMEKTİR
Ben, Romalılardaki bu baltanın başka bir anlamını, “Faşizm” kelimesinin kökenin aslında “Fasces” diye adlandırılan Roma baltasından geldiğini biliyordum.
“O baltadan geliyor ama o baltanın etrafına sarılı olan dal demeti, odur. Roma Lejyonlarının savaşı kazanma nedeni her birini teker teker Süpermen oluşu, işte silahlarını çok iyi kullanmaları vb. değildir. Bunlar, 'Kare formasyonu' olarak savaşırlar. 'Falanks' dediğimiz kalkanlarla yanları ve üstü kapatırlar, ok-mızrak işlemez. Kalkanları kullananlar bütün içeridekileri de korur ve içeridekiler uzun mızraklarıyla aradan saldırı yapar. Her zaman 'Çizgiyi koru. Çizgiyi koru' diye tekrarlanan komut budur. Bozmayacaksın formasyonu. Bir arada ve bu şekilde kaldığın zaman, hiç birisi zarar görmez.”
Her şeyi yaparsın.
“Mesela kalkan açılır, mızrağı düşmana sokar, tekrar kapatılır. O işbirliği ile hattı korumak, baltanın etrafındaki dalların anlamı da odur. 'Birlikteyken güçlüyüz. Tek isen kırarlar.' Kent konseyi budur.”
Anladım.
“Tek başına bir güzelleştirme derneği, cami yaptırma derneği, turizm derneği, çevre derneği kendi konusuyla ilgili ses getirir ama bir araya geldikleri zamanki ses, o koronun gücü, hangisinin sorunu varsa onun verebileceğinin on katı ses verir. Bu sesi boğmaktan bir şey kazanmazsın. Yani ego tatmini peşinde değilsen, o sesin düşük kalmasına izin vermeyecek, aksine destek olacaksın. Ki bazen senin bağırmanın uygun olmayacağı yerlerde senin adına, senden önce gider o bağırır ve o ölçüde etkisi olur. Bazı vakalarda yaşadık bunu.”
Çok iyi oldu. Kent konseyi konusunda iyi bir söyleşi oldu. Konuyu bu noktaya getirdik. Bu konuda ekleyebileceğin daha başka şeyler var mı?
(Devam edecek)



Bu haber 575 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SÖYLEŞİ Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
YUKARI