Bugun...



Aytaç Kurt: İnsanların mutlu olmasını istiyoruz!

Birleştirilen resmi gündem maddelerinden 1,7 ve 8. Maddelerin ilgili komisyonlarda görüşülmesi için 03.03.2026 günü yapılan Datça Belediye Meclisi Mart Ayı Olağan Toplantısına ara verilince, belediye başkanı Aytaç Kurt'un yanına gittim, güncel bazı konularda ne düşündüğünü öğrenmek için sormaya başladım.

facebook-paylas
Güncelleme: 05-03-2026 21:24:06 Tarih: 05-03-2026 10:39

Aytaç Kurt: İnsanların mutlu olmasını istiyoruz!

MEHMET ERDAL

ALTYAPI, YOL ÇALIŞMALARI SEZON BAŞLAMADAN BİTMİŞ OLUR

Toplantı sırasında yaptığınız konuşmada şu anki altyapı çalışmalarının sezona kadar biteceğini söylediniz ama Datça sokaklarında, özellikle araç sahiplerince ana yolların bazı bölümlerindeki çalışmaların yaz sezonuna kadar bitirilemeyebileceği konuşuluyor. Bu konuda bir endişe var.

“Konuşmamda da söyledim, sezon başlamadan önce de altyapı çalışmaları bitebilir. Çünkü, Betçe hattını sonraya bırakma sebeplerimizden birisi de budur. İlçe merkezini sezon öncesi altyapı, üstyapı, yollar, kaldırımlar, ufak tefek rötuş yapılacak yerler olabilir, mayıs ayında bitmeli ve biz bu çalışmalardan çıkmış olmalıyız.”

FELAKET TELLALI OLMAM

Konuşmanızda bir de “Ben üç ay önce, Datça'nın bu kış bir şantiye yerine dönüşeceğini söylemiştim.” dediniz ki atıfta bulunduğunuz bu konuşmanın haberini yapanlardan birisi de benim (21.10.2025). Dolayısıyla Datçalılardan “sabır” istemiştiniz. Yani Datçalıların, Datça'da yaşayanların bu konuda size yönelik bir “toleransının” olması gerekiyordu.

“Bu durum, her yerde eziyettir. Datça'da yaşayan vatandaşlara, bu süreçte gösterdikleri anlayıştan dolayı teşekkür ediyorum. İnsanların böylesine bir yerde aracı ve ulaşım ile ilgili sorunları oluşunca, mecburen rahatsızlıklarını dile getirir ama sanki Datça'nın her yeri böyleymiş gibi algılama var. Zaman zaman sosyal medyadan bazı şeyleri yazan vatandaşlarımıza şunu anlatmaya çalışıyorum: Bakın, ben 'Datça'da su yok' dersem, ya da 'su kesintisi olacak' dersem ya da olma ihtimalinden bahsedersem, buraya gelecek insanlar ne düşünür? Yani, benim burada bir sözü tekrar tekrar söyleme sebeplerim, çok düşünerek söyleme sebeplerim o. Bazıları bunu yanlış anlayabilir ama ben söylediğim sözü, öncesini, sonrasını düşünerek söylüyorum. Su sorununu çözeceğiz. Bunu, 'işte şöyleydi de böyleydi de' diyerek bir tarafa çekmeye gerek yok.”

Yani, “Datça Belediye Başkanı olarak 'felaket tellalı' olamam” diyorsunuz?

“Bunun için, işte devletimizin elinde ne varsa bunları tekrar faaliyete geçirip su sorununu çözeceğiz. Gerekirse denizden, gerekirse su toplama, gerekirse akiferdeki biraz önce bahsettiğimiz çayların oralarda daha fazla alan yaratma, gelen suları denize değil, o alanlarda barınmasını sağlama... Yani kimse kötü niyetle 'Belediye şöyle etti, böyle etti' demesin. Datça gibi bir yerde vatandaşlarımız adına bir sürü şeylerle meşgulüz. Bakın 420 tane çocuk spor yapsın diye bunlara aracı, gereci, karşılaşmalara götürülmesi, Antalya'da maçlarda beş gün bulunması, bunların hepsi kültürel faaliyet, sportif faaliyet. Bunları yok sayarak, sadece 'belediyenin işi yol idi, su idi, çöp idi değil. Bakın, çöpü nerelerde toplamışız? Nerelerde eksiğimiz var?”

VATANDAŞIN MUTLULUĞU BİZİM MUTLULUĞUMUZ OLUYOR

İlke (Curacı) bu verileri WhatsApp Basın Grubuna koyacağını söyledi.

“Belediye çalışanları, belediye meclisi hepimiz burada iyi niyetle Datça'nın sorunlarını tartışıyoruz. Elimizdeki imkanlar dahilinde çözmeye çalışıyoruz. Burada kimse art niyet aramasın. Vatandaşlarımızın mutluluğu bizim mutluluğumuz oluyor. Büyük bir emek var. Büyük çalışmalar var ama siz onu gelip de böyle kendi konfor dünyanıza müdahaleymiş gibi algılamayın. Datça'da geçmişten gelen samimi, tevazu sahibi, asaletli, faziletli insanların sayesinde bu kültür oluşmuş. Burada büyük bir rant mücadelesi, ekonomik mücadele yok. Yani burada daha da zengin olmanın getirdiği farklı bir konfor hayatı yok. Doğası böyle. Kültür merkezindeki asansör ile uğraşıyoruz. Asansör atıldı. TSE belgesi gelecek, birim, konum gelecek, bakacak... derken on beş gün geçiyor.”

Yani bazı şeyler sizin kastınızın, beklentinizin ötesindeki nedenlerle erteleniyor. Bunu mu söylüyorsunuz? Asansör olayı var ya da başka olaylar. 'Şu zamanda yapılır' diyorsunuz ama Datça'nın bulunduğu konum açısından olmuyor mu?

“Mesela, toplantının ikinci oturumunda konuşacağımız trafo meselesi. Datça'da elektriğin kesilmemesi lazım. İnternetinden tut yani her şey ona bağlı. Cep telefonunun şarjı bile ona bağlı. Bunun kesilmemesi için kendimizi zorluyoruz. Oysa bu alanların devletin kendi tasarrufunda olması lazım. Özelleştirmişiz elektriği, şimdi derdi bize düşüyor. Datça'da trafo alanı sunamazsam, elektrik kesilirse 'sebebi belediye' gibi bir algı doğacak. Biz de diyoruz ki kesilirse sadece elektrik kesilmiyor ki İnternet de kesiliyor... “

Yaşam duruyor.

“İş yerlerine müşteri gelmez. Birçok etki alanı var. Su bile elektriğe bağlı. Yani bunun etki alanının azalmasıyla öncelikli işlerimizi ona göre düzenlemeye çalışıyoruz. Bu sorunu birden çözmek için öteki bazı sorunların çözümünü ertelemek zorunda kalıyoruz. Bir taraftan sokak hayvanlarının toplanmasıyla ilgili sorunun çözümüyle uğraşıyoruz.”

ÜREME ALANINDAKİ SORUNUN ÇÖZÜLMESİ LAZIM

Bir sorumda bu konuda. Deniyor ki 'Belediyeye bir yazı geldi, bu yazıya göre sokak köpeklerinin hepsinin toplatılması isteniyor.' Size gelen bu yazının içeriğinde ne var?

“Bakın, bizim geçici barınağımızda yaklaşık 80 civarında sokak hayvanı var. Bu hayvanları ya birileri getirip bırakıyor ya da sonuçta sokaktan toplamak zorunda kaldığımız, işte bazen yaralı, tedavisi olup oraya koyduğumuz hayvanlar var. Şimdi sokak hayvanlarının toplanmasıyla ilgili yasa çıkmış. Biz diyoruz ki öncelikle sokak hayvanlarının üreme alanlarındaki sorunu çözmemiz lazım. Üremeye müsait bir alan varsa, birileri yapıyorsa, biz sokaktaki hayvanları toplasak bile oradan yine gelir. Yasaya göre 'sokakta gördüğünü topla.' Topladık, ne yapacağız? Barınağa götüreceğiz. Barınak dediğimiz 'geçici' barınak, burası doğal yaşam alanı değil ki. Hayvanın koşması lazım. Bazen 'Tutsaklık nedir?' diye sorduğun zaman birisi diyor ki 'Bir köpeği salın bakalım, tutsaklık nedir o zaman öğrenirsiniz.' Bağlanmış olanı saldığın zaman hayvan kendini, hani 'öğretilmiş çaresizliği' yaşamış, sonra bırakılınca hayvan bile özgürlüğün ne olduğunu insanlara öğretiyor. İnsan da onu öyle görünce mutlu oluyor. Bunun yaratılması için elli türlü takla atıyoruz. Nasıl olacak? 'Proje istiyoruz' Bunlar var. O bakanlık izin verecek. Tabiat Varlıkları... Bunların hepsi devletin olması lazım. Yani bahsettiğim, devlet daha büyük organize olabilecek bir güç. Ben barınak için Çevre ve Şehircilik'ten izin alacağım, Tabiat Varlıklarına yazdıracağım. Valiliğe gideceğim, valiye işte şöyle miydi, böyle miydi anlatacağım. Vali bey uğraşacak. Oraya yazı, buraya yazı... Bütün bunların yerine diyecek ki 'Benim burada böyle bir yerim var. Buraya şu projeyi çizdir. Buraya bunu yapıyorum.' Biz de bunun yolu mu lazım, alt yapısı mı lazım, bunları yapmak bize düşüyor. Bir barınak belediye başkanının, belediyenin işi olmamalı.”

DEVLET YENİDEN DEVREYE GİRMELİ

Yani devlet bazı alanlarda tekrar sahaya mı girmeli?

“Tabi. DSİ, köprü mü yapılacak, dere mi yapılacak, yapacak. Türkiye'de devlet makamları yazı yazılan, işte projeler geliştirilen ama bunun icra tarafında da ihalenin dışında yaptığı bir şey yok. İhaleyle yapıyoruz her şeyi. Mesela ben geçici barınak yaptım. Bütçe içerisinde bu barınakla ilgili geliri koyabileceğim bir şey yok. Diyelim ki işte araç gereç, şöylesi böylesi orada yıllık gideri 10 milyon TL. olan bir yatırımımız var. Peki bu on milyonluk giderin karşılığı geliri alabileceğim, bütçeye koyabileceğim bir şey yaratabiliyor muyum? Tabii ki yaratamıyorum.”

Gelir sabit ama harcamalar artıyor. Devletin belediyelere yüklediklerinin maliyeti artıyor.

“Artıyor. Barınak yaptım, maliyet on milyon. Dokuz tane personel çalışıyor. Aylık maliyetleri yedi sekiz yüz bin TL. Ben bunları yaparım ama şuradan da bana onları yaptım diye bir kaynak gelmesi lazım. Şimdi ben ne yapacağım? Ya faizle kredi alacağım, ya bir yeri satacağız, ya tasarruf yapacağız. Var mı bundan bir kenarı? Yok. Bakın, gerçekten şu andaki yasaların güncellenmesi lazım. Birilerinin aklına göre değil, olayların gerçek alandaki doğasına uygun olması lazım.”

Yasalar zamanın gerisinde mi?

“Erzurum'un bir ilçesi ile aynı yasada yönetilemem. Benim önceliklerim farklı, onun öncelikleri farklıdır. Burada ben bu kaynakları yaratıyorum. Geçenlerde tanık olduğumuz lodos kıyıları yıktı geçti. Bir hesap çıkarıyoruz işte araç, gereç, şunları şöyle yaparsak şöyle, böyle, on milyon TL. para da oraya gidecek.”

SAHİLLERİN GELİRİNİ BAKANLIK TOPLUYOR, HİZMETİ BİZ VERİYORUZ

Sahilin geliri merkezi yönetime, yükü Datça Belediyesi'ne.

“Onu söylüyorum. Ben bir şey yaparsam, bunu bir şeyden almam lazım. Ben de diyorum ki sahillerin gelirini bakanlık topluyor, geliyor orada yaşayan vatandaş, 'sahillerimi düzelt.' diyor. 'Parayı kime verdin?' Bakanlığa verdi. 'Bu talebi benden önce parayı verdiğin yerden iste.' Şimdi, bakanlık 5 yıl geriye dönük ecrimisil parası istiyor. 'Bize bir milyon düşüyor.' diyor vatandaş, o bir milyonu ödemek zorunda. Bana geldiği zaman, işte buralar 'kırsal mahalle' hiçbir şey isteyemiyorum. Oradaki yol da çöp de benim, her şey benim. Bunların ortaya çıkmasıyla maliyetim yükseldiyse, benim de bir yerden gelirimin yükselmesi lazım. İşte bunlarda büyük bir dengesizlik var. Bazı ilçelerin farklı sorunları vardır ama buraların da farklı sorunları var. Onların gideriyle, onların öncelikleri arasındaki faaliyet farklılığı var. Hani dedim ya bazı yerlerde bu farklılıklar yok ama bizim burası çok farklı.”

O zaman yeni yasalara ihtiyaç var; anlattıklarınızdan çıkardığım sonuç bu.

“Burada bazen tarlası olanları düşünüyorum. Bir dolu yağdı, badem hasadı bitti. Bir şey oldu dünyada, bomba patladı turizm sezonu bitti. Pandemi geldi, turizm sezonu bitti. Şimdi ne yapacak bu esnaf? Çalışanı var. İşyeri kira. Elektriği var, suyu var. Bu şartlarda bu ülkede esnaf olmak da çok zor. Belli bir harcaman var, kısamazsın ama gelirini yükseltemiyorsun. Öyle olunca toplum huzursuz, toplum mutsuz. Bakın futbol turnuvası düzenledik. Yaklaşık dokuz takım var, kendi aralarında maç yapacak. Yahu, şurada zevkine bak. Hani oradan bakınca sahada, havada, böyle bir yerde bundan zevk alın. 'Takım şöyle, o böyle...' Toplumun mutsuzluğu, fırsatı verdiğin her alan yansıyor.”

İNSANLARIMIZ MUTSUZ

Türkiye toplumu mutsuz mu?

“Türkiye gerçekten mutsuz, insanlar mutsuz. Gelecekten umudu yok. Talepleri çok, konfor hayatları yüksek, bunu karşılayacak geliri elde edemiyor. Emekli maaşının yirmi bin TL. olduğundan bahsediyoruz. Bizim burada şöyle bir söz var: Biz, zengin toprakların fakir bekçileriyiz. Kimse kendini burada zengin sanmasın. Bir şey olur, çok zengin dediğin insan, işte görüyorsun, fabrika kapanmış, adam çaresizlikten ne yapacağını bilmiyor.”

İntihar eden var.

“İntihar eden var. Kredi çekmiş, gelir yok. Yani dünya birden değişince, adamın bütün varlığı, bütün hayali bir anda alt üst oluyor. Türkiye'de risk oranı, diğer ülkelere göre çok farklı. Mesela Datça'da sadece turizm değil, tarım da böyle. Yani nereden baksan 3 ay, 4 ay turizm olacak dediğiniz yerde bir ay oluyor. Dünyada herhangi bir olay oluyor, yine turizm etkileniyor. Bizim Türkiye'nin dünyaya satabileceği tek sektör, turizm sektörü. Biz başka hiçbir konuda yarışamayız. Yani ne altyapımız var, ne yetişmiş kadrolarımız, elemanlarımız var. Bir tek turizm var. Onu pazarlayalım. Onda da başarısız oluyoruz. Yunanistan adaları şu kadar gitmiş, bu kadar gelmiş. Türkiye yeniden planlanmalı. Yasalar güncellenmeli. Bakın bilgisayar programı bile, cep telefonunda herkes diyor ki 'Güncelle.' Bunların bile güncellemesi var biz ülkede yasaları güncelleyemedikçe sıkıntılarımız çoğalıyor.”

RESMİ NÜFUSUMUZ NEDENİYLE YENİ BİR PLAN YAPMA YETKİMİZ YOK

Başkanım, tam burada bir sorum var. Gürsel başkanın ağzından birçok kez şu tarihte işte Datça'nın nüfusu 40.000 olacak sözünü duydum. Datça'nın fiili nüfusu şu an 52.000'lerde görünüyor. Belediye olarak 2026-2029 Stratejik Yönetim Planı hazırlık toplantıları yapılıyor ya oradan çıkan sonuçlara göre yeni bir stratejik plan, makro plan yapma gibi bir düşünceniz var mı? Mesela, yeni bir nüfus hedefi belirlenecek mi?

“Bu toplantıların mantığı, toplum katmanlarının bizim çalışmalarımıza nasıl bir katkı sunabileceğini öğrenmek idi. Datça'nın resmi nüfusu 50.000'in altında olduğu için bizim yasal anlamda böyle bir plan yapmamız mümkün değil. Biz yürüdüğümüz yolu görmek için, önümüze bakmak için ne yapabiliriz, ne olur, onu tespit etmeye çalışıyoruz. Mesela, işte bir gümrük sahası açılsa ne olur? Bunların planlarını anlamaya, görmeye çalışıyoruz. Ona göre plan yapacağız. İşte buraya gemi yanaşma yeri yapmaya çalışıyoruz gibi... Datça'daki eksiklerin ne olduğunu biliyoruz ama kim yapacak, nereden izin alacak tarafında bin türlü dert var; sıkıntı o. Ben 1,5 aya sıkıştırılmış bir turizm geliriyle esnafımı besleyeceğim, kazanç sağlayacağım. Esnafı da vergisini, borcunu ödeyecek hale getiremezsen ne yapacaksın? Esnafın olmadığı bir kente kimse gitmez. Bakın, gittiğiniz yerde eğer orada bir market yoksa, bir restoran yoksa 'Oraya gitmeyelim. Orada bir şey yok.' dersiniz. Datça'daki hayatın, alım gücünün dengeli bir şekilde gitmesi lazım. İnsanların alım gücü olacak. O parayı harcayacağız. Esnaf buradaki kazancıyla ödemesi gereken yerleri ödeyecek...”

Başkan hepimizden daha çok dertli, onu gördüm.

 




Bu haber 662 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YEREL YÖNETİM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI