|
Tweet |
NEVZAT ÇAĞLAR TÜFEKÇİ
Toplantıya partiler, dernekler ve Sivil İnisiyatiflerin temsilcileri ve üyeleri katıldı. Katılımcılar, konuyla ilgili düşünce ve önerilerini dile getirdiler. Toplantıya Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz da katıldı. Başkan Topuz, toplantı süresi içinde iki aşamada söz aldı. Başkanın ilk konuşması, belediye başkanına uygun düşen ve partisinin çevre politikalarına destek verir nitelikte olan bir konuşmaydı ve olumluydu.
İkinci konuşması ise ilk konuşmasının aksine, orada bulunan ve 2017’den bu yana jandarma şiddetine, biber gazlarına, tazyikli sulara karşı direnen, mahkeme kapılarından eksik olmayan çevrecileri/yaşam savunucularını zan ve şaibe altında bırakan olumsuz bir konuşmaydı. O ifadeler, böyle bir toplantıda hiç kurulmaması gereken moral bozucu cümleler, söylenmemesi gereken ifadelerdi.
Önce konuşmaları bir okuyalım, sonra değerlendirmesini yapalım.
POZİTİF VE NEGATİF KONUŞMALAR
Pozitif Konuşma : “Birlikten güç doğar. Arkadaşlarımızın bugüne kadarki çalışmalarına destek olduk. Bu ülkenin geleceği için birlikte olmak zorundayız. Doğada yaşayan her türlü canlının yaşam hakkı olduğunu bilerek hareket etmek lazım. Ağaç da bir canlıdır, onun üzerinde yaşayan kuşlar, yerde yaşayan böcekler de bir canlıdır. İnsanlar da bir canlıdır. İnsanlar gibi her canlının bir yaşam hakkı vardır. Onları da savunmak zorundayız. Susuzluk yalnız insana mahsus değildir. Biz bu ülkenin, bu coğrafyanın değerini iyi bilmek durumundayız. Bu coğrafyada insanları vd. canlıların yaşam koşullarını iyileştirecek mücadele içinde olmalıyız.
Elimizdeki mahkeme yıkım kararlarını biraraya getirelim bir an önce bu dosyaları ilgili makamlara, ülkeyi yöneten iradeye ulaştırılalım. Gereğinin yapılmasını isteyelim. Burada bir çalışma komisyonu oluşması lazım. Gerek ilde gerekse iktidar nezdinde girişimlerde bulunmasında yarar var. Ben bir yerel yönetici olarak her çalışma ortamında, her platformda sizin yanınızdayım. Kanunların bize verdiği yetkileri bu konuda sonuna kadar kullanırız. Yeterki buradaki insanlar hem sağlıklı ortamda yaşasınlar hem de bölgemizin değerlerinin korunması açısından bize verilen görevi de layıkıyla yerine getireceğiz.”
Negatif Konuşma: “Daha önce konuşmamın içinde söyledim. Bu bölgede yaşayan vatandaşlarımızın menfaatleri için, bir yerel yönetici olarak, o arkadaşların yanında olacağımıza söz veriyorum dedim. Uzunca süre görev yaptığım için, zaman zaman, bu çevrecilerle ilgili yaşadığımız gerçekler de var. Daha önceki yıllarda, bir çevreci grubu Milas-Bodrum Havalimanının yapılmasıyla ilgili olarak belediyemize karşı olanca hızıyla belediyeyi kötüleyen, belediyeyi acz içinde bırakıldığı gibi ifadeler kullandı. Bir gün belediyeler Birliği ile Ankara’da toplantı yapıyoruz. Bodrum belediye başkanımızla beraber toplantının ara verildiği bir anda bir yerde masa etrafında oturuyoruz.
(..) ve (..) otel sahipleri ve orada golf sahası yapan arkadaşlarımız, Milas ve Bodrum’daki çevrecilere o dönemin parasıyla 200 bin lira verdiklerini ifade ettiler. O insanlar burada çevreci adı altında eylemler yaptılar. Daha sonra bu havalimanıyla ilgili yaptığımız toplantıda 22 tane kurum; Sivil Havacılık Daire Başkanı, Karayolları, Devlet Hava Meydanları, Devlet Su işleri, Denizyolları velhasıl bütün kurumlarla ilgili toplantıda, dedim ki Çevreci arkadaşlar bizim aleyhimize pankart açtılar. ‘Arkadaşlar bu işi parayla yapmamış olsaydınız daha iyi olurdu’ dedim. Bunlar eylemlerini sürdürdüler. Ben de dedim ki arkadaşlara, çevre ile ilgili çalışmalarınızın arkasındayım ama sermayenin tetikçiliğini yapmayın.”
DEĞERLENDİRME
Milas’ta Havalimanı yapma fikrinin meydana geldiği 1960 yılından bu yana gelişmeleri ortaya koyan, Çevreciler havalimanı pistinin dalyandan 3 km. geriye çekilmesini neden istediler, bu konuda yapılan toplantılar ve tartışmaların yer aldığı “Kuşlar Balıklar ve Uçaklar/Milas-Bodrum Havalimanın Yapım Süreci ve İsim Mücadelesinin Öyküsü” isimli kitabım 2005 yılında yayınlandı.
OKTAY EKİNCİ’NİN ÖNSÖZDE YAZDIKLARI
Rahmetli Oktay Ekinci kitabıma yazdığı önsözde şunları ifade ediyordu: “Halâ inanamıyorum ama mücadeleyi nasıl da kazanmışız!.. Nevzat Çağlar Tüfekçi, bu unutulmaz ve gerilim dolu direnişe bütün ayrıntılarıyla ve ders alınacak belgeleriyle yer veriyor… Havalanının lagünler üzerine değil, şimdiki yerine yapılmasını savunduğumuz için yatırımcıların ‘vazgeçme’ tehditlerine kapılıp, Bodrum’u havaalansız bırakacağımız gerekçesiyle yine bizleri ‘vatan haini’ ilan ettiklerini unutmadan… Dahası aynı yıllardaki özel ‘Imsık Havalanı’nın da bizlere bu çabamız için ‘rüşvet verdiğini’ iddia edenleri isim isim yeniden anımsatarak… Evet… Nasıl da kazanmışız! (..) Tüfekçi kolları sıvamış ve eşine az rastlanır bir ‘havaalanı kitabı’ yaratmış. (..) Bu kitapla, yakın geçmişin ilginç bir öyküsü, önemli mesajlarıyla, gelecek kuşaklarca da sürekli anılacak.”
KİTABIN TANIKLIĞI
Belediye Başkanı Fevzi Topuz’un 3 Ocak toplantısındaki konuşmasında, çevreciler para karşılığı belediyemize karşı eylem yaptılar iddiası için kitabımı baştan sona inceledim. Böyle bir şey yoktu. Ayrıca havaalanını yapan kurum Ulaştırma Bakanlığı olduğu halde bu konuda belediyenin muhatap alınmasının da bir mantığı yoktu. Kitabım yerel basın(Önder ve Menteşe gazeteleri) arşivleri taranarak hazırlanmıştır. Havalimanı yapım sürecinde, Çevreciler belediye karşı eylem yaptı şeklinde hiçbir habere de rastlamadım; olsaydı kitaba alırdım.
Oktay Ekinci kitabın önsözünde belirttiği gibi, çevreciler, Mimar ve Mühendis Odaları, Güllük Balıkçılık Kooperatifi; Dalyandaki balık popülasyonunun (niceliğinin); uçakların gürültüsü ve inerken yarattıkları yer sarsıntısından dolayı balıkların üremesinin riske girmemesi için havalimanı pistinin Ekinanbarı köyüne doğru dalyandan 3 km geri çekilmesini savunuyorlardı.
BELEDİYE BAŞKANI FEVZİ TOPUZ’UN SAVUNULARI
Ankara toplantısı
Nitekim o dönemin Belediye başkanı Fevzi Topuz da Çevrecilerle aynı dili konuşuyor ve Havalimanı pistinin dalyandan geriye doğru çekilmesini dile getiriyordu. Yer seçimine Türkiye çapında gösterilen tepki ve dile getirilen sakıncalardan dolayı Çevre Düzeni (ÇED) Planında yapılması düşünülen değişiklikler için Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Teknik Araştırma Genel Müdürlüğü ile Ulaştırma bakanlığı 17 Temmuz 1990 tarihinde saat 14’de Ankara’da bir toplantı düzenledi.
Toplantıda yapımcı şirket yetkilileri, “Havalimanı, dalyandan bir metre bile olsa içeri kaydırılması mümkün değildir,” derken; Güllük Belediye Başkanı İsmail Yiğit’le birlikte toplantıya katılan Belediye Başkanı Fevzi Topuz, “Havalimanı konusunu SHP Milas Belediye Meclis grubu ile görüştük. Ankara’da Milas Belediyesinin görüşü olarak, havalimanının dalyandan içeriye doğru kaydırılmasını savunacağız,” dedi. (Menteşe, 13.7.1990)
Güllük toplantısı
Uzun bir aradan sonra Güllük’te Havalimanı için yapılan toplantıda, Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz yaptığı konuşmada, havaalanı işinin bazı çevrelerce oldubittiye getirildiğini söyleyerek, “Öncelikle ilgili Bakanlıklar ve DPT arasında görüşbirliği sağlanmalı ve 1/25.000 ölçekli Yenihisar(Didim)-Akbük-Güllük çevre düzeni planında değişiklik yapılmalıdır yoksa yapılacak havalimanı kaçak inşaat sayılır,” dedi. Topuz, havaalanı inşaatının ne olursa olsun 2 kilometre Doğuya kaydırılması gerektiğini söyledi. (Menteşe, 26.2.1991)
SONUÇ
Yukarıda yaptığımız alıntılarda olduğu gibi Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz’la Çevreciler aynı dili konuşmakta ve havalimanı pistinin dalyandan içeriye doğru yapılmasını savunmaktadırlar. Geçmişte Çevrecilerle birlikte aynı düşünen Fevzi Topuz’un, yine geçmişte çevreciler para karşılığı belediyemize karşı eylem yaptılar diye konuşması ise gerçeği yansıtmamaktadır. Aynı dili konuştuğunuz Çevreciler, size karşı neden eylem yapsınlar?
Zihinlerde bir zaman ve mekân karmaşası bulunduğunu düşünüyorum.
Bu yazıyla yapmak istediğim; Milas’ın yakın tarihinin gerçeklerinin belgeleriyle hatırlatılması, gerçeklerin çarpıtılmaması, doğa ve toplum yararına hareket eden, çalışan, mücadele eden dürüst insanların zan ve şaibe altında bırakılmamasıdır. Saynur Gelendost, Oktay Ekinci gibi özverili insanların, mezarlarında rahat uyumalarını sağlamaktır.
Fevzi Topuz’un 3 Ocak konuşmasından dolayı, Çevrecilere karşı, bir özür borcu bulunduğunu düşünüyorum! Yakın tarihimizin bir tanığı olarak bunları yazmasam olmazdı, vicdanım bana hesap sorardı… Gazeteciliğin temel özelliği de klavyesini eğip bükmeden, doğruları ve gerçekleri objektif olarak yazmaktır. Selam olsun doğayı, yaşam alanlarımızı koruyanlara, savunanlara!