Bugun...


FİKRET ÇOBAN

facebook-paylas
Neden kaybedip duruyoruz?
Tarih: 16-07-2023 18:13:00 Güncelleme: 16-07-2023 18:13:00


Eğer bir toplumda tüketme arzusu  özgürlük tutkusundan güçlüyse orda solun işi zordur. Günübirlik yaşam, alışkanlıklar, inançlar, hazır ideolojik kalıplar günlük hayatı belirler ve kontrol eder. Böyle yaşayan insanların hiçbir zaman adalet, hak, hukuk gibi dertleri ve öncelikleri olmamıştır. Liyakat, hakikat, demokratik değerler kendi menfaatlerinden geride kalmış hatta ekmeğimi versin de nasıl verirse versin isterse Merdan Yanardağ tutuklansın, milletvekilli Can Atalay  hapisten  çıkmasın, Demirtaş  ömür boyu orda kalsın  hiç dertleri olmaz ve olmamıştır. 

Çünkü kendi çocuğunu işe koymak, torpil ile yükselmek, devlet olanaklarından istediği gibi yararlanmak varken buradan  milim sapma olup da oy beklemek  aptallıktan başka bir şey değildir. Bu içinde yaşadığın toplumu onun kültürünü aidiyetlerini tanımadığını gösterir ve böyle  siyaset yapmak ancak armut piş ağzıma düş hazırlopluğundan başka bir şey değildir.

 Mevcut iktidar 20 yıllık kadrolulaşması  ve siyaset birikimi üzerine Yoksulluğu sürdürebilir, kabul edilebilir bir şey haline getirmiştir. Reel gerçeklik üzerinden değil ideolojik gerçeklik üzerinden gitmiş bu sayede yoksulluğu geri iterek  beka algısı üzerinden siyaseti belirlemiştir.

Ama bu değişmez bir durum değilken maalesef seçimler yaklaştıkça yapılan yanlışlar bu sonucu doğurmuştur.  

Yani o kadar yoksulluk var, yönetememe sorunu var, ayyuka çıkmış yolsuzluk, hırsızlık,  kamu malını zarar verme var, adaletsiz uygulamalar, hukuk dışılık almış başını gitmiş. O kadar insan düşüncesinden, yazdıklarından, partisinden dolayı içeri tıkılmış.  Nerdeyse toplumun belli kesimlerinin soluk borusu tıkanma vaziyetine gelmiş yine seçim kazanamıyorsun, böyle gittiğin müddetçe 5 yıl sonraki seçimi de  kazanamazsın. Çünkü aynı zihniyet seçim sürecini yani muhalefeti belirleyeceği için sonuç elde var sıfır olacaktır.

Atatürk cumhuriyetle birlikte yukardan da olsa bir ilerleme, muasırlaşma yanı modernleşme hamlesi başlatmıştı. Bu ilerici atılımın toplumsallaşarak aydınlanma ve pozitif düşünce ekseninde ilerlemesi gerekirken maalesef bizatihi yine aynı güçler tarafından durduruldu çünkü ilerlemeden kendi ilerlemelerini aslında koltuklarını, makamlarını koruma çıkarına dönüşünce Atatürk ve arkadaşlarının başlattığı bu devrimci hamle el birliği ile bertaraf edildi.

Modernleşme, kentleşme,  demokratik ve laik yaşam, inançların varlığı ve özgürlüğü gibi   sosyal devlet algısını güçlendirecek yaşam gelişirse bunun değerleri, kültürü, okulları, dernekleri, sendikaları toplumun içinde kök salar oralardaki yaşamı yeşertirse senin geleceğin garanti altında olabilir.  Yaban romanında Yakup Kadri  ' ey aydın  şimdi gelmişsin Anadoluya ürün bekliyorsun ne ektin ki ne biçeceksin ' der. Şimdiye kadar Anadolu’yu sadece ambardan ibaret görmüşsün, kanını emmişsin, yokluğa, yobazlığa teslim emmişsin oraları, şimdi ürün bekliyorsun,  der. 

Şimdi bizim muhalefet özellikle büyük muhalefet elinde hesap makinesi  oturmuş masa başına üç ordan beş ordan alırsak zaten mutfak yanıyor bu seçimi garanti kazanırız. Bu seçimin böyle sonuçlanmasına sebep olan herkesin o gece yarısı  istifa etmesi gerekirdi. Hiç olmazsa ilk defa yeni bir şey şok edici yeni bir şey yapılmış olurdu. Eğer yeni bir başlangıç yeni bir şey yapılacaksa siyaseti profesyonellikten kurtarmamız gerekir.  Çünkü yıllardır aynı işi yapıp duranlar siyaseti bir yönetme, değiştirme aygıtı değil meslek olarak yapmaktadırlar. Bu memur siyasetidir. Sabah 8 akşam 5 mesaisi gibi bu zihniyet ve alışkanlıklarla hiçbir değişimi gerçekleştirme şansınız yoktur. Eğer kazanacaksak yapacağımız iş amatörce, acemice olmalı çünkü öğrenmeliyiz. Öğrenme isteği, araştırma, sorup sorgulanma olmayan profesyonel memur siyaseti ile yine aynı sonucu elde ederiz. İnsanı ilerleten başarıya götüren dolaysıyla toplumları geliştiren bu amatör, devrimci ruhtur. Tersi durumda ancak kendi koltuklarınızı, yanındakileri, belediyenizdekileri ihya edersiniz ama koca bir tarihi Atatürk ve arkadaşlarının başlattığı çağdaşlaşma, modernleşme  hareketini böyle  mahvedersiniz. Zaten geriye ne kaldı. Özellikle muhalefetin CHP yönetiminin tabiki Kemal Kılıçdaroğlu'nun son 5  yıldır demokratik tepkileri, sokağa çıkışları  aman kaos çıkarmayalım   aman sandık var önümüzde, sandıkla göndereceğiz türü açıklamaları her şeyi sandığa ötelemesi bu topluma yapılmış en büyük kötülüktür.  En insanı, barışçıl tepkileri bile gösteremez hale gelmek ancak bu muhalefet sayesinde olmuştur ki çok güvendikleri sandıkları bile koruyamaz hale düşmüşlerdir. 

Ne demek 3 yıldır üzerinde çalışıyoruz dediğin seçim güvenliğinden sorumlu parti yetkilisini görevini tam yapamadı deyip tepkiler üzerine 17 Mayıs'ta görevden alıyorsunuz. Yani her şey  yanlış,  eksik, hatalı olabilir ama sandıklardan, seçim güvenliğinden vatandaşın size emanet ettiği oyundan sorumlu başkan yardımcısı görevden alıyorsunuz. 

 Bunun gibi yanlışlar saymakla bitmeyecek kadar çok. Bunları görüp siyaseti yeni baştan amatörce, dürüstçe rengârenk   örüp değişimi sağlayamazsanız sizleri bilmem ama çocuklarımızın geleceği karanlık, ülkenin birlikte ve ortak yaşam geleceği tehlikede.

Eğer işe yarayacaksa Bertol Brecht'in şiirinden bir bölümü de buraya bırakayım.

Umutsuz olanlara türkü!

Kanunları var onların, 

Kararnameleri var.

Kaleleri, hapishaneleri  var. 

Yargıçları, polisleri, gardiyanları var.

Bol ücretli her şeyi yapmamaya hazırlar. 

Ne yani bizi avuçlarının içine mi?

alacaklar?

Görürler yakında bunların hiçbiri 

bir işe yaramayacak. 

Gazeteleri, televizyonları var. 

Din adamları, profesörleri var.  

Bol ücretli her şeyi yapmamaya hazırlar.

Bütün bunlar neden peki?

Gerçeklerden bu kadar çok mu 

korkar, bunlar?

Biz susalım onlar rahat etsinler öyle mi? ( B.Brecht ) 

 



Bu yazı 1090 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI