Bugun...


Adnan ERKUŞ Em. Akademisyen

facebook-paylas
Sivrisinekler Bataklığın Ürünüdür!
Tarih: 23-04-2026 00:13:00 Güncelleme: 23-04-2026 00:13:00


Olumsuz toplumsal ve bireysel sonuçlar, sadece sonuçtan hareketle ele alınamazlar. Çünkü o sonuç davranışı ortaya çıkaran ekonomik, sosyal, siyasal, hukuksal, eğitimsel vb ortam ve koşullar temelde belirleyicidir. Eğer ortam bir bataklığa dönmüşse, sivrisineklerle uğraşmak hiçbir şey ifade etmez. Ha, en olumlu koşullarda da bazı bireysel olumsuz sonuçlar ortaya çıkmaz olur mu, elbette çok az da olsa görülebilir; ama böyle bir durumda bireysel ve ailesel sorunlar için zaten gerekli destek ve onarıcı mesleklerde bulunanlar (klinik psikologlar, psikolojik danışmanlar, psikiyatristler) ve elbette kurumsal yapılarınız olursa onu da en aza indirirsiniz. Ancak, koşullar batağa döndüğünde, bu bataklığı kurutmak yerine güvenlikçi, yasaklayıcı “sözde önlemlere” başvurursanız, bugün olmasa yarın benzer olumsuz durumları üstelik daha da fazla bir şekilde yaşamaya devam edersiniz.

Akran zorbalığının artması üzerine bu köşede, 18.02.2026 tarihinde “Çocuklarımız Durup Dururken Bu Duruma Gelmediler” başlıklı bir yazı yazmıştım. Akran zorbalıklarının artması, okullarda yaşadığımız çocuk katliamlarının ne yazık ki habercisiydi.

Eğitimin hızla içi boşaltılmış, laik ve çağdaş eğitimden uzaklaşılıp dinsel ağırlıklı niteliğe dönüştürülmüş; çocuklarımız bilim yerine “ilim”le merak edemez, sorgulayamaz duruma getirilmiş; küçücük kafaları aydınlıkla doldurulacağına, henüz ne olduklarını anlayamadıkları “öbür dünya, günah, cehennem ateşinde yanmak, ölü gömme” gibi korkularla yüzleri gülmez duruma gelmiş; diplomasızlar, sahte diplomalılar, iki günde ortaya çıkan profesörler, soru çalmalar vb ahlâk, liyakat, hukuk, vicdan çökmesiyle dumura uğratılmışlardır. Çocuklarımızın gelecek umutları yok edilmiş, çaresizlik içinde yaşar hale gelmişlerdir.

Çocuklarımız, bu toplumun birer parçası, aileleri de öyle… Ana-babası sendikaya geçti diye işten atılan veya muhalif olduğu için tutuklanan, gittikçe açlık içinde yaşamakta olan insanların çoğaldığı bir toplumsal yapıyı kimler üretti? Genç işsizliği bugün %30’lara dayanmıştır! “Nas” ve KKM’nin ülkeye bedeli milyarlarca dolar olmuştur, muhalefete yapılan abuk operasyonların bedeli ise 60 milyar dolar olarak açıklanıyor. Emekliler aç, asgari ücret açlık sınırının altında ve çalışanların %70’i asgari ücret alır hale getirildi. Çocuklarımıza verilen öğle yemeği de kaldırıldı, ceplerinde para olmadan okula gidiyorlar,  dedelerinden harçlık alamıyorlar. Her yerdeki yoksulluğu çocuklarımız görmüyorlar mı? Mafya liderlerine, hırsızlara bir şey yapılmaz, hatta salıverilirlerken, bu durumu eleştirenlerin içeriye atıldığını görmüyorlar mı? Hukukun rafa kaldırıldığını ama birilerine hiç dokunulmadığını o sosyal medyadan izlemiyorlar mı? Mafya denen sülük yapının içine çocuklarımızın nasıl ve neden itildiği o kadar ortada ki! Abuk TeVe kanallarında abuk mafya, aşiret, yanlış tarih dizilerini ve oradaki silahları, insanların öldürülmesini muhalifler mi üretiyorlar ve izlettiriyorlar? RTÜK denen sansür kurulu bunları görmüyor mu, sadece muhalif kanallara ceza yağdırmakla meşgul değil mi? Hak ettikleri ücretlerini alamadıkları için yürüyen maden işçileri dövülüyor, gözaltına alınıyor; madencilerin ve diğerlerinin çocukları bunları görmüyorlar mı sanıyorsunuz?

Bireysel uyum ve patolojik sorunlar için zaten okullarımızda psikolojik danışmanların, psikologların olması gerekir; niye atanmıyorlar? “Manevi danışman” diye ne olduğu bilinmeyen, hiçbir eğitsel bilgi ve becerisi olmayan kişiler okullara sokulursa sonuç böyle olur ne yazık ki!

Suçlu olan çocuklarımız veya sosyal medya değildir; o dizileri yaptıran sizler, sosyal medyadaki abuk oyunları sırf kendi rahatı için denetlemeyen veliler ve yine devlet kurumları değil mi? Sosyal medya, çağımızın kaçınılmaz aracıdır, yerinde ve uygun kullanılırsa tam tersine çocuğu geliştirir.

Sevgi dolu çocuklar ve okul ortamı için kapılara polis koymak gerekmez, tam tersine çocuklar için daha da olumsuz sonuçlara yol açar.

Yaşadığımız acı olaylardan sonra ne yazık ki TeVe kanallarında, ben şahsen hemen Türk Psikologlar Derneği veya Türk Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Derneği’nden hiçbir uzmanı göremedim; varsa da yoksa da güvenlikçiler vs… Muhalif partiler de işin temelini oluşturan çürümüşlüğü ve ülkeyi bugünlere getiren koşulları ele almak yerine, okul kapılarına güvenlikçi atamayı önermekle meşguller… Olumsuz koşulları yaratanların, yaşananlardan kendilerini sorumlu tutacaklarını mı sanıyorsunuz? Depremler, maden göçükleri, seller vd durumlarda ne söylediklerinin örnekleri halâ belleklerde…

Dilerim ki bu acı da bir “fırsata” çevrilmez. Umarım ki hiç hoşlanmadıkları sosyal medyayı yasaklamak, her yeri güvenlikçilerle doldurmak, okullarımıza “manevi danışman”ları (!) yığmak vb için bu acı bir araç olarak kullanılmaz.

Okullarımızın, çocuklarımızın, öğretmenlerimizin, velilerimizin, emeklilerimizin, işçilerimizin, köylülerimizin daha fazla zat-u rapta ve yoksulluğa değil; sevgiye, işe, doymaya, barışa, adalete, kardeşliğe, özgürlüğe gereksinimleri var… Balonu daha fazla sıkıştırırsanız patlar…

 



Bu yazı 112 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI