Bugun...



Datça'da Yerel Yönetimin 1 Yılını Nasıl Değerlendiriyorlar? (2): EMEP Datça İlçe Örgütü

Datça Belediyesi, yaptığı bir paylaşımda, 2025 yılı nisan ayı itibarıyla bir bülten çıkarmaya başladığını ve ilk sayısında “geride bırakılan bir yıllık sürenin bir özeti niteliğinde” bilgilerin yer aldığını duyurdu. (Bknz: https://www.facebook.com/share/p/16GyRjF9j5/?mibextid=qi20mg)

facebook-paylas
Tarih: 16-04-2025 21:23

Datça'da Yerel Yönetimin 1 Yılını Nasıl Değerlendiriyorlar? (2): EMEP Datça İlçe Örgütü

MEHMET ERDAL

Aklın yolu birdir” denir ya, ülkenin başka bir yerinde benzer bir düşünceyi hayata geçirmeye çalışan var mıdır bilemiyorum; ben de sol, sosyalist partilerin Datça ilçe örgütlerinin/temsilcilerinin Datça'daki yerel yönetimin ilk bir yılını nasıl değerlendirdiklerinin Datçalılar tarafından bilinmesinin önemli ve değerli olacağını düşünerek 12.02.2025 günü bu ilçe örgütlerine ve temsilcilere aşağıdaki iletiyi göndermiştim:

“31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimde Datça'da sonucun belirlenmesinde çok önemli bir rolü bulunan sol, sosyalist kesimin yeni yerel yönetimin ilk bir yılını nasıl değerlendirdiğinin Datçalılar tarafından bilinmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum; bu çerçevede, Datça'da ilçe örgütü bulunan ya da temsil edilen sol, sosyalist partilerin (DEM PARTİ, EMEP, SOL PARTİ, TİP, TÖP) yeni yerel yönetimin ilk bir yılı için yapacakları değerlendirmeleri (karne notlarını) sırasıyla yayınlamak istiyorum. Değerlendirmelerinizi (karne notlarını) Mart ayı sonuna doğru sırasıyla yayınlamak üzere 20 Mart tarihine kadar tarafıma iletebilirseniz çok sevineceğim.”

19 Mart 2025 günü itibarıyla ülkemizde, hepimizin tanık olduğu toplumsal olaylar yaşanmaya başlandı. Önceden planlanmış pek çok şey gibi bu düşüncemiz doğrultusunda adım atmamız da ertelendikçe ertelendi. Geldik bugüne.

Bugün, EMEP Datça İlçe Örgütü'nün yaptığı değerlendirmeyi paylaşıyorum:

YEREL YÖNETİMLER, DEMOKRATİK YÖNETİMLER OLMALI!

“Datça’daki sol sosyalist muhalefet partileri olarak yerel yönetimler üzerine bir çalıştay organize ettik.

Onlarca demokratik kitle örgütü, platform, dayanışma ve inisiyatif vb. yazılı olarak yerel yönetimlerden beklentilerini kamuoyuyla paylaştı. Ortaklaşılan ana fikir demokratik, şeffaf ve halkçı bir belediyecilikti. Yerel seçim öncesinde bütün belediye başkanı adaylarıyla çeşitli platformlarda yüz yüze gelerek bu beklentilerimizi ilettik. Sorular sorduk, sözler aldık. O adaylardan birisi de sayın Aytaç Kurt bir yıldır Datça’yı yönetmeye çalışıyor.

Datça belediyesi kıyıların işgali meselesinden, kamu mallarının satışına, SGK borçlarının ve belediye emekçilerinin ücretlerinin ödenmesine kadar bir sürü büyük problem karşısında sınanıyor. Alt yapı sorunlarının altında ezilen bir kent var. Pazar günü genel bakım gerekçesiyle tüm gün elektrikler yoktu. Geçen yıllarda bu konuda çok eziyet çekti Datçalılar. O zaman ki yönetim bu konuda etkisiz kalmıştı ama kentin aldığı göçü bahane ettiler. Bahane diyoruz çünkü eğer sizin bir kentsel gelişim stratejiniz varsa bu öngörünüzün olması gerekirdi. Yağışların kesilmediği hafta boyunca yine sel baskınları oldu. Daha kötüleri olacak Bodrum’dan biliyoruz. Neden? Çünkü bir planınız, stratejiniz yok.

Şu pazar yeri meselesinde yapılan zamlar da kamuoyunda tepki gördü. Belediye meclis toplantısında yıllardır zam yapılmadığını gerekçe göstermişler. Başkan vekili geri adım atarak yeniden değerlendirilebileceğini söylemiş. Bakın bunun da özrü kabahatinden büyüktür. 2018’de de bu sefer çarşı esnafının işgaliyelerle ilgili bir sorunu olmuştu. Esnaflar, Datça belediyesine gitmiş, herkesin kazancına ve işgal ettiği yere göre bu ücretleri vermesinin daha doğru olacağını söylemişlerdi.

Hem kısa vadeli hem de uzun vadeli bir bütçe planınız olacak. Ne kazanıyorsunuz ne kadar harcıyorsunuz, kaynaklarınız neler? Aynı zammı sosyal tesislerde de gördük. Sosyal tesislerden zarar edilmesinin de sebebi budur. Paranız yok ama planınız da yok, varsa da biz bilmiyoruz. Bir başka konuda eski başkan Gürsel Bey’in SGK borçları haricinde yeni döneme cari aktarılmadığını söylemesi, yanlışlayan olmadı.

Belki bu gündemin içerisinde kaynayacak görünen ama bir yönetim anlayışını izah etmesi bakımından önemli bir konuyu aktarayım. Datça temizlik hizmetlerinin iki adet elektrikli bisikleti var. Bunların aküleri bitmiş ama değişemiyor. Çünkü artık bu aküler üretilmiyormuş. Datçalının parasıyla alınan bu aletler Cumhuriyet meydanındaki sergi salonunun arkasında kaderine terk edilmiş durumda. Aynı şekilde trafiğe kapalı, mermer döşeli Balıkçı sokağın temizlenmesi için alınan araçta kaderine terk edilmiş durumda. Halbuki temizlik emekçilerine sorsalar çözüme ulaşacaklar. Bu anlayıştaki bir yönetimden pazar esnafının sorunlarını çözmesini bekleyebilir misiniz?

Türkiye ekonomik olarak sağlam zeminde bir ülke değil. Krizin faturası emekçi halkın, işçilerin üzerine yıkılmış durumda. Anlıyoruz, yerel yönetimler artık merkezi yönetimlerden iktisadi fayda görmüyorlar. Ancak bu yıkımın yarattığı dinamikleri yeni iktisadi olanaklara dönüştürmeyi bir belediyecilik pratiği olarak gören bir yaklaşım hâkim hale gelmiş. Bu kabul edilemez.

Merkezi yönetimin Datça’nın doğası üzerinde hesapları var. Kargı meselesi var, şu Datçalının içinden çıkamadığı liman meselesi var. Bir de yerelde nasıl olsa kimse bir şey yapmıyor diye bu durumlardan faydalananlar var, Taşlık plajındaki işgal meselesi gibi. Sessiz sedasız kapitalist manada gelişen bir Karaköy var mesela. Yerel yönetim bunlara kulağını tıkıyor. Mendelli’deki gelişmelere karşı kafasını başka yöne çeviriyor. Emeğin ve doğanın ucuzlatılmasına yüzü dönük bir belediyecilik anlayışı bu.

Maalesef bu yönetimlere her sene karne verip sınıfta bırakamıyoruz. Seçim öncesinde başkan namzetlerine başarısız olursanız seçimleri beklemeden Datça halkının yeniden bir seçime gitmesi hakkındaki görüşlerini sorduğumuzda çok demokratik gelmişti kendilerine. Yanlış hatırlamıyorsam Datça Demokrasi Platformu’nun bir toplantısında bir CHP temsilcisi geniş katılımlı bir forumla düzenlenecek bir protokole her adayın kamuoyu önünde imza atacağını söylemişti. Aynı şekilde Kent Konseyi’nin her ne kadar yönetmeliğinde sınırları belli olsa da kentin işleyişinde mutlaka katılımının olması gerektiği ifade edilmişti.

Yerel yönetimler eşitlikçi, haktan, hukuktan yana, demokratik yönetimler olmalı. Demokratik olmayan işleyişlerin acısını Datçalılar çekiyor. Yerel yönetim şeffaf bir şekilde sorunlarını ve çözümlerini emekçi halk ile paylaşmalı, abartmadan, kentin yaşadığı sorunları kamuoyuna sunması gerekir. Sorunları, halkın arasına inip çözümün nasıl olacağına dair sunumlar yaparak onları ikna etmeye çalışarak aşar.

Beklentimiz demokratik, şeffaf ve halkçı bir belediyeciliktir. Halkımız mevcut siyasi seçeneklerden başka seçeneklerinin olduğuna ikna olana kadar bunları anlatmaya mecburuz. Datça halkı kuracağı meclislerle, ortaklaştığı ilkelerle kendisinin bizzat yöneteceği bir Datça olabileceğine inanmalı.”

(Devam edecek)

 




Bu haber 1282 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YEREL YÖNETİM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI