Bugun...


GÜLDEN SÖKELİOĞLU

facebook-paylas
İki arkadaş ve hayatları!
Tarih: 01-05-2026 21:48:00 Güncelleme: 01-05-2026 21:55:00


Ahmet ile Ali, aynı mahalleden, çocukluğundan beri  samimi arkadaşlardı. İlkokul, ortaokul ve lisede aynı sınıfı paylaştılar, yedikleri, içtikleri ayrı gitmezdi. Her şeyi paylaşırlardı. Ahmet, liseyi bitirince ailesinin durumu iyi olmadığı için onlara destek olmak amacıyla bir yemek şirketine girdi. Yemek siparişlerini evlere teslim ediyor, asgari ücretle çalışıyordu. 

Ali ise üniversiteye gitmek ve inşaat mühendisi olmak, sağlam ve büyük binalar yapmak istiyordu. 

Ali, üniversite sınavına iyi hazırlandı ve sonunda girdiği sınavdan aldığı puanla tercihlerini yaptı. En yakın şehirden en uzağına tercihi hep aynıydı. Sınav sonuçları açıklandığında çok mutlu oldu; İzmir'de Ege Üniversitesi, inşaat mühendisliği bölümünü kazanmıştı. Dünyalar onun oldu. Ali'nin ailesi kıt kanaat geçindiklerinden oğullarını nasıl okutacaklarını düşünüyorlar ama işin içinden çıkamıyorlardı. Ali, anne ve babasına, "siz ne düşünüyorsunuz, ben hem çalışır hem okurum, siz merak etmeyin" dedi. 

Okula kaydını yaptırdı, yurda başvurdu. Yurt tercihi olumlu sonuçlanınca çok sevindi. Şimdi sıra iş bulmaya gelmişti. Bir lokantaya gitti, sahibiyle görüştü ve ertesi günü garson olarak işe başladı. Gündüz okula gidiyor, okul çıkışı lokantaya gidiyordu. Çok yoruluyordu ama okulunu bitirmek için başka çaresi yoktu. Gece 11'de yurda geliyor, bir kaç saat uyuyunca kalkıp ders çalışıyordu. Bu şekilde  aylar, yıllar geçti ve sonunda okulundan iyi bir dereceyle mezun oldu. Ali, artık bir inşaat mühendisiydi. Şimdi staj yapması gerekiyordu. Yolda yürürken bir inşaat firmasının bürosunu  gördü. İçeriye girince  masada oturan  düzgün giyimli genç dikkatini çekti. Ona durumu anlattı, kendisinden bahsetti. Büronun sahibi, Ali'nin staj için uygun olduğunu ve ertesi günü başlamasını istedi. Mesleğinin inceliklerini, her şeyi öğrenmek istiyordu. Ali, inşaat yüksek mühendisi Erdal Bey'in sağ kolu oldu, bütün bilgilerini, tecrübesini onunla paylaştı, yaptığı inşaatlara götürdü. Mühendis Erdal, Ali'ye verdiği tüm işlerin kusursuz bir şekilde yapıldığını görüyor ve çok mutlu oluyordu. Ali, stajını tamamladı ve yüksek bir aylıkla Erdal Bey'in yanında işe başladı. Ali'nin anne ve babası oğullarıyla gurur duyuyorlardı. Çünkü oğulları Ali, çalışkanlığının ve dürüstlüğünün karşılığını almıştı. 

Ahmet, lisedeyken anlaştığı Ayşe ile evlendi. İlk önce kazancı idare ediyordu. Ancak daha sonra eşinin hamile  olduğunu öğrenince hem çok sevindi hem de üzüldü. Çalıştığı yemek şirketinden aldığı aylık yetmiyordu. Çocuk, masraf demekti. Başka işler yapması gerekiyordu. 
Bir gün lokantada otururken çok lüks bir araba yanaştı. Çocukluk arkadaşı Osman'ı zor tanıdı. Osman ailesiyle birlikte  lokantaya gelmişti. İki çocukluk arkadaşı birlikte sohbet ettiler. Yemeklerini yiyen Osman, ailesiyle birlikte lokantadan ayrıldı. Osman, lokantadan çııkarken, arkadaşı Ahmet'in eline kartını verdi. Ahmet, evine gidince kartı okudu ve üzerindeki telefon numarasını kaydetti. Osman'ın bir ithalat ve ihracat şirketi vardı. Sonraki görüşmelerinde Osman'ın gizlice uyuşturucu madde alıp sattığını ve yanında çok kişinin çalıştığını öğrendi. Osman, Ahmet'e iş teklifi yaptı. Ahmet, bu işi yaparsa çok zengin olacağını ve ailesiyle birlikte lüks içinde yaşayacağını biliyordu. 

Ahmet, eşinden habersiz bu işe başladı. Yine lokantada çalışıyor, yemek siparişi götürdüğü zaman uyuşturucu alıp satıyordu. Gizli yaptığı iş, ona çok para kazandırdı, ailece yaşantıları değişmişti. Ayşe, bu paranın kaynağını soruyor ama eşi, " üzümünü ye, bağını sorma" diyordu. Böylece yıllar geçti, sonunda Osman, tuzağa düştü ve yakalandı. Sorgusunda kendisiyle birlikte çalışan herkesin adını verdi. Böylece Osman ve adamları hapse girdiler. Osman'ın, adamlarının, Ahmet'in ve ailelelerinin  lüks hayatları sona erdi; sefalet içinde yaşadılar. 

Ali, alın teriyle okuduğu okulunu bitirince çalışkanlığı, dürüstlüğü sayesinde çok başarılı bir inşaat mühendisi oldu. İyice tecrübe sahibi olunca kendi şirketini kurdu, hayalindeki büyük binaları ve gökdelenleri en sağlam şekilde yaptı, yanında çok işçi ve mühendis çalıştırdı. 
En son yaşanan Kahramanmaraş depreminde pek çok inşaat mühendisi ve müteahhitin yaptığı binalar yerle bir olduğu halde onun yaptığı binalar sapasağlam duruyordu. 

Ali, doğruluğu, dürüstlüğü, iyi ahlâklı olmayı, yalan söylememeyi ailesinden öğrenmişti. 
Ahmet ve Osman gibileri de kısa yoldan köşeyi dönmeyi, haram yemeyi yaşadıkları çevreden öğrendiler. 
Yazdığım öyküyü pekiştiren şu Atasözleri aklıma geldi:
  -  " Çok mal haramsız, çok laf yalansız olmaz. "
- " Su testisi, su   yolunda kırılır. "
- "Haydan gelen huya gider. "
- "İşi ehline vermek gerekir. "



Bu yazı 137 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI