17 Eylül 2026 Perşembe günkü Cumhuriyet Gazetesi'nde okuduğum 'Askıda Tost' kampanyası haberi çok ilgimi çekti.
Şimdiye kadar,
'Askıda Ekmek',
'Askıda Fatura' uygulamasını duyduk ve gördük ama
'Askıda Tost' uygulamasını ise yeni duydum.
*
Sivas merkezde, Dört Eylül Ortaokulu'nda kantin işletmeciliği yapan Ümit Alpan, ihtiyaç sahibi öğrenciler için 'Askıda Tost' uygulamasını üç yıldır yaptıklarını, ihtiyacı olan öğrencilerin okul tarafından belirlendiğini ve onların diğer öğrencilerle sıraya girip tostlarını aldıklarını ve incinmediğini belirtiyor. Masraflarını eş dost ve yurt dışındaki dostların karşıladığını, veren elin alan eli görmediği bir sessiz dayanışmayla çocukların yüzünü güldürmeye devam ettiklerini söylüyor. Kantinini işleten Ümit Alpan, "Dünyadaki en güzel yer bir çocuğun kalbidir diyerek tam iki yıldır bir çocuğun tebessümüne gölge düşmesin, hiçbir evladımız arkadaşına bakıp iç çekmesin diye böyle bir kampanya başlattım" diyor.
Yine aynı günkü gazetede Figen Atalay'ın haberine göre, Eğitim Reformu Girişimi'nin(ERG) hazırladığı "PİSA 2025 Bulgularının İlk Değerlendirilmesi" başlıklı raporda Türkiye'de öğrencilerin yüzde 41.6'sı en az bir tür yoksunluk bildirirken, bu oran OECD genelinde yüzde 11.6. Fark özellikle maddi yoksunlukta belirginleşiyor. Türkiye'de öğrencilerin yüzde 34.3'ü maddi yoksunluk yaşarken OECD ortalaması 7.0
Bu bulgu, çocukların yaşadığı somut ekonomik kısıtlılıkların eğitime etkilerinin değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. (1)
*
2026-27 Eğitim- Öğretim Yılı bu hafta başladı ama okula giden çocukların aç karınlarından çıkan zil sesi, okulun zil sesini bastırmış durumda.
Hayat pahalılığının artması nedeniyle geliri az ama gideri çok olan aileler çocuklarının okul masraflarını karşılayamaz durumda. Küçük çocukların beslenme çantaları boş. Büyüklerin pek çoğu ise yeterli harçlıkları olmadığı için kantinden istediklerini alamıyorlar. Yeterli ve dengeli beslenemeyen öğrenciler de aç oldukları için dersi iyi anlayamıyorlar. Büyüme çağındaki çocuklarımızın boyları uzamıyor ve gelişemiyorlar. Geleceğimizin güvencesi olan çocuklarımızın bu sorunu ülkemizin gerçek beka (varoluş) sorunudur.
Çocuklarına değer vermeyen ülkelerin geleceği karanlıktır.
Çin, Japonya gibi Uzak Doğu ülkelerinde ve Avrupa ülkelerinde eğitim ücretsizdir. Japonya'da ilkokul öğrencileri, okulda sabah kahvaltısını yapıyor, (2 tane yumurta veriliyor) derslere geçiliyor, sonra öğle yemeğini yiyorlar ve uyku molası veriliyor; sonra yine ders görüyorlar ve evlerine gidiyorlar.
Japonya'da ilkokula başlayan çocuklar, ilk önce atom bombalarının atıldığı, binlerce insanın öldüğü ve harabe durumdaki Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine götürülüyor, "Çalışmazsanız, sonunuz böyle olur" deniyor. Çocuklar şok geçirerek eğitim-öğretim yılına başlıyorlar ve çok çalışarak başarılı oluyorlar ; tabiki ailelerinin ve devletin desteğiyle.
Bizde de ilkokula başlayan çocuklara Çanakkale ve Dumlupınar Şehitliği gezdirilebilir.
Ülkemizde, ailelerin çoğu yoksul ve açlık sınırının altında yaşıyor; çocuklarının eğitim masraflarına yetişemiyor; devlet de bir öğün ücretsiz öğle yemeğini vermiyor.
Aç olan çocuğun aklı derste değil, yiyeceklerdedir.
Bizim çocuklarımız, başka ülkelerin çocuklarından değersiz değil. Onlara gereken değeri verelim. Karnı tok öğrenci dersini daha iyi anlar, daha iyi çalışır, sportif faaliyetlerle zararlı alışkanllıklardan uzak durur; iyi bir geleceği olur ve dolayısıyla ülkemiz daha iyi bir konumda olur.
İyi beslenen, iyi eğitim alan çocuklarımızın dünya çapındaki bilimsel yarışmalarda çok önemli başarılar kazandıklarını duyunca gururlanıyoruz.
Başka ülkelere ve milletlere çeşitli konularda yardım eden zengin bir devletimiz var. Bu zenginliğin birazını da çocuklarımıza okullarda bir öğün ücretsiz öğle yemeği vererek gösterelim. Çocuklarımız, bizim geleceğimiz.
Sivas'ta bir okulda kantincinin başlattığı, hayırseverlerin desteklediği "Askıda Tost" olayını yaygınlaştırıp tüm ülkeye yayalım.
Devlet yetkililerini, Milli Eğitim Bakanı'nı, Vali ve Kaymakamları, Belediye Başkanları'nı, Odaları, Sivil Toplum Kuruluşlarını, Siyasi Partileri ve duyarlı insanları bu sorunun çözümü için sorumluluk almaya davet ediyorum.
Milli Mücadelenin temeli, nasıl 4-11 Eylül 1919 tarihinde toplanan Sivas Kongresi'nde atıldıysa, durumu iyi olmayan öğrenciler için Sivas
4 Eylül Ortaokulu'nda başlatılan ücretsiz tost uygulamasının da tüm ülke okulları için seferberliğe dönüştürelim.
*
Atatürk ve Ayakkabısız Kız!
Atatürk, çocukları çok önemserdi. Bir gün köyleri gezerken ayakkabıları olmayan bir kız çocuğuyla karşılaştı. Bunu gören Atatürk, çocuk için kendi ayakkabılarını çıkarıp verdi ve yanındakilere,
"Geleceğe yürüyecek olan ayaklar, benimkinden daha fazla korunmaya ihtiyaç duyar." dedi.
Bu olayda olduğu gibi Atatürk'ün çocuklar ile ilgili sözleri O'nun çocuklara olan sevgisini ve saygısını göstermektedir. (2)
*
Egemenliğin millete ait olduğu TBMM'nin açılış tarihi olan 23 Nisan'ı geleceğin egemenleri olan çocuklara bayram olarak armağan etmiştir.
Çocuklarımızın yüzünün güldüğü, geleceğe umut ve güvenle baktığı bir Türkiye'ye ulaşmak umuduyla.
Yazımı Atatürk'ün iki sözü ile bitireceğim:
"Bir milletin geleceği,
o milletin çocuklarının sağlıklı ve iyi eğitim görmesine bağlıdır."
"Çocukları sağlıklı ve bilgili yetiştirilmeyen uluslar, temeli çürük binalar gibi çabuk yıkılırlar."
Kaynak:
(1) - 17 Eylül 2026 Perşembe tarihli Cumhuriyet Gazetesi.
(2) -novakıdschool. com