Bugun...


Nalan ÖZÇELEBİ Psikolog

facebook-paylas
Çocuğunuz ne Anlatmaya Çalışıyor? Gördükleriniz Gerçekte Bir Sonuç, Fark Ettiniz mi?
Tarih: 10-05-2026 22:01:00 Güncelleme: 10-05-2026 22:01:00


Bir çocuk neden şiddet gösterir? Çünkü görülmeyen, duyulmayan, hissedilmeyen acılar, zamanla sızarak taşmaya başlar. Okul katliamında yaşanan durum bu noktada karşımıza çıktı. Çocuklarımıza neler oluyor, nasıl bu duruma geldik? Bu konuda birçok nedeni sıralayabiliriz. Şiddetin oluşmasında hepimiz suçluyuz. Bu kez birlikte düşünelim mi?..

Sosyal çürüme toplumu, bireyleri virüs gibi yok ediyor. Psikoloji penceresinden baktığımızda adil olma, merhamet, empati, kendimiz olabilme, ait hissetme duygusunu kaybettik. Sevgisiz bir toplum olduk. Ebeveyn olarak kendimize şu soruyu bir kez daha sormalıyız. Çocuklarımıza yeterli sevgiyi, şefkati, ilgiyi gösteriyor, onları gerçekten görüyor, işitebiliyor muyuz?

Zihin yaşadıklarını silmeyerek, biriktiren bir sistemdir. Her deneyim, her duygu, her karşılanmayan ihtiyaç, yarım kalan cümle zihinde iz bırakır. Biriken izler gerilim üretir. Zamanla oluşan izlerin oluşturduğu yapı “duygusal bir birikimdir” ve ŞİDDET olarak karşımıza çıkar. Şiddet yaşanan sürecin dışa vurumudur.

Beynin duyusal merkezi olan amigdala tehdit, öfke gibi yoğun duygulara hızlı tepki verir. Bu sistemi dengeleyen prefrontal korteks; çocukluk ve ergenlik dönemlerinde tam gelişmemiştir. Çocuk duyguyu yoğun hisseder ancak düzenleyemez. Bu bağlamda gördüklerimiz kontrolsüzlük olmayıp, gelişmekte olan bir kontrol sistemidir. Ergenin davranışları oluşan sistem içinde ilk katmanda yer alır. Görünen katmandır. Bağırma, saldırma, içe kapanmadır. Ebeveyn ilk davranış biçimini görür ve müdahale eder. Ergen ikinci katmanda öfke, yalnızlık, üzüntü duyar. Üçüncü katman derin, katmandır ve çoğu zaman fark edilmez. Oysa ergenin görülmek, anlaşılmak, onaylanmak istediği katmandır.

Çocuklar duygularını düzenlemeyi ilişki içinde öğrenir. Anlaşılmadığını düşünen çocuk, ergen içe kapanır ya da dışarı taşar. İçe kapanan çocuk sessizdir, kaybolur. Dışa taşan çocuk görünür ancak genellikle “SORUNLU” olarak etiketlenir. Her iki durumda da duyurulmaya çalışılan ortak sesleniş cümlesi “BENİ ANLAYAN VAR MI”? Bu noktada ebeveynin rolü oldukça kritiktir. Ergene eşlik etmek ve o davranışı doğuran süreci anlamak önemlidir.

Bazı acılar bağırmaz. Bazıları sadece sızar. Bir çocuğun iç dünyası da böyledir. Acılarını uzun süre kimseye fark ettirmeden biriktirir. Göremediğimiz kırgınlıklar, adı konulamayan duygular, karşılığını bulamayan çağrılar derinlere saklanır. Sessiz çığlıklar taşınamayacak hale geldiğinde, duygu davranışa dönüşür. Geçmişin derinliklerinden adeta fışkıran hikayenin son cümlesi “ŞİDDET” OLARAK KARŞIMIZA ÇIKAR.

Çocuklar (ergenler) gerçekte kelimeler yerine;

Davranışla konuşur

Sessizlikle konuşur

Öfkeyle konuşur

Bazen hiçbir şey yapmayarak konuşur. Ebeveynler çoğunlukla onların söylediklerini değil, söyledikleri dili reddeder, eleştirir.

Küçümsenen duygunun oluşturduğu katmanlar “DUYGU YIĞILMASINA” dönüşür. Bunu “İÇSEL BASINÇ” olarak isimlendiriyorum. Biriken basınç bir patlamayla ortaya çıkacaktır. Şiddet de kontrolsüz boşalmadır.

“Albert Bandura’nın sosyal öğrenme kuramına göre çocuk gözlemleyerek, model alarak öğrenir. Modelleme öğrenmede anlatımdan güçlüdür” Çocuk sizi dinlemez”. “Sizi aynen tekrar eder”. Bu bağlamda şiddet gören ya da şiddete tanık olan şiddeti öğrenebilir.

Ebeveyn olarak aynayı kendimize tutalım. Kendi öfkesini yönetemeyen yetişkin, çocuğuna öfke yönetimini öğretemez. Kendi duygularını bastıran ebeveyn çocuğunun duygularına yer açamaz.

Bowlby ilk üç yaş süreci çocuk ve bakım verenle (anne) kurulacak yakınlığın, güvenli bağlanmanın temelinin oluştuğunu belirtmektedir. Çocuğun bakım verenle kurduğu sağlıklı, güvenli bağlanma ilişkisi, ilişkilerinin yönünü belirlemektedir. Güvenli bağlanma, duygusal dengenin kurulmasında önemlidir. Ebeveynine güven duyan, duyulduğu, sevildiğini hisseden çocuk, ergen açılma, rahatlama gereksinimi duyar. 

Ebeveyn yaklaşımı nasıl olmalı? Sorusuna ebeveynler şu şekilde yaklaşabilir:

Çocuk, ergen okuldan geliyor, odasına girerek gerekmedikçe odadan çıkmıyor. Ebeveyn kaygılı bir sesle

 - “Yine mi odana kapanıp, çıkmıyorsun?”

 - “Neden benimle konuşmuyorsun?”

 - “Bir de elinde telefon, telefonunu bırak artık” Söylemin ardından ergen daha fazla kapanma başlıyor.

Doğru olan dönüştürücü yaklaşıma göre:

- “Sanırım bugünün zor geçmiş gibi görünüyor, sinirlisin” (duygunun görüldüğü hissettirilerek, duygu anlamlandırılıyor)

- “Konuşmak ister misin? (Yargılamadan iletişim sunma)

 - “Hazır olduğunda seni dinleyebilirim, buradayım.” (Güven verme)

 - “Bazen konuşmak zor olabilir, bu normal” (duygunun somutlaşarak yön değiştirmesini engeller)

 -  İstersen birlikte sessizce de oturabiliriz” (güvenli alan sunma)

Düşünüldüğünde gerçekte bir şey yok mu? Yoksa anlatacak kimse mi yok?

Ebeveynin İLK ADIMI:

  - Ergeni düzeltmek yerine anlamaya çalışmak, duygularını ifade etmesine olanak tanımak, bunun psikolojik bir zorunluluk olduğunu kabul etmek

 - Öğüt vermek yerine dinlemek

 - Öfke patlamalarının ardında bulunan ihtiyacı görmeye çalışmak

 - Kontrol ederken sınırı iyi belirlemek, tutarlı, net olmak

 - Kaba kuvvetin, cezalandırmanın, ödülün çözüm olmadığını bilerek davranmak

 - Ona eşlik ederek, güvende olduğunu, yalnız olmadığını hissettirmek

- Ev içi iletişimde dikkatli davranmak, dengeli, incitmeyen söylemlerle sevecen örnek bir ortam yaratmak

- Çocuğu yetenekleri ölçüsünde sosyal aktivelere, sanat ve spora yönlendirerek enerjisini boşaltmasını sağlamak fayda sağlayabilir.

Çocuk yetiştirirken bir ilişki inşa ediyoruz. Çocukların davranışlarının birçoğu bizimle kurdukları ilişkinin sonucudur. Ebeveynlerin sessiz sinyalleri duyarak, değişimin bir günde olamayacağını bilerek yola devam etmeleri önemli. Nörobilime göre; duygular bastırıldığında ortadan kalkmaz, duygunun yönü değişir. Psikiyatrist Doğan Şahin “duygular ifade edilmediğinde davranış olarak kendini gösterdiğini” vurgular. 

Çocuk (ergen) anlaşılır olmadığında, kendini anlatmanın, görünür olmanın yolunu bulabilir. Bu yol sert, karanlık olsa da…

Şiddeti durdurmanın yolu; davranışları eleştirmek yerine, geç kalmadan oluşan birikimleri ve nedenlerini görmek çözüm olacaktır.

Şiddetsiz sağlıklı aydınlık günlere.

Kaynakça:

Albert Bandura (1977) Social Learning Theory.

Doğan Şahin (2018). Duyguların Psikolojisi

John Bowlby (1969). Attachment and loss



Bu yazı 106 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI