Bugun...


EYLÜL NUR KÜÇÜK

facebook-paylas
Kurtuluş Savaşının Kadın Kahramanları
Tarih: 17-11-2025 12:54:00 Güncelleme: 17-11-2025 12:54:00


 Bu hafta Ayşe Kulin’in ‘Aylardan Kasım Günlerden Perşembe’ kitabını okudum. Bu kitap beni hem derinden etkiledi hem de Kurtuluş Savaşı ve Atatürk'ün o dönemine dair, uzun süre etkisinden çıkamayacağım anıları paylaştı benimle, bende içeriğinde beni en çok etkileyen kısımları kısa alıntılar şeklinde sizinle paylaşmak istedim.

 Çok az kişi bilir Kurtuluş Savaşı süresince bir avuç eğitimli kadının, cephelerde sargı bezi hazırlamak, yara sarmak askerlerin yemeklerini pişirmek, bulaşıklarını yıkamak gibi işleri kotarmak ve ayrıca yöre kadınlarını da bu işler için örgütlemek üzere İstanbul’dan kalkıp cepheye koştuklarını.

 İstanbul’da Haliç’teki Feshane binasında işgalci İngilizlerin kilit altında tuttuğu silahların cepheye ulaştırılmasında kadınlarında çok önemli katkıları da olduğunu bilirim ben.

 Cesaretlerini her hatırlayışımda kalbim onlara karşı derin bir minnet duygusuyla çarpar çünkü çok ince ayrıntılarla düşünülmüş, tehlikeli bir silah kaçırma operasyonunun başarıyla sonuçlanmasında katkıları çok büyüktür.

 Kurtuluş Savaşımızın bu sayfasını anmak bana çok keyif verdiğinden daha yeni anlatmıştım, Birinci Dünya Savaşı’nda aynı tarafında savaştığımız için, Almanya’dan beni tedaviye gelen Alman doktorlardan birine.

 Şöyle olmuştu; İstanbul işgal altındayken, ordumuzu dağıtıp silahlarını gasp eden işgalci İngilizler, bu silahları Haliç’teki Feshane binasına depolamışlardı, binanın kilitli kapıları önünde silahlı İngiliz askerleri gece gündüz nöbet tutuyorlardı. Cephede savaşan bizler, bu silahlara acilen ihtiyacımız olduğu için her şeyi göze alıp tehlikeli bir plan yapmış, İstanbullu cambazlarla anlaşmıştık.

 Feshane binasının deniz tarafına çalışırken motoru çok gürültü çıkaran bir tekne getirttik. Kaptanı teknenin motorunu hava karardığında çalıştırmaya başladı ki deniz tarafından gelebilecek sesleri bastırsın.

 Gece yarısından sonra İngiliz askerleri cadde tarafındaki ana kapıda nöbetteyken, deniz tarafından bahçeye sızan cambazlar Feshane binasının damına tırmanmış, damın kiremitlerini tek tek sökerek damdan depoya doğru bir yol açmış, iplerle silahların bulunduğu alana inip silahları teker teker elden ele geçirerek önce dama, damdan da yine elden ele bahçeye tasviye etmişlerdi. Bahçedeki gönüllü kahramanlarda bu silahları sahile yanaşmış sandallara yükleyip, açıkta bekleyen balıkçı takalarına ulaştırmışlardır. Dikkat çekmemek için köhne balıkçı takalarıyla denizden yollanan silahlar İnebolu’ya doğru yola çıkmıştır.

 Bu balıkçı takaları dışarıdan bakanlar için, bereketli bir avın sonunda evlerine dönen yorgun balıkçılardı ama düşmana yakalandıkları takdirde vatan uğruna ölümü göze almış kahramanlar sıfatıyla şehit olacaklardı.

 Neyse ki sakin bir akşamdı, rüzgâr yoktu. Tanrım korumuş onları.

 Şimdi gelelim bu silahları İnebolu’da teslim alıp cepheye sevk etmeyi üstlenen kadınların kahramanlıklarına: Gözü kara köylü kadınlarını, İstanbul’dan vatanın kurtuluşu için Anadolu’ ya geçmiş bir avuç kadın örgütlemişti. Kazasız belasız İnebolu’ya ulaşan silahları, takalardan indirildikten sonra kağnılara istifleyenler de Anadolu’nun bu kahraman kadınlarıydı. Silahların üstüne çuvalları, çuvalların üzerine soğanlarla patatesleri yaydılar. Soğanlarla patateslerin üzerine serdikleri örtülere kundak bezlerine sarılı, ağızları emzikli bebeklerini yatırdılar ve o kağnıları çeken öküzleri alacakaranlıkta savaş noktasına yönlendirdiler.

 Görünüşte, bebekleri ve mahsulleriyle pazardan veya tarladan eve dönerken yollarını kaybettikleri için karanlığa kalmış köylü kadınlardı.

 Gerçek ise vatan savunmasında en önemli unsur olan silahları cepheye ulaştırmak amacıyla İstanbul’dan cepheye koşmuş şehirli kadınlar ve onlar kadar cesur köylü kadınlardı.

 Patateslerle soğanların üstünde uyuyan bebeklerin altında silahların olabileceği, yolu kontrol altında tutan işgalci muhafızlar dahil hiç kimsenin aklına gelmemişti ve böylece İstanbul’da cambazların marifetiyle başlayan macera, İnebolu’da silahları teslim alan köylü kadınların cesaretiyle menzile ulaştırılmıştı.

 Beni en çok çarpan da bu oldu:

 Bir tarafta Feshane'nin damını delip silah kaçıran cambazların soğukkanlılığı, diğer tarafta o silahları kağnıda, patateslerin altında saklayan kadınların yaratıcılığı.

 Ama en inanılmazı, o silahların üzerine, düşman askerlerinin aklına bile gelmesin diye kendi bebeklerini, ağızlarında emzikleriyle yatırmaları...

 Bir vatanı kurtarmak için kendi evladını "kalkan" yapan o kadınların cesaretinin yanında, söylenecek başka ne kalır ki?



Bu yazı 382 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI