Bugun...



Bodrum Kent Konseyi | Su Çalışma Grubunun, Ekinambarı Desalinasyon Projesi Hakkındaki Raporu

Bodrum Kent Konseyi Su Çalışma Grubu, Bodrum yarımadasının su ihtiyacını karşılamak için Milas Ekinambarı Köyünün Şuşi Su kaymağına Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulmak istenilen Desalinasyon projesi için rapor hazırladı.

facebook-paylas
Tarih: 23-01-2026 13:48

Bodrum Kent Konseyi | Su Çalışma Grubunun, Ekinambarı Desalinasyon Projesi Hakkındaki Raporu

RAPOR

GİRİŞ

Yakın zamanda, Bodrumun suyu, özellikle Ekinambarı kaynakları ile ilgili olarak basında yer alan olumsuz beyanata cevap vermeyi, Bodrum Kent Konseyi Su Çalışma Gurubu olarak gerekli görmekteyiz. Amacımız, Ekinambarı projesinin, 2009’dan beri yapıldığı gibi, sübjektif nedenlerle, yeterli bilimsel araştırma ve analizler yapılmadan bir kenara itilmemesi ve Bodrumluların bu konuda doğru ve yeterli bilgilere ulaşmasıdır. Zira Ekinambarı projesi, alternatifleri göz önüne alındığında, eldeki verilere göre, süre, maliyet, çevreye uyum ve sürdürülebilirlik açılarından susuz Bodrum için önemli bir fırsattır. Burada, ele alınan teknik ve mali bulguları detayları ile vermek imkânı olmamıştır. Ancak, talep edilmesi halinde, gurubumuzca bu konularda yapılmış olan ilgili çalışma ve araştırmaları isteklilere aktarılabiliriz.

KISA TARİHÇE

Güllük Körfezinin kuzey ve batısında yer altında karstik bir yapı yer alır. Deniz suyunun da karıştığı yörenin yer altı sularının boşalım değerleri itibarı ile en önemlileri Ekinambarı ve Savranköy akiferleridir. Eldeki bilgilere göre Ekinambarı debisi yörenin en büyüğüdür ve DSİ tarafından 5,385 m3/sn olarak belirlenmiştir.  Zemindeki bir çatlak boyunca yer üstüne çıkan Ekinmabarı suları, yörede Suşi adıyla bilinen ve debisi 6-10 litre/sn olan bir kaynağı oluşturur. Burası Milas-Bodrum havaalanının hemen dibinde yer alır, suları tuzlu fakat temizdir, bölgenin rağbet gören bir mesire yeridir. Buradaki, Tekfurambarı deresi de civardaki balık çiftliklerini besler. Bu yörenin hidrojeolojisi 90’ların sonlarından beri DSİ, Tübitak ve İstanbul Üniversitesi tarafından araştırılmaktadır. Hatta halen DSİ Etüd, Planlama ve Tahsisler Dairesi bünyesinde yürütülmekte olan, bölgedeki balık çiftliklerini de kapsayan bir çalışma vardır. Ekinambarı suyu, Bodrum için ilk defa, TMMOB Bodrum temsilciliğinin, Geyik barajından su getirme projesine çok haklı itirazları içeren, 28/10/2009 tarihli basın bildirisi ile gündeme gelmiştir. Daha sonra, nihayet dört sene kadar önce, DSİ tarafından, Muğla’ya ayrılan 2 m3/sn suya ilaveten, Bodrum’a içme suyu amaçlı 1 m3 /sn (31,5 milyon m3/yıl) su tahsisi yapılmıştır.

ÇEVRESEL ETKİ

Ege denizinin tuzluluğu, toplam eriyik madde (TDS) cinsinden 35.000 mg/lt civarındadır. Ekinambarı sularının yüzeye ulaşan kesimlerinde tuzluluk bunun dört ila beşte biri kadardır. Deniz suyunun karışımı ise 13% mertebesindedir. Yöredeki birkaç derin kuyudan alınan numunelerde ise yüzeydekilerin yarısı mertebesinde tuzluluk ölçülmüştür. Yani, eldeki bilgilere göre Ekinambarı derin yer altı sularının tuzluluğu Ege denizinin dokuz ila onda biri mertebesine kadar inebilecektir. Hemen belirtmeliyiz ki; Ege denizinin sularının desalinasyonu ile Ekinambarı sularının desalinasyonu arasında ilk yatırım ve işletme açısından olduğu gibi çevresel etki açısından da çok büyük fark vardır. Zira desalinasyon tesislerinin enerji kullanımı, gerekli membran alanı ve tesis hidrolik kapasitesi, atık miktar ve kalitesi giriş suyundaki tuzluluğa direkt olarak bağlıdır.

Örneğin, deniz suyu arıtma tesislerinin ilk yatırım maliyeti, yer altı suyu ters ozmoz tesislerine göre iki misli, işletme maliyetleri ise 50% veya daha pahalı olabilmektedir. Eldeki bilgiler ışığında, Turgutreis’te yapılacak bir deniz suyu desalinasyon tesisinin atık salamura tuzluluğu, 60.000 mg/lt dolayında, yani Ege denizine nazaran 70%-75% daha fazla olacaktır. Bu durum Turgutreis sahilleri için çok ciddi bir risk teşkil eder. Ancak, Ekinambarı tesisinin atık salamura suları Turgutreis’teki bir tesise nazaran, hem hacim olarak 2,5-2,6 misli daha azdır hem de tuzluluğu 19.000 mg/lt ile Ege denizi tuzluluğunun bile çok altındadır. Bu durumda Ekinambarındaki ters ozmoz tesisinin çevreye olumsuz bir etkisinin olması beklenmez. Yer altı suları, tesise azami verimi sağlayacak şekilde, akiferin boşalım noktalarına yakın yerlerde oluşturulacak derin su alma yapıları ile alınabileceğinden, yüzeysel ekosisteme bir müdahele olmayacaktır. Ancak burada çevre için asıl tehlikenin civardaki, evsel atık, tarım, balıkçılık, madencilik ve denizcilik faaliyetleri olduğunu belirtmeden geçemeyeceğiz. Güllük Körfezi, yörenin sulak alanları ve karstik yer altı yapısı hassas ekosistemlerdir ve titizlikle korunması gerekir. Burada, yer altı sularının içme suyu amaçlı kullanımını sağlayacak bir arıtma tesisi yapılmasının yörenin korunmasına da katkı sağlayacağı görüşündeyiz.

ENERJİ KONULARI

Söz konusu beyanatta desalinasyon birim enerji tüketimi olarak 4-5 kW-sa/m3 verilmektedir. Verilen bu değer günümüz deniz suyu desalinasyonu için bile yüksek kalır. Bu bilginin kaynağını ve kapsamını bilemiyoruz. Örneğin, Körfez ülkelerindeki tesislerde ters ozmoz harici prosesler de kullanılmaktadır. Bu teknikler; ısı enerjisi de kullandığından enerji tüketimi çok yüksektir. Ayrıca, Körfez suları Ege denizine nazaran çok daha tuzludur. Dolayısı ile, Ekinambarı arıtması özelinde bu enerji değerlerinin çok yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Desalinasyon enerji ihtiyacı kullanılan prosese ve özellikle tuzluluğa bağlı olarak çok değişir. Bir desalinasyon tesisinde, o projenin karakterine bağlı, enerji gerektiren birçok işlem vardır. Ancak, salt proses özelindeki enerji ihtiyacını ifade etmek için literatürde spesifik enerji tüketimi (SEC) olarak ifade edilen değer kullanılır. Ters ozmoz tekniği en az enerji gerektiren desalinasyon türlerinden olduğu için çok tercih edilmektedir. Bu prosesde girişte tuzluluk çok düşük ise, mesela 1000 mg/lt gibi, enerji ihtiyacı konvansiyonel bir atık arıtma tesisi mertebesine kadar inebilir. Ekinambarı özelinde ise ters ozmoz spesifik enerji tüketiminin 2-2,5 kW-sa/m3 civarında, yani basında yer alan değerlerin yarısı civarında olması beklenir. Elde henüz bir proje olmamakla beraber, bir fikir vermek için, Ekinambarı’nda, 31,5 hm3/yıl kapasitede bir ters ozmoz tesisinin 25 dönüm arazi gerektireceğini, kurulu gücünün de 15 MW dolayında olacağını söyleyebiliriz. Kaldı ki, yaklaşık 200 dönüm arazi temin edilebilirse projeye bir güneş enerjisi santralının eklenmesi hem ekonomi hem de karbon salınımı açısından olumlu sonuçlar verecektir. Halen, ilgili bakanlık tarafından proje için 157,5 dönüm arazinin kullanımına onay verilmiştir. Yani, yer sorunu önemli ölçüde çözülmüş bulunmaktadır.

İDARİ VE MALİ HUSUSLAR

Geçerli kanun ve yönetmeliklere göre kentlerin su ve kanalizasyon yatırımlarından, su havzalarının korunmasından büyükşehir belediyeleri sorumludur. O kadar ki, büyükşehir belediyelerinin baraj inşa etme yetkisi bile vardır. DSİ ancak, elde uygun proje varsa ve bütçeden gerekli tahsisat ayrılabilmiş ise devreye girebilir (Örneğin, DSİ’nin desalinasyon tecrübesi maalesef yetersizdir). Dolayısı ile, yerel şartlara en uygun su ve kanalizasyon projelerinin en kısa zamanda gerçekleştirilebilmesi büyükşehir belediyelerinin tasarrufundadır. Aksi takdirde Ankara’dan DSİ kaynaklı bir projenin oluşabilmesini beklemekle yıllar geçer, Bodrum için 2014’den beri olduğu gibi. Günümüzde altyapı projeleri yüksek teknolojiyi ve büyük bütçeleri gerektirir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemiz belediyelerinin önündeki başlıca problem gerekli proje finansmanının sağlanmasıdır. Bu konuda ülkemiz belediyelerinin başlıca kaynağı İller Bankası ve Dünya Bankasıdır. Örneğin, Bodrum’un yeni kanalizasyon ve arıtma tesisleri İller Bankası kanalı ile sağlanmış olan 82 Milyon €’luk Dünya Bankası kredisi ile inşa edilmektedir. Yeni bir proje için en önemli maliyet unsurlarından biri finansman giderleridir. Altyapı yatırımları ister yerel ister merkezi idare tarafından gerçekleştiriliyor olsun kamu yatırımlarıdır, yani oluşan bedeller nihayette vatandaşın vergileri ile ödenecektir. Finansman yerel idareler tarafından sağlanmışsa bedelini sadece o hizmeti kullanan yerel halk öder. Yok eğer bir şekilde işin içine devlet sübvansiyonu girmiş ise o zaman o kentin borcunun bir kısmını diğer illerdeki vatandaşlar da üstlenmiş olur. 2004 yılından itibaren yürürlükte olan 5216 sayılı Büyükşehir Belediyeler Kanunu yerel idarelere gerekli yetki ve sorumluluğu tanıyarak bu konuda bir ölçüde adaleti de sağlamış olmaktadır. 

İçme/kullanma suyu fiyat ve maliyetleri konusunda da günümüz gerçeklerinden bahsetmek isteriz. Avrupa’da en düşük içme suyu fiyatları, bazı ülkelerde çok daha yüksek olmakla beraber,  1,3-1,4 US$/m3 dolayındadır. Bodrum için su fiyatları ise,16-30 m3/ ay bandında, konutlar için 1,82 US$/m3, işyerleri için 2,51 US$/m3 olmaktadır. İşyeri fiyatını da verdik çünkü Bodrum’da hatırı sayılır miktarda konut için işyeri tarifesi uygulanmaktadır. Günümüzde, yeni bir su kaynağı temin projesinin birim maliyetinin, finansman masrafları da dahil olmak üzere, 1 US$/m3 altına inmesi çok zordur. Bu mertebede bir maliyet Ekinambarı projesi ile sağlanabilir, ama deniz suyunun arıtılması veya baraj projelerinde bu pek mümkün olamayacaktır. Hem ilk yatırım hem işletme hem de atık salamuranın arıtılmasında yüksek tuzluluğun getirdiği maliyetler dolayısı ile, en pahalı çözümün deniz suyunun arıtılması olduğu bilinmektedir. Baraj projelerinin de daha pahalı olması beklenir, zira Ekinambarı su temin projesi sadece arıtma ve isaleden oluşacak iken, diğer çözümde ilave olarak bir de baraj vardır. Barajlar pahalı yapılardır ve yazları neredeyse tamamen kuruyan derelerde inşa edilecek barajlar, alışılmışın dışında, hiç de ekonomik olmayan boyutlarda olmak durumundadırlar. Göreceli olarak daha stabil bir rejimi olan Sarıçay üzerinde inşa edilen Geyik barajında yaklaşık 1 m3 su almak için 2 m3 göl hacmi gerekirken bu oran, zorlama bir proje olan, Kayaderesi (Bodrum) barajında 6,5 kat olmakta ve ülkenin sayılı yüksek barajlarından biri gerekmektedir. Buna ilaveten, iklim krizi şartları da hafife alınırsa bu projelerin zaman içinde kısmen veya tamamen ölü yatırımlara dönüşmesi kaçınılmazdır. Ayrıca, bilinmektedir ki, Milas yöresindeki madencilik faaliyetleri, tarımda kullanılan kimyasallar ve kentsel atıklar nedeniyle dereler aşırı kirlenmiştir. Bazı durumlarda, Kayaderesi’nde olduğu gibi, bu suların konvansiyonel yöntemler ile arıtılması mümkün olmayacaktır. Ve tabii, bu baraj projelerinin yörenin çok kıymetli ve hassas doğasına vereceği zararların gerçek maliyeti hesaplandığında ödenecek maddi ve manevi bedelin çok büyük olacağı da unutulmamalıdır.

HERŞEYİN BAŞI PLANLAMA

Basında yer alan beyanlarda su tasarrufu, kayıp/kaçak yönetimi, geri kazanma ve su hasadı gibi konular Bodrumun susuzluğunun çaresi olarak gösterilmekte. İklim krizinin iyice kendini hissettirdiği, kişi başı su kaynağı kapasitesinin 1.000 m3’e yaklaştığı şu günlerde bunların önemini yadsımak elbette mümkün değildir. Ancak, Bodrumun esas problemi uzun vadeli ve yeterli bir su kaynağı olmayışıdır ve o sağlanmadan bu önlemlerin Bodrum’un susuzluğuna kendi başlarına çare olabileceklerini ileri sürmek doğru olmaz. Herhangi bir projenin kendini ödeyebilmesi için suyun satılabilmesi esas olduğuna göre kayıp/kaçak yönetimi, esas su kaynağı temini projesinin zaten bir parçasıdır. Su hasadı ve atık suyun geri kazanılması gibi konularda ise, olumlu sonuç alabilmek için yeterli planlamanın ve hatırı sayılır bir yatırımın gerekli olduğunu da unutmamak gerekir. Zaten, bu gibi önlemlerin içme suyu amaçlı kullanılması beklenmez.

Bodrum için su dengesi tabloları yayınlanmadığı gibi, su kullanımı ile ilgili, halka açıklanmış resmi ve güncel bir araştırma raporu da yoktur. Sadece, çeşitli zamanlarda kişi ve kurumların yapmış olduğu, kaynağı belirsiz basın açıklamaları vardır. Bodrum’a su sağlayan mevcut DSİ projesi verilerine göre Geyik ve Mumcular barajları ile Çamköy ve yarımada kuyularından verilebilecek su 22,5 Milyon m3/yıl olmaktadır. MUSKİ faaliyet raporu kayıtlarına göre Bodrum’a Mumcular ve Güvercinlik arıtma tesislerinden 2024 yılında, Geyik, Mumcular ve Çamköy kaynaklı olarak, verilebilen su sadece miktarı 14 milyon m3 olabilmiştir. Öte yandan, Bodrum’un kış nüfusunun 350-400 bine ulaştığı yönünde beyan ve bilgiler vardır. Yaz turizmi ile beraber Bodrum nüfusunun milyona ulaştığı genel bir kanıdır. Bu şartlarda, Bodrum’un güncel su ihtiyacının şimdiden yılda 50 milyon m3’e ulaştığını öngörmek hiç de yanlış olmayacaktır. Ancak, Bodrum kentinin yarımadadaki kuyulardan başka kendisine adanmış bir su kaynağı yoktur, hiçbir zaman da olmamıştır. Geyik barajı kömür santralleri ve bölge tarımı için 1986-88’de inşa edilmiş, yıllar sonra buradan Bodrum’a su tahsisi yapılmıştır. Mumcular barajı ise çevre tarımını da beslemek durumundadır. Bölgenin tatlı yer altı suları tarım yapan yöre halkı için çok önemlidir. Muhafaza edilmesi için çaba gösterilmeli, başta kömür santralları olmak üzere, başka amaçlar uğruna bilinçsizce tüketilmesine izin verilmemelidir. Öte yandan hem resmi raporlarda hem de üniversite araştırmalarında gösterildiği gibi Geyik barajını besleyen Sarıçay suları, civardaki madencilik ve tarımda kullanılan kimyasallar ve kentsel atıklar dolayısı ile çok kirlidir.

Bu durum, ilgili ÇED raporunda DSİ tarafından açıkça belirtildiği üzere, Kayaderesi için de geçerlidir. Ayrıca, Akdeniz bölgesi iklim krizinden en fazla etkilenecek bölgeler arasındadır. Özellikle 2040 yılından itibaren olmak üzere, bölgemizde yağışların azalması, kurak dönemlerin uzaması beklenmektedir. İklim krizi ile beraber kuraklığın artması sadece yağışların azalmasına bağlı değildir. Küresel ısınma ile havadaki su buharı miktarı da azalır. Bu açık, yüzey buharlaşma/terlemesi ile telafi edilmek durumundadır. Böylece, havzaların dinamik su bütçesi, yağışların azalmasına ilaveten atmosferdeki bu ekstra nem talebi ile daha da olumsuz yönde etkilenir. Bu durumda birbirini tetikleyen faktörler, su talebinin hem yüksek olduğu hem de önemli ölçüde barajlar ile karşılandığı yerlerde uzun süreli susuzluklara yol açabilecektir. Bu durumun örnekleri, 2015-20 yıllarında Cape Town’da olduğu gibi yaşanmaya başlanmış olup ileride özellikle Akdeniz bölgesinde sıkça görülmesi beklenmektedir. Yukarıdaki tablo ışığında uzun vadede Geyik ve Mumcular barajlarını ikame edecek yeni su kaynakları ihtiyacı aşikardır.

Bu denli karmaşık ve çok yönlü sorunlar ile ancak konularında bilgi ve tecrübeleri yeterli olduğu bilinen uzmanların oluşturduğu multidisipliner ekipler tarafından gerçekleştirilecek planlama çalışmaları ile başa çıkılabilir. Bodrum’un suyu ile ilgili tüm yatırımların yeterli saha araştırmalarını da içeren bir master plan ve fizibilite çalışması ile yönlendirilmesi elzemdir. Gerekirse, çeşitli senaryolar da içermek kaydı ile gelecek 30-35 yılını planlayacak yeterli bir master plan olmadan Bodrum’un su probleminin kalıcı olarak çözülemeyeceğini vurgulamak isteriz. Ancak, böyle bir planlama faaliyeti, saha araştırma çalışmaları ile beraber, neresinden baksanız iki yıl sürer. Böyle bir süreyi boşa geçirmek olmaz. Oysaki DSİ’nin suyunu tahsis etmiş olduğu, Bodrum’un güncel açığını kapatabilecek 85.000-90.000 m3/gün kapasitede bir ters ozmoz tesisi, Ekinambarı’nda iki-üç yıl içinde inşa edilebilir. Kısa, orta ve uzun vade çözümleri Ekinambarı projesi ile koordineli bir şekilde yürütülecek bu planlama çalışmaları ile belirlenebilir. Dolayısı ile master plan çalışmalarıyla eş zamanlı olarak Ekinambarı’ndaki bu tesisin planlama, hidrolojik, geoteknik, topografik ve jeofizik saha araştırma ve pilot tesis çalışmalarına da acilen el atılmalıdır.

Bodrum’un gelecekteki gelişmesinin bir plana, bir düzene uyması gereği açıktır. Doğada hiçbir gelişme sınırsız olamaz, çünkü sürdürülemez. Bu kentin içme suyu temini projesinde öne çıkması gereken hususların; halkın yararına en uygun ve uzun vadeli çözümleri sağlayabilecek planlama, teknoloji, finansman, ihale yöntemleri ve şeffaflık olduğunu vurgulamak isteriz.

Kamuoyunun bilgilerine.

 

 

 

 




Bu haber 623 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER TOPLUM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI