Bugun...


EYLÜL NUR KÜÇÜK

facebook-paylas
Yol Ver Deniz
Tarih: 19-09-2024 15:24:00 Güncelleme: 19-09-2024 15:24:00


Bazı isimler vardır şehirler ile özdeşleşen ve birlikte anılan Halikarnas Balıkçısı’ da bu isimlerden biridir. Bodrum’ u Cevat Şakir Kabaağaçlı olmadan anmak tarihe büyük bir ayıp olur. Gerçi Kabaağaçlı Bodrum’ un şu anki halini görse bu durumdan memnun olur muydu? Tartışılır…

 Biz Bodrum’ a kattığı değerleri konuşalım. Sadece sahip olduğu doğal ve tarihî güzellikleriyle değil; asıl olarak kültürel değerleriyle ünlenmiş bir kenttir. Kabaağaçlı, burada doğmuş olmasa bile 1925 yılında yazdığı bir yazı yüzünden sürgün olarak geldiği kentle bütünleşmiş ve kentin 1925 ile 1970 yılları arasındaki dönemi kültürel olarak oldukça başarılı biçimde aktarmıştır. “Balıkçı’yı Halikarnas’a, Halikarnas’ı Balıkçı ’ya sor” sözü, yazarın kente yaptığı katkıları ve kentin kendi üzerindeki etkilerini özetlemekte.

 İyi bir yazar ve çok yönlü bir sanatçı olan Kabaağaçlı bütün yaşam biçimiyle ele alınmalı, yazarın varlıklı ve soylu bir aileden gelmesi ve iyi bir eğitim alması bu yaşam biçimine katkıda bulunmuştur. Ancak Bodrum’da bulunduğu dönemde balıkçılık, bahçıvanlık ve turist rehberliği gibi ilginç işlerle uğraşmış olması da onun insan ve doğa ile barışık olan alçakgönüllü bir kişilikte olduğunu gösteriyor.

 Yazar kişilik gelişiminde Bodrum’un ona çok büyük bir katkı sağladığını burada bulunduğu dönemde ‘savaşan bir general’ gibi hissettiğini söylemiştir, bana kalırsa böyle hissetmesinin sebebi kültürel olarak Bodrum’a bir şeyler katma çabasından dolayıdır. Kalebent şehri olan Bodrum, sonradan net ve iddialı hedeflerini gerçekleştireceği büyük ve verimli bir bahçeye dönüşür. O yıllardaki Bodrum’u güzelleştirme isteğini “Oraları zaten cennetti; ama içimden on kat daha cennet yapmazsam adam değilim” şeklinde dile getirmiştir. O dönemlerde bir balıkçı kasabasından ibaret olan Bodrum, Halikarnas Balıkçısı’nın gözlerinde apayrı bir dünya olarak canlandı. Ege’nin mavisi, Akdeniz’in mitolojisi ve denizcilerin hikayeleri, onun eserlerinde yeniden hayat buldu. Bodrum’un dar sokakları, onun kalemiyle sanatın ve edebiyatın bir parçası haline geldi, “başka yerde nur içinde yatılacağına, burada nur içinde yaşanır” sözleri sevgisini net bir şekilde anlatmıştır.

 Bodrum Belediyesi’nin resmî bahçıvanı olarak çalıştığı dönemde bahçesini farklı türde bitkilerle bezerken ne kendini ne torunlarını düşündü. Aslında elleriyle dikip düşleriyle büyüttükleri, Bodrum’u yaşayacak herkesin geleceğiydi. Yazarın birçok eserinin de ilham kaynağı olan bitki sevgisi, çocukluğundan başlayan bitki merakına dayanır. Halikarnas Balıkçısı’nın doğaya olan bu ilgisi, onun tam bir çevre dostu olduğunu gösterir. Bu niteliği ile belki de ülkemizin ilk çevrecisidir. Bodrum’da peyzajla ilgili yaptığı işler sırasında yaşadığı zorluklardan hiçbir zaman yılmamış olması da onun bu özelliğine dayanır.

Balıkçının diktiği bu ağaçlardan birçoğu yıllar sonra Bodrum’un anıtsal ağaçları konumundalar. 1936’da postane karşısına dikmiş olduğu iki okaliptüs ağacı en yaşlı olanları, Büyükada’dan getirtip Belediye Binası önüne ve Kale ile Tepecik Camisi arasına diktiği palmiye ve hurma ağaçları ise onun deyimiyle kenti “zümrüt fıskiyeler gibi” süslemektedir. Balıkçı’nın Bodrum’un iklimsel koşullarına uygunluğundan dolayı tohumlarını İskenderun’dan getirtip yetiştirdiği bir başka ağaç türü ise Bella sombra’ dır. Kaya gölgesi veya güzel gölge ağacı olarak da bilinen bu ağacı yazar, “insanın kendini serin ve hışırtılı büyük bir çadırın içindeymiş gibi hissettiği ve güneşin tabanca sıkarcasına vuran ışınlarından kurtulduğu” kubbeli bir mekân olarak tasvir etmektedir, ayrıca 18 cins kadar farklı turunçgil çeşidiyle o dönemde Bodrum yöresinde önemli bir gelir kaynağı olan narenciyenin gelişimine katkıda bulunur.

 Halikarnas Balıkçısı bitkileri dikip yetiştirmekle kalmamış; cennete dönüştürdüğüne inandığı bahçesini korumak için onları hayatı boyunca takip etmiştir. Ayrıca yurtdışından getirttiği kitaplarla Bodrum’un yerli halkına edindiği bilgileri aktarmış, yerli halkı peyzaj ve tarımla ilgili bilinçlendirmeye çalışmıştır. Hatta sonradan kaybolan el yazması bir rehber kitapçık hazırladığı ve bunu Bodrumlularla paylaştığı da bilinmektedir.

 Balıkçı’nın diğer önemli öncü rolü ise İzmir’de bulunduğu sürede yaptığı işidir. Aslında Türkiye’de rehberlik mesleğini başlatmış biri olarak sadece Bodrum’un değil, 1960’lı yılların sonunda yaptığı TRT İzmir Radyosu’ndaki konuşmaları ve yazdığı rehber kitapçıklarıyla tüm Anadolu’nun tanıtım elçisi olmuştur. Tabii ki bu iki yönlü bir ilişkidir. Gökovalı’ nın dediği gibi “Ne mutlu Balıkçı’ya ki Anadolusu, ne mutlu Anadolu’ya ki Balıkçısı var.” Tabii ki bir yazıya sığmayacak katkıları ama biz şimdilik bu kadarını değerlendirelim.

Bir yaşama ustasıydın. / Ey oğlu ırmakların, uğuldayan ormanların! / Dünyayla yaşıt mıydın? Ki / Yeryüzüydü kitabın. Doğa okulundandın. Ey, Yaşamın askeri! / Ölüm nedir ki? / Ki kalsın yanısıra adın. Bir yazı kurduydun. İlhan BERK – Cevat Şakir KABAAĞAÇLI Anısına…

 

 

 

 



Bu yazı 5538 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI