Bugun...


Nalan ÖZÇELEBİ Psikolog

facebook-paylas
“Çok Yorgunum Beni Bekleme Kaptan” / Nazım Hikmet Ran
Tarih: 03-02-2026 11:14:00 Güncelleme: 03-02-2026 11:14:00


Sabahın sessizliğinde telefonun alarm sesiyle uyanıyor, ertelemeye basıp biraz daha zaman kazanmaya çalışıyorsunuz. Yataktan çıkmayı istemiyorsunuz. Oysa dünya işleri sizi bekliyor. Gerçi erken de yattınız, uykunuzu almış olmalısınız… Sanki yatak sizi kendine çekerek kalkmanızı engelliyor. Yeni bir günün koşuşturmasına başlamadan, sorumluluklarınızı yerine getirmeden önce üzerinizde bir ağırlık hissediyorsunuz. Hissettiğiniz yorgunluk, bedeninizde, kaslarınızda değil; adını koyamadığınız bir yerde bütün ağırlığıyla duruyor. Yaşanan bu durum pek çoğumuza hiç de yabancı değil.

Günün hazırlığına başlarken; Cem Karaca’nın Nazım Hikmet’in dizeleriyle bestelediği “Çok Yorgunum Beni Bekleme Kaptan” şarkısını dinlerken; stres, gelecek kaygısı, güvensizlik, belirsizlik, içe atılan sözler, kaygı, tetikte olma, tükenme, yaşamın anlamsızlığının zihinde ve bedende bıraktığı yorgunluğun, sessiz çığlıklarını bir kez daha duyuyorum.

Modern dünyanın insanı artık daha yorgun. Yorgunluk fiziksel olmaktan daha çok ruhsal. Dinginliğe ulaşması gereken zihin bir türlü sakinleşemiyor.  Literatürde yaşanan bu durum; ruhsal yorgunluk, mental tükenme ya da ruhsal tükenme olarak tanımlanıyor. Maslach’a göre; ruhsal yorgunluk, tükenmişliğin temel bileşenlerinden biri olarak kabul edilir. Bu durum zayıflık olmayıp, tam tersine uzun süre güçlü kalmaya çalışmakla ilgilidir.

Stresin kronikleşmesi sonucunda beynin karar verme, dikkat ve duygusal düzenlemelerinden sorumlu olan prefrontal korteks bölgesi yorulmaya başlar. Tehdit, tehlike algısından sorumlu olan amigdala harekete geçer. Stresin beyinde ve bedende yarattığı yükler karar almayı zorlaştırır, küçük sorunlar büyük tehdit gibi algılanmaya başlanır.

Ruhsal yorgunluk genellikle sessizce ilerler. Dinlenmeyle geçmeyen bir halsizlik, tahammülsüzlük, duygusal küntlük, sosyal geri çekilme, önceleri zevkle yapılan ilgi duyulan etkinliklere karşı ilgisizlik başlar. Umut tamamen kaybolmadığından birey toparlanabileceğini düşünür. Depresyonda ise umut körelir. Bu ayrım depresyon ve ruhsal yorgunluk arasındaki en temel farkı oluşturur.

Modern çağın insanı ruhsal olarak yorgun. Çünkü yaşam zihnin dinlenmesine, bir türlü izin vermiyor. Uyaran sayısının fazlalığı, belirsizlikler, performans baskısının hissedilmesi ruhsal yorgunlukta önemli bir etkeni oluşturmakta. Modern insan sürekli üretken, daha başarılı, daha mutlu olma beklentisiyle, zihnini durmadan çalışmaya zorluyor. Bu bağlamda beyin “bu kadar hızı sürdüremem, zihinsel ve duygusal sınırlar koymalısın” mesajını yollayarak uyarıda bulunur. Sistem bir tür savunma mekanizmasını devreye sokarak “ruhsal yorgunluk” yaşamamıza neden olur.  Durmayı beceremiyoruz, duramıyoruz… Oysa durarak bir mola almak;  omuzlarımızda hissedilen ağır yüklerin, ne zaman, nerede, nasıl ve ne kadarının indirilmesi konusunda farkındalığı artırır ve sakinleşmeyi sağlayabilir.

 İnsan, yükü ne kadar süre taşıyacağını bilemediğinde, yorgunluğu artar ve belirsizlik oluşur.   Belirsizlik ise, insan ve diğer tüm canlılar için katlanılması en zor durumlardan biridir. Beyin, tehdidin nereden geleceğini bilmediğinden tehdit algısını sürekli açık tutar ve tetikte kalır. Belirsizlikte farklı olasılıkların düşünülmesi artar. Daha çok düşünme, daha çok plan yapma güven üretmeyerek, yorgunluğu daha da derinleştirir. İnsan zihni, kötü ihtimallere karşı kendini hazırlayabilirken, belirsizliğe uzun süre dayanamaz. Bu nedenle sürekli tahmin yapma ve enerji tüketmek zorunda kalır. İnsanı yas dönemine çeker. Beklenen yarınlar yavaşça silinmeye başlar.

Yarın kavramının endişe yaratması, güvensizlik duygusu, aidiyet duygusunun yok olması, ekonomik sıkıntılar gelecek kaygısını arttırır. Geleceğe güven duygusu bulunmadığında, zihin hiçbir zaman dinlenmeye izin vermez. Bu bağlamda birey sürekli plan yapar, riskler sürekli tekrarlanır ve beden gevşeyemez. Bugünü düşünmenin yerini, yarın düşüncesi aldığından, dinlenme ertelenir. Beynin her olası duruma hazırlıklı olmak zorunluluğunu yaşamasıyla sonuçta yorgunluk başlar.

Sürekli önemli kararları almak zorunda olmak, çevresel uyaranlara maruz kalmak, mola vermeden uzun süreli çalışmak, ekonomik ve sosyal yetersizlikler, ülkede ve dünyada yaşanan üzücü olaylara maruz kalmak, ruhsal yorgunluğu arttıran nedenlerdendir.

Ruhsal yorgunluğun fiziksel belirtileri:

  • Somatik ağrılar, genel bir halsizlik hissedilmesi (Baş ve vücut ağrıları)
  • Uyku ve yeme düzeninde değişikliklerin yaşanması (Aşırı yeme ya da iştahsızlık.)
  • Vücut direncinin düşmesi
  • Günlük hayatın görevlerini yerine getirmede zorluklar yaşamak. Yapılması gerekenlerin ertelenmesi

Psikolojik belirtileri:

  • Stresli gergin, üzgün, karamsar, hissetme
  • Kendini değersiz görme
  • Dikkat eksikliği, hafıza zayıflığı
  • Motivasyon ve verim eksikliğinin yaşanması
  • İlgi alanlarının kaybedilmesi
  • Öfke ve tahammülsüzlük yaşanması

Psikolojik Yorgunlukla Baş Etme:

  • Kimsenin tam anlamıyla mükemmel olamayacağını, işlerin her zaman yolunda gidemeyeceği gerçeğini kabullenmek
  • Uyku düzenini bir rutine oturtmak. Olabildiğince aynı saatlerde yatıp kalkmaya dikkat etmek
  • Kazanmak kadar kaybetme gerçeğini kabullenmek
  • Olayları abartmadan ve beklentiye girmeden, sorunları önem sırasına koyarak çözmeye gayret göstermek
  • “Her zaman mutlu, iyi ve sağlıklı olunamaz, zaman zaman olumsuzluklar da yaşamımızda var olabilir” gerçeğini kabullenmek,
  • Kendi duygularını fark ederek, duygularını bastırmadan, inkar etmeden iyileşmenin gerçekleşeceğini düşünmek,
  • Yaşamda kendinize mutluluk veren her ne ise onlara yönelmek,                                    
  •   Gereksiz ve yıpratıcı ilişkileri mümkün olduğunca yaşamından ayıklamaya çalışmak, ya da belirli sınırlar koyarak sürdürmek, 
  • Başkalarının kriterlerine göre yaşamı yönetmemek. Gerektiğinde “HAYIR”  diyebilmek,
  • Yaşama düzenli molalar katarak, nefes almak, yeni deneyimlere açık olmak,
  • Zaman yönetimini öğrenmek. Zaman çizelgelerine uymak sıkıcı da olsa kazanımlarının çok daha fazla olacağının bilerek, verilen kararlara öz disiplinle uyabilmek.

Özetle;

Psikolojik yorgunluk gerçekte bireye verilen bir mesajdır. Mesaj alındığında duyguları bastırmadan, onları görerek kabullenmek, durup düşünmek, sonra harekete geçmek önemlidir. Çaresiz hissedildiğinde, ileriye bakma gücü de kaybedilebilir.  

Yaşam hiçbir zaman tekdüze değildir. İniş çıkışlar her zaman olacaktır. Zaman zaman ruhsal yorgunluk yaşanabilir. Artıları ve eksileriyle var olabilmek önemlidir. Ruhsal yorgunluğun ilk mesajı alındığında harekete geçmek, mevcut durumun dışına çıkabilmeyi başarabilmek, iyileşmede ilk adımı oluşturur. Kendine şevkat göstererek bir çıkış yolu aramak, bireyin kendine olan borcudur. Ruhsal yorgunluk belki de “kendini ihmal” etmenin bir bedelidir.  

Psikolojik yorgunluğun çözümü artık sizi aşıyor olarak hissedildiğinde, beyinde fizyolojik, biyolojik bir sorun olup, olmadığının anlaşılması için bir nöroloji uzmanı ile görüşmekte yarar olabilir. Herhangi bir rahatsızlığın bulunmadığı durumda bir psikiyatrist ve psikologdan yardım almak doğru bir yaklaşım olacaktır. Unutulmamalı ki yardım istemek psikolojik sağlamlığın ve kendine değer vermenin önemli bir göstergesidir.

Sevgi dolu, aydınlık, sağlıklı günlere…

Nalan Özçelebi

Psikolog

Kaynakça:

Masslach,C.  81976). Burned-out. Human Behavior, 5, 16-22.

 

 

  



Bu yazı 651 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI